araştırmak

listen to the pronunciation of araştırmak
Türkçe - İngilizce
search

Fadil spent every spare moment searching the web for a gift to buy Layla. - Fadıl her boş anı, Leyla'ya satın alınacak bir hediye için interneti araştırmakla geçirdi.

We don't have time to search every room carefully. - Her odayı dikkatlice araştırmak için zamanımız yok.

investigate

You have to investigate that problem. - O sorunu araştırmak zorundasın.

It's my business to investigate such things. - Bu tür şeyleri araştırmak benim işim.

seek
study

The real definition of science is that it's the study of the beauty of the world. - Bilimin gerçek tanımı, dünyanın güzelliğini araştırmaktır.

Professor Kay has been studying insects for forty years. - Profesör Kay kırk yıldır böcekleri araştırmaktadır.

inquire
analyse
dig up
probe
dig
cast about
analyze
fish
cast around
fish around
go into
to search, to seek, to investigate, to inquire, to explore, to research, to hunt, to study, to look into, to delve in/into
to investigate, explore, research, study, do research on
ferret
check up
dredge for
research on
explore
(Hukuk) to investigate, explore
inquire into
hunt after
research into
ferret about
forage
look into

Private detectives were hired to look into the strange case. - Özel dedektifler tuhaf davaları araştırmak için kiralanırlar.

The government has set up a committee to look into the problem. - Hükümet, sorunu araştırmak için bir komite kurdu.

quest for
delve into
check into
{f} shop
(deyim) check someone out
follow up
prospect
go through

I don't want to go through this again. - Bunu tekrar araştırmak istemiyorum.

look around
research

I'd really like more time to research this. - Bunu araştırmak için gerçekten daha fazla zaman istiyorum.

ascertain
hunt
test
sift
check up on
ferret out
quest
poke about
looking into
{f} rout
seek for
(deyim) check sth. out
{f} rake
dredge up
drag up
{f} root
{f} rummage
{f} quarry
{f} sound
{f} sum up
vet
{f} poke
hunt out
seek after
hunt up
{f} survey
make a study of
shop for
araştırma
survey

Their research used a survey method. - Onların araştırması bir anket yöntemi kullandı.

He ordered them to survey population growth. - Onlara nüfus artışını araştırmalarını emretti.

araştırma
investigation

Recent investigations have demonstrated that the application of Emmet's theory is not always without defects. - Son araştırmaların gösterdiğine göre, Emmet'in teorisinin uygulanması her zaman kusursuz değildir.

The investigation is ongoing. - Araştırma devam ediyor.

araştırma
search

I never for a moment imagined that I'd be singled out for a full body search. - Tam bir vücut araştırması için seçileceğimi bir an bile asla hayal etmedim.

She went in search of a doctor for her sick baby. - O, hasta bebeği için doktor araştırmaya gitti.

araştırma
research

The research institute was established in the late 1960s. - Araştırma enstitüsü, 1960'ların sonlarında kurulmuştur.

The chief engineer did research hand in hand with his assistant. - Başmühendis, asistanı ile el ele araştırma yaptı.

araştırma
{i} study

Tom devoted his whole life to studying sharks. - Tom bütün hayatını köpek balıklarını araştırmaya adadı.

A study reports that 53,000 Americans die each year as a result of secondhand smoke. - Bir araştırmaya göre her yıl 53.000 Amerikalı pasif içicilik sonucu ölüyor.

araştırma
investigative

Tom is an investigative reporter. - Tom bir araştırmacı muhabirdir.

Tom is an investigative journalist. - Tom bir araştırmacı gazetecidir.

araştırma
inquiry

This discovery opened up the floodgates to research and led to the establishment of the discipline as a legitimate field of inquiry. - Bu keşif araştırma yapmak için bent kapaklarını açtı ve soruşturmanın meşru alanı olarak disiplin kurulmasına neden oldu.

araştır
{f} quest

They explored the desert in quest of buried treasure. - Onlar gömülü hazine arayışında çölü araştırdı.

