geri

listen to the pronunciation of geri
Türkisch - Englisch
back

He left Japan never to come back. - O asla geri dönmemek üzere Japonya'dan ayrıldı.

Ask her when she comes back. - O geri döndüğünde ona sor.

rear

Tom always looks in the rearview mirror before he backs up. - Tom her zaman geri gitmeden önce dikiz aynasına bakar.

background
reclaim
(Bilgisayar) backspace
remainder
(Bilgisayar) bksp
imbecile
(Bilgisayar) prev
aft
stupid
(Bilgisayar) previous
(Bilgisayar) back space
lag
undeveloped
provincial
(Bilgisayar) back to
arrears
with-
back, rear, reverse; rest, remainder; back, hind; backward, undeveloped; (saat, vb.) slow; stupid, half-witted, imbecile; back, backward(s)
backward, behind in time or progress, behindhand
outcome, result
retarded, backward
re
backwards

Tom stepped backwards. - Tom geriye adım attı.

Why is it easier to park the car backwards than forwards? - Arabayı geriye doğru park etmek neden ileriye doğru park etmekten daha kolaydır?

slow (timepiece)
Back up!/Back!
rest

Please, remember those words for the rest of your life. - Lütfen hayatınızın geriye kalanı için bu kelimeleri hatırlayın.

Do you want the rest of my sandwich? - Benim sandviçin geri kalanını istiyor musunuz?

the rest, remaining part, remainder, what's left
reversing
backward

The dog walked backward. - Köpek geriye doğru yürüdü.

She is backward in expressing her opinion. - O, fikrini ifade etmede geri kalmış.

aback
posterior
back, back side, rear, the space behind
reverse

Tom started the car and put it in reverse. - Tom arabayı çalıştırdı ve onu geri vitese aldı.

the past
hind

In hindsight, this was a mistake. - Geriye dönüp baktığımda, bu bir hataydı.

retro
back, backward, to the rear
rearward
anus (of an animal)
behind

He's behind the times in his methods. - O metotlarında zamanın gerisindedir.

They decided to leave extra food behind. - Ekstra yiyeceği geride bırakmaya karar verdiler.

slow

My watch is five minutes slow. - Saatim beş dakika geri kalmış.

As my watch was slow, I missed the special express. - Saatim geri kaldığı için özel ekspresi kaçırdım.

restored to
back from
back in

Tom is back in his office. - Tom ofisine geri döndü.

I will be back in two week's time. - İki haftalık süre içinde geri döneceğim.

reclaimed
to back
with

She will return within an hour. - O bir saat içinde geri dönecektir.

In the end, the Germans were forced to withdraw. - Sonunda, Almanlar geri çekilmeye zorlandı.

pull away
geri çekilmek
withdraw
geri almak
withdraw
geri çekmek
withdraw
geri kalan
remainder

They cut the fins and tossed back the remainder of the living shark in the ocean. - Onlar okyanusta yaşayan köpek balıklarının yüzgeçlerini kestiler ve geri kalanını geri attılar.

Tom spent the remainder of the night thinking about Mary. - Tom gecenin geri kalanını Mary'yi düşünerek geçirdi.

geri ödeme
(Hukuk) repayment
geri ödemek
refund
geri çevirmek
refuse
geri almak
take back

It is easier to catch an escaped horse than to take back an escaped word. - Kaçmış bir atı yakalamak söylenmiş bir sözü geri almaktan daha kolaydır.

geri çekilmek
recede
geri ödemek
repay

I will find a way to repay you. - Sana geri ödemek için bir yol bulacağım.

geri dönmek
return

I want to return home, as I prefer to study and to succeed in life. - Okumayı ve hayatta başarılı olmayı tercih ettiğim için eve geri dönmek istiyorum.

I want to return to work. - İşe geri dönmek istiyorum.

geri çevirmek
decline

I had to decline his offer. - Onun teklifini geri çevirmek zorunda kaldım.

It stands to reason that I should decline the offer. - Öneriyi geri çevirmek zorunda olmam makul görünüyor.

geri almak
retrieve

The police had to retrieve the murder weapon to prove Dan's guilt. - Polis Dan'ın suçunu kanıtlamak için cinayet silahını geri almak zorundaydı.

geri çevirmek
reject
geri çekilmek
retreat

They had no alternative but to retreat. - Geri çekilmekten başka seçenekleri yoktu.

