neden

listen to the pronunciation of neden
Türkçe - İngilizce
cause

A lot of human deaths are caused by smoking cigarettes. - İnsan ölümlerinin çoğuna, sigara dumanı neden olmuştur.

The accident has caused many deaths. - Kaza çok fazla ölüme neden oldu.

reason

I am not going, because, among other reasons, I don't have money. - Gitmiyorum.çünkü,diğer nedenler arasında,param yok.

There are a good many reasons why you shouldn't do it. - Onu yapmaman için çok sayıda nedenler var.

why

Why did you paint the bank red? - Neden bankı kırmızıya boyadın?

Why are there no taxis at the station today? - Neden bugün istasyonda taksi yok?

what for?
motive

The motive for the murder is not yet known. - Cinayetin nedeni henüz bilinmiyor.

Tom had no motive to kill Mary. - Tom'un Mary'yi öldürmek için nedeni yoktu.

causatively
wherefrom
whyever
incentive
(Kanun) instance
matter of
motivation
grounds
factor

I'm just a simple factory worker. Why do you bother me? - Ben sadece basit bir fabrika işçisiyim. Neden beni rahatsız ediyorsunuz?

why on earth

Why on earth did you sell your newly-built house? - Allah aşkına neden yeni yapılmış evini sattın?

argument

Why do you always have to get so personal when we have an argument? - Bir anlaşmazlığımız olduğunda, neden her zaman bu kadar şahsi algılıyorsun?

y (why)
matter for
score
whence
rise

This political problem gave rise to hot discussions. - Bu politik problem sıcak tartışmalara neden oldu.

It may give rise to serious trouble. - O, ciddi bir soruna neden olabilir.

forwhy
point

Love your enemies, for they point out your mistakes. - Senin hatalarını belirttikleri nedeniyle düşmanlarını sev.

What's the point of us being here? - Burada olmamızın nedeni ne?

cause; reason
occasion
case

That being the case, he had little to say. - Bu nedenle, onun söyleyecek çok az şeyi vardı.

room

Why don't we share a room? - Neden bir odayı paylaşmıyoruz?

Although the life of Chinese people is getting better and better now, there is still room for improvement. - Çin halkının yaşamı şimdi gittikçe iyileşmesine rağmen, gelişme için hâlâ bir neden vardır.

cause, reason; why, what for
(Hukuk) reason, ground
seeds
wherefore
inducement
Why?/What for?/For what reason?/For what reason ...?/Why ...?
ground

Adultery was a ground for divorce. - Zina bir boşanma nedeniydi.

Mars is red because of rusty iron in the ground. - Mars, zemindeki paslı demir nedeniyle kırmızıdır.

matter

Why do school grades matter? - Neden okul notları önemli?

I don't know why it should matter. - Neden önemli olması gerektiğini bilmiyorum.

spring

Do you know why spring rolls are called spring rolls? - İngilizcede sigara böreğine neden bahar sarması dendiğini biliyor musun?

whys
the cause
to cause
the reason
the cause of
causation

Correlation doesn't equal causation. - Korelasyon nedenselliğe eşit değildir.

Correlation doesn't imply causation. - Korelasyon nedensellik anlamına gelmez.

wherefores
what for
neden olmak
cause

Tom didn't want to cause us any more trouble. - Tom bize daha fazla soruna neden olmak istemedi.

I don't want to cause you any problems. - Size herhangi bir soruna neden olmak istemiyorum.

neden olmak
induce
neden olmak
precipitate
neden olma
causation
neden olmak
provoke
neden olmak
touch off
neden olmak
produce
neden olmak
bring about
neden olmak
lead to
neden olmak
to cause, be the cause of
neden olmak
spark off
neden olmak
lead
neden ben
why me
neden bilimi
(Tıp) etiology
neden kodu
(Bilgisayar) reason code
neden olan
creative
neden olan
(Dilbilim) causer
neden olan
(Dilbilim) causing agent
neden olan
causing
neden olan
contributory
neden olma
induce
neden olmak
engendering
neden olmak
cause to
neden olmak
(deyim) give cause for
neden olmak
entail
neden olmak
ingenerate
neden olmak
breed
neden olmak
cause to be
neden olmak
conduce to
neden olmak
tend
neden olmak
elicit
neden olmak
evoke
neden olmak
bring on
neden olmak
conduce toward
neden olmak
(deyim) lead up
neden olmuş
led
neden oluşturan
causal
neden sonra
long afterwards
neden olmak
set up
neden olmak
invite
neden olmak
excite
neden olmasın?
why not?
neden siz
Why you
neden gösteren
causative
neden göstermek
show reason
neden göstermek
give reason
neden göstermek
substantiate
neden ne oldu
why, what happened?
neden olan
facient
neden olma
induction
neden olmak
originate
neden olmak
procure
neden olmak
bring along
neden olmak
engender
neden olmak
bring
neden olmak
to cause, to lead to, to bring, to breed, to give rise to sth, to create, to induce, to produce, to excite, to spark sth off
neden olmak
beget
neden olmak
raise
neden olmak
create
neden olmak
incline
neden olmak
draw on
neden olmak
call forth
neden olmak
do
neden olmak
(Hukuk) to cause

I don't want to cause you any problems. - Size herhangi bir soruna neden olmak istemiyorum.

