dönme

listen to the pronunciation of dönme
Türkçe - İngilizce
rotation
spin

In the sunlight my head started to spin, and I lay down to have a rest on the grass. - Güneş ışığında kafam dönmeye başladı ve dinlenmek için çim üzerinde uzandım.

What would happen if the earth stopped spinning? - Dünya dönmeyi durdursaydı ne olurdu?

renegade
tumble
turning; rotation; conversion; convert; transsexual
conversion

Conversion to the metric system was opposed by tool manufacturers. - Metrik sisteme dönmeye üreticileri tarafından karşı çıkıldı.

turn

He promised to come, but hasn't turned up yet. - O gelmek için söz verdi, ama henüz dönmedi.

He never turns his back on a friend in need. - Muhtaç arkadaşlarına asla sırtını dönmez.

circumvolution
cycle
torsion
deflexion
deflection
swing
facing
proselyte
turning

Before turning, put on your blinkers to warn other drivers. - Dönmeden önce diğer sürücüleri uyarmak için sinyal lambalarını yak.

He turned to the right instead of turning to the left. - O, sola dönme yerine sağa döndü.

(inancından) apostasy
wheel

The first Ferris wheel was built in 1893 in Chicago. - İlk dönme dolap 1893 yılında Chicago'da inşa edildi.

What I like best is going on Ferris wheels. - Dönme dolaba binmek benim en sevdiğim şeydir.

convert

She loved fat men, so she decided to convert to Buddhism. - O şişman erkekleri seviyordu, bu yüzden Budizm'e dönmeye karar verdi.

converted to Islam
twist
winding
whirligig
veer
turning, rotation, revolution
gyration
loop
volution
swirl
(Telekom) slewing
encircling
(Ticaret) turnover
inflection
reversal
apostle
relapse
{i} twirl
turnabout
revolution
{i} veering
abjuration
angular motion
gyre
mutation
nancy
dönmek
turn

It's too late to turn back. - Geri dönmek için çok geç.

If I remember correctly, I think we have to turn left at the next corner. - Eğer doğru hatırlıyorsam, sanırım bir sonraki köşede sola dönmek zorundayız.

dönmek
{f} return

In order to return to our era, what should we do? - Çağımıza geri dönmek için ne yapmalıyız?

The president was forced to return to Washington. - Başkan Washington'a dönmek zorunda kaldı.

dönmek
{f} rotate
dönmek
turn back

We have to turn back. - Geri dönmek zorundayız.

It's too late to turn back now. - Şimdi geri dönmek için çok geç.

dönmek
come back

If you don't want to come back, I'll understand. - Geri dönmek istemiyorsan, anlarım.

We'll have to come back. - Geri dönmek zorunda kalacağız.

dönmek
revolve
dönme açısı
rotation angle
dönme dolap
Ferris wheel

The Ferris wheel is my favorite. - Dönme dolap benim favorimdir.

The first Ferris wheel was built in 1893 in Chicago. - İlk dönme dolap 1893 yılında Chicago'da inşa edildi.

dönme dolap
1. revolving cupboard. 2. Ferris wheel
dönme ekseni
axis of revolution
dönme frekansı
gyro-frequency
dönme gecikmesi
rotational delay
dönme hareketi
rotary motion
dönme hareketi
volution
dönme hızı
rotational speed
dönme merkezi
centre of gyration
dönme momenti
torque, turning moment
dönme momenti
torque
dönme yarıçapı
turning radius
dönme yeteneği
maneuverability
dönme yönü
sense of rotation
dönme yüzeyi
surface of revolution
dönmek
{f} spin
dönmek
turn up
dönmek
{f} twist
dönmek
{f} wheel
dön
{f} turn

Mr Smith has not turned up yet though he promised to come. - Gelmek için söz verdiği halde Bay Smith henüz dönmedi.

The leaves of the trees turn yellow in fall. - Ağaçların yaprakları sonbaharda sarıya döner.

dönmek
bear
dönmek
circle
dönmek
go back

I don't want to go back there. - Ben oraya dönmek istemiyorum.

