katmak

listen to the pronunciation of katmak
Türkçe - İngilizce
add
include
affiliate
to add; to mix in, to mingle; to incorparate, to include; to count sb/sth in; to send with; to annex
incorparate
annex
(İnşaat,Teknik) admix
work into
(Bilgisayar) embed
mix into
(İnşaat) dope
incorporate into
embody
integrate into
commingle
work in
eke out
send with
attach to
mix in
impart
inject
count in
put on
incorporate in
entrain
(deyim) put to
interfuse
mix
ally
put in
tack
number
join
mingle
superadd
run in
interpolate
adjoin
incorporate
load
integrate
to mate (a male animal) to (a female); to turn (a male animal) into (a flock)
append
to add, mix in
to annex (something) (to)
inosculate
tinge
merge
(Hukuk) annexe
weave
amalgamate
compound
lend
weight
kat
{i} storey

You need an elevator if you want to go down twenty storeys. - Yirmi kat aşağıya gitmek istiyorsan bir asansöre ihtiyacın var.

I live on the top floor of a six storey apartment block. - Altı katlı bir apartmanın en üst katında yaşıyorum.

hesaba katmak
regard
hesaba katmak
consider

That's a lot to consider. - O hesaba katmak için çok fazla.

kat
{i} fold

Tom folded his clothes and put them in his suitcase. - Tom giysilerini katladı ve onları valizine koydu.

Quickly Sadako tried to fold the paper before she fell asleep. - Sadako uykuya dalmadan önce hızlı bir şekilde kağıdı katlamayı denedi.

kat
{i} floor

The office has been transferred up to the sixth floor. - Ofis altıncı kata taşındı.

The library is on the 4th floor. - Kütüphane 4. kattadır.

hesaba katmak
take into account
kat
story

The photo he showed added color to his story. - Onun gösterdiği fotoğraf onun hikayesine renk kattı.

I live in a two story house. - Ben iki katlı bir evde yaşarım.

topraklarına katmak
annex
kat
ply
kat
stair

Tom fell down two flights of stairs and is now in the hospital. - Tom iki kat merdiven düştü ve şimdi hastanede.

Tom's knee hurts when he walks up or down stairs. - Yukarı veya alt kata yürürken Tom'un dizi acıyor.

değer katmak
enrich
hesaba katmak
count
kat
{i} fall

Church participation has fallen. - Kilise katılımı düştü.

Sami falls into that category of people. - Sami o kategorideki insanlar arasında yer alır.

katma
additional
katma
(Biyokimya) insertion
katma
(Kanun) acquisition
baharat katmak
season
kat
times

She knows ten times as many English words as I do. - O benimkinin on katı fazla ingilizce kelime biliyor.

A is 5 times as long as B. - A, B'nin 5 katı kadar uzundur.

kat
slab
kat
flight

Tom walked down a flight of stairs. - Tom bir kat aşağıya yürüdü.

Tom fell down two flights of stairs and is now in the hospital. - Tom iki kat merdiven düştü ve şimdi hastanede.

kat
film

I watched the film named Texas Chainsaw Massacre with my girlfriend yesterday. She was very afraid. - Dün kız arkadaşımla birlikte Teksas Motorlu testere Katliamı adında bir film izledim. O çok korktu.

kat
(Tekstil) layer (fabric)
kat
(Jeoloji) horizon
kat
(Tekstil) fabric
kat
(Bilgisayar) embed
kat
(Bilgisayar) cube
katma
(Denizbilim) addiction
katma
annex
katma
(Bilgisayar) embed
katma
inclusion
katma
input
katma
excess
katma
(İnşaat) additive
kendine katmak
absorb
lezzet katmak
give flavour
madde katmak
(İnşaat) dope
zenginlik katmak
enrich
kat
coat

The house needs a new coat of paint. - Evin yeni bir kat boyaya ihtiyacı var.

Tom left his coat downstairs. - Tom ceketini alt katta bıraktı.

kat
crease
kat
flat

Do you have a flat or a house? - Bir katınız mı yoksa bir eviniz mi var?

My flat is on the third floor. - Benim dairem üçüncü katta.

kat
layer

Baklava are sweet pastries made from layers of filo dough filled with chopped nuts. - Baklava kıyılmış fındık ile dolu filo hamur katmanları yapılan tatlı hamurdur.

