geri

listen to the pronunciation of geri
Türkisch - Englisch
back

Ask her when she comes back. - O geri döndüğünde ona sor.

He isn't back yet. He may have had an accident. - O henüz geri gelmedi. Kaza geçirmiş olabilir.

rear

Tom always looks in the rearview mirror before he backs up. - Tom her zaman geri gitmeden önce dikiz aynasına bakar.

with-
(Bilgisayar) back to
imbecile
background
provincial
arrears
lag
(Bilgisayar) back space
undeveloped
(Bilgisayar) previous
(Bilgisayar) backspace
(Bilgisayar) prev
reclaim
(Bilgisayar) bksp
aft
remainder
stupid
re
rest

My interest is in the future because I'm going to spend the rest of my life there. - Merakım gelecekte çünkü hayatımın geri kalanını orada geçireceğim.

Where are the rest of the files? - Dosyaların geri kalanı nerede?

back, rear, reverse; rest, remainder; back, hind; backward, undeveloped; (saat, vb.) slow; stupid, half-witted, imbecile; back, backward(s)
slow (timepiece)
outcome, result
the past
backward

Tom took a step backward. - Tom geriye doğru bir adım attı.

The actress fell backward over the stage. - Aktris, sahne üzerinde geriye düştü.

retarded, backward
backward, behind in time or progress, behindhand
backwards

Why is it easier to park the car backwards than forwards? - Arabayı geriye doğru park etmek neden ileriye doğru park etmekten daha kolaydır?

Tom stepped backwards. - Tom geriye adım attı.

reversing
posterior
the rest, remaining part, remainder, what's left
hind

In hindsight, this was a mistake. - Geriye dönüp baktığımda, bu bir hataydı.

reverse

Tom started the car and put it in reverse. - Tom arabayı çalıştırdı ve onu geri vitese aldı.

retro
slow

My watch is five minutes slow. - Saatim beş dakika geri kalmış.

That was because my watch was five minutes slow. - Sebebi saatimin beş dakika geri kalmasıydı.

back, back side, rear, the space behind
anus (of an animal)
Back up!/Back!
aback
back, backward, to the rear
behind

Our company is going to be left behind too if we don't create an environment in which we can get instant Internet access. - Acil internet girişi olan bir çevre yaratmazsak, bizim şirketimizde geride kalacak.

The bus was behind schedule. - Otobüs tarifenin gerisindeydi.

rearward
restored to
back from
back in

I will be back in two week's time. - İki haftalık süre içinde geri döneceğim.

I'll be back in a wink. - Kaşla göz arasında geri döneceğim.

reclaimed
to back
pull away
with

She will be back within a week. - O bir hafta içinde geri dönecek.

I think everyone looks back on their childhood with some regret. - Bence herkes biraz pişmanlık ile kendi çocukluğuna geri bakar.

geri çekilmek
withdraw
geri almak
withdraw
geri çekmek
withdraw
geri kalan
remainder

They cut the fins and tossed back the remainder of the living shark in the ocean. - Onlar okyanusta yaşayan köpek balıklarının yüzgeçlerini kestiler ve geri kalanını geri attılar.

Tom spent the remainder of the night thinking about Mary. - Tom gecenin geri kalanını Mary'yi düşünerek geçirdi.

geri ödeme
(Hukuk) repayment
geri ödemek
refund
geri çevirmek
refuse
geri almak
take back

It is easier to catch an escaped horse than to take back an escaped word. - Kaçmış bir atı yakalamak söylenmiş bir sözü geri almaktan daha kolaydır.

geri çekilmek
recede
geri ödemek
repay

I will find a way to repay you. - Sana geri ödemek için bir yol bulacağım.

geri dönmek
return

Her one wish was to return and see her only daughter one last time. - Onun tek isteği, geri dönmek ve tek kızını son bir kez görmekti.

You've got a minute to go and return. - Gidip geri dönmek için bir dakikan var.

geri çevirmek
decline

It is very impolite of you to decline their invitation. - Onların davetini geri çevirmek sizin terbiyesizliğiniz.

Tom had to politely decline. - Tom kibarca geri çevirmek zorunda kaldı.

geri almak
retrieve

The police had to retrieve the murder weapon to prove Dan's guilt. - Polis Dan'ın suçunu kanıtlamak için cinayet silahını geri almak zorundaydı.

geri çevirmek
reject
geri çekilmek
retreat

The army had to retreat. - Ordu geri çekilmek zorunda kaldı.

