dönme

listen to the pronunciation of dönme
Türkisch - Englisch
rotation
spin

What makes the earth spin? - Dünya'nın dönmesine ne neden olur?

What would happen if the earth stopped spinning? - Dünya dönmeyi durdursaydı ne olurdu?

tumble
renegade
veer
loop
gyration
conversion

Conversion to the metric system was opposed by tool manufacturers. - Metrik sisteme dönmeye üreticileri tarafından karşı çıkıldı.

turning, rotation, revolution
turning; rotation; conversion; convert; transsexual
whirligig
proselyte
(inancından) apostasy
turning

Sami's world stopped turning. - Sami'nin dünyası dönmeyi durdurdu.

Sami's world stopped turning. - Sami'nin dünyası dönmeyi bıraktı.

deflection
wheel

The first Ferris wheel was built in 1893 in Chicago. - İlk dönme dolap 1893 yılında Chicago'da inşa edildi.

Who were you with on the Ferris wheel? - Dönme dolapta kimle birlikteydin?

cycle
torsion
circumvolution
deflexion
converted to Islam
facing
winding
swing
turn

Mr Smith has not turned up yet though he promised to come. - Gelmek için söz verdiği halde Bay Smith henüz dönmedi.

He promised to come, but hasn't turned up yet. - O gelmek için söz verdi, ama henüz dönmedi.

twist
convert

She loved fat men, so she decided to convert to Buddhism. - O şişman erkekleri seviyordu, bu yüzden Budizm'e dönmeye karar verdi.

(Ticaret) turnover
swirl
(Telekom) slewing
inflection
volution
encircling
angular motion
{i} veering
revolution
abjuration
turnabout
reversal
{i} twirl
relapse
apostle
nancy
gyre
mutation
dönmek
turn

If I remember correctly, I think we have to turn left at the next corner. - Eğer doğru hatırlıyorsam, sanırım bir sonraki köşede sola dönmek zorundayız.

It's too late to turn back. - Geri dönmek için çok geç.

dönmek
{f} return

In order to return to our era, what should we do? - Çağımıza geri dönmek için ne yapmalıyız?

The boy's plan was to study medicine and return to Saint Croix as a doctor. - Çocuğun planı, tıp öğrenimi yapmak ve bir doktor olarak Saint Croix'a dönmekti.

dönmek
{f} rotate
dönmek
turn back

It's too late to turn back now. - Şimdi geri dönmek için çok geç.

We're going to have to turn back. - Geri dönmek zorunda kalacağız.

dönmek
come back

We want to come back to Boston. - Boston'a dönmek istiyoruz.

Do you want to come back to my office? - Ofisime geri dönmek istiyor musun?

dönmek
revolve
dönme açısı
rotation angle
dönme dolap
Ferris wheel

The first Ferris wheel was built in 1893 in Chicago. - İlk dönme dolap 1893 yılında Chicago'da inşa edildi.

The Ferris wheel is my favorite. - Dönme dolap benim favorimdir.

dönme dolap
1. revolving cupboard. 2. Ferris wheel
dönme ekseni
axis of revolution
dönme frekansı
gyro-frequency
dönme gecikmesi
rotational delay
dönme hareketi
rotary motion
dönme hareketi
volution
dönme hızı
rotational speed
dönme merkezi
centre of gyration
dönme momenti
torque
dönme momenti
torque, turning moment
dönme yarıçapı
turning radius
dönme yeteneği
maneuverability
dönme yönü
sense of rotation
dönme yüzeyi
surface of revolution
dönmek
{f} spin
dönmek
turn up
dönmek
{f} twist
dönmek
{f} wheel
dön
{f} turn

I order you to turn right. - Sana sağa dönmeni emrediyorum

The leaves of the trees turn yellow in fall. - Ağaçların yaprakları sonbaharda sarıya döner.

dönmek
circle
dönmek
go back

Tom had to go back the way he'd come. - Tom geldiği yoldan geri dönmek zorunda kaldı.

Tom didn't want to go back to where he was born. - Tom doğduğu yere geri dönmek istemiyordu.

dönmek
bear
dönmek
pivot
dönmek
swerve
dönmek
get back

The last time I called her she told me that she wants to get back to Italy. - Onu son kez aradığımda, bana İtalya'ya geri dönmek istediğini söyledi.

Tom asked Mary to stay, but she had to get back to work. - Tom Mary'den kalmasını rica etti fakat o işe geri dönmek zorundaydı.

geri dönme
reversal
geri dönme
return

Dave never returned to school again. - Dave asla tekrar okula geri dönmedi.

It's unlikely that Tom will ever return home. - Tom'un eve geri dönmesi olası değil.

dön
wheel

Who were you with on the Ferris wheel? - Dönme dolapta kimle birlikteydin?