Since it was getting even hotter, Tom peeled off another layer of clothing. - Hava dahada ısındığı için, Tom bir kat elbise daha çıkardı.

kat
convolution
kat
stratum
kat
coating
kat
covering
kat
pucker
kat
tier
kat
multitude
kat
multiple
kat
admix
katma
adscititious
katma
attachment
can katmak
can include
cana can katmak
Enliven, make lively or spirited
kat
by the times
katma
added in
acı katmak/koymak
to add a peppery seasoning to (a food)
alkol katmak
spike
anlam katmak
give meaning to (someone)
baharat katmak
to season; to spice
baharatını katmak
season
birbirine katmak
snarl
bire bin katmak
(deyim) talk in telephone numbers
bire bin katmak
to exaggerate, make much of a trifle
bire bin katmak
make a mountain of a molehill
bire bin katmak
pile on the agony
boyut katmak
add dimension
cana can katmak
to delight greatly, increase one's pleasure
cana can katmak
to enliven, to refresh
deneyimli işçilerin arasına niteliksizleri katmak
dilute labor
derte dert katmak
to pile one trouble on another
değişiklik katmak
chequer
duygu katmak
add feeling
geceyi gündüze katmak
to work night and day, work very hard
geceyi gündüze katmak
to burn the midnight oil
hesaba katmak
figure on
hesaba katmak
allow
hesaba katmak
reckon among
hesaba katmak
make allowance for
hesaba katmak
(zarar) set off
hesaba katmak
to take into account, to take into consideration, to allow for sb/sth, to make allowances for, to reckon with, to take account of sth, to consider
hesaba katmak
take account of
hesaba katmak
reckon with
hesaba katmak
bargain for
hesaba katmak
reckon in
hesabına katmak
chalk up
hesapa katmak
to take (something) into account
heyecan katmak
spice
ilaç katmak
medicate
içki katmak
lace
kat
set (of clothes)
kat
presence, the presence of a distinguished personage
kat
time(s)
kat
floor; storey, story; layer, stratum; covering; fold; coat, coating; multiple; time(s)
kat
(Matematik) multiple
kat
layer, stratum; fold
kat
story, floor, Brit. storey
kat
lap
kat
deck

The gift shop is on the second deck. - Hediyelik eşya mağazası ikinci katta.

kat
(dokuma) pile
kat
thicknesses
kat
superinduce
kat
double

His revenue doubled after retirement. - Onun geliri, emekli olduktan sonra iki katına çıktı.

We'll have to double our budget for next year. - Gelecek yıl için bütçemizi ikiye katlamak zorunda kalacağız.

katma
ling. adjunction
katma
adding
katma
supplemental
katma
annexation
katma
annextion
katma
affiliation
katma
supplementary
katma
infusion
katma
addition
katma
(Hukuk) add
katma
adding, addition; added, additional
katma
annexed
katma
admixture
katma
incorporation
katma
addition, adding
katma
added
katma
{i} mixture
krema katmak
cream
kum katmak
sand
kükürt katmak
sulphuret
kükürt katmak
sulphurize
kükürt katmak
sulphurate
lezzet katmak
flavour [Brit.]
lezzet katmak
give flavor
lezzet katmak
zest
lezzet katmak
add zest to
lezzet katmak
flavor
oksijen katmak
oxygenate
oksijen katmak
oxygenize
ortalıkı birbirine katmak
to put everybody in a state of alarm and confusion; to stir up a ruckus
ortalığı birbirine katmak
to turn the place upside down
ortalığı birbirine katmak
send things flying
oyuna kendinden espriler katmak
gag up
pişmiş aşa su katmak
throw cold water on
pişmiş aşa su katmak
spoil things
pişmiş aşa su katmak
to upset the apple-cart
pişmiş aşa su katmak
upset smb.'s apple
prestij katmak
bring prestige
prestij katmak
add prestige
renk katmak
relieve
renk katmak
colour [Brit.]
renk katmak
color
renk katmak
embellish
renk katmak
adorn
renk katmak
to tinge
renk vermek/katmak
to liven up, enliven, add spice and zest to, give a novel touch to
ruh katmak
jazz up
sigortaya başka birini daha katmak
reinsure
sos katmak
sauce
su katmak
qualify
su katmak
water down
su katmak
reconstitute
su katmak
water
su katmak
add water
tebeşir katmak
chalk
toprağa yeşillik katmak
(gübre) plough back
toprağa yeşillik katmak
plow back
tozu dumana katmak
rise clouds of dust
tozu dumana katmak
kick up a dust
tozu dumana katmak
a) to rise clouds of dust b) to kick up a dust
tozu dumana/toprağa katmak/karıştırmak
1. to run, raising a cloud of dust. 2. to kick up a dust, cause a commotion, make an uproar, raise a ruckus
uyuşturucu katmak
hocus
İngilizce - İngilizce

