devam

listen to the pronunciation of devam
Türkçe - İngilizce
continuation

Every day has a continuation. - Her günün bir devamı vardır.

Is early medieval glass production a continuation of Roman glass technology? - Erken Ortaçağ cam üretimi Roma cam teknolojisinin bir devamı mıdır?

attendance

Regular attendance is required in that class. - O sınıfta düzenli devam gereklidir.

duration
continuation, continuance, continuity, duration; attendance; Go on! Keep on! Keep going!
prosecution
assiduous
(Bilgisayar) more

There's more going on here than meets the eye. - Burada devam eden göründüğünden daha fazlası var.

Tom kept getting more and more confused. - Tom'un gittikçe daha çok kafası karışmaya devam etti.

(Bilgisayar) resume

When the excitement died down, the discussion resumed. - Heyecan azalınca,tartışma devam etti.

Tom resumed speaking. - Tom konuşmaya devam etti.

elongate
go on! keep on!
follow-through
dom
standing

The boy kept standing for a while. - Çocuk bir süre durmaya devam etti.

It was all I could do to keep standing. - Yapabildiğim bütün şey ayakta durmaya devam etmekti.

maintenance
(Bilgisayar) continue

Mathematics is the part of science you could continue to do if you woke up tomorrow and discovered the universe was gone. - Matematik, yarın kalkarsan ve evrenin gittiğini keşfedersen yapmaya devam edebileceğin, bilimin bir parçasıdır.

Prices will continue to rise. - Fiyatlar yükselmeye devam ediyor.

permanency
attendance, attending. D
endurance

A man may die, nations may rise and fall, but an idea lives on. Ideas have endurance without death. - Bir insan ölebilir, uluslar yükselip düşebilir, ancak bir düşünce yaşamaya devam eder. Düşünceler ölümsüz sürekliliğe sahiptir.

continued existance
Go on!

My father would not permit me to go on to college. - Babam üniversiteye devam etmeme izin vermezdi.

Please go on with your story. - Lütfen hikayene devam et.

steadiness
sequel
pursuance
1.continuation
follow through
progression
perpetuation
permanence
go
continuance
elongation
run

Tom just kept running. - Tom koşmaya devam etti.

He run on for half an hour. - Yarım saat koşmaya devam etti.

continue on
persists
carried

She carried on talking in spite of the loud noise. - Yüksek gürültüye rağmen konuşmaya devam etti.

In spite of the tyrant’s persecution, the hero valiantly carried on the struggle. - Zalim hükümdarın zulmüne rağmen, kahraman cesurca mücadeleye devam etti.

underway

Search operations are still underway. - Arama operasyonları hala devam ediyor.

permanent
stending
perpetuity
durability
devam ettirmek
continue
devam etmek
go on

If you want to go on with the conversation, you'd better speak a bit lower. - Konuşma ile devam etmek istiyorsan biraz daha düşük konuşsan iyi olur.

I want to explore the world and go on an adventure. - Dünyayı keşfetmek ve bir maceraya devam etmek istiyorum.

devam etmemek
discontinue
devam etmek
proceed

The scientist insisted on proceeding with the research. - Bilimci araştırmaya devam etmekte ısrar etti.

How would you like to proceed? - Nasıl devam etmek istersin?

devam ettirmek
maintain
devam ettirmek
sustain
devam etmek
hold
devam etmek
continue

I've decided to continue studying. - Ben eğitime devam etmek için karar verdim.

He had to continue his trip in secret. - Gezisine gizlice devam etmek zorunda kaldı.

devam etmek
last
devam etmek
abide
devam ettirmek
keep up
devam etmek
keep on

I have to keep on working. - Ben çalışmaya devam etmek zorundayım.

We have to keep on running. - Koşmaya devam etmek zorundayım.

devam etmek
endure
devam et
go on

My father would not permit me to go on to college. - Babam üniversiteye devam etmeme izin vermezdi.

You have to go on without me. - Bensiz devam etmelisin.

devam etmek
keep up

It's hard to keep up with Tom. - Tom'la devam etmek zor.

devam etmek
attend
devam ettirmek
retain
devam etmek
take up
devam eden
continuous
devam eden
(Hukuk) ongoing

It's an ongoing process. - Bu devam eden bir süreç.

United States shale gas production is one of the worst ongoing ecological disasters. - Amerika Birleşik Devletleri'nin kaya gazı üretimi, devam eden en kötü ekolojik felaketlerden biridir.

devam eden
run on
devam ediyor
(Bilgisayar) continuing

The investigation is continuing. - Soruşturma devam ediyor.

Lake Chad is continuing to shrink. - Çad gölü küçülmeye devam ediyor.

devam et
go ahead!

If you've got something to say, go ahead and say it. - Söyleyecek bir şeyin varsa devam et ve söyle.