Tom had to go back to Boston. - Tom Boston'a geri dönmek zorunda kaldı.

dönmek
pivot
dönmek
swerve
dönmek
get back

The last time I called her she told me that she wants to get back to Italy. - Onu son kez aradığımda, bana İtalya'ya geri dönmek istediğini söyledi.

Tom asked Mary to stay, but she had to get back to work. - Tom Mary'den kalmasını rica etti fakat o işe geri dönmek zorundaydı.

geri dönme
reversal
geri dönme
return

In order to return to our era, what should we do? - Çağımıza geri dönmek için ne yapmalıyız?

It's unlikely that Tom will ever return home. - Tom'un eve geri dönmesi olası değil.

dön
(Bilgisayar) transform

This differential equation can be easily solved by Laplace transform. - Bu diferansiyel denklemler Laplace dönüşümüyle kolayca çözülebilir.

Caterpillars transform into butterflies while they're in a cocoon. - Tırtıllar koza içerisindeyken kelebeğe dönüşür.

dön
wheel

Do you know who invented the Ferris wheel? - Dönme dolabı kimin icat ettiğini biliyor musun?

What I like best is going on Ferris wheels. - Dönme dolaba binmek benim en sevdiğim şeydir.

dönmek
devolve
dönmek
circumvolve
dönmek
start back
dönmek
trundle
dönmek
break a promise
dönmek
roll
dönmek
gyre
dönmek
turn on
dönmek
back down
dönmek
(Dilbilim) circle over
dönmek
(Otomotiv) swivel
dönmek
go round
dönmek
(Askeri) haul
dönmek
curve
dönmek
cant
dönmek
switch
dönmek
eddy
dönmek
swirl
dönmek
switch to
dönmek
(Latin) averto
dönmek
break
dönmek
change into
dönmek
defect
dönmek
change one's religion
dönmek
{f} face
dönmek
{f} swim
terse dönme
inversion
tersine dönme
reversal
dön
{f} veering

I saw his car veering to the right. - Onun arabasının sağa doğru döndüğünü gördüm.

dön
back down

Tom refused to back down. - Tom sözünden dönmeyi reddetti.

Tom certainly doesn't seem like the kind of person that would back down. - Tom kesinlikle sözünden dönecek bir insan tipi gibi görünmüyor.

dön
{f} twirl
dön
veer

I saw his car veering to the right. - Onun arabasının sağa doğru döndüğünü gördüm.

dön
{f} rotating

There is a rotating restaurant at the top of this tower. - Bu kulenin tepesinde döner restoran var.

The black hole is surrounded by a rotating disk of ionized gas. - Kara delik, iyonize gazdan oluşan dönen bir diskle çevrilidir.

dön
return to

I'll return to get my handbag. - Ben el çantamı almak için geri döneceğim.

The boy's plan was to study medicine and return to Saint Croix as a doctor. - Çocuğun planı, tıp öğrenimi yapmak ve bir doktor olarak Saint Croix'a dönmekti.

dönmek
turn round
dönmek
depart
dönmek
arrive
dönmek
turn into
dönmek
tergiversate
dönmek
relapse
dönmek
come round
dönmek
veer
dönmek
depart from
dön
revert
dönmek
get back into
aleyhine dönme
back fire
açısal dönme
angular rotation
başa dönme
recurrence
direksiyon dönme direnci
(Otomotiv) steering effort
direksiyon dönme durumu
(Otomotiv) steering condition
dön
sheer
dön
return

When will you return? - Ne zaman geri döneceksin?

After I returned from Turkey, my Turkish deteriorated. - Türkiye'den döndükten sonra Türkçem zayıfladı.

dönmek
front
dönmek
return , revert
dönmek
to turn into, become
dönmek
(din) apostatize
dönmek
budge from
dönmek
to turn, revolve, rotate, spin
dönmek
(gemi) put about
dönmek
to renounce (a cause, a claim to or for something). döne döne by turning, by spinning. dönüp dolaşmak to walk back and forth
dönmek
wheel about
dönmek
get round
dönmek
(for weather, circumstances) to change
dönmek
chop about
dönmek
to change (one's plans); to break (a promise)
dönmek
( den) sheer from
dönmek
to be converted (to another religion or point of view)
dönmek
return to

The president was forced to return to Washington. - Başkan Washington'a dönmek zorunda kaldı.

