a while

listen to the pronunciation of a while
İngilizce - Türkçe
bir süre

O, bir süre burada kaldı. - He stayed here for a while.

Bu paketleri kısa bir süreliğine bırakmak istiyorum. - I want to leave these packages for a while.

while
sırasında

İç savaş sırasında, ülke anarşik bir durum içindeydi. - While the civil war went on, the country was in a state of anarchy.

Kamp gezisi sırasında, Tom dizanteri oldu. - While on the camping trip, Tom got dysentery.

while
iken

O, Japonya'da iken kasaba kasaba dolaştı. - He went about from town to town while he was in Japan.

Diğerlerinki bir kılıç iken, bir gladyatörün seçtiği silah topuzdur. - One gladiator's weapon of choice is the mace, while the other's is a sword.

space
{i} aralık
space
{i} uzay

Geometri uzay bilimi ise, zaman bilimi nedir? - If geometry is the science of space, what is the science of time?

Uzay gizemlerle doludur. - Space is full of mysteries.

while
olduğu halde
space
{i} ara

Satırlar arasında bir boşluk bırak. - Leave a space between the lines.

Hatlar arasında daha fazla boşluk bırakın. - Leave more space between the lines.

while
irken
awhile
bir süre

Madonna'nın kariyerine bir süre için geri dönmeyeceğine bahse girerim. - I'll bet Madonna doesn't return to her career for awhile.

Bir süreliğine daha havalar güzel olacak. - We're going to have good weather for awhile.

while
karşın

Çoğumuz ebeveynlerimiz ve büyük ebeveynlerimizden önemli ölçüde daha varlıklı olmamıza karşın, onu yansıtan mutluluk seviyeleri değişmemiştir. - While most of us are significantly better off financially than our parents and grandparents, happiness levels haven't changed to reflect that.

Söylediklerini anlamama karşın, öyle yapamıyorum. - While I understand what you are saying, I cannot do accordingly.

while
oysa
while
aynı zamanda
while
halbuki
while
rağmen

İngilizce sevmesine rağmen, o, matematikte zayıftır. - While he likes English, he is weak in mathematics.

awhile
kısa bir süre
while
conj. iken
while
zaman

O her zaman sigara içmeye devam etti. - He kept smoking all the while.

Müzik dinlediğim zaman sık sık çalışırım. - I often study while listening to music.

while
ıf.iken: prep.sırasında
while
(bağlaç) iken, olduğu halde, irken, sırasında, karşın, rağmen, oysa, halbuki
period of time
zaman periyodu
space
mahal
space
aralamak
while
-diği halde
while
-ken
while
olmakla beraber
while
süresince
while
(Bilgisayar) koşul
while
-e karşın
while
hazır

Tom okul için hazırlık yaparken, ben de kahvaltımı bitirdim. - I finished eating breakfast while Tom was getting ready for school.

Annesi masayı hazırlarken Tom spagetti sosunu karıştırdı. - Tom stirred the spaghetti sauce while his mother set the table.

while
-e rağmen
while
esnasında

Lütfen sürüş esnasında sürücüyle konuşmayın. - Please do not talk to the driver while he's driving.

while
-mekle birlikte
awhile
kısa bir süre için
awhile
biraz

John, çok çalışıyorsun. Otur ve biraz dinlen. - John, you've been working too hard. Have a seat and rest awhile.

period of time
zaman dilimi
space
süre

Uzay yürüyüşleri genellikle işe bağlı olarak, beş ve sekiz saat arasında sürer. - Spacewalks usually last between five and eight hours, depending on the job.

Hava atomları ve molekülleri sürekli egzosferden uzaya kaçmaktadır. - Air atoms and molecules are constantly escaping to space from the exosphere.

space
aralıklara bölmek
space
espas
while
süre

Yaşam olduğu sürece umut da olacaktır. - While there is life, there is hope.

Bir süre bana bakmaktan başka bir şey yapmadı. - For a while she did nothing but stare at me.

while
gelirken

Limonlar karşılıksız bir aşk anlamına gelirken portakallar mutlu bir aşk anlamına gelir, - Oranges signify a happy love, while lemons - an unrequited one.

