destekçi

listen to the pronunciation of destekçi
Türkisch - Englisch
backer
(Hukuk) supporter

Rev. King and his supporters were threatened. - Martin Luther King, Jr ve onun destekçileri tehdit edildi.

Cesar Chavez asked that strikers remain non-violent even though farm owners and their supporters sometimes used violence. - Cesar Chavez çiftlik sahipleri ve onların destekçileri bazen şiddet kullansalar bile greve katılanların sessiz kalmalarını istedi.

follower
stay
promoter
outwork
nurse
backer, buttress
proponent
cohort
(Bilgisayar) endorser
(deyim) driving force
(Politika, Siyaset) sponsor
protagonist
booster
buttress
seconder
destek
backing

I'm fed up with always backing you up. - Sürekli seni desteklemekten bıktım.

You're backing the wrong horse. - Sen yanlış atı destekliyorsun.

destek
support

He supported himself with a stick. - O, kendisini bir baston ile destekledi.

He has a wealthy supporter behind him. - Arkasında zengin bir destekleyicisi var.

destek
rest
destek
assistance
destek
{i} stay

Tom stayed to back me up. - Tom beni desteklemek için kaldı.

destek
{i} second

Tom seconded the motion. - Tom hareketi destekledi.

destek
aid

I was aided by a dear friend. - Sevgili bir arkadaşım tarafından desteklendim.

We aided him in his business. - Onu kendi işinde destekledik.

destek
countenance
destek
mounting
destek
column
destek
(Askeri) reinforcements
destek
helper
destek
reinforce
destek
side
destek
{i} prop

I am in favor of the proposition. - Teklifi destekliyorum.

I am in favour of your proposal. - Ben önerini destekliyorum.

destek
(Otomotiv) fulcrum
destek
(İnşaat) deadman
destek
pier
destek
help
destek
auspices
destek
shoulder
destek
relief

Dan needed money and sought financial relief from his father. - Dan'ın paraya ihtiyacı vardı ve babasından ekonomik destek istedi.

destek
gusset
destek
cantilever
destek
favor
destek
back-up
destek
(Mimarlık) footstall
destek
standby
destek
post
destek
stand-by
destek
(Havacılık) back up
destek
shot
destek
subsidy
destek
(Mimarlık) plinth
destek
favour

I am in favour of your proposal. - Ben önerini destekliyorum.

destek
counterfort
destek
promotion
destek
standard
destek
chair
destek
feedback
destek
(Ticaret) consolidation
destek
(Tıp) adjuvant
destek
stanchion
destek
brace
destek
shore

Millions of dollars have been spent trying to shore up the company. - Şirketi desteklemeye çalışırken milyonlarca dolar harcandı.

destek
endorsement in full
destek
stand

Ken always stands up for his mom when his parents quarrel. - Ken ebeveynleri tartıştığında her zaman annesini destekler.

He is willing to stand by you. - O, sana destek olmaya isteklidir.

destek
push
destek
reinforcement
destek
receiver
destek
{i} stand by

I'll stand by you no matter what happens. - Ne olursa olsun sana destek olacağım.

I took it for granted that he would stand by me. - Bana destek olacağına garanti gözüyle bakıyordum.

destek
boost
destek
strut
destek
holdfast
destek
comfort
destek
bearer
destek
supporter

Cesar Chavez asked that strikers remain non-violent even though farm owners and their supporters sometimes used violence. - Cesar Chavez çiftlik sahipleri ve onların destekçileri bazen şiddet kullansalar bile greve katılanların sessiz kalmalarını istedi.

Your father's friends aren't his only supporters. - Senin babanın arkadaşları onun tek destekçileri değil.

destek
sponsor
destek
{i} sustenance
destek
bipod
destek
{i} booster
destek
{i} bracer
destek
bracket
destek
backup

The lone police officer called for backup. - Yalnız polis memuru destek istedi.

destek
{i} staff
destek
{i} corbel
destek
{i} indorsement
destek
{i} stake
destek
{i} upholder
destek
cooperate
destek
buttress
destek
endorsement
destek
crutch

You're using that dictionary as a crutch. You don't really need it. - O sözlüğü bir destek olarak kullanıyorsun. Gerçekten ona ihtiyacın yok.

destek
(Hukuk) support, assistance, auspice
destek
cooperation
destek
auxiliary
destek
underlay
destek
support; prop; beam used as a prop
destek
supporting

Thank you for supporting me. - Beni desteklediğin için teşekkür ederim.

The author states his opinion supporting it with academic research. - Yazar düşüncesini onu akademik araştırma ile destekleyerek belirtiyor.

destek
support, prop, bracket, buttress, shore, strut, beam; support, backing, countenance; reinforcements; help, helper
destek
{i} bolster
destek
underpinning
destek
{i} rider
destek
{i} spur
destek
console
destek
{i} anchorage
destek
{i} sponsorship
destek
{i} stiffening
destek
contribution
destek
{i} friend

I was aided by a dear friend. - Sevgili bir arkadaşım tarafından desteklendim.

I want to thank my friends and family for supporting me. - Beni destekledikleri için arkadaşlarıma ve aileme teşekkür etmek istiyorum.

destek
stand, base, pedestal
destek
pit prop
destek
socle
destek
{i} truss
destek
{i} pillar

Sami is a pillar of his church in Toronto. - Sami, Toronto'daki kilisesinin önemli bir destekçisidir.

destekçiler
backing
Türkisch - Türkisch
Destek veren, destek olan kimse
DESTEK
(Osmanlı Dönemi) f. Bir şeyin yıkılıp devrilmemesi için, o şeye vurulan payanda, dayanak
DESTEK
(Osmanlı Dönemi) Küçük el
DESTEK
(Osmanlı Dönemi) Yün ve pamuk gibi şeyleri eğirmeye yarıyan âlet
Destek
(Osmanlı Dönemi) AZD
Destek
modiyon
Destek
(Osmanlı Dönemi) MESNED
destek
Yardımcı: "Kızardı, söylenirdi ama gene de tek desteği oydu hayatta."- O. Hançerlioğlu
destek
Bir vektörü taşıyan sonsuz doğru
destek
Yardımcı
destek
Dayanak, dayak. Üzerine bir şey oturtmaya, tutturmaya, koymaya yarar araç, hamil
destek
Üzerine bir şey oturtmaya, tutturmaya, koymaya yarar araç, hamil
destek
Dayanak, dayak
destek
Bir birlik için sağlanan yardım veya koruma
destekçi
Favoriten