The world's first Ferris wheel was built in Chicago. It was named after its contructor, George Washington Gale Ferris, Jr. - Dünyanın ilk dönme dolabı Şikago'da yapıldı. Ona yapımcısının adı verildi, George Washington Gale Ferris, Jr.

dön
(Bilgisayar) transform

The caterpillar transformed into a beautiful butterfly. - Tırtıl güzel bir kelebeğe dönüştü.

In Spanish, there are many different expressions to indicate changes and transformations. - İspanyolcada, değişiklikleri ve dönüşümleri göstermek için birçok farklı ifadeler vardır.

dönmek
break
dönmek
roll
dönmek
change one's religion
dönmek
defect
dönmek
back down
dönmek
break a promise
dönmek
(Askeri) haul
dönmek
go round
dönmek
eddy
dönmek
{f} face
dönmek
change into
dönmek
curve
dönmek
turn on
dönmek
(Otomotiv) swivel
dönmek
(Dilbilim) circle over
dönmek
gyre
dönmek
cant
dönmek
trundle
dönmek
start back
dönmek
circumvolve
dönmek
devolve
dönmek
swirl
dönmek
(Latin) averto
dönmek
switch to
dönmek
{f} swim
dönmek
switch
terse dönme
inversion
tersine dönme
reversal
dön
{f} veering

I saw his car veering to the right. - Onun arabasının sağa doğru döndüğünü gördüm.

dön
back down

Tom certainly doesn't seem like the kind of person that would back down. - Tom kesinlikle sözünden dönecek bir insan tipi gibi görünmüyor.

Tom can't back down now. - Tom şimdi sözünden dönemez.

dön
{f} twirl
dön
veer

I saw his car veering to the right. - Onun arabasının sağa doğru döndüğünü gördüm.

dön
{f} rotating

There is a rotating restaurant at the top of this tower. - Bu kulenin tepesinde döner restoran var.

The Earth is rotating from West to East. - Dünya batı'dan doğuya doğru dönüyor.

dön
return to

He left the Mexican capital to return to Texas. - O Texas'a dönmek için Meksika başkentinden ayrıldı.

The president was forced to return to Washington. - Başkan Washington'a dönmek zorunda kaldı.

dönmek
arrive
dönmek
turn into
dönmek
tergiversate
dönmek
relapse
dönmek
turn round
dönmek
come round
dönmek
veer
dönmek
depart from
dönmek
depart
dön
revert
dönmek
get back into
aleyhine dönme
back fire
açısal dönme
angular rotation
başa dönme
recurrence
direksiyon dönme direnci
(Otomotiv) steering effort
direksiyon dönme durumu
(Otomotiv) steering condition
dön
sheer
dön
return

When will you return? - Ne zaman geri döneceksin?

After a long absence, she returned home. - Uzun bir yokluktan sonra eve geri döndü.

dönmek
come home
dönmek
abjure
dönmek
{f} swallow
dönmek
{f} recant
dönmek
to return, go back, come back
dönmek
{f} revert
dönmek
veer round
dönmek
to make a turn (at), turn
dönmek
to turn; to return, to turn back, to come back, to go back, to get back; to turn into, to become, to change into/to; to change; to go round; to swing; to spin; to swivel; to swerve; to gyrate; (baş) to whirl, to swim, to spin; to change one's religion, to
dönmek
wheel around
dönmek
go back on

I think I have to go back on a diet after Christmas. - Sanırım ben Noel'den sonra diyete geri dönmek zorundayım.

dönmek
to turn (toward)
dönmek
(yatakta) turn over
dönmek
( den) sheer from
dönmek
to repeat, stay back in class
dönmek
to renounce (a cause, a claim to or for something). döne döne by turning, by spinning. dönüp dolaşmak to walk back and forth
dönmek
front
dönmek
return , revert
dönmek
to turn into, become
dönmek
(din) apostatize
dönmek
budge from
dönmek
to turn, revolve, rotate, spin
dönmek
(gemi) put about
dönmek
wheel about
dönmek
(for something tricky) to be going on
dönmek
get round
dönmek
(for weather, circumstances) to change
dönmek
chop about
dönmek
to change (one's plans); to break (a promise)
dönmek
call back
dönmek
to be converted (to another religion or point of view)
dönmek
return to

In order to return to our era, what should we do? - Çağımıza geri dönmek için ne yapmalıyız?

The president was forced to return to Washington. - Başkan Washington'a dönmek zorunda kaldı.

dönmek
{f} slew
dönmek
{f} gyrate
dönmek
{f} recall
dönmek
{f} whirl
dönmek
{f} regress
dönmek
{f} swing
dönmek
come

If you don't want to come back, I'll understand. - Geri dönmek istemiyorsan, anlarım.

You may go out only if you come back soon. - Kısa sürede geri dönmek şartıyla dışarı çıkabilirsin.

dönmek
chop round
dönmek
{f} screw
dönmek
change one's mind
dönmek
{f} slue
dönmek
{f} deflect
dönmek
{f} renege
dönmek
deviate
dönmek
(dininden) abjure
dönmek
{f} round
dönmek
turn one's coat
dönmek
{f} repass
dönmek
convert
dönmek
{f} tumble
dönmek
stay

Tom wanted to stay in Boston for a few more days, but he had to get back to Chicago. - Tom Boston'da birkaç gün daha kalmak istedi ama Şikago'ya dönmek zorundaydı.

