kullanmak

listen to the pronunciation of kullanmak
Türkçe - İngilizce
use

The knife was so dull that I couldn't cut the meat with it and I had to use my pocketknife. - Bıçak o kadar kördü ki onunla eti kesemedim ve benim çakımı kullanmak zorunda kaldım.

Are you sure you don't want to use the toilet before you go? - Gitmeden önce tuvaleti kullanmak istemediğinden emin misin?

harness

Harnessing the power of the tides could be very helpful to coastal communities. - Gelgitin gücünü kullanmak kıyı topluluklarına çok yardımcı olabilir.

employ
dispose
wield
draw on
exert
base
manipulate
take

Great care has been taken to use only the finest ingredients. - Sadece en iyi malzemeleri kullanmak için büyük özen gösterilmiştir.

We have to take that chance. - Biz o fırsatı kullanmak zorundayız.

put upon
get round
utilise
adopt
got round
economize
put to use
tap
exercise

I wish to exercise my right to remain silent. - Sessiz kalma hakkımı kullanmak istiyorum.

smoke

It is forbidden to smoke. - Sigara kullanmak yasaktır.

head

Using the horn at night should be avoided. At night, flash the headlights instead. - Geceleri korna kullanmaktan kaçınılmalı. Gece onun yerine farları yak.

dispose of
to use, to drow on/upon sth, to employ, to utilize; (taşıt) to drive; (gözlük, vb.) to wear; (şeker, vb.) to take; (sigara, vb) to smoke
drive

It is a colossally bad idea to drive without a driver's license. - Ehliyetsiz araba kullanmak, çok kötü bir fikirdir.

I was too drunk to drive. - Araba kullanmak için çok sarhoştum.

to drive (a car)
turn to account
ply
operate

Of course, a license is needed to operate a crane. - Elbette, vinç kullanmak için bir lisans gerekli.

Tom doesn't have enough experience to operate a train. - Tom bir treni kullanmak için yeterli deneyime sahip değildir.

call forth
handle

Compared with the old model, this is far easier to handle. - Eski modelle karşılaştırıldığında bunu kullanmak çok daha kolaydır.

(Hukuk) to use, to enjoy, to resort to
run
make use of
take advantage of
exploit
utilize
engage
apply
to use, take, or consume regularly
pilot
put account
(kamçı) lay on
ride

It is dangerous to ride a motorbike without a helmet. - Kasksız motosiklet kullanmak tehlikelidir.

roll
touch
fasten upon
enjoy
fasten on
kullanma
use

At the age of six he had learned to use the typewriter and told the teacher that he did not need to learn to write by hand. - Altı yaşında o, daktiloyu kullanmayı öğrendi ve öğretmenine el ile yazmayı öğrenmesine gerek kalmadığını söyledi.

Ladies and gentlemen, please notify the people to stop contributing to global warming and use nature-friendly equipment. - Bayanlar ve baylar, lütfen insanları küresel ısınmaya katkıda bulunmayı bırakmaları ve doğa dostu ekipmanlar kullanmaları için uyarın.

oy kullanmak
vote

Tom said Mary was too young to vote. - Tom, Mary'nin oy kullanmak için çok genç olduğunu söyledi.

Don't you want to vote? - Oy kullanmak istemiyor musun?

kullanmak (uçak)
pilot
kuvvet kullanmak
to use forcible means
araba kullanmak
drive

I was too drunk to drive. - Araba kullanmak için çok sarhoştum.

I don't like to drive. - Araba kullanmaktan hoşlanmıyorum.

kullan
{f} using

He broke the machine by using it incorrectly. - O, yanlış kullanarak makineyi bozdu.

You should try to form the habit of using your dictionaries. - Sözlüklerini kullanma alışkanlığı oluşturmaya gayret etmelisin.

kullanma
{i} handling

She is used to handling this machine. - O, bu makineyi kullanmaya alışıktır.

He made good progress in handling this machine. - O, bu makineyi kullanmada iyi ilerleme kaydetti.

kullanma
{i} wear

I told her to wear sunblock. - Ona güneş kremi kullanmasını söyledim.

I told you to wear sunblock. - Sana güneş kremi kullanmanı söyledim.

kullan
{f} used

Uranium is used in the production of nuclear power. - Uranyum, nükleer gücün üretiminde kullanılmaktadır.

