kaldırmak

listen to the pronunciation of kaldırmak
Türkçe - İngilizce
lift

He's strong enough to lift that. - Onu kaldırmak için yeterince güçlüdür.

This desk was too heavy to lift. - Bu masa kaldırmak için çok ağırdı.

remove

Landmines are cheap to put in place, but expensive to remove. - Kara mayınlarını yerine koymak ucuzdur ama kaldırmak pahalıdır.

Just to remove any doubt, I no longer live with my parents. - Sadece herhangi bir şüpheyi ortadan kaldırmak için, artık ailemle birlikte yaşıyorum.

raise

You have to raise your hand if you want to speak at the meeting. - Toplantıda konuşmak isterseniz elinizi kaldırmak zorundasınız.

elevate
abolish

If God really existed, it would be necessary to abolish him. - Eğer tanrı gerkçekten var olsaydı, onu ortadan kaldırmak gerekli olabilirdi.

cancel
give smb. a lift
hoist
to put (something) away or out of reach
to lift, to raise, to hoist, to elevate; to erect; to carry; to remove; to cancel, to abolish, to annul, to abrogate, to do away with sth; to void; to put sth away; to clear sth away; to wake (sb up), to get sb up; to carry, to support, to bear; to stomac
(for something) to bear, support
blue pencil
to bear, endure, tolerate (someone's words or behavior)
heave
(Hukuk) (bir sistemi veya uygulamayı) to abolish
move away
clear
brook
jack up

You'll have to jack up the car. - Arabayı kriko ile kaldırmak zorunda kalacaksın.

to make (someone) stand up; to get (someone) up (from bed)
to lift up, raise, elevate
do away with

We must make every effort to do away with all discrimination. - Tüm ayrımcılığı ortadan kaldırmak için her türlü çabayı sarf etmeliyiz.

hold
erect
slang to swipe, make off with, steal, lift
(baş) poise
carry
heft
to cause (something) to peel off in layers. kaldırıp atmak to get rid of, throw away
arouse
deration
get up
boost
to dispatch (a vehicle), signal (a vehicle) to go
to flush, start (game)
to abolish, do away with
blank out
hold up
clear away
perk
jack

You'll have to jack up the car. - Arabayı kriko ile kaldırmak zorunda kalacaksın.

lift up
(Konuşma Dili) to kidnap
take up
endure
turn up
unload
{f} take off
dismantle
get somebody up
put something away
take

They don't want to protect your freedoms. They want to take them away. - Onlar özgürlüklerini korumak istemiyorlar. Onlar onları ortadan kaldırmak istiyorlar.

At a Japanese-style inn, they take care of your every need, so you don't have to lift a finger. - Japon tarzı bir handa, onlar her türlü ihtiyacınla ilgilenirler, bu nedenle parmağını kaldırmak zorunda kalmazsın.

take something off
void
cock
do
raise up
wake
abrogate
pinch
(Askeri) weigh

My hobby is weight lifting. - Hobim ağırlık kaldırmak.

When you're about to have exams, lifting weights really does relieve stress, and it's also good for your mind and body. - Sınavlarınız olduğu zaman, ağırlık kaldırmak gerçekten stresi azaltır, ve bu zihniniz ve bedeniniz için de iyidir.

move
uplift
cock up
stomach
repeal

The Republicans want to repeal Obamacare. - Cumhuriyetçiler Obamacare'i yürürlükten kaldırmak istiyor.

set aside
steal
rear
axe
ortadan kaldırmak
annihilate

Bush didn't send troops to annihilate other countries. - Bush diğer ülkeleri ortadan kaldırmak için askeri birlikleri göndermedi.

kaldırma
removal
kaldırma
{i} elevation
kadeh kaldırmak
toast

Gentlemen, I'd like to propose a toast. - Beyler, kadeh kaldırmak istiyorum.

