dönme

listen to the pronunciation of dönme
Türkçe - İngilizce
rotation
spin

What would happen if the earth stopped spinning? - Dünya dönmeyi durdursaydı ne olurdu?

In the sunlight my head started to spin, and I lay down to have a rest on the grass. - Güneş ışığında kafam dönmeye başladı ve dinlenmek için çim üzerinde uzandım.

tumble
renegade
veer
loop
gyration
conversion

Conversion to the metric system was opposed by tool manufacturers. - Metrik sisteme dönmeye üreticileri tarafından karşı çıkıldı.

turning, rotation, revolution
turning; rotation; conversion; convert; transsexual
whirligig
deflexion
wheel

The world's first Ferris wheel was built in Chicago. It was named after its contructor, George Washington Gale Ferris, Jr. - Dünyanın ilk dönme dolabı Şikago'da yapıldı. Ona yapımcısının adı verildi, George Washington Gale Ferris, Jr.

Who were you with on the Ferris wheel? - Dönme dolapta kimle birlikteydin?

circumvolution
cycle
(inancından) apostasy
torsion
proselyte
turn

Mr Smith has not turned up yet though he promised to come. - Gelmek için söz verdiği halde Bay Smith henüz dönmedi.

He never turns his back on a friend in need. - Muhtaç arkadaşlarına asla sırtını dönmez.

deflection
facing
winding
swing
convert

She loved fat men, so she decided to convert to Buddhism. - O şişman erkekleri seviyordu, bu yüzden Budizm'e dönmeye karar verdi.

converted to Islam
twist
turning

Sami's world stopped turning. - Sami'nin dünyası dönmeyi bıraktı.

Sami's world stopped turning. - Sami'nin dünyası dönmeyi durdurdu.

swirl
(Ticaret) turnover
(Telekom) slewing
inflection
volution
encircling
angular motion
{i} veering
revolution
abjuration
turnabout
relapse
apostle
reversal
{i} twirl
gyre
nancy
mutation
dönmek
turn

If I remember correctly, I think we have to turn left at the next corner. - Eğer doğru hatırlıyorsam, sanırım bir sonraki köşede sola dönmek zorundayız.

It's too late to turn back now. - Şimdi geri dönmek için çok geç.

dönmek
{f} return

The boy's plan was to study medicine and return to Saint Croix as a doctor. - Çocuğun planı, tıp öğrenimi yapmak ve bir doktor olarak Saint Croix'a dönmekti.

The president was forced to return to Washington. - Başkan Washington'a dönmek zorunda kaldı.

dönmek
{f} rotate
dönmek
turn back

We have to turn back. - Geri dönmek zorundayız.

It's too late to turn back now. - Şimdi geri dönmek için çok geç.

dönmek
come back

We'll have to come back. - Geri dönmek zorunda kalacağız.

You may go out only if you come back soon. - Kısa sürede geri dönmek şartıyla dışarı çıkabilirsin.

dönmek
revolve
dönme açısı
rotation angle
dönme dolap
Ferris wheel

The first Ferris wheel was built in 1893 in Chicago. - İlk dönme dolap 1893 yılında Chicago'da inşa edildi.

The Ferris wheel is my favorite. - Dönme dolap benim favorimdir.

dönme dolap
1. revolving cupboard. 2. Ferris wheel
dönme ekseni
axis of revolution
dönme frekansı
gyro-frequency
dönme gecikmesi
rotational delay
dönme hareketi
volution
dönme hareketi
rotary motion
dönme hızı
rotational speed
dönme merkezi
centre of gyration
dönme momenti
torque, turning moment
dönme momenti
torque
dönme yarıçapı
turning radius
dönme yeteneği
maneuverability
dönme yönü
sense of rotation
dönme yüzeyi
surface of revolution
dönmek
{f} spin
dönmek
turn up
dönmek
{f} twist
dönmek
{f} wheel
dön
{f} turn

I order you to turn right. - Sana sağa dönmeni emrediyorum

The leaves of the trees turn yellow in fall. - Ağaçların yaprakları sonbaharda sarıya döner.

dönmek
get back

The last time I called her she told me that she wants to get back to Italy. - Onu son kez aradığımda, bana İtalya'ya geri dönmek istediğini söyledi.