The army had to retreat. - Ordu geri çekilmek zorunda kaldı.

geri çekmek
retract
geri çekmek
draw back
geri bildirim
feedback

I want your feedback. - Geri bildirimini istiyorum.

Your feedback is important and it will help us to know how we can provide the best service possible. - Geri bildiriminiz önemli ve mümkün olan en iyi hizmeti nasıl sağlayabileceğimizi bilmemize yardım edecek.

geri püskürtmek
{f} repulse
geri çevirme
refusal
geri vites
reverse

Tom started the car and put it in reverse. - Tom arabayı çalıştırdı ve onu geri vitese aldı.

geri dönüşüm
recycling
geri zekâlı
idiot
geri kalmış bölge
boondocks
geri kazanmak
recover

It took me a whole year to recover my health. - Sağlığımı geri kazanmak tam bir yılımı aldı.

geri dönmek
revert
geri gelmek
come back

Dick promised to come back by three o'clock. - Dick, saat üçe kadar geri gelmek için söz verdi.

We had to come back soon because school was about to start. - Hemen geri gelmek zorundaydık çünkü okul başlamak üzereydi.

geri zekâlı
mentally retarded, feebleminded
geri adım atma
pullback
geri alma
retrieval
geri almak
revoke
geri almak
draw back
geri durmak
to refrain from, abstain from (doing something)
geri dönen
recurrent
geri dönme
return

In 1900 he left England, never to return. - 1900 yılında İngiltere'den ayrıldı, asla geri dönmedi.

In order to return to our era, what should we do? - Çağımıza geri dönmek için ne yapmalıyız?

geri dönme
reversal
geri dönüş
return

Chile is waiting for your return! - Şili senin geri dönüşünü bekliyor!

There is no returning to our younger days. - Daha genç günlerimize geri dönüş yoktur.

geri dönüşümünü sağlamak
recycle
geri gelme
return

The symptoms haven't returned. - Semptomlar geri gelmedi.

geri gelmek
return
geri geri
backward
geri geri gitmek
back up
geri getirmek
bring back

The more food you eat, the less we have to bring back. So eat as much as you want! - Ne kadar çok yemek yersen o kadar az geri getirmek zorunda kalırız. Bu yüzden istediğin kadar çok ye!

geri gitmek
go back

I imagine that Tom will eventually run out of money and have to go back home. - Sanırım sonunda Tom parasız kalacak ve eve geri gitmek zorunda kalacak.

Tom really misses America and he wants to go back. - Tom Amerika'yı gerçekten özlüyor ve geri gitmek istiyor.

geri göndermek
return
geri götürmek
return
geri kafalı
backward, reactionary
geri tepmek
kick back
geri zekâlı
moron

Learn how to drive, you moron. - Araba kullanmayı öğren, seni geri zekalı.

My brother is a moron. - Erkek kardeşim bir geri zekalı.

geri zekâlı
imbecile

You look like an imbecile. - Bir geri zekalı gibi görünüyorsun.

geri çağırmak
recall
geri çekilme
regress
geri çekilmek
regress
geri çevirmek
(Konuşma Dili) turn one's back on
geri çevirmek
spurn
geri çevirmek
(Biyokimya) recycle
geri alınmış
withdrawn
geri dönmek
regain
geri kalmak
1. to stay behind, remain behind. 2. (for a timepiece) to be slow. 3. to be underdeveloped
geri kalmak
lag
geri (saat)
slow
geri al
(Bilgisayar) bksp
geri al
(Bilgisayar) undelete
geri al
(Bilgisayar) restore
geri al
(Bilgisayar) undo last
geri al
(Bilgisayar) revert
geri al
(Bilgisayar) uninstall
geri alma
reuptake
geri alma
repayment
geri alma
(Kanun) restitution
geri alma
withdrawing
geri alma
(Ticaret) clawback
geri alma
(Askeri) recoupment
geri alma
recovering
geri alma
reclamation
geri almak
put back
geri alım
(Pisikoloji, Ruhbilim) reuptake
geri ara
(Bilgisayar) callback
geri ara
(Bilgisayar) ring back
geri ara
(Bilgisayar) callback to
geri arama
ring back
geri arama
call back
geri besleme sistemi
feedback system
geri dön
(Bilgisayar) go back to

Do you think I'm too old to go back to school? - Benim okula geri dönmek için çok fazla yaşlı olduğumu düşünüyor musunuz?

