düzenle

listen to the pronunciation of düzenle
Türkisch - Englisch
{f} order

Her sewing basket, dresser drawers and pantry shelves are all systematically arranged in apple-pie order. - Onun dikiş sepeti, şifonyer çekmeceleri ve külotlu çorap rafları hepsi sistemli olarak yerli yerinde düzenlenir.

We use computers to solve problems and to put information in order. - Biz sorunları çözmek ve bilgiyi düzenlemek için bilgisayarlar kullanırız.

{f} sort out
timetable
(Bilgisayar) edit in
(Bilgisayar) edit

Adobe and Apple both have top-notch video editing programs. - Hem Adobe'nin hem de Apple'ın üst seviye düzenleme programları var.

What's your favorite image editing software? - En sevdiğiniz resim düzenleme yazılımı hangisi?

(Bilgisayar) compact
(Bilgisayar) edit ratings
{f} tidy

I am not going out because I have to tidy my room. - Odamı düzenlemek zorunda olduğum için dışarı çıkmayacağım.

regularize
tidy up
organize

I think it's time for me to organize a party. - Sanırım bir parti düzenlememin zamanıdır.

He organized a summer rock festival. - O, bir yaz rock festivali düzenledi.

{f} coordinating
clear up
{f} coordinate
{f} organized

The speaker organized his lecture notes. - Konuşmacı ders notlarını düzenledi.

Their house is organized according to Feng Shui. - Evleri Feng Shui'ye göre düzenlendi.

{f} organizing

She spends more time organizing than I. - O, düzenlemede benden daha fazla zaman harcar.

{f} regulating

The President needs to sign a law regulating public spending. - Başkanın kamu harcamalarını düzenleyen bir yasayı imzalanması gerekiyor.

regulate

The Angkar regulated every moment of our lives. - Yaşamımızın her anını düzenleyen Angkar'dı.

Hong Kong is the least regulated economy in Asia. - Hong Kong Asya'daki en az düzenlenmiş ekonomidir.

{f} regularized
{f} landscaping
arrange

Yuriko arranges flowers in her spare time. - Yuriko boş zamanında çiçekleri düzenler.

Tom hangs his clothes, then arranges them by color. - Tom elbiselerini asar, sonra onları rengine göre düzenler.

{f} scheduling
{f} submitted
coordinated
{f} schedule

I have to organize my schedule before the end of the month. - Ayın sonundan önce programımı düzenlemek zorundayım.

Tom scheduled a last-minute meeting. - Tom bir son dakika toplantısı düzenledi.

space out
clear#up
spaceout
arranged

I arranged catering for tomorrow's party. - Yarınki parti için yeme içme işini düzenledim.

The two stamp collectors arranged a trade. - İki pul koleksiyoncusu bir takas düzenledi.

rhythm
redd
düzenlemek
regulate

Traffic lights are used to regulate traffic. - Trafik ışıkları trafiği düzenlemek için kullanılır.

düzenlemek
organize

I have to organize my schedule before the end of the month. - Ayın sonundan önce programımı düzenlemek zorundayım.

You have to organize your time. - Zamanını düzenlemek zorundasın.

düzenlemek
{f} arrange

She arranges the buying and selling of houses in and around Deal. - O Deal'in içinde ve çevresinde ev alışı ve satışı düzenlemektedir.

I have to arrange my hair. - Saçımı düzenlemek zorundayım.

düzenlemek
hold

We have to rent a room to hold the party in. - Biz, partiyi düzenlemek için bir oda kiralamak zorundayız.

Tom is looking for a suitable place to hold the meeting. - Tom toplantıyı düzenlemek için uygun bir yer arıyor.

düzenlemek
put in order
düzenlemek
lay out
düzenlemek
{f} prepare
düzenlemek
(Kanun) issue
düzenlemek
mount
düzenlemek
collocate
düzenlemek
{f} do
düzenlemek
draw up
düzenlemek
get up
düzenlemek
{f} stage
düzenlemek
compose
düzenlemek
distribute
düzenlemek
{f} forge
düzenlemek
engineer
düzenlemek
neaten
düzenlemek
orchestrate
düzenlemek
{f} construct
düzenlemek
give
denetimi düzenle
(Bilgisayar) edit control
dizin düzenle
(Bilgisayar) edit directory
düzenlemek
plan
düzenlemek
get
düzenlemek
designata
düzenlemek
set out
düzenlemek
make up
düzenlemek
work