Tom asked Mary to stay, but she had to get back to work. - Tom Mary'den kalmasını rica etti fakat o işe geri dönmek zorundaydı.

dönmek
circle
dönmek
swerve
dönmek
pivot
dönmek
go back

Tom didn't want to go back to where he was born. - Tom doğduğu yere geri dönmek istemiyordu.

Tom had to go back the way he'd come. - Tom geldiği yoldan geri dönmek zorunda kaldı.

dönmek
bear
geri dönme
return

I'll bet Madonna doesn't return to her career for awhile. - Madonna'nın kariyerine bir süre için geri dönmeyeceğine bahse girerim.

Dave never returned to school again. - Dave asla tekrar okula geri dönmedi.

geri dönme
reversal
dön
wheel

Do you know who invented the Ferris wheel? - Dönme dolabı kimin icat ettiğini biliyor musun?

Who were you with on the Ferris wheel? - Dönme dolapta kimle birlikteydin?

dön
(Bilgisayar) transform

In Spanish, there are many different expressions to indicate changes and transformations. - İspanyolcada, değişiklikleri ve dönüşümleri göstermek için birçok farklı ifadeler vardır.

Caterpillars transform into butterflies while they're in a cocoon. - Tırtıllar koza içerisindeyken kelebeğe dönüşür.

dönmek
break
dönmek
roll
dönmek
change one's religion
dönmek
defect
dönmek
break a promise
dönmek
back down
dönmek
(Askeri) haul
dönmek
go round
dönmek
eddy
dönmek
{f} face
dönmek
change into
dönmek
curve
dönmek
turn on
dönmek
(Otomotiv) swivel
dönmek
(Dilbilim) circle over
dönmek
gyre
dönmek
cant
dönmek
trundle
dönmek
start back
dönmek
circumvolve
dönmek
devolve
dönmek
swirl
dönmek
(Latin) averto
dönmek
switch to
dönmek
{f} swim
dönmek
switch
terse dönme
inversion
tersine dönme
reversal
dön
{f} veering

I saw his car veering to the right. - Onun arabasının sağa doğru döndüğünü gördüm.

dön
back down

Tom refused to back down. - Tom sözünden dönmeyi reddetti.

Tom isn't going to back down. - Tom sözünden dönmeyecek.

dön
{f} twirl
dön
veer

I saw his car veering to the right. - Onun arabasının sağa doğru döndüğünü gördüm.

dön
{f} rotating

There is a rotating restaurant at the top of this tower. - Bu kulenin tepesinde döner restoran var.

At the equator, the Earth is rotating at a speed of about about 2200 kilometers per hour. - Ekvatorda, Dünya yaklaşık saatte 2200 kilometre hızla dönüyor.

dön
return to

In order to return to our era, what should we do? - Çağımıza geri dönmek için ne yapmalıyız?

The boy's plan was to study medicine and return to Saint Croix as a doctor. - Çocuğun planı, tıp öğrenimi yapmak ve bir doktor olarak Saint Croix'a dönmekti.

dönmek
come round
dönmek
relapse
dönmek
veer
dönmek
depart from
dönmek
turn into
dönmek
arrive
dönmek
depart
dönmek
turn round
dönmek
tergiversate
dön
revert
dönmek
get back into
aleyhine dönme
back fire
açısal dönme
angular rotation
başa dönme
recurrence
direksiyon dönme direnci
(Otomotiv) steering effort
direksiyon dönme durumu
(Otomotiv) steering condition
dön
return

He returned home from Europe in 1941, when the war broke out. - O, 1941'de, savaş patlak verdiğinde Avrupa'dan evine döndü.