Tom didn't want to go back to where he was born. - Tom doğduğu yere geri dönmek istemiyordu.

geri dön
(Bilgisayar) revert
geri dön
(Bilgisayar) go back

Tom will go back home soon. - Tom yakında eve geri dönecek.

Tom had to go back to Boston. - Tom Boston'a geri dönmek zorunda kaldı.

geri dönen
returning

The returning soldiers were commended for their bravery in battle. - Geri dönen askerler savaştaki cesaretleri nedeniyle övüldüler.

geri döngü
recycling
geri dönmek
cut back
geri dönmek
fetch up
geri dönmek
backtrack
geri dönmek
(Latin) averto
geri dönmek
start back
geri dönmek
go back

He wants to go back to the wild. - O, vahşi hayata geri dönmek istiyor.

Tom didn't want to go back to where he was born. - Tom doğduğu yere geri dönmek istemiyordu.

geri dönmek
come back

We'll have to come back. - Geri dönmek zorunda kalacağız.

Do you want to come back to my office? - Ofisime geri dönmek istiyor musun?

geri dönmek
(Politika, Siyaset) retail
geri dönmek
get back

I'll have to get back to you. - Sana geri dönmek zorunda kalacağım.

Tom asked Mary to stay, but she had to get back to work. - Tom Mary'den kalmasını rica etti fakat o işe geri dönmek zorundaydı.

geri dönüş
turnaround

He has made a turnaround of a hundred and eighty degrees. - O, yüz seksen derecelik bir geri dönüş yaptı.

geri gelen
returned
geri geliş
return
geri gelmek
come back to

Sami wants to come back to this house. - Sami bu eve geri gelmek istiyor.

I want to come back to Lucca. - Ben Lucca'ya geri gelmek istiyorum.

geri gelmek
comeback
geri gelmek
(Dilbilim) bring back
geri gelmek
get back

I was very glad to get back. - Geri gelmekten çok memnundum.

geri gelmek
revive
geri geri
backwards
geri getirmek
return
geri getirmek
get back
geri getirmek
restore

Peace-keeping troops moved in to restore calm after the battle. - Barış birlikleri sakinliği geri getirmek için taşındı.

geri getirmek
brought back
geri getirmek
reinstate
geri giden
retrogressive
geri git
(Bilgisayar) go back

I imagine that Tom will eventually run out of money and have to go back home. - Sanırım sonunda Tom parasız kalacak ve eve geri gitmek zorunda kalacak.

You'd better go back home now. - Şimdi eve geri gitsen iyi olur.

geri gitme
reversing
geri gitmek
reverse
geri gitmek
back up
geri gitmek
reach back
geri gitmek
return
geri iade
return
geri istemek
reclaim
geri itmek
drive back
geri itmek
push back
geri kalan
rest

My interest is in the future because I'm going to spend the rest of my life there. - Merakım gelecekte çünkü hayatımın geri kalanını orada geçireceğim.

Do you want the rest of my sandwich? - Benim sandviçin geri kalanını istiyor musunuz?

geri kalan
remnant
geri kalan
residual
geri kalma
delay
geri pas
(Spor) back-pass
geri sar
(Bilgisayar) fast rewind
geri sarma
rewinding
geri sağ
(Bilgisayar) back right
geri sürmek
back up
geri sürmek
back
geri tepme
resilience
geri tepme
kickback
geri tepme
kick back
geri tepme
backlash
geri tepmek
backlash
geri tepmek (silah)
kick
geri tepmek (tüfek)
kick back
geri vermek
refund
geri vermek
(Politika, Siyaset) retail
geri vermek
get back
geri vermek
make up
geri vermek
(deyim) give back to
geri vermek
(deyim) give back (to)
geri vermek
give it back

You had to give it back to Tom, didn't you? - Onu Tom'a geri vermek zorundaydın, değil mi?

I can't keep this watch. I have to give it back to Tom. - Ben bu saati saklayamam. Ben onu Tom'a geri vermek zorundayım.

geri vites lambası
(Biyoloji) reversing light
geri vites lambası
(Biyoloji) reverse back up light
geri vites lambası
(Otomotiv) back up light
geri yaz
(Bilgisayar) write-back
geri yaz
(Bilgisayar) write back
geri yol
(Askeri) astern
geri yürütmek
back
geri çağırmak
reclaim
geri çek
(Bilgisayar) recall
geri çekici
retractor
geri çekilme
retreat

Tom started retreating. - Tom geri çekilmeye başladı.

