arasından

listen to the pronunciation of arasından
Türkisch - Englisch
through

A beam of sunlight came through the clouds. - Bulutların arasından güneş ışığı demeti geldi.

He pushed his way through the crowd. - O, kalabalığın arasından ite kalka geçti.

thru
thro

Tom made his way through the crowd. - Tom kalabalığın arasından ilerledi.

Tom elbowed his way through the crowd. - Tom kalabalığın arasından ite kalka yol açtı.

from between, from among; through, thru
1. from between. 2. from among. 3. through
out of

Don't come out of the attic. - Tavan arasından dışarı çıkma.

from among
trans
ara
{i} recess

May we have a short recess? - Kısa bir ara verebilir miyiz?

The judge called for a recess of two hours. - Yargıç iki saat ara verdi.

ara
{s} intermediary
ara
{i} break

She spoke for 30 minutes without a break. - O, ara vermeden 30 dakika boyunca konuştu.

If the car breaks down, we'll walk. - Araba bozulursa, yürürüz.

arasından geçmek
pass through
arasından seçilmek
be elected/selected among
arasından geçmek
penetrate
arasından geçmek
thread
ara
{i} space

Today’s spacecraft use rockets and rockets use large quantities of propellant. - Bugünün uzay araçları roketler kullanıyor ve roketler büyük miktarda itici yakıt kullanıyor.

Between space and time. - Uzay ve zaman arasında.

ara
{f} search

All in all, after ten years of searching, my friend got married to a girl from the Slantsy region. - Her şeyi düşünerek, on yıllık araştırmadan sonra, arkadaşım Slantsy bölgesinden bir kızla evlendi.

You can search words, and get translations. But it's not exactly a typical dictionary. - Sözcükleri arayabilir ve çevirileri alabilirsiniz. Ama o, tam olarak tipik bir sözlük değildir.

ara
interval

The trees are planted at intervals of thirty meters. - Ağaçlar otuz metre aralıkla ekilir.

The meetings were held at intervals. - Toplantılar belli aralıklarla gerçekleştirildi.

ara
gap

There was a great gap between the views of the two. - Bu ikisinin görüşü arasında büyük bir uçurum vardı.

There is a wide gap in the opinions between the two students. - İki öğrenci arasında fikirlerde büyük bir uçurum vardır.

ara
distance, space; break, breather; break, playtime; interval, pause, cessation, intermission; interlude; half time; relation, terms, footing; intermediate, intermediary; middle
ara
sought

He immediately sought a response. - Hemen bir cevap aradı.

They sought shelter from the rain. - Yağmurdan dolayı sığınak aradılar.

ara
time out

Let's take time out to elaborate a strategy. - Bir stratejiyi özenle hazırlamak için ara verelim.

ara
look for

The police promised Tom that they would look for his daughter. - Polis Tom'a onun kızını arayacağına söz verdi.

Tom went out to look for something to eat. - Tom yiyecek bir şey aramak için dışarı çıktı.

ara
time, point in time
ara
seek

Make no mistake: we do not want to keep our troops in Afghanistan. We seek no military bases there. - Yanlış yapmak yok: Biz birliklerimizi Afganistan'da tutmak istemiyoruz. Biz orada askeri üs aramıyoruz.

Everybody has the right to seek happiness. - Herkesin mutluluk arama hakkı vardır.

ara
interim

In the interim, please send all communications to Tom. - Ara sıra lütfen tüm iletileri Tom'a gönderin.

ara
pitch

The car went out of control and pitched headlong into the river. - Araba kontrolden çıktı paldır küldür nehre düştü.

ara
(Mekanik) clearance
ara
cease

The U.S. Secretary of State is trying to broker a ceasefire between the warring parties. - ABD Dışişleri Bakanı, savaşan taraflar arasındaki ateşkes konusunda aracılık yapmaya çalışıyor.

ara
(Mimarlık) partition

There were Jews in Arab countries before the partition of Palestine. - Arap ülkelerinde Filistin'in bölünmesinden önce Yahudiler vardı.

ara
leg

Tom is the legal owner of this piece of land. - Tom bu arazinin yasal sahibidir.

A tenancy agreement is a legally binding document between a landlord and their tenant. - Bir kira sözleşmesi, ev sahibi ve kiracıları arasında yasal olarak bağlayıcı bir belgedir.

ara
comma

Do you know how to use these command line tools? - Bu komut satırı araçlarının nasıl kullanılacağını biliyor musunuz?

