a while

listen to the pronunciation of a while
Englisch - Türkisch
bir süre

Bu paketleri kısa bir süreliğine bırakmak istiyorum. - I want to leave these packages for a while.

O, bir süre burada kaldı. - He stayed here for a while.

while
sırasında

Sürüş sırasında yola odaklanman gerekir. - While you drive, you should focus on the road.

İç savaş sırasında, ülke anarşik bir durum içindeydi. - While the civil war went on, the country was in a state of anarchy.

while
iken

Amerika'da iken İngilizce becerisini geliştirdi. - He developed his English skill while he was in America.

O, Japonya'da iken kasaba kasaba dolaştı. - He went about from town to town while he was in Japan.

space
{i} aralık
space
{i} uzay

Uzay gizemlerle doludur. - Space is full of mysteries.

Uzayı işgâl edeceğimiz ve Ay'a yolculuk yapacağımız gün yakında gelecek. - The day will soon come when we will conquer space and travel to the moon.

while
olduğu halde
space
{i} ara

Uzay ve zaman arasında. - Between space and time.

Hatlar arasında daha fazla boşluk bırakın. - Leave more space between the lines.

while
irken
awhile
bir süre

Madonna'nın kariyerine bir süre için geri dönmeyeceğine bahse girerim. - I'll bet Madonna doesn't return to her career for awhile.

Bir süreliğine daha havalar güzel olacak. - We're going to have good weather for awhile.

while
karşın

Söylediklerini anlamama karşın, öyle yapamıyorum. - While I understand what you are saying, I cannot do accordingly.

Çoğumuz ebeveynlerimiz ve büyük ebeveynlerimizden önemli ölçüde daha varlıklı olmamıza karşın, onu yansıtan mutluluk seviyeleri değişmemiştir. - While most of us are significantly better off financially than our parents and grandparents, happiness levels haven't changed to reflect that.

while
oysa
while
aynı zamanda
while
halbuki
while
rağmen

İngilizce sevmesine rağmen, o, matematikte zayıftır. - While he likes English, he is weak in mathematics.

awhile
kısa bir süre
while
conj. iken
while
zaman

O her zaman sigara içmeye devam etti. - He kept smoking all the while.

O her zaman duş alırken şarkı söyler. - He always sings while having a shower.

while
ıf.iken: prep.sırasında
while
(bağlaç) iken, olduğu halde, irken, sırasında, karşın, rağmen, oysa, halbuki
period of time
zaman periyodu
space
mahal
space
aralamak
while
-diği halde
while
-ken
while
olmakla beraber
while
süresince
while
(Bilgisayar) koşul
while
-e karşın
while
hazır

Mary pişirirken, Tom akşam yemeği için masayı hazırladı. - Tom set the table for dinner while Mary cooked.

Tom okul için hazırlık yaparken, ben de kahvaltımı bitirdim. - I finished eating breakfast while Tom was getting ready for school.

while
-e rağmen
while
esnasında

Lütfen sürüş esnasında sürücüyle konuşmayın. - Please do not talk to the driver while he's driving.

while
-mekle birlikte
awhile
kısa bir süre için
awhile
biraz

John, çok çalışıyorsun. Otur ve biraz dinlen. - John, you've been working too hard. Have a seat and rest awhile.

period of time
zaman dilimi
space
süre

Hava atomları ve molekülleri sürekli egzosferden uzaya kaçmaktadır. - Air atoms and molecules are constantly escaping to space from the exosphere.

Uzay yürüyüşleri genellikle işe bağlı olarak, beş ve sekiz saat arasında sürer. - Spacewalks usually last between five and eight hours, depending on the job.

space
aralıklara bölmek
space
espas
while
süre

Soruyu bir süre düşünüp taşındı. - She pondered the question for a while.

Bu paketleri kısa bir süreliğine bırakmak istiyorum. - I want to leave these packages for a while.

while
gelirken

Eve gelirken onu gördüm fakat o beni görmemiş gibi davrandı. - While I was coming home I saw him, but he pretended that he hadn't seen me.