They had no alternative but to retreat. - Geri çekilmekten başka seçenekleri yoktu.

geri çekmek
retract
geri çekmek
draw back
geri bildirim
feedback

Your feedback is important and it will help us to know how we can provide the best service possible. - Geri bildiriminiz önemli ve mümkün olan en iyi hizmeti nasıl sağlayabileceğimizi bilmemize yardım edecek.

I'd like to leave feedback. - Geri bildirim bırakmaktan hoşlanırım.

geri püskürtmek
{f} repulse
geri çevirme
refusal
geri vites
reverse

Tom started the car and put it in reverse. - Tom arabayı çalıştırdı ve onu geri vitese aldı.

geri dönüşüm
recycling
geri zekâlı
idiot
geri kalmış bölge
boondocks
geri kazanmak
recover

It took me a whole year to recover my health. - Sağlığımı geri kazanmak tam bir yılımı aldı.

geri dönmek
revert
geri gelmek
come back

He gave me a promise to come back soon. - O,yakında geri gelmek için bana söz verdi.

I want to come back here. - Buraya geri gelmek istiyorum.

geri zekâlı
mentally retarded, feebleminded
geri adım atma
pullback
geri alma
retrieval
geri almak
revoke
geri almak
draw back
geri durmak
to refrain from, abstain from (doing something)
geri dönen
recurrent
geri dönme
reversal
geri dönme
return

Dave never returned to school again. - Dave asla tekrar okula geri dönmedi.

It's unlikely that Tom will ever return home. - Tom'un eve geri dönmesi olası değil.

geri dönüş
return

Do you have a return ticket to Japan? - Japonya'ya geri dönüş biletin var mı?

She prayed for her son's return. - O, oğlunun geri dönüşü için dua etti.

geri dönüşümünü sağlamak
recycle
geri gelme
return

The symptoms haven't returned. - Semptomlar geri gelmedi.

geri gelmek
return
geri geri
backward
geri geri gitmek
back up
geri getirmek
bring back

The more food you eat, the less we have to bring back. So eat as much as you want! - Ne kadar çok yemek yersen o kadar az geri getirmek zorunda kalırız. Bu yüzden istediğin kadar çok ye!

geri gitmek
go back

I had to go back to Boston without Tom. - Boston'a Tom'suz geri gitmek zorunda kaldım.

I imagine that Tom will eventually run out of money and have to go back home. - Sanırım sonunda Tom parasız kalacak ve eve geri gitmek zorunda kalacak.

geri göndermek
return
geri götürmek
return
geri kafalı
backward, reactionary
geri tepmek
kick back
geri zekâlı
moron

Boys are all morons, eh... - Erkek çocuklarının hepi geri zekalı, eh.

I never realized that Tom is such a moron. - Tom'un bu kadar geri zekalı olduğunu hiç anlamadım.

geri zekâlı
imbecile

You look like an imbecile. - Bir geri zekalı gibi görünüyorsun.

geri çağırmak
recall
geri çekilme
regress
geri çekilmek
regress
geri çevirmek
(Biyokimya) recycle
geri çevirmek
(Konuşma Dili) turn one's back on
geri çevirmek
spurn
geri alınmış
withdrawn
geri dönmek
regain
geri kalmak
lag
geri kalmak
1. to stay behind, remain behind. 2. (for a timepiece) to be slow. 3. to be underdeveloped
geri (saat)
slow
geri al
(Bilgisayar) uninstall
geri al
(Bilgisayar) bksp
geri al
(Bilgisayar) revert
geri al
(Bilgisayar) undelete
geri al
(Bilgisayar) restore
geri al
(Bilgisayar) undo last
geri alma
repayment
geri alma
withdrawing
geri alma
(Ticaret) clawback
geri alma
reclamation
geri alma
reuptake
geri alma
(Kanun) restitution
geri alma
(Askeri) recoupment
geri alma
recovering
geri almak
put back
geri alım
(Pisikoloji, Ruhbilim) reuptake
geri ara
(Bilgisayar) callback
geri ara
(Bilgisayar) ring back
geri ara
(Bilgisayar) callback to
geri arama
call back
geri arama
ring back
geri besleme sistemi
feedback system
geri dön
(Bilgisayar) go back

Let's go back before it begins to rain. - Yağmur başlamadan önce geri dönelim.