kaldıraçla kaldırmak
purchase
kaldıraçla kaldırmak
prize
kazan kaldırmak
revolt
kazan kaldırmak
mutiny
kadeh kaldırmak
to raise one's glass in a toast
kadeh kaldırmak
raise one's glass
kadeh kaldırmak
raise one's glass in a toast
kadeh kaldırmak
give a toast
kadeh kaldırmak
propose a toast
kaldıraçla kaldırmak
lever
kaldıraçla kaldırmak
prize up
kaldıraçla kaldırmak
prise
kaldıraçla kaldırmak
pry up
kazan kaldırmak
1. hist. (for the Janissaries) to overturn the caldrons (as a sign of mutiny). 2. (Konuşma Dili) to rebel; to mutiny
kazan kaldırmak
to mutiny, to revolt, to rebel against
havaya kaldırmak
put up
kaldırma
{i} lift

Tom didn't lift a finger to help. - Tom yardım etmek için bir parmağını kaldırmadı.

This desk was too heavy for Patty to lift. - Bu masa Patty'nin kaldırması için çok ağırdı.

kaldırma
raising
ortadan kaldırmak
clear away
sağlığına kadeh kaldırmak
pledge
rafa kaldırmak
shelve
cenazeyi kaldırmak
bury
kaldır
uninstall
kaldır
deinstall
kaldır
cock up
kaldır
{f} removed

Poverty is not an accident. Like slavery and apartheid, it is man-made and can be removed by the actions of human beings. - Yoksulluk tesadüf değildir. Kölelik ve apartheid gibi insan ürünüdür ve insan etkinlikleriyle ortadan kaldırılabilir.

We removed the old furniture. - Eski mobilyayı kaldırdık.

kaldırma
erection
kriko ile kaldırmak
jack

You'll have to jack up the car. - Arabayı kriko ile kaldırmak zorunda kalacaksın.

ortadan kaldırmak
extinguish
ortadan kaldırmak
take away
ortadan kaldırmak
put away
bayrak kaldırmak
flag
istim kaldırmak
get up steam
kaldır
(Bilgisayar) dismount
kaldır
(Bilgisayar) unmount
kaldır
(Bilgisayar) remove

First, remove the burrs. - Önce çapakları kaldırın.

She removed the dishes from the table. - Bulaşıkları masadan kaldırdı.

kaldırma
(Tıp) abduction
kaldırma
repeal

The Republicans want to repeal Obamacare. - Cumhuriyetçiler Obamacare'i yürürlükten kaldırmak istiyor.

We request that they repeal this law. - Biz onların bu yasayı yürürlükten kaldırmalarını istiyoruz.

kaldırma
cease
kaldırma
removing

The error is still there. Is there still no chance of removing it? - Hata hâlâ orada. Hâlâ onu kaldırma şansı yok mu?

I'd suggest removing the comma. - Ben virgülü kaldırmayı öneririm.

kaldırma
hoisting
kaldırma
boost
kaldırma
rouse
kaldırma
(Askeri) buoyancy
parmak kaldırmak
raise one's hand
yerinden kaldırmak
remove
kaldır
{f} cock
kaldır
{f} lifting

Tom is lifting weights. - Tom ağırlık kaldırıyor.

My wrists were sore after lifting wieghts. - Ağırlıklar kaldırdıktan sonra bileklerim ağrıdı.

kaldır
{f} lift

Could an almighty god create a stone that he would not be able to subsequently lift? - Yüce Allah sonradan kaldıramayacağı bir taş yaratabildi mi?

I forgot to lift the receiver before dialing the number. - Numarayı çevirmeden önce alıcıyı kaldırmayı unuttum.

kaldır
raise up
kaldırma
revocation
kaldırma
{i} rearing
kaldırma
{i} heave
kaldırma
defeasance
kaldırma
lifting

My hobby is weight lifting. - Hobim ağırlık kaldırmak.

