çevirme

listen to the pronunciation of çevirme
Türkçe - İngilizce
translated

Mary hasn't translated the book yet. - Mary kitabı henüz çevirmedi.

I don't remember which articles I have translated and which I haven't. - Hangi makaleleri çevirdiğimi hangilerini çevirmediğimi hatırlamıyorum.

spin
turning

The world is just like a book, and every step you take is like turning a page. - Dünya sadece bir kitap gibidir ve attığın her adım bir sayfa çevirmek gibidir.

(bilgisayar) assembly
rotation
surround
enclosure
assembly , flip
translating; translation
rotation, turning; changing
inclosure
twirl
translation

When are you going to start the translation of Mary's article? - Mary'nin makalesini ne zaman çevirmeye başlayacaksın?

The translation does not represent the views of the translator. - Çeviri çevirmenin görüşlerini yansıtmıyor.

turning; conversion
conversion
rendering
assembling
(Jeoloji) derivation
(Dilbilim) interpretation

The sentence is capable of two interpretations, of which the first is the exact opposite of the other. - Cümleyi birbiriyle zıt iki farklı biçimde çevirmek mümkün.

(Muzik) inversion
(Bilgisayar) roll
(Televizyon) skew
twist
{i} converting
{i} slue
{i} slew
diversion
envelopment
(Jeoloji) casing
(Askeri) turning movement
{i} flip
enclosure,inclosure
tersine çevirme
reversal
çevirmek
{f} translate

I don't want to translate this sentence. - Bu cümleyi çevirmek istemiyorum.

It took me more than two hours to translate a few pages of English. - Birkaç sayfa ingilizceyi çevirmek iki saatten daha fazla zamanımı aldı.

çevirmek
turn

Tom wanted to turn the page. - Tom sayfayı çevirmek istedi.

That's a very generous offer, but I have to turn it down. - Bu cömert bir teklif fakat onu geri çevirmek zorundayım.

çevirme dili
translation language
çevirme hareketi
mil . encircling movement, outflanking maneuver
çevirme kasa
grommet
çevirme kolu mech
crank
çevirme listesi
assembly list
çevirme oranı
conversion ratio
çevirme programı
assembly program
çevirme sistemi
assembly system
çevirme yordamı
assembly routine
çember çevirme
hoopla
çevirmek
{f} avert
çevirmek
{f} interpret

The interpreter is paid to translate. - Tercümana çevirmek için ödeme yapılır.

The role of the historian is less to discover and catalog documents than to interpret and explain them. - Tarihçinin rolü daha az keşfetmek ve onları çevirmek ve açıklamak yerine belgelerin kataloğunu hazırlamaktır.

çevirmek
spin
çevirmek
send back
çevirmek
encompass
çevirmek
turn to
adres çevirme
address conversion
kuzu çevirme
(Gıda) spit roasted lamb
numara çevirme darbesi
(Bilgisayar,Teknik) dial pulse
numara çevirme yanlışı
(Bilgisayar,Telekom) dialing mistake
optik çevirme
(Tıp) optical rotation
tersine çevirme
inversion
çevir
(Bilgisayar) dial

Tom dialed Mary's number and got a busy signal. - Tom Mary'nin numarasını çevirdi ve meşgul sinyalı aldı.

In case of fire, dial 119. - Yangın durumunda, 119'u çevir.

çevir
{f} converting
çevirmek
besiege
çevirmek
revolve around
çevirmek
rotate
çevirmek
begird
çevirmek
turn on
çevirmek
convert to
çevirmek
point at
çevirmek
make
çevirmek
speediness
çevirmek
(Muzik) invert
çevirmek
revoke
çevirmek
wind
çevirmek
convert from
çevirmek
run
çevirmek
zone
çevirmek
contain
çevirmek
change

I want to change ten thousand yen to dollars. - On bin yeni dolara çevirmek istiyorum.

çevirmek
(deyim) change over
çevirmek
transform
çevirmek
overturn
çevirmek
circle
çevirmek
stop
çevirmek
reduce to
çevirmek
annul
çevirmek
put into
çevirmek
tweedle
çevirmek
(Sinema) pan
çevirmek
convert into
çevirmek
revolve about
çevirmek
hatch
çevirmek
twist
çevirmek
hold up
çevirmek
reverse

Translation is easier than reverse translation. - Çevirmek, ters çevirmekden daha kolaydır.

çevirmek
disincline
çevirmek
carry out
çevirmek
commutate
çevirmek
assemble
çevirmek
thread
çevirmek
turn up
çevirmek
make over
çevirmek
close
çevirmek
lap
çevirmek
{f} manage
çevir
surround

The police have surrounded the building. - Polisler binayı çevirdi.

We've got the house surrounded. - Evin etrafını çevirttik.

çevir
{f} diverted
çevir
{f} surrounding

I saw them surrounding him. - Onların onun etrafını çevirdiğini gördüm.

çevir
{f} rounded
çevir
{f} surrounded

Lions surrounded Tom on all sides. - Aslanlar Tom'u her tarafından çevirdi.