You should go back right now. - Şu an geri dönmelisin.

geri dön
(Bilgisayar) go back to

Tom certainly wouldn't be pleased if Mary decided to go back to work. - Mary işe geri dönmeye karar verse, Tom kesinlikle memnun olmaz.

Do you think I'm too old to go back to school? - Benim okula geri dönmek için çok fazla yaşlı olduğumu düşünüyor musunuz?

geri dön
(Bilgisayar) revert
geri dönen
returning

The returning soldiers were commended for their bravery in battle. - Geri dönen askerler savaştaki cesaretleri nedeniyle övüldüler.

geri döngü
recycling
geri dönmek
start back
geri dönmek
get back

I'll have to get back to you. - Sana geri dönmek zorunda kalacağım.

Tom has to get back to work. - Tom işe geri dönmek zorunda.

geri dönmek
come back

If you don't want to come back, I'll understand. - Geri dönmek istemiyorsan, anlarım.

We'll have to come back. - Geri dönmek zorunda kalacağız.

geri dönmek
go back

Do you think I'm too old to go back to school? - Benim okula geri dönmek için çok fazla yaşlı olduğumu düşünüyor musunuz?

He wants to go back to the wild. - O, vahşi hayata geri dönmek istiyor.

geri dönmek
(Politika, Siyaset) retail
geri dönmek
(Latin) averto
geri dönmek
backtrack
geri dönmek
fetch up
geri dönmek
cut back
geri dönüş
turnaround

He has made a turnaround of a hundred and eighty degrees. - O, yüz seksen derecelik bir geri dönüş yaptı.

geri gelen
returned
geri geliş
return
geri gelmek
come back to

Sami wants to come back to this house. - Sami bu eve geri gelmek istiyor.

In this horror movie, it is possible for the dead to come back to life. - Bu korku filminde, ölü için hayata geri gelmek mümkündür.

geri gelmek
comeback
geri gelmek
(Dilbilim) bring back
geri gelmek
get back

I was very glad to get back. - Geri gelmekten çok memnundum.

geri gelmek
revive
geri geri
backwards
geri getirmek
brought back
geri getirmek
get back
geri getirmek
return
geri getirmek
reinstate
geri getirmek
restore

Peace-keeping troops moved in to restore calm after the battle. - Barış birlikleri sakinliği geri getirmek için taşındı.

geri giden
retrogressive
geri git
(Bilgisayar) go back

I won't go back there. - Oraya geri gitmeyeceğim.

I think we need to go back to Boston. - Bence Boston'a geri gitmeliyiz.

geri gitme
reversing
geri gitmek
reverse
geri gitmek
reach back
geri gitmek
return
geri gitmek
back up
geri iade
return
geri istemek
reclaim
geri itmek
drive back
geri itmek
push back
geri kalan
remnant
geri kalan
rest

Tom wanted to spend the rest of his life with Mary. - Tom, hayatının geri kalanını Mary ile geçirmek istedi.

My interest is in the future because I'm going to spend the rest of my life there. - Merakım gelecekte çünkü hayatımın geri kalanını orada geçireceğim.

geri kalan
residual
geri kalma
delay
geri pas
(Spor) back-pass
geri sar
(Bilgisayar) fast rewind
geri sarma
rewinding
geri sağ
(Bilgisayar) back right
geri sürmek
back
geri sürmek
back up
geri tepme
backlash
geri tepme
resilience
geri tepme
kick back
geri tepme
kickback
geri tepmek
backlash
geri tepmek (silah)
kick
geri tepmek (tüfek)
kick back
geri vermek
refund
geri vermek
(deyim) give back (to)
geri vermek
get back
geri vermek
(Politika, Siyaset) retail
geri vermek
make up
geri vermek
give it back

I can't keep this watch. I have to give it back to Tom. - Ben bu saati saklayamam. Ben onu Tom'a geri vermek zorundayım.

You had to give it back to Tom, didn't you? - Onu Tom'a geri vermek zorundaydın, değil mi?

geri vermek
(deyim) give back to
geri vites lambası
(Otomotiv) back up light
geri vites lambası
(Biyoloji) reverse back up light
geri vites lambası
(Biyoloji) reversing light
geri yaz
(Bilgisayar) write back
geri yaz
(Bilgisayar) write-back
geri yol
(Askeri) astern
geri yürütmek
back
geri çağırmak
reclaim
geri çek
(Bilgisayar) recall
geri çekici
retractor
geri çekilme
retreat

The army had to retreat. - Ordu geri çekilmek zorunda kaldı.