Try lifting your left arm. - Sol kolunuzu kaldırmayı deneyin.

kaldırma
uptake
kaldırma
deletion
el kaldırmak
Raise hand. Ellerini kaldırmak: throw up one's hands
Atamayı kaldırmak
Unassign
ablukayı kaldırmak
to raise the blockade
ablukayı kaldırmak
raise a blockade
adam kaldırmak
to kidnap someone, abduct someone
ambargoyu kaldırmak
to lift the embargo (from), to remove the embargo (from)
ambargoyu kaldırmak
to lift the embargo
askeri yönetimi kaldırmak
demilitarize
ayaka kaldırmak
1. to upset, excite (a group). 2. to incite, stir up (a group) to rebellion
ayağa kaldırmak
to alarm people
ayağa kaldırmak
instigate
ayağa kaldırmak
stir up
ayağa kaldırmak
raise
ayağa kaldırmak
alarm
bir izni yürürlükten kaldırmak, izni geri almak
(Hukuk) to revoke an authorization
bir kenara kaldırmak
sweep aside
bürokratik engelleri ortadan kaldırmak
debureaucratize
cenazeyi kaldırmak
take for burial
cenazeyi kaldırmak
to hold a funeral
damakını kaldırmak
to press one's palate up with the thumb (done by a frightened person)
dansa kaldırmak
to ask (someone) to dance
dansa kaldırmak
to ask sb to dance
dağa kaldırmak
to kidnap
denetimi kaldırmak
decontrol
devlet müdahalesini kaldırmak
(Hukuk) deregulate
dokunulmazlığı kaldırmak
(Hukuk) to lift immunity, to waive
dörtnala kaldırmak
to gallop (a horse)
elini kaldırmak
lift one's hand
ellerini kaldırmak
throw up one's hands
engeli kaldırmak
unblock
engelleri kaldırmak
smooth the way
esrar perdesini kaldırmak
lift the curtain
gizlice ortadan kaldırmak
spirit off
gizlice ortadan kaldırmak
spirit away
gizlilik derecesini kaldırmak
(Askeri) declassify
gizliliğini kaldırmak
declassify
göz önünden kaldırmak
put out of sight
göz önünden kaldırmak
hide from view
gülle kaldırmak sports
to lift weights
gümrük vergilerini kaldırmak
(Hukuk) to abolish customs duties
hasat kaldırmak
harvest
hastaneye kaldırmak
to take to hospital, to hospitalize
hastaneye kaldırmak/yatırmak
to hospitalize, put (someone) in the hospital
havaya kaldırmak
upraise
havaya kaldırmak
hold up
havaya kaldırmak
throw up
helikopter kaldırmak
(Askeri) launch helo
herkesi ayağa kaldırmak
rag
hükümleri kaldırmak
(Hukuk) to repeal provisions
hız yasağını kaldırmak
derestrict
ibikini kaldırmak
slang to act defiantly (towards), get cocky (with)
idam mahkumunun vatandaşlık haklarını kaldırmak
attaint
kaldır
hoicks
kaldır
raiseup
kaldır
(Biyoloji) erect
kaldır
upheave
kaldır
uncheck
kaldır
hoick
kaldır
unchecked
kaldırma
{i} heaving
kaldırma
uninstallation
kaldırma
{i} superelevation
kaldırma
{i} hoist
kaldırma
{i} abolition
kaldırma
endurance
kaldırma
{i} pickup
kaldırma
lift, lifting, hoist
kenara kaldırmak
to put aside
kilitleyip kaldırmak
lock away
kir götürmek/kaldırmak
not to show dirt
kontrolü kaldırmak
decontrol
koparmada kaldırmak
(halter) snatch
kriko ile kaldırmak
jacks up
kriko ile kaldırmak
jack up

You'll have to jack up the car. - Arabayı kriko ile kaldırmak zorunda kalacaksın.

krikoyla kaldırmak
to jack up
mahalleyi ayağa kaldırmak
to put the whole neighborhood in an uproar (by making noise)
mahalleyi ayağa kaldırmak
to set the neighbourhood in an uproar
manivela kaldırmak
pry up
maskesini kaldırmak
to show (someone) up, expose (someone), show (someone) as he/she really is
maskesini kaldırmak
to unmask
müzakereye kaldırmak
to make (a student) stand up and recite (for a grade)
ortadan kaldırmak
a) to remove, to put away, to clear away b) to wipe sth out c) to kill
ortadan kaldırmak
raze
ortadan kaldırmak
do away with

We must make every effort to do away with all discrimination. - Tüm ayrımcılığı ortadan kaldırmak için her türlü çabayı sarf etmeliyiz.

ortadan kaldırmak
sweep away
ortadan kaldırmak
1. to hide, put (something) out of sight. 2. to eliminate, eradicate, do away with, remove, abolish. 3. slang to kill, rub out, do away with, make away with, put away, remove
ortadan kaldırmak
clear off
ortadan kaldırmak
put out of sight
ortadan kaldırmak
abolish

If God really existed, it would be necessary to abolish him. - Eğer tanrı gerkçekten var olsaydı, onu ortadan kaldırmak gerekli olabilirdi.