He went on a quest to find the point where the sky touches the Earth. - O, gökyüzünün dünyaya dokunduğu noktayı bulmak için uzun ve zorlu bir araştırmaya devam etti.

araştır
probing
araştırma
exploration

From the standpoint of ecology, Antarctica should be reserved solely for research, not for tourism or for commercial exploration. - Ekoloji açısından, Antarktika turizm için ya da ticari keşif için değil, sadece araştırma için korunmalıdır.

araştırma
quest

The boy succeeded in his quest, guided by the spirit of a squirrel. - Bir sincap ruhu tarafından yönlendirilen çocuk araştırmasında başarılı olmuştu.

I'm doing some history research and would like to ask you a few questions. - Biraz geçmişi araştırma yapıyorum, ve size birkaç soru sormak istiyorum.

araştırma
probe
araştır
(Bilgisayar) investigate

They are going to investigate the affair. - Onlar olayı araştıracak.

It's my business to investigate such things. - Bu tür şeyleri araştırmak benim işim.

araştırma
reconnoiter
araştırma
(Ticaret) observation
araştırma
prospecting
araştırma
reconnoitre
araştırma
examination
derinlemesine araştırmak
delve
maden araştırmak
(Madencilik) prospect
araştır
{f} ferret
araştır
look into

I will look into the matter. - Konuyu araştıracağız.

Tom began to look into the problem as soon as Mary brought it to his attention. - Tom, Mary onun dikkatini çeker çekmez sorunu araştırmaya başladı.

araştır
make a survey of
araştır
{f} research

This means you can reuse them freely for a textbook, for an application, for a research project, for anything! - Bu, onları bir ders kitabı için, bir uygulama için, bir araştırma projesi için, her şey için yeniden serbestçe kullanabileceğin anlamına gelir.

The teacher gave him a failing grade for basing his report on discredited research. - Öğretmen onun itibarsız araştırmasıyla ilgili raporuna dayandırarak ona başarısız notu verdi.

araştır
inquire

He says he will inquire into the matter. - Konuyu araştıracağını söylüyor.

araştırma
checkback
araştırma
scrutiny
araştırma
{i} surveying
araştırma
hunting
araştırma
to research
içyüzünü araştırmak
fathom
araştır
snoop
araştır
(Biyoloji) explore

The geologists explored for oil on our farm. - Jeologlar çiftliğimizde petrol için araştırma yaptılar.

The explorers began to suffer from a severe lack of food. - Araştırmacılar ciddi bir gıda eksikliğinden muzdarip olmaya başladı.

araştır
probe
araştırma
inquiries
araştırma
pursuit
araştırma
exploratory
araştırma
ascertainment
araştırma
checkover
araştırma
inquisitional
araştırma
research, investigation, inquiry, exploration, study, search
araştırma
{i} discourse
araştırma
{s} inquisitorial
araştırma
of research

What kind of research does the organization do? - Organizasyon ne tür araştırma yapar?

This technology will open up a whole new avenue of research. - Bu teknoloji araştırma ile ilgili yepyeni bir cadde açacaktır.

araştırma
{i} review
araştırma
explorative
araştırma
(Hukuk) investigation, research
araştırma
checkup; discourse
araştırma
disquisition
araştırma
{i} checkup
aslını araştırmak
go behind
derinlemesine araştırmak
plumb
derinlemesine araştırmak
probe
derinlemesine araştırmak
plumb-line
derinlemesine araştırmak
get the bottom of
esasını araştırmak
bottom
gizlice araştırmak
poke and pry
içyüzünü araştırmak
search into
mağaraları araştırmak
(hobi) spelunk
piyasayı araştırmak
go shopping
titizlikle araştırmak
sift
uzayı araştırmak
look into space
Türkçe - Türkçe
Bilimde ve sanatta yöntemli çalışmalar yapmak: "Türk dilini bilimsel yoldan araştırmak, tanıtmak ve yaymak."- Anayasa
Bir gerçeği ortaya çıkarmak için aramalarda bulunmak, sormak, soruşturmak
Bilimde ve sanatta yöntemli çalışmalar yapmak
Birini veya bir şeyi bulmak için bir yeri gözden geçirmek
(Osmanlı Dönemi) RÜ'YET
taharri etmek
deşelemek
(Osmanlı Dönemi) taharri
araştırma
Tetebbu
Araştırma
araştırı
Araştırma
istikşaf
Araştırma
(Osmanlı Dönemi) AMAR
araştırma
Bilim ve sanatla ilgili olarak yapılan yöntemli çalışma
araştırma
Araştırmak işi, taharri
araştırmak