The committee stayed up late last night trying to work out measures that would please everyone. - Komite herkesi memnun edecek önlemleri düzenlemek için dün gece geç saatlere kadar yatmadı.

düzenlemek
clear up
düzenlemek
digest
düzenlemek
devise
düzenlemek
manage
düzenlemek
(Kanun) set right
düzenlemek
set

Tom wants to set up a meeting. - Tom bir buluşma düzenlemek istiyor.

Would it be possible to set up a meeting with us on April fifth or sixth? - Beş veya altı Nisan'da bizimle bir toplantı düzenlemek mümkün müdür?

düzenlemek
purge
düzenlemek
impose
düzenlemek
string
düzenlemek
work one’s way up
düzenlemek
structure
düzenlemek
designate
düzenlemek
accommodate
düzenlemek
fix with
düzenlemek
fix up
düzenlemek
embody
düzenlemek
concoct
düzenlemek
(Bilgisayar) toorder
düzenlemek
set up

Tom wants to set up a meeting. - Tom bir buluşma düzenlemek istiyor.

Would it be possible to set up a meeting with us on April fifth or sixth? - Beş veya altı Nisan'da bizimle bir toplantı düzenlemek mümkün müdür?

düzenlemek
unclutter
düzenlemek
write up
düzenlemek
write out
düzenlemek
queue
düzenlemek
reorganize
düzenlemek
fit up
düzenlemek
dress
düzenlemek
shape
düzenlemek
array
düzenlemek
fix
düzenlemek
(Ticaret) organizing
düzenlemek
appoint
düzenlemek
format
düzenlemek
make
düzenlemek
codify
düzenlemek
get things square
düzenlemek
install
düzenlemek
spruce
düzenlemek
collate
düzenlemek
control
düzenlemek
design
düzenlemek
make out
imza düzenle
(Bilgisayar) edit signature
metin düzenle
(Bilgisayar) text edit
simge düzenle
(Bilgisayar) arrange icons
düzenlemek
pigeonhole
düzenlemek
dispose
düzenlemek
draw sth up
düzenlemek
scheme

Tom warned the police about a scheme to assassinate the mayor. - Tom belediye başkanına suikast düzenlemek için bir plan hakkında polisi uyardı.

düzenlemek
form up
düzenlemek
throw
düzenlemek
programme
düzenlemek
condition
düzenlemek
order

We use computers to solve problems and to put information in order. - Biz sorunları çözmek ve bilgiyi düzenlemek için bilgisayarlar kullanırız.

I have no time to put my books in order before I go. - Gitmeden önce kitaplarımı düzenlemek için vaktim yok.

düzenlemek
assemble
düzenlemek
shake up
düzenlemek
form
düzenlemek
draw
düzenlemek
lineup
düzenlemek
arrange , order , organize , edit
düzenlemek
execute
düzenlemek
methodize
düzenlemek
do out
düzenlemek
put up
düzenlemek
calendar
düzenlemek
mus. to arrange
düzenlemek
to put in order, to fix, to clear (sth) up; to arrange, to dispose; to arrange, to hold, to organize; (belge, sözleşme, vb.) to draw up; to control
düzenlemek
frame
düzenlemek
(Hukuk) to coordinate
düzenlemek
regularize
düzenlemek
(belge) calendar
düzenlemek
{f} promote
düzenlemek
coordinate
düzenlemek
{f} grade
düzenlemek
work up
düzenlemek
whack up
düzenlemek
line up
düzenlemek
arrange (organize)
düzenlemek
to arrange; to prepare
eklenti düzenle
(Bilgisayar) annotation edit
kolay düzenle
(Bilgisayar) simpleedit
sekme düzenle bul
(Bilgisayar) edit find tabs
stil düzenle bul
(Bilgisayar) edit find style
vitrin düzenle
window dress
web sorgusu düzenle
(Bilgisayar) edit web query
word alanı ekle: düzenle
(Bilgisayar) insert word field: set
düzenle
Favoriten