Jackson was not planning to retreat. - Jackson geri çekilmeyi planlamıyordu.

geri çekme
withdrawal
geri çekme
back off
geri çekme
retracts
geri çevirmek
negative
geri çevirmek
return
geri çevirmek
give back
geri çevirmek
call of
geri çevirmek
send back
geri çevirmek
repudiate
geri ödeme
(Ticaret) refundment
geri ödeme
pay-back
geri ödeme
(Kanun) back-pay
geri ödeme geçmişi
(Bilgisayar) refund history
Englisch - Englisch
A diminutive of the female given name Geraldine, also used as a formal given name
Kick
Türkisch - Türkisch
Benzerlerine ayak uydurup ilerleyememiş, gelişememiş
Bir şeyin sona kalan bölümü
Keçi kılından yapılmış büyük çadır
Arka, bir şeyin sonra gelen bölümü; art, alt taraf, ileri karşıtı
Bundan başkası: "Kaşla göz, gerisi söz."- Atasözü
Hayvanda boşaltım organının dışı
Eksik gösteren (saat)
Boşaltım organının dışı
Son, sonuç
Geriye doğru: "Bağına, bahçene, suyuna, toprağına veda ederek geri gidiyorum."- F. R. Atay
Geri dön, geri git!
Geçmiş, mazi
Büyük çuval
Araba üzerine gerilerek içine saman veya tahıl doldurulmuş büyük kıl çuval
Arka, bir şeyin sonra gelen bölümü, art, alt taraf, ileri karşıtı: "Amerikan barın gerisinden işaret eden barmen seslendi."- N. Cumalı
Eksik gösteren
Geçmiş, mazi: "Artık geride özleyeceğim hiçbir şey yok."- S. F. Abasıyanık
Geriye doğru
Araba üzerine gerilerek kenarları arabanın korkuluğuna tutturulan ve içine saman veya tahıl doldurulan büyük kıl çuval
Aptal, anlayışsız
Bundan başkası
(Osmanlı Dönemi) BAZPES
geri dönüşüm
Geri dönüşüm terim olarak, kullanım dışı kalan geri dönüştürülebilir atık malzemelerin çeşitli geri dönüşüm yöntemleri ile hammadde olarak tekrar imalat süreçlerine kazandırılmasıdır
geri hizmet
askerlik - Ordunun türlü itiyaçları ile ilgili işlerin bütünü
geri hizmet
Askerlik mesleğinin savaşta veya askerî harekâtta, yol, haberleşme, sağlık, yiyecek, içecek ve silâh sağlama gibi çok yönlü hizmetleri en akılcı, etkili ve seri bir biçimde plan ve programa bağlayıp uygulayan hizmetler bütünü, lojistik
geri zekâlı
Zekâ düzeyi gelişmemiş
geri dönüş
(Osmanlı Dönemi) rücu
Geri almak
çekmek
Geri döndürmek
(Osmanlı Dönemi) REC'
Geri dönmek
çark etmek
Geri dönmek
(Osmanlı Dönemi) TAAVVÜD
Geri dönmek
(Osmanlı Dönemi) FEZR
Geri dönmek
rücu etmek
Geri geri
siya siya
Geri geri
kıçın kıçın
Geri geri
arka arka
Geri getirmek
(Osmanlı Dönemi) İ'DA'
Geri göndermek
çevirmek
Geri kalmak
(Osmanlı Dönemi) TAKSİR
Geri çekilme
(Hukuk) RİCAT
Geri çekilme
(Osmanlı Dönemi) İNDİFA
Geri çekilmek
töskürmek
Geri çekmek
(Osmanlı Dönemi) KÜRUR
Geri çekmek
(Osmanlı Dönemi) SEVVİB
Geri çekmek
(Osmanlı Dönemi) BEVE'
Geri ödeme
rambursman
geri dönmek
tornistan etmek
geri tepme
Merminin atılışı sırasında namlu içinde gazların geriye doğru sıkıştırmasından ileri gelen hareket
geri vites
Otomobilin geri gitmesini sağlayan dişli düzeni
geri ödeme
Alınan bir borcun ödenmesi
Englisch - Türkisch

Definition von geri im Englisch Türkisch wörterbuch

geri kabul anlaşması
Readmission agreement
geri dönüşüm kutusu
recycle bin