Limonlar karşılıksız bir aşk anlamına gelirken portakallar mutlu bir aşk anlamına gelir, - Oranges signify a happy love, while lemons - an unrequited one.

while
-iken
awhile
bir müddet
awhile
kısa bir zaman için
awhile
z. bir süre, bir müddet: You'll have to wait awhile. Bir süre beklemen lazım
space
(İnşaat) yer,uzay,aralık
space
aralık koymak
space
{f} aralıklı dizmek
space
{f} boşluk bırakmak
space
(Tıp) Ara, aralık, mesafe, boşluk, spatium
space
ara ver/aralıklı diz
space
{f} aralık bırakmak
space
{i} mesafe: in the space of ten miles on millik
space
(fiil) ara vermek, boşluk bırakmak, aralık bırakmak, espas koymak, aralıklı dizmek
space
atlama

Yer yokluğu yüzünden bu sorunu atlamak zorunda kaldım. - I had to leave out this problem for lack of space.

while
{i} müddet, süre: She listened to them for a while, but then she got bored. Onları bir müddet dinledi, fakat sonra sıkılmaya başladı. You've
while
while boşa geçir
while
kadar

Mağaza açılıncaya kadar bir süre beklemekten başka seçeneğimiz yoktu. - We had no choice but to wait for a while until the store opened.

Sadece bir süre burada dinlenelim, ayaklarım o kadar çok ağrıyor ki yürüyemiyorum. - Let's just rest here for a little while, my feet are aching so much I can't walk.

while
iken, -ken: While he was in Antalya, Hülya stayed with her mother. O Antalya'dayken Hülya annesinde kaldı. Every morning while running
while
bağ

Araba sürerken emniyet kemerini bağla. - Fasten your seat belt while driving.

Bir süredir kola bağımlısı oldum ve onu her gün içtim. - For a while, I was really addicted to cola and drank it every day.

while
bazen

Bazen yeni şeyleri denemek iyidir. - It's good to try new things once in a while.

while
kısa süre

Ben orada kısa süre içinde olacağım. - I'll be there in a little while.

Hava çok sıkıntılı;sanırım kısa süre içinde gök gürleyecek. - It's so muggy; I think it will thunder in a short while.

while
ara sıra

Tom ara sıra Boston'a gider. - Tom goes to Boston every once in a while.

Ara sıra tenis oynarım. - I play tennis once in a while.

while
vakit

Bu gerçekten biraz vakit alacak. - It's just going to take a while.

Beklerken, dergi okuyarak vakit geçirdi. - She killed time reading a magazine while she waited.

while
be worth while zahmetine değmek
while
the while o esnada
while
between whiles zaman zaman
while
away geçirmek
Englisch - Englisch
period of time
space
awhile
For some time; for a short time

Sit with me awhile.

while
until

I'll wait while you've finished painting.

while
A certain duration of time, a period of time

He lectured for quite a long while.

while
although

This case, while interesting, is a bit frustrating.

while
To pass time idly
awhile
For a time
awhile
{a} for some space of time
while
{v} to loiter
while
conj. during, at the same time as; as long as; despite; if
while
{a} as long, as long as
while
{n} time, a space of time
While
whiles
While
whilst
While
whilom
awhile
Awhile means for a short time. It is more commonly spelled `a while', which is considered more correct, especially in British English. He worked awhile as a pharmacist in Cincinnati. for a short time
awhile
For a while; for some time; for a short time
awhile
for a short time
awhile
for a short time; "sit down and stay awhile"; "they settled awhile in Virginia before moving West"; "the baby was quiet for a while
awhile
for a short time; "sit down and stay awhile"; "they settled awhile in Virginia before moving West"; "the baby was quiet for a while"
while
During the time that; as long as; whilst; at the same time that; as, while I write, you sleep
while
C++ keyword used to declare an iteration statement
while
Until; till
while
{i} time; period of time; short time; few moments; effort
while
During the same time that
while
when short; a time; as, one while we thought him innocent
while
{e} until (Archaic)
while
avoid using while to mean although or whereas It means at the same time that
while
A Java(TM) programming language keyword used to declare a loop that iterates a block of statements The loop`s exit condition is specified as part of the while statement
while
{f} spend time; pass time
while
Hence, under which circumstances; in which case; though; whereas
while
a period of indeterminate length (usually short) marked by some action or condition; "he was here for a little while"; "I need to rest for a piece"; "a spell of good weather"; "a patch of bad weather"
while
That which requires time; labor; pains
while
To cause to pass away pleasantly or without irksomeness or disgust; to spend or pass; usually followed by away
while
Space of time, or continued duration, esp
a while

    Türkische aussprache

    ı hwayl

    Aussprache

    /ə ˈhwīl/ /ə ˈhwaɪl/

    Videos

    ... That's a terrible question to ask me while I'm set here. ...
    ... make someone in a loss for a while as we found ...

    Wort des Tages

    blimp
Favoriten