Please put a comma between the two main clauses. - Lütfen iki ana cümlenin arasına virgül koyun.

ara
middle

Our car broke down in the middle of the street. - Arabamız caddenin ortasında bozuldu.

Tom's car is parked in the middle of the road. - Tom'un arabası yolun ortasında park edilmiş.

ara
footing
ara
meanwhile

Meanwhile, time is running out. - Bu arada, zaman tükeniyor.

Meanwhile, you can stay with us. - Bu arada, bizimle kalabilirsin.

ara
range

Prices range from one to five dollars. - Fiyatlar bir dolarla beş dolar arasında değişir.

The human eye is blind to nearly the entire electromagnetic spectrum, except for the very narrow range of light that falls in what we call the visible range. - İnsan gözü görülebilir aralık dediğimiz çok dar ışık aralığı hariç neredeyse tüm elektromanyetik spektrum için kördür,

ara
stop

Tom stopped looking for the treasure and went back home. - Tom hazine aramayı durdurdu ve eve gitti.

How about stopping the car and taking a rest? - Arabayı durdurmaya ve biraz dinlenmeye ne dersin?

ara
relation

Relations between us seem to be on the ebb. - Aramızdaki ilişkiler bozuk gibi görünüyor.

The relationship between Islam and the West includes centuries of co-existence and cooperation, but also conflict and religious wars. - İslam ve batı arasındaki ilişki yüzyıllar süren birliktelik ve ortak çalışma fakat aynı zamanda çatışma ve din savaşları içermektedir.

ara
(Bilgisayar) place call
ara
margin

There is only a marginal difference between the two. - İkisi arasında sadece marjinal bir fark var.

This car dealership has very thin profit margins. - Bu araba bayiliğinin çok ince kar marjları var.

ara
(Bilgisayar) lookup
ara
terms

Are you on good terms with Tom? - Tom'la aranız iyi mi?

We are on good terms with them. - Onlarla aramız iyidir.

ara
half

Tom called about half an hour ago. - Yaklaşık bir saat önce Tom aradı.

It took me an hour and a half to get there by car. - Araba ile oraya ulaşmak benim bir buçuk saatimi aldı.

ara
(Bilgisayar) place a call
ara
buffer

Motorists must leave at least a metre-wide buffer when passing cyclists. - Motorlu araç kullananlar, bisikletlileri geçerken en az bir metre emniyet mesafesi bırakmak zorundalar.

ara
interm

It's almost intermission. - Gösterim arası olmak üzere.

Please bring your intermediate examination certificate with you to the first day of class. - Lütfen ara sınav belgesini sınıfın ilk gününe kadar yanınızda getirin.

ara
seek for
ara
{f} call

Last night, Mr. A called me up to say he couldn't attend today's meeting. - Dün gece Bay A bugünkü toplantıya katılamayacağını söylemek için beni aradı.

Call me again in two days. - İki gün içinde beni yeniden ara.

ara
{f} seeking

Believe those who are seeking truth and doubt those who have found it. - Gerçeği arayanlara inan ve onu bulanlardan kuşkulan.

Martin Luther King spent his life seeking justice. - Martin Luther King hayatını adalet arayarak geçirdi.

ara
half time
ara
interlude
ara
{f} searching

All in all, after ten years of searching, my friend got married to a girl from the Slantsy region. - Her şeyi düşünerek, on yıllık araştırmadan sonra, arkadaşım Slantsy bölgesinden bir kızla evlendi.

Tom spent the whole evening searching the Web for photos of famous people. - Tom bütün akşamı ünlü kişlerin fotoğrafları için Web'i araştırmakla geçirdi.

ara
pause

Let's take a short pause. - Kısa bir ara verelim.

We should sometimes pause to think. - Düşünmek için bazen ara vermeliyiz.

ara
lapse
ara
interstice
ara
look up

It is a good habit to look up new words in a dictionary. - Yeni kelimeleri sözlükte aramak iyi bir alışkanlıktır.

Look up the number in the phone book. - Telefon rehberinde numarayı ara.

ara
interspace
ara
discontinuance
ara
scrabble
ara
{f} dial

In case of fire, you should dial 119 immediately. - Yangın durumunda, hemen 119'u aramanız gerekir.