You used a condom for birth control, right? - Doğum kontrolü için bir prezervatif kullandın, değil mi?

kötüye kullanmak
betray
lastikli sözcükler kullanmak
equivocate
oy kullanmak
(Hukuk) to vote

Are you old enough to vote? - Oy kullanmak için yeterince yaşlı mısın?

Tom said Mary was too young to vote. - Tom, Mary'nin oy kullanmak için çok genç olduğunu söyledi.

yeniden kullanmak
reclaim
yerine kullanmak
substitute
alet kullanmak
tool
direksiyon kullanmak
steer
hepsini kullanmak
ladle out
kullanma
(Bilgisayar) used

I haven't used this very much. - Bunu çok kullanmadım.

I haven't used French in a long time and I've forgotten a lot of words. - Uzun süredir Fransızcayı kullanmadım ve birçok kelime unuttum.

kullanma
(Bilgisayar) reference
kullanma
(Latin) usus
kullanma
(Askeri) drive

It took me some time to learn how to drive a car. - Araba kullanmayı öğrenmek biraz vaktimi aldı.

Men don't drive as well as women. - Erkekler, kadınlar kadar iyi araba kullanmaz.

kullanma
application

Application developers decided to use a functional programming language. - Uygulama geliştiricileri bir fonksiyonel programlama dili kullanmaya karar verdi.

kullanma
employment
kullanma
(Bilgisayar) don't use

Don't use the desk by that window. - O pencerenin yanındaki masayı kullanmayın.

Don't use discover when you mean invent. - İcat etmek demek istediğinde keşfetmeyi kullanma.

kullanma
(Bilgisayar) unuse

We have two unused rooms in our house. - Evimizde kullanmadığımız iki oda var.

kullanma
exercising
kullanma
occupancy
kullanma
manipulation
kullanma
(Ticaret) appropriation
kullanma
utilisation
kullanma
access
kullanma
wielding
latince sözcükler kullanmak
latinise
oyunu kullanmak
poll
tarak makinesi kullanmak
dredge
kullan
{f} exploiting

Some people try to gain advantage by exploiting their personal contacts. - Bazı insanlar kendi kişisel bağlantılarını kullanarak avantaj kazanmaya çalışır

kullan
{f} ply
kullan
utilize

I want you to utilize that object. - O nesneyi kullanmanı istiyorum.

Atomic energy can be utilized for peaceful purposes. - Atom enerjisi barışçıl amaçlarla kullanılabilir.

kullan
used to

That's the computer he used to write the article. - O, onun makaleyi yazmak için kullandığı bilgisayardır.

My Japanese teacher used to use a song to help us remember verb conjugations. No one really sang along. - Benim Japon öğretmenim fiil çekimlerini hatırlamamıza yardımcı olan bir şarkı kullanırdı. Hiç kimse gerçekten birlikte söylemezdi.

kullan
make use of

Let's make use of our time wisely. - Zamanımızı akıllıca kullanalım.

You should make use of this chance. - Bu şansı kullanmalısınız.

kullan
{f} use

You used a condom for birth control, right? - Doğum kontrolü için bir prezervatif kullandın, değil mi?

Na'vi language is used in Avatar. - Na'vi dili Avatar'da kullanılır.

kullan
{f} exploit

Some people try to gain advantage by exploiting their personal contacts. - Bazı insanlar kendi kişisel bağlantılarını kullanarak avantaj kazanmaya çalışır

The police found two crushed mobile phones in a trash can near the site of the killings and are attempting to exploit the data contained in them. - Polis cinayetlerin bulunduğu yere yakın bir çöp kutusunda ezilmiş iki cep telefonu buldu ve onların içerdikleri veriyi kullanmaya çalışıyor.

kullan
wield

Do you know how to wield an épée? - Epeyi nasıl kullanacağını biliyor musun?

Sami was wielding a knife. - Sami bir bıçak kullanıyordu.

kullan
get round
kullan
got round
kullanma
exploitation
kullanma
utilization
kullanma
{i} exploiting
kullan
(Bilgisayar) play

Do you usually use a pick when you play the guitar? - Gitar çaldığında bir mızrap kullanıyor musun?

