Select Keyboard: Türkçe ▾ X
| ||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
---|---|---|---|---|---|---|---|---|---|---|---|---|---|---|---|---|---|---|---|---|---|---|---|---|---|---|---|---|---|---|---|---|---|---|---|---|---|---|---|---|---|---|---|---|---|---|---|---|---|---|---|---|---|---|---|---|
|
Biz Japon tarihini incelemek için müzeye gittik.
- We went to the museum to study Japanese history.
Bir portre yapmaya hazırlanırken, arkadaşlarım konuyu yakından incelemek için bir sürü fotoğraf çeker.
- In preparation for painting a portrait, my friend takes many photographs in order to study the subject closely.
Arapça çalışmak istiyorum.
- I would like to study Arabic.
Yarın on saat çalışmak zorunda kalacağım.
- I'll have to study ten hours tomorrow.
Tarih çalışmayı severim.
- I like studying history.
Şimdi çalışmalıyım ama Tatoeba'da kalmayı tercih ediyorum.
- I should study now, but I prefer staying on Tatoeba.
Okyanus araştırmasının geleceğini onun geçmişiyle tahmin edeceksek birçok heyecan verici keşifleri elbette dört gözle bekleriz.
- If we are to judge the future of ocean study by its past, we can surely look forward to many exciting discoveries.
Araştırma turuna katıldım.
- I joined the study tour.
Cambridge Üniversitesi'nde öğrenim zorluğu çok yüksek olmasına rağmen, çok sayıda öğrencinin hâlâ dışarı çıkmak ve eğlenmek için zamanı var.
- Although the pressure of studying at the University of Cambridge is very high, many students still have time to go out and have fun.
Gelecek yıl yurtdişinda öğrenim yapmak istiyorum.
- I want to study abroad next year.
Biz Japon tarihini incelemek için müzeye gittik.
- We went to the museum to study Japanese history.
Diğer galaksilerde hayat olsa bile, insanın onları incelemek için ışık hızında seyahat etmesi imkansızdır.
- Even if there is life in other galaxies, it is impossible for man to travel at the speed of light to study them.
Babam bir garajı bir çalışma odasına dönüştürdü.
- My father converted a garage into a study.
Onun çalışma odası parka bakıyor.
- His study faces the park.
Çok çalışmalısın ve çok şey öğrenmelisin.
- You must study hard and learn many things.
O, müzik öğrenmek için İtalya'ya gitti.
- He went to Italy in order to study music.
Hayalim, Paris'te Fransızca öğrenim görmektir.
- My dream is to study French in Paris.
Almanya'da öğrenim görmek istiyor musun?
- Do you want to study in Germany?
Biz aynı sınıfta İngilizce öğrenimi görmekteyiz.
- We study English in the same class.
Ama sonra o Londra'da dilleri çalışan bir öğrenci olan Jane Wilde'a aşık oldu.
- But then he fell in love with Jane Wilde, a student studying languages in London.
Tarih çalışmayı severim.
- I like studying history.
Üniversitede ne okumak istiyorsun?
- What do you want to study at college?
Yurtdışında okuma kararım ebeveynlerimi şaşırttı.
- My decision to study abroad surprised my parents.
Ben matematik okumak istiyorum.
- I want to study math.
Üniversitede ne okumak istiyorsun?
- What do you want to study at college?
Çalışma yapmak için çok yorgunum.
- I'm too tired to do study.
İngilizce öğrenmek için Amerika'ya gitti.
- He went to America to study English.
Yabancı bir dil öğrenmek zordur.
- Studying a foreign language is hard.
Biz Japon tarihini incelemek için müzeye gittik.
- We went to the museum to study Japanese history.
Tom yaşamını bu olguyu incelemeye adamış.
- Tom devoted his life to the study of this phenomenon.
Kütüphanede çalışmayı denemek isteyebilirsin.
- You might want to try studying in the library.
Biraz daha çok çalışmayı denemeni tavsiye ediyorum.
- I recommend you try studying a bit harder.
Profesör Kay kırk yıldır böcekleri araştırmaktadır.
- Professor Kay has been studying insects for forty years.
Bilimin gerçek tanımı, dünyanın güzelliğini araştırmaktır.
- The real definition of science is that it's the study of the beauty of the world.
Öğretmenin konuşması, Mary'nin daha sıkı çalışması için gayrete getirir.
- The teacher's talk stimulates Mary to study harder.
Tarih çalışmayı severim.
- I like studying history.
İngilizce çalışmaya ne zaman başladınız?
- When did you begin studying English?
Sıkı çalışsa, sınavı geçebilir.
- If she studied hard, she could pass the test.
Sıkı çalışsa, sınavı geçebilir.
- If he studied hard, he could pass the test.
Mary, özel derslerini ingilizce olarak verir, böylece çalışmalarını finanse edebilir.
- Mary gives private tuition in English, so that she can finance her studies.
Açık televizyonla, derslerini nasıl aklında tutabilirsin?
- With the T.V. on, how can you keep your mind on your studies?
Çalışarak harcadığından daha fazla zaman harcamalısın.
- You should spend more time studying than you do.
Geriye dönüp bakıldığında, Keşke Tom çalışarak daha fazla zaman harcasaydı.
- In retrospect, Tom wishes he had spent more time studying.
Tarih çalışmayı severim.
- I like studying history.
Ama sonra o Londra'da dilleri çalışan bir öğrenci olan Jane Wilde'a aşık oldu.
- But then he fell in love with Jane Wilde, a student studying languages in London.
O, Harvard'da hukuk okudu.
- He studied law at Harvard.
Kuşların uçuşunu okudu.
- He studied the flight of birds.
Araştırmalar, temel barınma ve gıda ihtiyaçları karşılanır karşılanmaz, ilave zenginliğin mutluluğa çok az şey kattığını gösteriyor.
- Studies show that once the basic needs of shelter and food are met, additional wealth adds very little to happiness.
Son zamanlarda yapılan araştırmalar davanın bu olmadığını göstermektedir.
- Recent studies suggest that this is not the case.
Benim çalışmalar tamam olacak.
- My studies are going okay.
Çalışmalarımda bir mola sırasında televizyon izledim.
- I watched television during a break in my studies.
Biologists study living things.
I need to study my biology notes.
The study of languages is fascinating.
Thenne the kyng sat in a study and bad his men fetche his hors as faste as euer they myghte.
I study medicine at the university.
He studied the map in preparation for the hike.
I made a careful study of his sister.
My study was to avoid disturbing her.
This study abroad program is a lot less structured than most others I've looked at.
The supervising teacher's stern expression at the front of the drab study hall left little doubt that no nonsense would be tolerated there.
He finished drafting his essay in study hall.
dealing with the particular study/system of concern.
Finding that Holmes was too absorbed for conversation, I had tossed aside the barren paper, and leaning back in my chair, I fell into a brown study. Suddenly my companion's voice broke in upon my thoughts.
Ah! sighs the little widow, I absolutely don't know how I am! With all this professional jargon, and nothing but 'quick study' and 'lines,' in one ear; and 'left upper' and 'right lower,' in the other, I am almost distracted!.
Gilpatric assumed that his own prior experience would give him an early advantage over McNamara, but this proved erroneous, as McNamara was a quick study and soon got a fix on the management and organization of the Defense Department.
My boyfriend is taking media studies.
... will lose their insurance as "Obamacare" goes into effect next year. And likewise, a study ...
... What you want to steer clear of are the one really wacky study ...