Türkçe - Türkçe
İyi etmek, iyileştirmek
Hastayı hastaneye götürmek
Uyandırmak: "Bir gece yanında mihman olduğum / Sabah oldu deyi kaldırdın beni."- Halk türküsü
Alıp başka yere götürmek
Kaçırmak
Çekmek, taşımak
Tayin etmek, atamak
Elin ulaşamayacağı yere koymak, saklamak
Yükseltmek
Çalmak, aşırmak
Uygun gelmek, götürmek, yakışmak
Katlanmak, tahammül etmek: "Doğrusunu isterseniz onu çoktan kapı dışarı etmeliydim, ama yüreğim kaldırmıyor, acıyorum."- S. F. Abasıyanık
Bir kuruluşun çalışmasına son vermek, feshetmek, lâğvetmek
Bir kuruluşun çalışmasına son vermek, feshetmek, lağvetmek: "Meclis ... olağanüstü hâli kaldırabilir."- Anayasa
Tayin etmek, atamak: "Günün birinde bu müdürü başka, daha önemli bir yere kaldırdılar, buraya da bir başka müdür getirdiler."- M. Ş. Esendal
Bulunduğu yerden almak
Yukarı doğru hareket ettirmek: "Gözlerini yüzüme kaldırdı. İkimiz de mavi mavi baktık."- S. F. Abasıyanık
Elin ulaşamayacağı yere koymak; saklamak
Piyasadan çekmek
Bir şeyden çokça satın almak
Katlanmak, tahammül etmek
Kaçırmak: "Yakın köyden kaldırdığı bir yosmayı sarhoş etmekle meşguldü."- S. F. Abasıyanık. İyi etmek, iyileştirmek
Gerekli töreni yaparak gömmek
Uyandırmak
Hastayı hastaneye götürmek: "Yarasının dikişleri koptu dün öğleden sonra, Fransız Hastanesi'ne kaldırdılar."- A. Gündüz. Ölüyü gerekli töreni yaparak gömmek. Çalmak, aşırmak
Yukarı doğru hareket ettirmek
Toplamak: "Anası, kardeşi ile hep beraber sofrayı kaldırdılar."- N. Cumalı
Yok etmek, ortadan silmek: "Yeryüzünden hayali kaldırın, dünya bir taş ve toprak yığınından ibaret kalır."- O. S. Orhon
Toplamak, taşımak
Alıp başka yere götürmek; toplamak
Yükseltmek. Ürünü toplamak, taşımak. Çekmek, taşımak
Yok etmek, ortadan silmek
(Osmanlı Dönemi) KEHM
(Osmanlı Dönemi) LAGV
(Osmanlı Dönemi) NASA
(Osmanlı Dönemi) TAFH
(Osmanlı Dönemi) TAYY
(Hukuk) REF ETMEK
(Osmanlı Dönemi) TAHAMMÜL
lağvetmek
(Osmanlı Dönemi) FEKK
(Osmanlı Dönemi) NEMY
KAZAN KALDIRMAK
(Osmanlı Dönemi) t. Yeniçerilerin isyanı münasebetiyle kullanılan bir tabirdi. Yeniçeriler isyan ettikleri zaman yemek pişirilen kazanlarını da, toplandıkları At Meydanı'na getirdikleri için bu tabir meydana gelmiştir. Sonradan da devlete karşı koymağa kalkanlar hakkında kullanılırdı. (O.T.D.S.)
ABLUKAYI KALDIRMAK
(Osmanlı Dönemi) Muhasarayı bırakmak
Kaldırma
lağıv
Kaldırma
ilga
baş kaldırmak
Ayaklanmak, yönetime karşı gelmek, isyan etmek
baş kaldırmak
İyice coşmak, kabarmak
kaldırma
Kaldırmak işi
kaldırmak