Could you dial for me? The telephone is too high. - Benim için arar mısın? Telefon çok yüksekte.

ara
discontinuation
ara
{f} ransacking
ara
search for

Do not search for people's weaknesses, but for their strengths. - İnsanların zayıf yönlerini araştırmayın ama güçlü yönlerini araştırın.

They did not have time to search for it. - Onu aramak için zamanları yoktu.

ara
look#for
ara
ıntermediate
ara
breathing space
ara
{i} recreation

Every now and then, I play tennis for recreation. - Ara sıra eğlence için tenis oynarım.

ara
{i} distance

When meeting a person for the first time, be sure to pay attention to the distance placed between yourself and your partner. - Birisiyle ilk kez karşılaştığında, kendinle arkadaşın arasına konulan mesafeye kesinlikle dikkat et.

There is a distance of four fingers between the eyes and the ears. - Gözler ve kulaklar arasında dört parmaklık bir mesafe vardır.

ara
{i} spacing

Tom is always spacing out in class. - Tom her zaman derse ara veriyor.

ara
forage
ara
{i} lull
ara
surcease
ara
drive

Sometimes he drives to work. - O bazen işe arabayla gider.

Sometimes she drives to work. - O bazen işe arabayla gider.

ara
rootle
ara
{i} chasm
ara
{s} mediate

Interpreters mediate between different cultures. - Çevirmenler farklı kültürler arasında aracılık ederler.

He mediated between the two parties. - O iki parti arasında aracılık yaptı.

ara
{i} check

We're still checking into it. - Onu hâlâ araştırıyoruz.

Check and adjust the brakes before you drive. - Araba sürmeden önce frenleri kontrol edin ve ayarlayın.

ara
{s} intermediate

She can't put together three words in Spanish, and she claims she's intermediate. - İspanyolca üç kelimeyi bir araya getiremiyor, ve orta düzey olduğunu iddia ediyor.

Please bring your intermediate examination certificate with you to the first day of class. - Lütfen ara sınav belgesini sınıfın ilk gününe kadar yanınızda getirin.

ara
bye
ara
tween
ara
time lag
ara
discontinuity
ara
recessional
ara
meso
ara
idle
ara
time between two events, interval
ara
interruption
ara
space, spacing
ara
interlocutory
ara
break (in a game); interlude; intermission
ara
intermission

It's almost intermission. - Gösterim arası olmak üzere.

It was raining all day long without intermission. - Ara vermeden bütün gün boyunca yağmur yağıyordu.

ara
intermediary, intermediate
ara
distance (between two things)
ara
cessation
ara
{i} respite
ara
relations (between people)
ara
interregnum
ara
(Nükleer Bilimler) interstitial
ara
distance; break
ara
quest

Buying such an expensive car is out of the question. - Böylesine pahalı bir araba almak söz konusu değil.

I called you because I need to ask you a question. - Seni aradım çünkü sana bir soru sormam gerekiyor.

ara
breather
ara
{i} spread

Snorri Sturluson's stories tells, among other things, how Christianity was spread in Norway by force. - Snorri Sturluson'un hikayeleri diğer şeylerin arasında Hristiyanlığın Norveç'te nasıl zorla yayıldığını anlatır.

ara
abscission
ara
{i} truce
ara
short break; discontinuance
ara
idler
kayaların arasından çıkan bitki
rock plant
tercihleri arasından
from choice
Englisch - Englisch

