düzeltmek

listen to the pronunciation of düzeltmek
Türkçe - İngilizce
correct

Shishir has been correcting a lot of sentences lately. - Shishir son zamanlarda bir sürü cümle düzeltmektedir.

He is busy correcting test papers. - Test kağıtlarını düzeltmekle meşgul.

straighten

I tied a stick to the plant to straighten it. - Onu düzeltmek için bitkiye bir çubuk bağladım.

I would like to have my teeth straightened. - Dişlerimi düzeltmek istiyorum.

fix

I helped fix the leak. - Sızıntıyı düzeltmek için yardım ettim.

I turned the table upside down to fix it. - Düzeltmek için masayı baş aşağı çevirdim.

reclaim
arrange
(Bilgisayar) proofread

You didn't have time to proofread your report. - Raporunu düzeltmek için zamanın yoktu.

I'm proofreading my essay. - Denememi düzeltmek için okuyorum.

sort something out
improve

To improve the situation, we must work harder. - Durumu düzeltmek için daha çok çalışmalıyız.

smoothen
retrieve
straighten out

It'll take about a week to straighten out my affairs. - İşlerimi düzeltmek yaklaşık bir hafta alacak.

justify
put right

We have to put right what we have done wrong. - Yanlış yaptığımız şeyi düzeltmek zorundayız.

co-ordinate
doctor
tidy
put

We have to put right what we have done wrong. - Yanlış yaptığımız şeyi düzeltmek zorundayız.

edit
flat

Flat ironing my hair takes forever. - Saçımı ütüyle düzeltmek sonsuza kadar sürüyor.

restore
even
regenerate
slick
trim
calibrate
right

I only need another few days to make things right. - İşleri düzeltmek için yalnızca birkaç güne daha ihtiyacım var.

We have to put right what we have done wrong. - Yanlış yaptığımız şeyi düzeltmek zorundayız.

coordinate
retouch
put in order
smooth down
square
rough down
range
revise
smooth away
do
smooth out
redress
remedy
unclutter
plumb
mend
clear up
make

I'll do whatever it takes to make things right. - İşleri düzeltmek için ne gerekiyorsa yapacağım.

I have to make it right. - Durumu düzeltmek zorundayım.

refine
castigate
pick up
meliorate
polish up
level out
smooth over
refit
(Kanun) alter
rehabilitate
reform
planish
set right
plane
true
regulate
touch
rectify

Teachers must get tired of rectifying the same mistakes over and over again in their students' papers. - Öğretmenler öğrencilerinin kağıtlarındaki aynı hataları tekrar tekrar düzeltmekten bıkmış olmalı.

repair
try out
(Bilgisayar,Teknik) debug
unscramble
grade up
level off
to smooth, to straighten, to level; to arrange, to put in order; to sort sth out; to correct; to ameliorate, to improve; to reform; to remedy, to rectify; to repair; to proofread; to tidy up
set aright
düzeltme
{i} correction

Thank you for the corrections. - Düzeltmeler için teşekkür ederim.

Thanks for the correction. - Düzeltme için teşekkürler.

düzeltme
{i} rectification
düzeltmek, iyileştirmek
correct, improve
düzeltme
amendment
düzeltme
revision
bir yazıyı gözden geçirip düzeltmek
(Hukuk) revise
düzeltme
compensation
düzeltme
{i} refinement
düzeltme
revise
gözden geçirip düzeltmek
revise
bir durumu düzeltmek
(Politika, Siyaset) remedy a situation
durumu düzeltmek
get better
düzel
(Biyokimya) order

Put your books in order. - Kitaplarınızı düzeltin.

Have you been adopting sentences in order to correct them? - Onları düzeltmek için cümleleri benimsiyor musun?

düzeltme
(Biyokimya) reforming
düzeltme
righting
düzeltme
(Bilgisayar) modify
düzeltme
emending
düzeltme
(Bilgisayar) don't correct

I don't correct their exercises. - Ben onların egzersizlerini düzeltmem.

düzeltme
improving
düzeltme
(Bilgisayar,Teknik) checkout
düzeltme
(Havacılık) erection
düzeltme
(Bilgisayar) fix

Now that you know what the problem is, how long do you think it'll take to fix it? - Artık sorunun ne olduğunu bildiğine göre onu düzeltmenin ne kadar zaman alacağını düşünüyorsun?

I have to fix a mistake. - Bir hatayı düzeltmeliyim.

düzeltme
truing
düzeltme
(Askeri) trim

Tom decided to try trimming his beard with a knife, but he wasn't very successful. - Tom bir bıçakla sakalını düzeltmeyi denemeye karar verdi, fakat çok başarılı değildi.