Notice how the player uses his elbows. - Oyuncunun dirseğini nasıl kullandığına dikkat edin.

aklını kullanmak
To use your mind
araba kullanmak
to drive a car
bilgisayar kullanmak
Use computer
bir şeyi yapmak için gereken zamanı kullanmak
take the time
birlikte kullanmak
to use with
idareli kullanmak
eke out
ilaç kullanmak
drug use
inisiyatif kullanmak
Use one's(your) initiative, do on one's(your) own initiative
toprağı ekip biçmek için kullanmak
To cultivate the land use
tutumlu kullanmak
use sparingly
yanlış kullanmak
misuse
adam kullanmak
to know how to make sb work efficiently
adam kullanmak
1. to know how to use someone for one's own benefit. 2. to know how to get someone to work, know how to get work out of someone, know how to work someone
alet kullanmak
tool up
aleyhinde oy kullanmak
to vote against
aleyhinde oy kullanmak
vote against
alkol veya uyuşturucu etkisi altında araba kullanmak
(Hukuk) careless driving when under the influence of drink or drugs
alkollü araba kullanmak
to drink and drive
araba kullanmak
drive a car
araba kullanmak
tool
artıkları kullanmak
scrape the barrel
ateşli silah kullanmak
(Hukuk) use of firearms
avantaj kullanmak
use one's advantage
avda kullanmak
hunt
aynı ağzı kullanmak
to say essentially the same thing
aşırı dozda kullanmak
overdose
bebek arabası kullanmak
push a pushchair
bebek arabası kullanmak
push along a pushchair
becerisini kullanmak
apply one's skills
bilgisayar kullanmak
compute

However, what's interesting is that whilst there are people whose computer use has become a problem, there are also people who have recovered from illness because of using computers. - Ancak, bazı insanlar bilgisayar kullanmaktan hasta olurken, bazı insanların bilgisayar kullanarak iyileşmeleri ilginçtir.

In order to use a computer, you must learn to type. - Bilgisayar kullanmak için yazmayı öğrenmelisin.

bütçe kullanmak
use budget
bütün gücünü kullanmak
go all out
cebir kullanmak
to use force
daktilo kullanmak
to type
direksiyon kullanmak
to steer
dirgen kullanmak
pitchfork
dümen kullanmak
steer
dümen kullanmak
coxswain
dümen kullanmak
conn
dümen kullanmak
slang to be on one's guard, proceed carefully
dümen kullanmak
con
dümen kullanmak
cox
en iyi şekilde kullanmak
optimize
enfiye çekmek/kullanmak
to take snuff
evet oyu kullanmak
vote in favor
fazla kullanmak
overdo
fazla kullanmak
over exert
filika demiri kullanmak
grapple
fıstıkını kullanmak
slang to use one's brains
gemi kullanmak
to navigate
görevi kötüye kullanmak
job
gözlük kullanmak
wear glasses
güvenini kötüye kullanmak
betray smb.'s trust
hayal gücünü kullanmak
use one's imagination
hor kullanmak
misuse
hor kullanmak
mistreat
hor kullanmak
ill-treat
hor kullanmak
batter
hor kullanmak
to misuse, to mishandle
hor kullanmak
mishandle
hor kullanmak
ill-use
hurda olarak kullanmak
scrap
idareli kullanmak
economize
idareli kullanmak
to skimp, to scamp, to economize, to eke sth out
idareli kullanmak
spare
idareli kullanmak
be sparing of
idareli kullanmak
go slow
idareli kullanmak
harvest
ilk defa kullanmak
christen
inisiyatifini kullanmak
to take the initiative
internet kullanmak
use the internet
iyi araba kullanmak
be a good whip
iyi niyetini kötüye kullanmak
pull at smb.'s heartstrings
izin kullanmak
take one's vacation
izinini kullanmak
to take one's vacation; to use one's leave
iznini kullanmak
to take one's vacation
içki içmek/kullanmak
to drink (habitually)
kafasını kullanmak
to use one's life
kafasını kullanmak
to use one's head
kano kullanmak
(kısa kürekle) paddle
kano kullanmak
canoe
kozu iyi kullanmak
play one's card well
kullanma
using

I used to use Twitter, but then found it a bit boring, so I stopped using it. - Twitter'ı kullanırdım, fakat sonra onu sıkıcı biraz buldum, bu yüzden onu kullanmayı durdurdum.

I urged Keiko to stop using people for her own convenience. - Kendi yararı için insanları kullanmayı bırakması için Keiko'ya baskı yaptım.

kullanma
tenure
kullanma
exercise

I wish to exercise my right to remain silent. - Sessiz kalma hakkımı kullanmak istiyorum.