You should go ahead and do it, just like you said you would. - Devam etmelisin ve onu yapmalısın, tam yapacağını söylediğin gibi.

devam etmek
carry on with
devam ettirmek
prolong
devam eden
on-going
devam eden
continually
devam eden projeler
(Askeri) on-going projects
devam eden süreçte
during the
devam eden validasyon
(Tıp) ongoing validation
devam eder
(Bilgisayar) continued
devam ederek
attending
devam ederek
continuing
devam ederek
ongoing
devam edilemiyor
(Bilgisayar) cannot continue
devam ediliyor
(Bilgisayar) continuing
devam edin
(Havacılık) go ahead
devam ediyor
(Bilgisayar) continued

The footprints continued down to the river. - Ayak izleri nehire kadar devam ediyordu.

devam ediyor
(Bilgisayar) resuming
devam et
(Bilgisayar) continue

Not only has eating with your fingers continued throughout the centuries, but some scholars believe that it may become popular again. - Parmaklarınızla yemek yemek sadece yüzyıllar boyu devam etmekle kalmadı, aynı zamanda bazı alimler onun tekrar popüler olabileceğine inanıyorlar.

I've decided to continue studying. - Ben eğitime devam etmek için karar verdim.

devam et
(Bilgisayar) continue anyway
devam et
right on

Tom just kept right on talking. - Tom hemen konuşmaya devam etti.

devam et
(Bilgisayar) resume

He resumed his work after a short break. - Kısa bir moladan sonra işine kaldığı yerden devam etti.

They resumed walking. - Onlar yürümeye devam ettiler.

devam etme
persisting
devam etme
attending

Poverty prevented him from attending school. - Yoksulluk onun okula devam etmesini engelledi.

I really liked attending to that school. Every day, Gustavo would bring the guitar for us to play and sing during the break. - Gerçekten o okula devam etmeyi sevdim. Gustavo bize mola sırasında oynamak ve şarkı söylemek için her gün gitar getirirdi.

devam etmek
soldier on
devam etmek
be in progress
devam etmek
get on with

Tom wanted to get on with his life. - Tom hayatına devam etmek istiyordu.

I want to get on with my life. - Hayatıma devam etmek istiyorum.

devam etmek
press on
devam etmek
hold on
devam etmek
attend regularly
devam etmek
persevere
devam etmek
(Bilgisayar) resume
devam etmek
stand

It was all I could do to keep standing. - Yapabildiğim bütün şey ayakta durmaya devam etmekti.

devam etmek
go off
devam etmek
go ahead with something
devam etmek
(Havacılık) continue to

I want to continue to help women. - Kadınlara yardım etmeye devam etmek istiyorum.

Fadil wanted to continue to love Dania. - Fadıl, Dania'yı sevmeye devam etmek istiyordu.

devam etmek
keep it up
devam etmek
hold out
devam etmek
exposed
devam etmek
duro
devam etmek
dure
devam etmek kalmak
persist
devam etmekte
in course of
devam etmeme
(Ticaret) discontinuation
devam etmeyen
discontinuous
devam etmiş
endured
devam ettiren
continuing
devam ettirme
prolongation
devam ettirmek
keep going
devam maması
(Gıda) follow-on formula
devam sihirbazı
(Bilgisayar) resume wizard
devam süresi
duration
devam ettirilen
(Muzik) sustained
devam etmek
Continue, keep on, go on, keep going, carry on
devam etmek
Attend (regularly)
devam etmek
Last, endure
devam etmek
Persevere, persist
devam edecek
to be continued
devam eden
continued
devam eden
continuing
devam eden aktiviteler
on-going activities
devam eden bir toplantı var
there is a meeting in progress
devam eden devlet
(Hukuk) continuing state
devam eden hesap
(Ticaret) continuing account
devam eden işler
(Ticaret) on-going-jobs
devam eden madde
run on
devam eden müzakereler
(Hukuk) negotiations underway
devam eden reformlar
(Hukuk) (süregelen) ongoing reforms
devam eden sözcük
run on
devam eden yağlama
lubrication in progress
devam ederlik
ongoingness
devam edip giden
under way on
devam et
keep going

Stay cool and keep going. - Sakin ol ve gitmeye devam et.

Keep going straight through the village. - Köyün içinden doğru gitmeye devam et.

devam et
keep it up

You are doing very well. Keep it up. - Çok iyi yapıyorsun. Devam et.

devam etme
continuation
devam etme
progress

The work is now in progress. - İş şimdi devam etmektedir.

devam etme
continuance
devam etmek
progress

The work is now in progress. - İş şimdi devam etmektedir.

devam etmek
pass on
devam etmek
go along
devam etmek
persist
devam etmek
1. to last, go on. 2. to continue, keep on; to carry on (with). 3. to attend
devam etmek
hang over
devam etmek
carry forward
devam etmek
prosecute
devam etmek
go ahead!
devam etmek
(Hukuk) persist, proceed
devam etmek
draw
devam etmek
carry over
devam etmek
go ahead with smth
devam etmek
get along
devam etmek
a) to continue, to keep on, to go on, to keep going, to carry on b) to last, to endure c) to persevere, to persist d) to attend (regularly)
devam etmek
pursue
devam etmek
keep going

We've just got to keep going. - Biz sadece gitmeye devam etmek zorundayız.