Definition von arasından im Englisch Englisch wörterbuch

ARA
Applied Research Associates
ARA
Automotive Recyclers Association
ARA
Awards and Recognition Association
ARA
Australasian Railway Association
ARA
Aracruz Cellulose S.A
ARA
Australian Retailers Association
ARA
A prefix applied to ships operated by the Armada de la República Argentina (ARA)
Ara
A constellation of the southern sky, said to resemble an altar
Ara
An appraisal designation for Accredited Rural Appraiser awarded by the American Society of Farm Managers and Rural Appraisers
Ara
AppleTalk Remote Access, a protocol developed by Apple to allow PowerBook and Macintosh users to connect to an AppleTalk network over phone lines
Ara
a foot, (as a verb) to go
Ara
Apple Remote Access, a program to allow full access to the UVA network including IP and AppleTalk services (Novell file Servers) over a phone line from a Macintosh computer
Ara
Apple Remote Access A software program from Apple Computer that allows one Mac to dial another Mac via a modem and, through AppleShare and/or Personal File Sharing, access local or network resources available to the "answering" Mac (Common resources include shared directories, servers, and printers ) Although I don't cover the issue much in this book, you can do some neat things with ARA and MacTCP
Ara
a constellation in the southern hemisphere near Telescopium and Norma
Ara
macaws
Ara
AppleTalk Remote Access A protocol (and product) that provides system-level support for dial-in (modem) connections to an AppleTalk network With ARA, you can call your desktop Mac from a PowerBook and remotely access all the available services - files, printers, servers, e-mail, etc
Ara
Accounting Research Association
Ara
AppleTalk Remote Access Protocol that provides Macintosh users direct access to information and resources at a remote AppleTalk site
Ara
Appleshare Remote Access
Ara
(Amateur Rowing Association) The governing body for rowing in England, responsible for organising the National Championships (NatChamps) http: //www ara-rowing org
Ara
Apple Remote Access, a protocol allowing network access from Macintosh systems via dialup Now almost entirely obsolete
Ara
The physical body
Ara
AppleTalk Remote Access With ARA, you can call your desktop Mac from a PowerBook and remotely access all the available files, printers, servers, e-mail, and so on
Ara
AppleTalk Remote Access
ara
The Altar; a southern constellation, south of the tail of the Scorpion
ara
A name of the great blue and yellow macaw (Ara ararauna), native of South America
ara
macaws a constellation in the southern hemisphere near Telescopium and Norma
Türkisch - Türkisch

Definition von arasından im Türkisch Türkisch wörterbuch

ARÂ
(Osmanlı Dönemi) Komşuluk
ARÂ
(Osmanlı Dönemi) Mıntıka, bölge
ARÂ
(Osmanlı Dönemi) Avlu
ARÂ
(Osmanlı Dönemi) Geniş, çıplak arazi
ARÂ
(Osmanlı Dönemi) Çıplaklık
Ara
antrakt
Ara
(Hukuk) FASILA
Ara
(Osmanlı Dönemi) MESAFE
Ara
(Hukuk) MABEYN
Ara
mabeyin
ara
Kişilerin veya toplulukların birbirine karşı olan durumu veya ilgisi: "Aralarına yabancı sokmak, nezaketsizlik olur."- M. Yesarî
ara
Bir etkinliğin geçici olarak durdurulduğu süre
ara
Futbol oyununun kırk beşer dakikalık iki devresi arasında verilen on beş dakikalık dinlenme süresi, haftaym
ara
Toplu bulunan nesnelerin veya kimselerin içi: "Aralarında anası babası ile Binnaz'ın da bulunduğu on sekiz işçiydiler."- N. Cumalı
ara
(Osmanlı Dönemi) fâsıla
ara
Papağan türleri
ara
iri gövdeli bir papağan türü
ara
Göz alıcı parlak renkleri olan bir papağan
ara
Basketbol ve voleybolda takımların dinlenmek, taktik almak ve oyun alanlarını değiştirmek için kullandıkları süre
ara
İki olguyu, iki olayı birbirinden ayıran zaman, fasıla
ara
Kişilerin veya toplulukların birbirine karşı olan durumu veya ilgisi
ara
İki şeyi birbirinden ayıran uzaklık, açıklık, aralık, boşluk, mesafe
ara
Bir oyunda, bir filmde dinlenme süresi, antrakt
ara
Sunak takımyıldızının Latince adı
ara
Toplu jimnastik dizilmelerinde, sıradakilerin birbirlerinden yanlamasına olan uzaklıkları
ara
İki şeyi birbirinden ayıran uzaklık, açıklık, aralık, boşluk, mesafe. İki olguyu, iki olayı birbirinden ayıran zaman, fasıla
ara
Aralık
ara
Fasıla
ara
Güney Amerika'da yaşayan bir cins papağan
ara
Roma mimarlığında üzerinde kurban kesilen sunak
ara
Toplu bulunan nesnelerin veya kimselerin içi
ara
Samimiyet
ÂRÂ
(Osmanlı Dönemi) f. Süsleyen. Bezeyen
Englisch - Türkisch

Definition von arasından im Englisch Türkisch wörterbuch

Ara
Sunak (takımyıldızı)
ara
sunak
ara
ar
arasından
Favoriten