After I returned from Turkey, my Turkish deteriorated. - Türkiye'den döndükten sonra Türkçem zayıfladı.

dön
sheer
dönmek
veer round
dönmek
abjure
dönmek
to turn (toward)
dönmek
to turn; to return, to turn back, to come back, to go back, to get back; to turn into, to become, to change into/to; to change; to go round; to swing; to spin; to swivel; to swerve; to gyrate; (baş) to whirl, to swim, to spin; to change one's religion, to
dönmek
come home
dönmek
{f} revert
dönmek
{f} swallow
dönmek
wheel around
dönmek
go back on

I think I have to go back on a diet after Christmas. - Sanırım ben Noel'den sonra diyete geri dönmek zorundayım.

dönmek
to return, go back, come back
dönmek
to make a turn (at), turn
dönmek
(yatakta) turn over
dönmek
to change (one's plans); to break (a promise)
dönmek
to repeat, stay back in class
dönmek
call back
dönmek
front
dönmek
return , revert
dönmek
to turn into, become
dönmek
(din) apostatize
dönmek
budge from
dönmek
to turn, revolve, rotate, spin
dönmek
(gemi) put about
dönmek
to renounce (a cause, a claim to or for something). döne döne by turning, by spinning. dönüp dolaşmak to walk back and forth
dönmek
(for something tricky) to be going on
dönmek
wheel about
dönmek
get round
dönmek
(for weather, circumstances) to change
dönmek
chop about
dönmek
( den) sheer from
dönmek
to be converted (to another religion or point of view)
dönmek
return to

In order to return to our era, what should we do? - Çağımıza geri dönmek için ne yapmalıyız?

He left the Mexican capital to return to Texas. - O Texas'a dönmek için Meksika başkentinden ayrıldı.

dönmek
(dininden) abjure
dönmek
{f} slew
dönmek
{f} gyrate
dönmek
{f} recall
dönmek
{f} whirl
dönmek
{f} regress
dönmek
{f} deflect
dönmek
{f} screw
dönmek
{f} recant
dönmek
chop round
dönmek
come

We'll have to come back. - Geri dönmek zorunda kalacağız.

If you don't want to come back, I'll understand. - Geri dönmek istemiyorsan, anlarım.

dönmek
{f} swing
dönmek
{f} slue
dönmek
change one's mind
dönmek
{f} renege
dönmek
deviate
dönmek
{f} round
dönmek
{f} tumble
dönmek
{f} repass
dönmek
turn one's coat
dönmek
convert
dönmek
stay

Tom wanted to stay in Boston for a few more days, but he had to get back to Chicago. - Tom Boston'da birkaç gün daha kalmak istedi ama Şikago'ya dönmek zorundaydı.

Tom asked Mary to stay, but she had to get back to work. - Tom Mary'den kalmasını rica etti fakat o işe geri dönmek zorundaydı.

dönmek
{f} reel
eski durumuna dönme
restitution
eski haline dönme
reversion
eski sahibine dönme
reversion
eski sahibine dönme
swingback
esnek geri dönme
(İnşaat) elastic recovery
etrafında dört dönme
dance in attandance
eve dönme korkusu
(Pisikoloji, Ruhbilim) nostophobia
fırıl fırıl dönme
whirl

There was a storm, and snow began whirling through the street. - Bir fırtına vardı ve kar sokaklarda fırıl fırıl dönmeye başladı.

Snow began whirling through the street. - Kar sokaklarda fırıl fırıl dönmeye başladı.

