whilst

listen to the pronunciation of whilst
İngilizce - Türkçe
rağmen
süresince
iken
irken
sırasında
zaman
- iken
oysa
(bağlaç) iken, irken, sırasında, zaman, süresince, dığı halde, rağmen, oysa
bağ., İng., bak. while 2
dığı halde
conj. iken
-ırken
-iken
while
sırasında

İç savaş sırasında, ülke anarşik bir durum içindeydi. - While the civil war went on, the country was in a state of anarchy.

Kamp gezisi sırasında, Tom dizanteri oldu. - While on the camping trip, Tom got dysentery.

while
iken

Eşi ameliyatta iken, ben ona eşlik ettim. - I kept him company while his wife was in surgery.

Amerika'da iken İngilizce becerisini geliştirdi. - He developed his English skill while he was in America.

while
olduğu halde
whilst not being seen or observed
ederken görülüyor ya da gözlenen
whilst squeaking
gıcırdıyor iken
while
irken
while
karşın

Çoğumuz ebeveynlerimiz ve büyük ebeveynlerimizden önemli ölçüde daha varlıklı olmamıza karşın, onu yansıtan mutluluk seviyeleri değişmemiştir. - While most of us are significantly better off financially than our parents and grandparents, happiness levels haven't changed to reflect that.

Söylediklerini anlamama karşın, öyle yapamıyorum. - While I understand what you are saying, I cannot do accordingly.

while
oysa
while
halbuki
while
rağmen

İngilizce sevmesine rağmen, o, matematikte zayıftır. - While he likes English, he is weak in mathematics.

while
aynı zamanda
while
conj. iken
while
(bağlaç) iken, olduğu halde, irken, sırasında, karşın, rağmen, oysa, halbuki
while
ıf.iken: prep.sırasında
while
zaman

O,her zaman çalışmaya devam etti. - He kept on working all the while.

O her zaman duş alırken şarkı söyler. - He always sings while having a shower.

while
esnasında

Lütfen sürüş esnasında sürücüyle konuşmayın. - Please do not talk to the driver while he's driving.

while
-e karşın
while
-e rağmen
while
hazır

Tom okul için hazırlık yaparken, ben de kahvaltımı bitirdim. - I finished eating breakfast while Tom was getting ready for school.

Ben yatakta hasta iken benim için yemekler hazırladığın için sana teşekkür ederim. - Thank you for preparing meals for me while I was sick in bed.

while
-mekle birlikte
while
(Bilgisayar) koşul
while
süresince
while
olmakla beraber
while
-diği halde
while
-ken
while
süre

Soruyu bir süre düşünüp taşındı. - She pondered the question for a while.

Bir süre bana bakmaktan başka bir şey yapmadı. - For a while she did nothing but stare at me.

while
-iken
while
gelirken

Eve gelirken onu gördüm fakat o beni görmemiş gibi davrandı. - While I was coming home I saw him, but he pretended that he hadn't seen me.

Limonlar karşılıksız bir aşk anlamına gelirken portakallar mutlu bir aşk anlamına gelir, - Oranges signify a happy love, while lemons - an unrequited one.

while
while boşa geçir
while
kadar

Mağaza açılıncaya kadar bir süre beklemekten başka seçeneğimiz yoktu. - We had no choice but to wait for a while until the store opened.

Sadece bir süre burada dinlenelim, ayaklarım o kadar çok ağrıyor ki yürüyemiyorum. - Let's just rest here for a little while, my feet are aching so much I can't walk.

while
iken, -ken: While he was in Antalya, Hülya stayed with her mother. O Antalya'dayken Hülya annesinde kaldı. Every morning while running
while
bağ

Ayakkabılarımı bağlarken bunu tut. - Hold this while I tie my shoes.

Biz telefonda konuşurken bağlantı kesildi. - We were cut off while talking on the telephone.

while
bazen

Bazen yeni şeyleri denemek iyidir. - It's good to try new things once in a while.

while
kısa süre

Ben orada kısa süre içinde olacağım. - I'll be there in a little while.

Hava çok sıkıntılı;sanırım kısa süre içinde gök gürleyecek. - It's so muggy; I think it will thunder in a short while.

while
{i} müddet, süre: She listened to them for a while, but then she got bored. Onları bir müddet dinledi, fakat sonra sıkılmaya başladı. You've
while
ara sıra

Sadece kitap okumayın. ara sıra dışarı gidin ve biraz egzersiz yapın. - Don't just read books. Go outside once in a while and get some exercise.

Ara sıra sinemaya giderim. - I go to the movies once in a while.

while
away geçirmek
while
be worth while zahmetine değmek
while
the while o esnada
while
between whiles zaman zaman
while
vakit

Bu gerçekten biraz vakit alacak. - It's just going to take a while.

Bir süredir gerçekten birbirimizle vakit geçirmedik. - We haven't really spent time with each other for a while.

İngilizce - İngilizce
While, at the same time
{a} as long, as long as
While
conj. while, during; as long as; although
Whilst means the same as the conjunction while. While. while
while
To pass time idly
while
although

This case, while interesting, is a bit frustrating.

while
A certain duration of time, a period of time

He lectured for quite a long while.

while
until

I'll wait while you've finished painting.

while
conj. during, at the same time as; as long as; despite; if
while
{n} time, a space of time
while
{v} to loiter
while
{a} as long, as long as
While
whiles
While
whilom
while
Until; till
while
a period of indeterminate length (usually short) marked by some action or condition; "he was here for a little while"; "I need to rest for a piece"; "a spell of good weather"; "a patch of bad weather"
while
That which requires time; labor; pains
while
Space of time, or continued duration, esp
while
During the same time that
while
To cause to pass away pleasantly or without irksomeness or disgust; to spend or pass; usually followed by away
while
when short; a time; as, one while we thought him innocent
while
During the time that; as long as; whilst; at the same time that; as, while I write, you sleep
while
C++ keyword used to declare an iteration statement
while
{i} time; period of time; short time; few moments; effort
while
{e} until (Archaic)
while
avoid using while to mean although or whereas It means at the same time that
while
A Java(TM) programming language keyword used to declare a loop that iterates a block of statements The loop`s exit condition is specified as part of the while statement
while
{f} spend time; pass time
while
Hence, under which circumstances; in which case; though; whereas
whilst

    Türkçe nasıl söylenir

    waylst

    Telaffuz

    /ˈwīlst/ /ˈwaɪlst/

    Etimoloji

    () From whiles while, confer amongst and amidst.