They had no alternative but to retreat. - Geri çekilmekten başka seçenekleri yoktu.

geri çekme
retracts
geri çekme
withdrawal
geri çekme
back off
geri çevirmek
negative
geri çevirmek
repudiate
geri çevirmek
give back
geri çevirmek
send back
geri çevirmek
call of
geri çevirmek
return
geri ödeme
(Ticaret) refundment
geri ödeme
(Kanun) back-pay
geri ödeme
pay-back
geri ödeme geçmişi
(Bilgisayar) refund history
Englisch - Englisch
A diminutive of the female given name Geraldine, also used as a formal given name
Kick
Türkisch - Türkisch
Benzerlerine ayak uydurup ilerleyememiş, gelişememiş
Bir şeyin sona kalan bölümü
Geçmiş, mazi
Arka, bir şeyin sonra gelen bölümü; art, alt taraf, ileri karşıtı
Bundan başkası: "Kaşla göz, gerisi söz."- Atasözü
Hayvanda boşaltım organının dışı
Eksik gösteren (saat)
Boşaltım organının dışı
Son, sonuç
Geriye doğru: "Bağına, bahçene, suyuna, toprağına veda ederek geri gidiyorum."- F. R. Atay
Geri dön, geri git!
Büyük çuval
Keçi kılından yapılmış büyük çadır
Araba üzerine gerilerek içine saman veya tahıl doldurulmuş büyük kıl çuval
Arka, bir şeyin sonra gelen bölümü, art, alt taraf, ileri karşıtı: "Amerikan barın gerisinden işaret eden barmen seslendi."- N. Cumalı
Eksik gösteren
Geçmiş, mazi: "Artık geride özleyeceğim hiçbir şey yok."- S. F. Abasıyanık
Geriye doğru
Araba üzerine gerilerek kenarları arabanın korkuluğuna tutturulan ve içine saman veya tahıl doldurulan büyük kıl çuval
Aptal, anlayışsız
Bundan başkası
(Osmanlı Dönemi) BAZPES
geri dönüşüm işareti veanlamı
yooooooooooook iğreç bir site yaaaa
geri kazanım
Geri kazanım terim olarak, kullanım dışı kalan geri dönüştürülebilir atık malzemelerin çeşitli geri dönüşüm yöntemleri ile hammadde olarak tekrar imalat süreçlerine kazandırılmasıdır
geri dönüş
(Osmanlı Dönemi) rücu
geri dönüşüm
Geri dönüşüm terim olarak, kullanım dışı kalan geri dönüştürülebilir atık malzemelerin çeşitli geri dönüşüm yöntemleri ile hammadde olarak tekrar imalat süreçlerine kazandırılmasıdır
Geri almak
çekmek
Geri döndürmek
(Osmanlı Dönemi) REC'
Geri dönmek
(Osmanlı Dönemi) TAAVVÜD
Geri dönmek
çark etmek
Geri dönmek
rücu etmek
Geri dönmek
(Osmanlı Dönemi) FEZR
Geri geri
arka arka
Geri geri
siya siya
Geri geri
kıçın kıçın
Geri getirmek
(Osmanlı Dönemi) İ'DA'
Geri göndermek
çevirmek
Geri kalmak
(Osmanlı Dönemi) TAKSİR
Geri çekilme
(Hukuk) RİCAT
Geri çekilme
(Osmanlı Dönemi) İNDİFA
Geri çekilmek
töskürmek
Geri çekmek
(Osmanlı Dönemi) KÜRUR
Geri çekmek
(Osmanlı Dönemi) SEVVİB
Geri çekmek
(Osmanlı Dönemi) BEVE'
Geri ödeme
rambursman
geri dönmek
tornistan etmek
geri tepme
Merminin atılışı sırasında namlu içinde gazların geriye doğru sıkıştırmasından ileri gelen hareket
geri vites
Otomobilin geri gitmesini sağlayan dişli düzeni
geri ödeme
Alınan bir borcun ödenmesi
Englisch - Türkisch

Definition von geri im Englisch Türkisch wörterbuch

geri kabul anlaşması
Readmission agreement
geri dönüşüm kutusu
recycle bin