The boy's plan was to study medicine and return to Saint Croix as a doctor. - Çocuğun planı, tıp öğrenimi yapmak ve bir doktor olarak Saint Croix'a dönmekti.

dönmek
(for something tricky) to be going on
dönmek
to repeat, stay back in class
dönmek
(yatakta) turn over
dönmek
come home
dönmek
to return, go back, come back
dönmek
to make a turn (at), turn
dönmek
to turn; to return, to turn back, to come back, to go back, to get back; to turn into, to become, to change into/to; to change; to go round; to swing; to spin; to swivel; to swerve; to gyrate; (baş) to whirl, to swim, to spin; to change one's religion, to
dönmek
go back on

I think I have to go back on a diet after Christmas. - Sanırım ben Noel'den sonra diyete geri dönmek zorundayım.

dönmek
to turn (toward)
dönmek
call back
dönmek
deflect
dönmek
gyrate
dönmek
chop round
dönmek
(dininden) abjure
dönmek
recall
dönmek
change one's mind
dönmek
{f} swing
dönmek
come

If you don't want to come back, I'll understand. - Geri dönmek istemiyorsan, anlarım.

Tom had to go back the way he'd come. - Tom geldiği yoldan geri dönmek zorunda kaldı.

dönmek
{f} recant
dönmek
{f} screw
dönmek
{f} whirl
dönmek
{f} slew
dönmek
{f} slue
dönmek
{f} regress
dönmek
{f} renege
dönmek
deviate
dönmek
convert
dönmek
{f} repass
dönmek
{f} tumble
dönmek
stay

Tom would've liked to stay longer, but he had to get back to the office. - Tom daha uzun kalmak isterdi ama ofise geri dönmek zorundaydı.

Tom asked Mary to stay, but she had to get back to work. - Tom Mary'den kalmasını rica etti fakat o işe geri dönmek zorundaydı.

dönmek
{f} reel
dönmek
turn one's coat
dönmek
{f} round
dönmek
wheel around
dönmek
veer round
dönmek
{f} revert
dönmek
{f} swallow
dönmek
abjure
eski durumuna dönme
restitution
eski haline dönme
reversion
eski sahibine dönme
reversion
eski sahibine dönme
swingback
esnek geri dönme
(İnşaat) elastic recovery
etrafında dört dönme
dance in attandance
eve dönme korkusu
(Pisikoloji, Ruhbilim) nostophobia
fırıl fırıl dönme
whirl

There was a storm, and snow began whirling through the street. - Bir fırtına vardı ve kar sokaklarda fırıl fırıl dönmeye başladı.

Snow began whirling through the street. - Kar sokaklarda fırıl fırıl dönmeye başladı.