katmak teriminin İngilizce İngilizce sözlükte anlamı

Kat
A short form of the female given names Katharine and Katherine

During her childhood she was a romanticized Katherine, dressed by her misty-eyed, fussy mother in dresses that looked like ruffled pillowcases. By high school she'd shed the frills and emerged as a bouncy, round-faced Kathy - - - At university she was Kath, blunt and no-bullshit in her Take-Back-the-Night jeans and checked shirt - - - When she ran away to England, she sliced herself down to Kat. It was economical, street-feline, and pointed as a nail.

kat
alternative spelling of khat
kat
An Arabian shrub (Catha edulis) the leaves of which are used as tea by the Arabs
kat
the leaves of the shrub Catha edulis which are chewed like tobacco or used to make tea; has the effect of a euphoric stimulant; "in Yemen kat is used daily by 85% of adults"
Türkçe - Türkçe
Döllenmeyi sağlamak için erkek hayvanı dişinin yanına salmak
Birlikte göndermek
Birbirine düşürmek, aralarını bozmak
Bir şeyin içine, üstüne veya yanına, niteliğini değiştirmek veya niceliğini artırmak için başka bir şey eklemek, karıştırmak, ilave etmek
Bir araya getirmek: "Fadime, bu yavru bolluğu arasında kuzuları çocuklara ve çocukları kuzulara katarak en olgun bir saadet içinde yaşamış."- H. E. Adıvar
Düzenini bozmak
zammetmek
Kat
misil
Kat
nezt
Kat
(Osmanlı Dönemi) MİRRE
kat
Daire. Ön, yan: "Salim, Sait Faik'in Yaşar Nabi katındaki telif ücretini artırmakta büyük rol oynamıştır."- S. Birsel
kat
Sonuca bağlama, bitirme
kat
Kesme, kesilme
kat
Yemen ve Etyopya'da yetişen, yaprakları uzun süre çiğnenince sarhoşluk veren bir ağaççık
kat
Daire
kat
Bir yüzey üzerine az veya çok kalın bir biçimde, düzgün olarak yayılmış bulunan şey. Üst üste konulmuş şeylerden her biri, tabaka
kat
Tabaka
kat
Huzur
kat
Bir yapıda iki döşeme arasında yer alan daire veya odaların bütünü: "Yemekten sonra evin üst katında, ocaklı bir odaya çıktık."- S. F. Abasıyanık
kat
İlgiyi kesme
kat
Jeoloji zamanlarından bir dönem içinde oluşmuş katmanlı kayaçlar
kat
Bir yapıda iki döşeme arasında yer alan daire veya odaların bütünü
kat
Kesme, kesilme. İlgiyi kesme
kat
Nicelikçe kez, defa, misil
kat
(Osmanlı Dönemi) kesme; yol alma
kat
Kez, defa, misil
kat
Ön, yan
kat
Bükülen veya kıvrılan bir şeyin her kıvrımı
kat
Etyopya ve Yemen'de yetişen, yaprakları uzun süre çiğnenince sarhoşluk veren ağaççık
kat
Bir yüzey üzerine az veya çok kalın bir biçimde, düzgün olarak yayılmış bulunan şey; üst üste konulmuş şeylerden her biri, tabaka
kat
Bükülen ya da kıvrılan bir şeyin her kıvrımı
kat
Makam, mevki
kat
Kesme
kat
Takım
kat
Ressam tarafından kullanılan boya hacmi
kat
Tekrarlanan bir sayının toplamı
kat
Giyeceklerde takım: "Birer kat elbise ile kalacağız."- A.Gündüz
katma
Kıldan veya yünden yapılmış ip, sicim
katma
Katmak işi, ilhak
katma
Sicim
katma
ip, bağ
katma
Katılmış, eklenmiş, ulanmış, munzam
katmak