geri dönme
turning back
inançtan dönme
proselyte
içeriye dönme
introversion
iğne ipliğe dönme
emaciation
merkez çevresinde dönme
vortex
optik dönme
optical rotation
parmak uçlarında dönme
pirouette
parmak uçlarında dönme
toe spin
parmaklarını ucunda dönme
toe spin
sözünden dönme
backdown
sözünden dönme
retractation
sözünden dönme
retraction
ters dönme
eversion
ters dönme
inversion
ters dönme
turnabout
ters yönde dönme
retrogression
ters yönde dönme
retrogadation
tersi dönme
upturn
yuvaya dönme içgüdüsü
homing insict
yüz seksen derece dönme
about turn!
yüz seksen derece dönme
volte face
yüz seksen derece dönme
about face!
çılgına dönme
berserker rage
özgül dönme
specific rotation
İngilizce - İngilizce
or Dönmeh Jewish-Islamic sect founded in Salonika (now Thessaloniki, Greece) in the late 17th century. Its members were followers of Shabbetai Tzevi, whom they believed to be the messiah. Arrested by Ottoman authorities in 1666, he chose conversion to Islam over death, as did his followers, who believed that his conversion was a step in the fulfillment of messianic prophecy. While accepting Islam, they secretly practiced various Jewish rites, preserved some knowledge of Hebrew, and refused to intermarry with Muslims. The community moved to Turkey in the early 20th century and gradually was assimilated, resisting Jewish attempts to return them to Judaism
Türkçe - Türkçe
Dönmek işi
Başka bir dinde iken Müslüman olan, mühtedi
Biçimi değişmeyen bir şeklin ekseni çevresindeki hareketi
Ameliyatla cinsiyet değiştiren kimse
Dönmek işi: "Dönmeyi kararlaştırmış da olsa, bir aksilik, mutlaka bir aksilik, benim saadetime engel olacaktı."- T. Buğra
mühtedi
(Osmanlı Dönemi) AVDETÎ
(Osmanlı Dönemi) İNHİRAF
dönme dolap
Büyük konaklarda bir yerden bir yere yemek geçirmek için duvardaki bir açmaya yerleştirilmiş olan dönebilen dolap
dönme dolap
Eğlence alanlarında, bir eksen çevresinde yukarıdan aşağı dönen ve oturma yerleri olan eğlence aracı
dönme ekseni
Dönen bir cismin her noktasının çizdiği çemberlerin merkezlerinden geçen doğru
Dönmek
(Osmanlı Dönemi) TELEBBÜT
Dönmek
(Osmanlı Dönemi) CEVLE
Dönmek
(Osmanlı Dönemi) TATAVVÜF
Dönmek
(Osmanlı Dönemi) TEDEHDÜH
dönmek
Bir şeyi andıracak duruma girmek, benzemek: "Dikmen yolları, mabede adak için gidenlerin yollarına dönmüştü."- A. Gündüz
dönmek
Sapmak
dönmek
Geri gelmek, geri gitmek: "Ertesi gün aynı yoldan Bodrum'a döndük."- Halikarnas Balıkçısı
dönmek
İnanç, din veya düşüncesini değiştirmek
dönmek
Kendi ekseni üzerinde veya başka bir şeyin dolayında hareket etmek
dönmek
Yönelmek: "Babam birdenbire bana döndü."- S. F. Abasıyanık
dönmek
Hileyle, gizlice yapılmak: "Burada bir şeyler oluyor, bir şeyler dönüyor, ama anlayamıyorum."- R. H. Karay
dönmek
Bırakılan bir konu veya işe başlamak
dönmek
Bırakılan bir konu veya işe başlamak; söz konusu etmek, hatırlamak
dönmek
Söz konusu etmek, hatırlamak: "Biz yine onun gençliğine, lise öğretmeni olduğu zamana dönelim."- H. Taner
dönmek
Kendini bir yandan bir yana çevirmek
dönmek
Sınıfta kalmak
dönmek
Belirli bir yerde dolaşmak
dönmek
Sınıfta kalmak. İnanç, din veya düşüncesini değiştirmek: "... annesinin İtalyan Yahudisi iken döndüğünü söylemişti."- Ö. Seyfettin
dönmek
Geri gelmek, geri gitmek
dönmek
Durumdan duruma geçmek, değişmek, olduğundan daha değişik bir durum almak, benzemek: "Erkekler tekaüt olunca çocuğa dönüyorlar."- R. N. Güntekin
dönmek
Sapmak: "Gülümseyerek bir köşeyi döndü."- P. Safa
dönmek
Kendi ekseni üzerinde veya başka bir şeyin dolayında hareket etmek: "İçeride anahtarın acı bir gıcırtısıyla döndüğünü duydum."- Y. Z. Ortaç
dönmek
Durumdan duruma geçmek, değişmek, olduğundan daha değişik bir durum almak, benzemek
dönmek
Yönetilmek, düzene konulmak, çekip çevrilmek
dönmek
Hileyle, gizlice yapılmak
dönmek
Yönelmek
dönmek
Bir şeyi andıracak duruma girmek, benzemek
dönme