neden olmak

listen to the pronunciation of neden olmak
Türkçe - İngilizce
cause

I don't want to cause you any problems. - Size herhangi bir soruna neden olmak istemiyorum.

I don't want to cause any inconveniences. - Ben herhangi bir rahatsızlığa neden olmak istemiyorum.

induce
precipitate
lead
lead to
provoke
produce
bring about
touch off
spark off
to cause, be the cause of
tend
cause to
(deyim) give cause for
cause to be
ingenerate
elicit
(deyim) lead up
conduce to
conduce toward
bring on
entail
breed
evoke
engendering
set up
invite
excite
create
procure
conduce
give rise to
cost
encompass
incline
raise
do
originate
bring
determine
to cause, to lead to, to bring, to breed, to give rise to sth, to create, to induce, to produce, to excite, to spark sth off
(Hukuk) to cause

Tom didn't want to cause us any more trouble. - Tom bize daha fazla soruna neden olmak istemedi.

I don't want to cause anyone any more trouble. - Ben hiç kimse için daha fazla derde neden olmak istemem.

beget
call forth
bring along
draw on
engender
trigger
contribute
bring sth about
bring sth on
let sb in for
make
neden olma
{f} cause

I see no cause for alarm. - Alarm için neden olmadığını anlıyorum.

The storm didn't cause any damage. - Fırtına hiçbir hasara neden olmadı.

neden olma
causation
neden olma
induce
neden ol
{f} causing

What's causing that sound? - O sese ne neden oluyor?

Do you know what's causing the problem? - Soruna neyin neden olduğunu biliyor musun?

neden ol
cause to be
neden ol
cause to

It could cause too many problems. - O, birçok sorunlara neden olabilir.

Tampons can cause toxic shock syndrome. - Tamponlar toksik şok sendromuna neden olabilir.

neden olma
{i} induction
neden ol
bring#about
büyük kavgaya neden olmak
make the feather fly
felâketine neden olmak
bring to grief
geç kalmasına neden olmak
cause to be late
gülerek neden olmak
laugh
karışıklığa neden olmak
cause a disturbance
krampa neden olmak
cramp
kıyametin kopmasına neden olmak
make the feather fly
neden ol
engender
neden ol
causeto
sorunlara neden olmak
(Hukuk) to cause a disadvantage
suç işlemesine neden olmak
criminalize
tepkiye neden olmak
elicit
tutulmasına neden olmak
eclipse
önyargılı davranmasına neden olmak
bias
önyargılı olmasına neden olmak
prejudice
ümidini yitirmesine neden olmak
drive smb. to despair
neden olmak