We've got the house surrounded. - Evin etrafını çevirttik.

çevir
{f} converted

Tom converted about half of his yen into dollars and the other half into euros. - Tom yeninin yaklaşık yarısını dolara ve diğer yarısını avroya çevirdi.

I converted my yen into dollars. - Yenimi dolara çevirdim.

çevir
surround by
çevir
{f} convert

I converted my yen into dollars. - Yenimi dolara çevirdim.

Let's try to convert German into a Romance language. - Almanca'yı Romen diline çevirmeye çalışalım.

çevir
{f} slew
çevir
{f} translating

I wonder if there is any point in translating proverbs into English. - Atasözlerini İngilizceye çevirmede bir amacın olup olmadığını merak ediyorum.

Translating that text will be very easy. - O metni çevirmek çok kolay olacak.

çevir
{f} slue
çevirmek
put
çevirmek
direct
çevirmek
render into
çevirmek
twine
çevirmek
turn over
çevirmek
revolve
çevirmek
bend
çevirmek
turn round
çevirmek
surround
çevirmek
train upon
çevirmek
train
çevirmek
sweep
çevirmek
channel
çevirmek
put about
piliç çevirme
Rotisserie
sayfa çevirme
page turning
çevir
assemble
çevir
translate

Don't translate English into Japanese word for word. - İngilizceden Japoncaya kelimesi kelimesine çeviri yapmayın.

Can computers actually translate literary works? - Bilgisayarlar gerçekten edebi eserleri çevirebilir mi?

çevirmek
to flip
akım çevirme
commutation
dişli çevirme oarnı
gear ratio
doğru akıma çevirme
rectification
geri çevirme
repulse
geri çevirme
rebuff
geri çevirme
declination
geri çevirme
turning back
geri çevirme
rejecting
geriye çevirme
retroversion
içini dışına çevirme
eversion
latince'ye çevirme
Latinization
lâfı çevirme
tergiversation
metreye çevirme
metrification
metreye çevirme
metrication
metrik sisteme çevirme
metrification
metrik sisteme çevirme
metrication
modem kullanarak çevirme
(Bilgisayar) modem dial-up
nakte çevirme
realization
numara çevirme ilkesi
(Bilgisayar) dialing policy
numara çevirme seçenekleri
(Bilgisayar) dialing options
numara çevirme ünitesi
dialing unit
paraya çevirme
liquidation
paraya çevirme
negotiation
paraya çevirme
encashment
paraya çevirme
realization
paraya çevirme
redemption
piliç çevirme roast chicken, chicken roasted
on a spit
rahimde bebeği çevirme
(doğumda) version
roman formuna çevirme
novelize
roman formuna çevirme
novelization
roman formuna çevirme
novelisation
roman formuna çevirme
novelise
sevkiyat çevirme emri
(Askeri) passing order
sohbet çevirme çalışı
(Bilgisayar) chat dialing ring
sola çevirme
left-handed rotation
spesifik optik çevirme
(Tıp) specific optical rotation
sıkıştırılmış çevirme sayısı
(Askeri) compressed dial number
ters çevirme
turning inside out
ters çevirme
inversion
ters çevirme
overturn
tersine çevirme
disassemble
tersine çevirme mekanizması
reversing mechanism
torna çevirme deliği
turning hole
yeniden çevirme
remake
yukarı çevirme
upturn
Çevirmek
flip
çevir
dialling
çevir
{f} flip

Tom flipped the page and continued reading. - Tom sayfayı çevirdi ve okumaya devam etti.

Tom flipped through the pages of the magazine. - Tom baştan sona kadar derginin sayfalarını çevirdi.

çevirmek
convert
çevirmek
translate , dial
çevirmek
enclose
çevirmek
roll
çevirmek
deflect
çevirmek
change to
çevirmek
point on
çevirmek
turn into
çevirmek
(sayfa) turn over
çevirmek
exchange
çevirmek
hedge in
çevirmek
to turn, make, or transform (one thing) into (another)
çevirmek
to pull (a trick, a ruse)
çevirmek
to stop (someone who is going somewhere)
çevirmek
inclose
çevirmek
translate into

All languages are hard to translate into. - Bütün dilleri çevirmek zordur.

çevirmek
(for one kind of meteorological condition) to turn into, become (another): Yağmur kara çevirdi. The rain's turned to snow. Çevir kazı yanmasın. (Konuşma Dili) Why are you changing the subject? (said sarcastically)
çevirmek
{f} commute
çevirmek
decline

It is very impolite of you to decline their invitation. - Onların davetini geri çevirmek sizin terbiyesizliğiniz.

I had to decline the invitation because I was ill. - Hasta olduğum için daveti geri çevirmek zorunda kaldım.