Everyone should exercise their right to vote. - Herkesin oy hakkını kullanması gerekir.

kullanma
usage
kullanma
operating
kullanma
operation
kullanma
use, application; handling; manipulation
kullanma
imposition
kullanma
driving

Tom has been driving without a license since he was thirteen. - Tom, on üç yaşından beri ehliyetsiz araba kullanmakta.

Tom was sentenced to five days in jail and a year on probation for drunken driving. - Tom alkollü araba kullanmaktan beş gün hapis ve bir yıl göz hapsine mahkûm edildi.

kötü amaçla kullanmak
prostitute
kötü araba kullanmak
be a poor whip
kötü kullanmak
ill-use
kötüye kullanmak
misappropriate
kötüye kullanmak
exploit
kötüye kullanmak
misuse
kötüye kullanmak
presume on
kötüye kullanmak
to misuse (one's authority); to abuse, take unfair advantage of
kötüye kullanmak
defile
kötüye kullanmak
impose
kötüye kullanmak
encroach
kötüye kullanmak
misemploy
kötüye kullanmak
presume upon
kötüye kullanmak
to misuse, to abuse, to trespass on sth
kötüye kullanmak
abuse
kötüye kullanmak
make a draft on
kıyas yöntemini kullanmak
(mantık) syllogize
latince sözcükler kullanmak
Latinize
lens kullanmak
wear contact lenses
maşa gibi kullanmak
to use sb as a tool
maşa gibi kullanmak
to use (someone) as a cat's-paw
meslek argosu kullanmak
jargonize
metrik sistem kullanmak
go metric
nüfuzunu kullanmak
pull the wires
ortak kullanmak
share
ortaklaşa kullanmak
double up
otomobil kullanmak
drive a car
otomobil kullanmak
to drive a car
otoritesini kullanmak
assert oneself
oy kullanmak
cast one's vote
oy vermek/unu kullanmak
to vote, cast one's vote
paravan olarak kullanmak
to use as a screen
İngilizce - İngilizce

kullanmak teriminin İngilizce İngilizce sözlükte anlamı

inisiyatif kullanmak
Use initiative
Türkçe - Türkçe
Bir kimseyi bir hizmette bulundurmak, çalıştırmak: "Siz analarımızı nasıl esir gibi kullandınızsa, biz de sizi öyle kullanacağız."- H. E. Adıvar. İşletmek, değerlendirmek
Bir şeyden belli bir amaçla yararlanmak: "Parmaklarının arasındaki mendili eskiyinceye kadar kullandığın hiç oldu mu?"- H. C. Yalçın
Harcamak, sarf etmek
Bir kimseyi bir hizmette bulundurmak, çalıştırmak
Birinden veya bir şeyden amacına ulaşmak için yararlanmak, onu amacına alet etmek, sömürmek, istismar etmek: "Hâlbuki onlar, işte bu saflığı istismar ediyorlar
İşletmek, değerlendirmek
Amacına ulaşmak için yararlanmak, onu amacına alet etmek, sömürmek, istismar etmek
Araç veya aleti işletmek, yönetmek: "Nitekim çocuklarımın bile kullandıkları hesap makineleri, bunların küçük modelleridir."- B. Felek
Giymek, takmak
Yazmak, söylemek
Bütün düşünceleri seni kullanmak, o kadar!"- A. İlhan
Harcamak, sarf etmek: "Sattıkları küpenin parasını çok idareli kullanıyorlardı."- P. Safa
Kelimeyi yazmak, söylemek: "Lakırtılarında çok kere çifter çifter kelimeler kullanırdı ki bunlar bazen manayı değiştirir."- A. Ş. Hisar
Bir şeye alışmış olmak, içmek
Araç veya aleti işletmek, yönetmek
Bir şeyden belli bir amaçla yararlanmak
sarf etmek
(Osmanlı Dönemi) İSTİŞ'AR
(Osmanlı Dönemi) İ'MAL
(Osmanlı Dönemi) SAFK
istimal etmek
tutmak
(Osmanlı Dönemi) istimâl
Kullanma
(Osmanlı Dönemi) TEDAVÜL
Kullanma
(Hukuk) USUS
Kullanma
istimal
kullanma
Kullanmak işi, istimal
İngilizce - Türkçe

kullanmak teriminin İngilizce Türkçe sözlükte anlamı

use kullanmak; kullanmak, suistimal etmek; kullanip bitirmek, tüketmek
kullanım tablosu
kullanmak