geri dönme
turning back
inançtan dönme
proselyte
içeriye dönme
introversion
iğne ipliğe dönme
emaciation
merkez çevresinde dönme
vortex
optik dönme
optical rotation
parmak uçlarında dönme
toe spin
parmak uçlarında dönme
pirouette
parmaklarını ucunda dönme
toe spin
sözünden dönme
retraction
sözünden dönme
retractation
sözünden dönme
backdown
ters dönme
turnabout
ters dönme
eversion
ters dönme
inversion
ters yönde dönme
retrogression
ters yönde dönme
retrogadation
tersi dönme
upturn
yuvaya dönme içgüdüsü
homing insict
yüz seksen derece dönme
about face!
yüz seksen derece dönme
volte face
yüz seksen derece dönme
about turn!
çılgına dönme
berserker rage
özgül dönme
specific rotation
İngilizce - İngilizce
or Dönmeh Jewish-Islamic sect founded in Salonika (now Thessaloniki, Greece) in the late 17th century. Its members were followers of Shabbetai Tzevi, whom they believed to be the messiah. Arrested by Ottoman authorities in 1666, he chose conversion to Islam over death, as did his followers, who believed that his conversion was a step in the fulfillment of messianic prophecy. While accepting Islam, they secretly practiced various Jewish rites, preserved some knowledge of Hebrew, and refused to intermarry with Muslims. The community moved to Turkey in the early 20th century and gradually was assimilated, resisting Jewish attempts to return them to Judaism
Türkçe - Türkçe
Dönmek işi
Başka bir dinde iken Müslüman olan, mühtedi
Biçimi değişmeyen bir şeklin ekseni çevresindeki hareketi
Ameliyatla cinsiyet değiştiren kimse
Dönmek işi: "Dönmeyi kararlaştırmış da olsa, bir aksilik, mutlaka bir aksilik, benim saadetime engel olacaktı."- T. Buğra
(Osmanlı Dönemi) İNHİRAF
(Osmanlı Dönemi) AVDETÎ
mühtedi
dönme dolap
Büyük konaklarda bir yerden bir yere yemek geçirmek için duvardaki bir açmaya yerleştirilmiş olan dönebilen dolap
dönme dolap
Eğlence alanlarında, bir eksen çevresinde yukarıdan aşağı dönen ve oturma yerleri olan eğlence aracı
dönme ekseni
Dönen bir cismin her noktasının çizdiği çemberlerin merkezlerinden geçen doğru
Dönmek
(Osmanlı Dönemi) TEDEHDÜH
Dönmek
(Osmanlı Dönemi) TATAVVÜF
Dönmek
(Osmanlı Dönemi) CEVLE
Dönmek
(Osmanlı Dönemi) TELEBBÜT
dönmek
Geri gelmek, geri gitmek: "Ertesi gün aynı yoldan Bodrum'a döndük."- Halikarnas Balıkçısı
dönmek
Sınıfta kalmak
dönmek
Bir şeyi andıracak duruma girmek, benzemek: "Dikmen yolları, mabede adak için gidenlerin yollarına dönmüştü."- A. Gündüz
dönmek
Bırakılan bir konu veya işe başlamak; söz konusu etmek, hatırlamak
dönmek
Yönelmek
dönmek
Hileyle, gizlice yapılmak
dönmek
Yönetilmek, düzene konulmak, çekip çevrilmek
dönmek
Durumdan duruma geçmek, değişmek, olduğundan daha değişik bir durum almak, benzemek
dönmek
Kendi ekseni üzerinde veya başka bir şeyin dolayında hareket etmek: "İçeride anahtarın acı bir gıcırtısıyla döndüğünü duydum."- Y. Z. Ortaç
dönmek
Sapmak: "Gülümseyerek bir köşeyi döndü."- P. Safa
dönmek
Durumdan duruma geçmek, değişmek, olduğundan daha değişik bir durum almak, benzemek: "Erkekler tekaüt olunca çocuğa dönüyorlar."- R. N. Güntekin
dönmek
Geri gelmek, geri gitmek
dönmek
Sınıfta kalmak. İnanç, din veya düşüncesini değiştirmek: "... annesinin İtalyan Yahudisi iken döndüğünü söylemişti."- Ö. Seyfettin
dönmek
Belirli bir yerde dolaşmak
dönmek
Bir şeyi andıracak duruma girmek, benzemek
dönmek
Kendini bir yandan bir yana çevirmek
dönmek
Söz konusu etmek, hatırlamak: "Biz yine onun gençliğine, lise öğretmeni olduğu zamana dönelim."- H. Taner
dönmek
Bırakılan bir konu veya işe başlamak
dönmek
Sapmak
dönmek
Hileyle, gizlice yapılmak: "Burada bir şeyler oluyor, bir şeyler dönüyor, ama anlayamıyorum."- R. H. Karay
dönmek
Yönelmek: "Babam birdenbire bana döndü."- S. F. Abasıyanık
dönmek
Kendi ekseni üzerinde veya başka bir şeyin dolayında hareket etmek
dönmek
İnanç, din veya düşüncesini değiştirmek
dönme