çevirmek
{f} twiddle
çevirmek
(iş) pull
çevirmek
wind up
çevirmek
hedge round
çevirmek
{f} encircle
çevirmek
slew round
çevirmek
to turn, rotate; to make (something) spin
çevirmek
to send (something) back
çevirmek
{f} slue
çevirmek
to turn, to turn (sth) round; to point; to spin; to divert; (kamera, dürbün) to train; to wind; to rotate; to revolve; to reverse; to revoke, to annul; to send back; to translate (into), to render" " tercüme etmek; to manage, to run" " yönetmek, idare etmek; to convert; to turn into; to transform, to change; to surround, to encircle, to encompass" " kuşatmak; to stop, to hold up; (plan, dolap, vb.) to make, to carry out, to hatch
çevirmek
{f} divert
çevirmek
{f} upturn
çevirmek
{f} whip
çevirmek
hedge
çevirmek
slue round
çevirmek
{f} point
çevirmek
{f} screw
çevirmek
to turn (a garment) inside out
çevirmek
{f} render
çevirmek
{f} twirl
çevirmek
to interpret (something) (in a specified way)
Türkçe - Türkçe
Uzaktan dolaşıp düşmanın yan gerilerine düşerek onu istemediği bir durumda dövüşmek zorunda bırakma
Kuzu, oğlak gibi hayvanların şişte, kor üzerinde çevrilerek pişirilmişi
Bir dilden başka dile çevrilmiş, tercüme
Tavuk eti, patlıcan ve pirinçle yapılan bir yemek
Bir müzik parçasındaki aralığın veya bir cümle parçasının tiz sesini pese, pes sesini tize dönüştürmek işi
Kuzu, oğlak gibi hayvanların şişte, kor üzerinde çevrilerek pişirilmişi: "Değirmende, daha sabahtan gönderilip hazırlanan yağlı bir oğlak çevirmesini tam kıvamında buldular."- R. H. Karay
Uzaktan dolaşıp düşmanın yan gerilerine düşerek onu istemediği bir durumda dövüşmek zorunda bırakma, kuşatma, ihata
Çevirmek işi, tedvir
çevresi duvar ya da çitle çevrilmiş küçük bahçe
Etrafı çitle çevrilmiş küçük bahçe
tercüme
(Osmanlı Dönemi) ATF
çevirme ağı
Balık sürülerinin önce çevrelerinin sarılması, sonra ağın altının kapatılması yoluyla kaçmalarını önleyerek avlamayı sağlayan bir ağ türü
Çevirmek
çalkalamak
Çevirmek
tercüme etmek
çevirmek
Döndürerek hareket ettirmek
çevirmek
Bir durumdan başka duruma geçmek
çevirmek
Yönetmek, idare etmek
çevirmek
Kâğıt oyunu oynamak
çevirmek
Çevrilemek, tevil etmek
çevirmek
Öteki yüzünü görünür duruma getirmek
çevirmek
Yolundan alıkoymak, yoldan döndürmek
çevirmek
Bir şeyin yönünü değiştirmek
çevirmek
Hile, dolap, dalavere gibi dürüst olmayan davranışlar için yapmak: "Bendenize şikâyetlerin yapılmaması, iş çevirmek isteyenlerin muvaffak olamayacaklarını bilmeleri neticesidir."- Atatürk
çevirmek
Kötü bir duruma getirmek. Çeviri yapmak: "Romanlar, hikâyeler yazar; yahut Fransızcadan çevirirmiş."- M. Ş. Esendal
çevirmek
Bir durumdan başka duruma getirmek, dönüştürmek
çevirmek
Bir şeyin yönünü değiştirmek: "Nefes nefese koşan anneme, başını çevirmeden cevap verdi."- Y. Z. Ortaç. Öteki yüzünü görünür duruma getirmek: "Sermet defterinin yapraklarını çeviriyordu."- Ö. Seyfettin
çevirmek
Hile, dolap, dalavere gibi dürüst olmayan davranışlar için yapmak
çevirmek
Geri göndermek
çevirmek
Bir giyeceği söküp iç yüzünü dışa getirmek
çevirmek
Bir yerin çevresini bir şeyle sarmak, kuşatmak
çevirmek
Yönetmek, idare etmek: "Eteği belinde, bütün evi o çeviriyor."- H. Taner
çevirmek
Oynamak
çevirmek
Döndürerek hareket ettirmek: "Resimleri albüme yapıştırırken kocası da radyonun düğmesini çevirdi."- S. F. Abasıyanık
çevirmek
Bir dilden başka bir dile aktarmak, tercüme etmek
çevirmek
Bir giyeceği söküp iç yüzünü dışa getirmek. Çevrilemek, tevil etmek
çevirmek
Kötü bir duruma getirmek
İngilizce - Türkçe

çevirme teriminin İngilizce Türkçe sözlükte anlamı

türkçeyi ingilizceye çevirme
fine, and u?
türkçeyi ingilizceye çevirme
merhaba halacımnasılsın ben çok iyiyim .istanbuldayım.sizleri çok özledim burası çok güzel bir yer.seninde buraya gelmeni istiyorum.beni unutmayın.sizleri çok seviyorum
çevirme