Tom didn't want to cause us any more trouble. - Tom bize daha fazla soruna neden olmak istemedi.

neden olmak
trigger
neden olmak
cost
neden olmak
give rise to
neden olmak
conduce
neden olmak
encompass
neden olmak
determine
neden rahatsızsın
What is ailing you
neden sonuç ilişkisi
causation
neden soruları
(Dilbilim) wh-questions
neden soruyorsun?
why do you ask?
neden öyle söyledin
why did you say that
esas neden
root
altında yatan neden
root
haklı neden
cause
(özür/neden) bulmak
(deyim) make up
insanlar neden kürtaja başvurur
why do people choose abortion
zorunlu neden
(Politika, Siyaset,Ticaret) force majeure
neden göstermek
rationalize
neden ol
cause to be
neden ol
{f} causing

Environmental pollution is causing abnormal weather conditions. - Çevre kirlenmesi anormal hava koşullarına neden oluyor.

When the body is touched, receptors in the skin send messages to the brain causing the release of chemicals such as endorphins. - Vücuda dokunulduğunda, derideki reseptörler beyne endorfin gibi kimyasalların salınmasına neden olan mesajlar gönderir.

neden ol
cause to

Tampons can cause toxic shock syndrome. - Tamponlar toksik şok sendromuna neden olabilir.

It could cause too many problems. - O, birçok sorunlara neden olabilir.

neden olmak
bring sth on
neden olmak
let sb in for
neden olmak
contribute
neden olmak
bring sth about
neden ol
bring#about
neden olmasın
why not

Why not? She is just twenty years older than me. - Neden olmasın? O benden sadece 20 yaş büyük.

Are you sure? Why not? - Emin misin? Neden olmasın?

nedenler
causes

They agreed to look into the causes of the accident. - Onlar kazanın nedenlerini araştırmak için anlaştılar

He died of natural causes. - O, doğal nedenlerden öldü.

adet kanamasına neden olan
(Tıp) emmenagogic
adil neden
(Ticaret) just cause
amiplerin neden olduğu
amebic
amiplerin neden olduğu
amoebic [Brit.]
anarşiye neden olan
anarchical
anarşiye neden olan
anarchic
anlaşmazlığa neden olan
controversial
asıl neden
mainspring
bana iyi bir neden göster
give me one good reason
baş neden
mainspring
bilinmeyen neden
(Bilgisayar) unknown cause
büyük kavgaya neden olmak
make the feather fly
dava hakkı veren neden
cause of action
deflasyona neden olan
deflationary
doğuma neden olan
inductive
enflasyona neden olan
inflationary
ereksel neden phil
final cause
etkileyici neden
efficient cause
etkili neden
(Pisikoloji, Ruhbilim) efficient cause
evet neden olmasın
yes why not
felâketine neden olmak
bring to grief
gerekli neden
(Tıp) necessary cause
geç kalmasına neden olmak
cause to be late
geçerli neden
(Ticaret) just cause
gülerek neden olmak
laugh
hafifletici neden
(Hukuk) matter in mitigation
haklı neden
justification
haklı neden
warrant

We agreed that his actions were warranted. - Onun eylemlerinin haklı neden olduğunu kabul ettik.

haklı neden
warranty
haklı neden ileri sürmek
show cause
harekete geçiren neden
(Hukuk) casus foederis
hayal kırıklığına neden olan şey
disappointment
haşaratın neden olduğu
verminous
ilk neden
first cause
insan bağışıklık sistemi yetersiliğine neden olan virus (hiv virusu -AIDS)
(Askeri) human immuno-deficiency virus
kansere neden olan madde veya etmen
carcinogen
karışıklığa neden olmak
cause a disturbance
krampa neden olmak
cramp
kıyametin kopmasına neden olmak
make the feather fly
makul neden
reasonable cause
neden ol
engender
neden ol
causeto
neden olmak
make
neden olmasın
why not?
nedenler
reasoning
pamukçuğa neden olan
cankerous
sorunlara neden olmak
(Hukuk) to cause a disadvantage
suç işlemesine neden olmak
criminalize
tepkiye neden olmak
elicit
tetikleyici neden
(Pisikoloji, Ruhbilim) precipitating cause
trişinlerin neden olduğu hastalık
trichinosis
tutulmasına neden olmak
eclipse
uçak kazasına neden olduğuna inanılan minik cin
gremlin
verilen neden yok
(Bilgisayar) no reason given
yangının neden olduğu fırtına
firestorm
zehirlenmeye neden olan mikrop
salmonella
zorlayıcı neden
vis major
çıbanlara neden olan bir tür kan zehirlenmesi
pyemia
çıbanlara neden olan bir tür kan zehirlenmesi
pyaemia [Brit.]
önyargılı davranmasına neden olmak
bias
önyargılı olmasına neden olmak
prejudice
ümidini yitirmesine neden olmak
drive smb. to despair
Türkçe - Türkçe
Bir varlığı veya olayı etkileyen, oluşturan, doğuran şey, sebep, illet
Bir olayı doğuran başka bir olayı sormak için kullanılır; niçin
Bir olayı veya durumu gerektiren veya doğuran başka olay veya durum, sebep
Bir olayı veya durumu gerektiren veya doğuran başka olay veya durum, sebep: "İzmir'in işgali faciası, özel nedenlerden, onu ayrıca ilgilendiriyor."- A. İlhan
Bir olayı doğuran başka bir olayı sormak için kullanılır; niçin: "Biz şarklılar neden ille her şeyi büyütüp efsaneleştiririz?"- H. Taner
neden bilimi
Hastalık sebeplerini araştıran tıp dalı, etiyoloji
neden bilimi
Olgulara yol açan sebeplerin bütünü, etiyoloji
neden sonra
Aradan bir hayli zaman geçince
neden sonra
İş işten geçtikten sonra
neden tanrıcılık
Deizm
ereksel neden
Temelde bulunan erek veya varılmak istenen ereğe götüren sebep