Eve gelirken onunla karşılaştım. - I met him while I was coming home.

while
-iken
awhile
bir müddet
awhile
kısa bir zaman için
awhile
z. bir süre, bir müddet: You'll have to wait awhile. Bir süre beklemen lazım
space
(İnşaat) yer,uzay,aralık
space
aralık koymak
space
{f} aralıklı dizmek
space
{f} boşluk bırakmak
space
(Tıp) Ara, aralık, mesafe, boşluk, spatium
space
ara ver/aralıklı diz
space
{f} aralık bırakmak
space
{i} mesafe: in the space of ten miles on millik
space
(fiil) ara vermek, boşluk bırakmak, aralık bırakmak, espas koymak, aralıklı dizmek
space
atlama

Yer yokluğu yüzünden bu sorunu atlamak zorunda kaldım. - I had to leave out this problem for lack of space.

while
{i} müddet, süre: She listened to them for a while, but then she got bored. Onları bir müddet dinledi, fakat sonra sıkılmaya başladı. You've
while
while boşa geçir
while
kadar

Mağaza açılıncaya kadar bir süre beklemekten başka seçeneğimiz yoktu. - We had no choice but to wait for a while until the store opened.

Neden yaptığımı bitirinceye kadar burada beklemiyorsun? - Why don't you wait here while I finish what I'm doing?

while
iken, -ken: While he was in Antalya, Hülya stayed with her mother. O Antalya'dayken Hülya annesinde kaldı. Every morning while running
while
bağ

O dükkana giderken köpeğini ağaca bağladı - He tied his dog up to the tree while he went into the store.

Araba sürerken emniyet kemerini bağla. - Fasten your seat belt while driving.

while
bazen

Bazen yeni şeyleri denemek iyidir. - It's good to try new things once in a while.

while
kısa süre

Hava çok sıkıntılı;sanırım kısa süre içinde gök gürleyecek. - It's so muggy; I think it will thunder in a short while.

Ben orada kısa süre içinde olacağım. - I'll be there in a little while.

while
ara sıra

Ara sıra tenis oynarım. - I play tennis once in a while.

Tom ara sıra Boston'a gider. - Tom goes to Boston every once in a while.

while
vakit

Bir süredir gerçekten birbirimizle vakit geçirmedik. - We haven't really spent time with each other for a while.

Beklerken, dergi okuyarak vakit geçirdi. - She killed time reading a magazine while she waited.

while
be worth while zahmetine değmek
while
the while o esnada
while
between whiles zaman zaman
while
away geçirmek
İngilizce - İngilizce
period of time
space
awhile
For some time; for a short time

Sit with me awhile.

while
until

I'll wait while you've finished painting.

while
A certain duration of time, a period of time

He lectured for quite a long while.

while
although

This case, while interesting, is a bit frustrating.

while
To pass time idly
awhile
For a time
awhile
{a} for some space of time
while
{v} to loiter
while
conj. during, at the same time as; as long as; despite; if
while
{a} as long, as long as
while
{n} time, a space of time
While
whiles
While
whilst
While
whilom
awhile
Awhile means for a short time. It is more commonly spelled `a while', which is considered more correct, especially in British English. He worked awhile as a pharmacist in Cincinnati. for a short time
awhile
For a while; for some time; for a short time
awhile
for a short time
awhile
for a short time; "sit down and stay awhile"; "they settled awhile in Virginia before moving West"; "the baby was quiet for a while
awhile
for a short time; "sit down and stay awhile"; "they settled awhile in Virginia before moving West"; "the baby was quiet for a while"
while
During the time that; as long as; whilst; at the same time that; as, while I write, you sleep
while
C++ keyword used to declare an iteration statement
while
Until; till
while
{i} time; period of time; short time; few moments; effort
while
During the same time that
while
when short; a time; as, one while we thought him innocent
while
{e} until (Archaic)
while
avoid using while to mean although or whereas It means at the same time that
while
A Java(TM) programming language keyword used to declare a loop that iterates a block of statements The loop`s exit condition is specified as part of the while statement
while
{f} spend time; pass time
while
Hence, under which circumstances; in which case; though; whereas
while
a period of indeterminate length (usually short) marked by some action or condition; "he was here for a little while"; "I need to rest for a piece"; "a spell of good weather"; "a patch of bad weather"
while
That which requires time; labor; pains
while
To cause to pass away pleasantly or without irksomeness or disgust; to spend or pass; usually followed by away
while
Space of time, or continued duration, esp
a while

    Türkçe nasıl söylenir

    ı hwayl

    Telaffuz

    /ə ˈhwīl/ /ə ˈhwaɪl/

    Videolar

    ... and we did all this while adding years to Medicare's finances ...
    ... going to feel a little better while your body heals itself ...

    Günün kelimesi

    affiance