You should trim your fingernails. - Tırnaklarını keserek düzeltmelisin.

düzeltme
editting
düzeltme
smooth
düzeltme
touchup
düzeltme
rectify

Teachers must get tired of rectifying the same mistakes over and over again in their students' papers. - Öğretmenler öğrencilerinin kağıtlarındaki aynı hataları tekrar tekrar düzeltmekten bıkmış olmalı.

düzeltme
(Bilgisayar) modified
düzeltme
editing
moralini düzeltmek
cheer somebody up
saçlarını düzeltmek
do one's hair
törpü ile düzeltmek
rasp
uçağı düzeltmek
(Askeri,Havacılık) flatten out
zımparayla düzeltmek
sand
zımparayla düzeltmek
sandpaper
zımparayla düzeltmek
paper
çekül ile düzeltmek
plumb
düzeltme
reform

We should reform this law. - Bu kanunu düzeltmeliyiz.

düzeltme
recovery
düzeltme
reclamation
düzeltme
erecting
düzeltme
amelioration
düzeltme
emendation
düzeltme
adjustment
düzeltme
correcting

He is busy correcting test papers. - Test kağıtlarını düzeltmekle meşgul.

I don't want you to quit correcting my mistakes. - Yanlışlarımı düzeltmekten vazgeçmeni istemiyorum.

bilgi düzeltmek
correct an information
düzeltme
betterment
ahlakını düzeltmek
to moralise
ahlakını düzeltmek
moralize
anlaşma maddesini düzeltmek
amend a clause in the contract
aralarını düzeltmek
to smooth things over between (people)
aralarını düzeltmek
to reconcile
ayarını düzeltmek
readjust
bir durumu düzeltmek
(Hukuk) to remedy a situation
bir kararı düzeltmek
(Kanun) rectify a decision
bir kararı düzeltmek
(Hukuk) to rectify a decision
bir metni düzeltmek
emendating
bir yanlışlığı düzeltmek
correct a mistake
bir şeyi düzeltmek
set something right
birini düzeltmek
set someone right
durumu düzeltmek
mend matters
durumunu düzeltmek
pull up
durumunu düzeltmek
upgrade smb.'s status
düzeltme
reformation
düzeltme
{i} improvement
düzeltme
{i} melioration
düzeltme
{i} readjustment
düzeltme
(Nükleer Bilimler) edit
düzeltme
{i} recension
düzeltme
{i} proofreading

I took on the job of proofreading. - Ben düzeltme işini üstlendim.

I'm proofreading my essay. - Denememi düzeltmek için okuyorum.

düzeltme
{i} redress
düzeltme
retrieve
düzeltme
{i} trimming

Tom decided to try trimming his beard with a knife, but he wasn't very successful. - Tom bir bıçakla sakalını düzeltmeyi denemeye karar verdi, fakat çok başarılı değildi.

düzeltme
{i} retouch
düzeltme
correct

He made several corrections. - O, birkaç düzeltme yaptı.

I like to correct sentences. - Cümleleri düzeltmeyi severim.

düzeltme
adjust

In LASIK, a laser is used to adjust the surface of the cornea. - LASIK, kornea yüzeyini düzeltmek için kullanılan bir lazerdir.

düzeltme
grading
düzeltme
modification
düzeltme
correction; amelioration, improving; proofreading; reform reform, ıslahat
düzeltme
(Hukuk) correction, review, correction
düzeltme
levelling
eteğini düzeltmek
smooth (down) one's skirt
etrafı şöyle bir düzeltmek
give something the once-over
gaga ile düzeltmek
preen
hasarlı kanadı düzeltmek
align a damaged blade
hata düzeltmek
correct a mistake
havasını düzeltmek
(konuşma vb.) raise the tone of
kusur düzeltmek
rectify a mistake
kusur düzeltmek
correct a mistake
kusur düzeltmek
put right a mistake
malayla düzeltmek
trowel
moralini düzeltmek
to cheer sb up
planya ile düzeltmek
plane
rende ile düzeltmek
plane
saçlarını düzeltmek
to do one's hair
saçını başını düzeltmek
preen oneself
saçını başını düzeltmek
to preen oneself
saçını düzeltmek
tidy one's hair
ses tonunu düzeltmek
adjust the tone
tekrar düzeltmek
readjust
tüylerini düzeltmek
(kuş) plume
tüylerini düzeltmek
preen
yatağı düzeltmek
make the bed
yatağını düzeltmek
make the bed
yaşamını düzeltmek
turn over a new leaf
yelkenleri düzeltmek
(Askeri) set the sails
yeniden düzeltmek
readjust
yeniden düzeltmek
redispose
yeniden düzeltmek
rearrange
zımpara ile düzeltmek
rub with emery
çulu düzmek/düzeltmek
1. to become well-dressed. 2. to become well-off
üstünü başını düzeltmek
smarten up
üstünü başını düzeltmek
smarten
üstünü başını düzeltmek
tidy oneself up
üstünü başını düzeltmek
to tidy oneself up
Türkçe - Türkçe
Bozukluğunu gidermek, onarmak
Yanlıştan kurtarmak, tashih etmek
Düzgün duruma getirmek: "Kirli eşyalarımı paketlere sardım, bavulumu düzelttim."- R. N. Güntekin
Yanlıştan kurtarmak, tashih etmek: "Öğleden sonra nüfus kâğıdını getir, kaydını düzeltelim."- B. Felek
Düzgün duruma getirmek
(Osmanlı Dönemi) NEMK
tedavi etmek
tensik etmek
doğrultmak
düzeltme
Düzeltmek işi, tashih
düzeltme
Düzelti
düzeltme
Reform, iyileştirme, ıslahat
düzeltmek