I've got to keep going. - Gitmeye devam etmek zorundayım.

devam etmek
follow on
devam etmek
keep at
devam etmekte
in progress

The work is now in progress. - İş şimdi devam etmektedir.

devam etmekte olan
on
devam etmemek
stop
devam etmemek
cut
devam etmemek
(Hukuk) cease
devam etmeyiş
impermanence
devam etmeyiş
impermanency
devam ettirmek
extend
devam ettirmek
wage
devam ettirmek
to continue, to maintain, to keep up, to sustain, to perpetuate
devam ettirmek
keep smth. going
devam ettirmek
carry on
devam ettirmek
keep

It's difficult to keep traditions in different contexts. - Gelenekleri farklı bağlamlarda devam ettirmek zordur.

I'll do whatever it takes to keep my children in school. - Çocuklarımı okula devam ettirmek için ne gerekiyorsa yapacağım.

devam ettirmek
uphold
devam işareti
go ahead!
devam kampanyası
following on advertisement
devam kampanyası
follow up advertising
devam klozu
(Ticaret) duration clause
devam kontrolü
attendance check
devam mecburiyeti
compulsory attendance
devam süresi
run
epeydir devam eden
long-standing
kaldığı yerden devam etmek
resume
devam et
{f} go ahead

By all means. Go ahead. - Kesinlikle. Devam et.

If you've got something to say, go ahead and say it. - Söyleyecek bir şeyin varsa devam et ve söyle.

devam etmek
get back to work
devam et
{f} continuing

Tom said investigations were continuing. - Tom soruşturmaların devam ettiğini söyledi.

I see no point in continuing this conversation. - Bu konuşmaya devam etmenin amacı olmadığını anlıyorum.

devam et
{f} continued

Not only has eating with your fingers continued throughout the centuries, but some scholars believe that it may become popular again. - Parmaklarınızla yemek yemek sadece yüzyıllar boyu devam etmekle kalmadı, aynı zamanda bazı alimler onun tekrar popüler olabileceğine inanıyorlar.

Corporate bankruptcies continued at a high level last month. - Şirket iflasları geçen ay yüksek bir düzeyde devam etti.

devam et
kept going
devam et
kept on

He deliberately kept on provoking a confrontation. - O, kasıtlı olarak bir çatışmayı provoke etmeye devam etti.

I told the children to be quiet, but they just kept on being noisy. - Çocuklara sessiz olmalarını söyledim, fakat onlar gürültülü olmaya devam ettiler.

devam et
soldier on
devam et
keep on

We've got to keep on struggling. - Mücadelemizi sürdürmeye devam etmek zorundayız.

Keep on working while I'm away. - Ben uzaktayken çalışmaya devam et.

devam et
{f} ongoing
devam et
{f} attending

I really liked attending to that school. Every day, Gustavo would bring the guitar for us to play and sing during the break. - Gerçekten o okula devam etmeyi sevdim. Gustavo bize mola sırasında oynamak ve şarkı söylemek için her gün gitar getirirdi.

Poverty prevented him from attending school. - Yoksulluk onun okula devam etmesini engelledi.

devam etme
attendance
devam etmek
keep the ball rolling
devam etmek
run on
devam etmek
carry on

We have no choice but to carry on. - Devam etmekten başka seçeneğimiz yok.

devam etmek
push along
devam ettirmek
preserve
devam ettirmek
perpetuate
araştırmalar devam etmektedir
searches are ongoing
devam eden
contınued
devam eden
cont'd
devam ediyor
is going on
devam et
get on with it
devam etmek
get on with sth
devam etmek
to continued
devam etmek
to cont
devam etmek
to resume
ara vermeden devam etmek
follow on
arabayı parkedip yola trenle devam etme
park and ride system
bizi izlemeye devam edin
stay tuned

Stay tuned. We'll be right back. - Bizi izlemeye devam edin. Hemen döneceğiz.

Stay tuned. Dan is coming back after the break. - Bizi izlemeye devam edin. Aradan sonra Dan geri geliyor.

bizi izlemeye devam edin
stick around
bizi izlemeye devam edin
stay with us
bizi izlemeye devam edin
just keep watching us
borsa sonrası sokakta devam eden işlemler
curb market
daha sonra devam et
(Bilgisayar) continue later
devam eden
outright
devam eden
continueing
devam eden
stending
devam eden
lasting
devam eden
runon
devam et
soldieron