Tom would've liked to stay longer, but he had to get back to the office. - Tom daha uzun kalmak isterdi ama ofise geri dönmek zorundaydı.

dönmek
{f} reel
eski durumuna dönme
restitution
eski haline dönme
reversion
eski sahibine dönme
reversion
eski sahibine dönme
swingback
esnek geri dönme
(İnşaat) elastic recovery
etrafında dört dönme
dance in attandance
eve dönme korkusu
(Pisikoloji, Ruhbilim) nostophobia
fırıl fırıl dönme
whirl

Snow began whirling through the street. - Kar sokaklarda fırıl fırıl dönmeye başladı.

There was a storm, and snow began whirling through the street. - Bir fırtına vardı ve kar sokaklarda fırıl fırıl dönmeye başladı.

geri dönme
turning back
inançtan dönme
proselyte
içeriye dönme
introversion
iğne ipliğe dönme
emaciation
merkez çevresinde dönme
vortex
optik dönme
optical rotation
parmak uçlarında dönme
toe spin
parmak uçlarında dönme
pirouette
parmaklarını ucunda dönme
toe spin
sözünden dönme
backdown
sözünden dönme
retractation
sözünden dönme
retraction
ters dönme
turnabout
ters dönme
eversion
ters dönme
inversion
ters yönde dönme
retrogadation
ters yönde dönme
retrogression
tersi dönme
upturn
yuvaya dönme içgüdüsü
homing insict
yüz seksen derece dönme
about face!
yüz seksen derece dönme
volte face
yüz seksen derece dönme
about turn!
çılgına dönme
berserker rage
özgül dönme
specific rotation
Englisch - Englisch
or Dönmeh Jewish-Islamic sect founded in Salonika (now Thessaloniki, Greece) in the late 17th century. Its members were followers of Shabbetai Tzevi, whom they believed to be the messiah. Arrested by Ottoman authorities in 1666, he chose conversion to Islam over death, as did his followers, who believed that his conversion was a step in the fulfillment of messianic prophecy. While accepting Islam, they secretly practiced various Jewish rites, preserved some knowledge of Hebrew, and refused to intermarry with Muslims. The community moved to Turkey in the early 20th century and gradually was assimilated, resisting Jewish attempts to return them to Judaism
Türkisch - Türkisch
Dönmek işi
Başka bir dinde iken Müslüman olan, mühtedi
Biçimi değişmeyen bir şeklin ekseni çevresindeki hareketi
Ameliyatla cinsiyet değiştiren kimse
Dönmek işi: "Dönmeyi kararlaştırmış da olsa, bir aksilik, mutlaka bir aksilik, benim saadetime engel olacaktı."- T. Buğra
mühtedi
(Osmanlı Dönemi) AVDETÎ
(Osmanlı Dönemi) İNHİRAF
dönme dolap
Büyük konaklarda bir yerden bir yere yemek geçirmek için duvardaki bir açmaya yerleştirilmiş olan dönebilen dolap
dönme dolap
Eğlence alanlarında, bir eksen çevresinde yukarıdan aşağı dönen ve oturma yerleri olan eğlence aracı
dönme ekseni
Dönen bir cismin her noktasının çizdiği çemberlerin merkezlerinden geçen doğru
Dönmek
(Osmanlı Dönemi) TELEBBÜT
Dönmek
(Osmanlı Dönemi) CEVLE
Dönmek
(Osmanlı Dönemi) TATAVVÜF
Dönmek
(Osmanlı Dönemi) TEDEHDÜH
dönmek
Bırakılan bir konu veya işe başlamak; söz konusu etmek, hatırlamak
dönmek
Hileyle, gizlice yapılmak: "Burada bir şeyler oluyor, bir şeyler dönüyor, ama anlayamıyorum."- R. H. Karay
dönmek
Geri gelmek, geri gitmek: "Ertesi gün aynı yoldan Bodrum'a döndük."- Halikarnas Balıkçısı
dönmek
Sınıfta kalmak
dönmek
İnanç, din veya düşüncesini değiştirmek
dönmek
Kendi ekseni üzerinde veya başka bir şeyin dolayında hareket etmek
dönmek
Yönelmek: "Babam birdenbire bana döndü."- S. F. Abasıyanık
dönmek
Sapmak
dönmek
Yönelmek
dönmek
Bırakılan bir konu veya işe başlamak
dönmek
Söz konusu etmek, hatırlamak: "Biz yine onun gençliğine, lise öğretmeni olduğu zamana dönelim."- H. Taner
dönmek
Kendini bir yandan bir yana çevirmek
dönmek
Bir şeyi andıracak duruma girmek, benzemek: "Dikmen yolları, mabede adak için gidenlerin yollarına dönmüştü."- A. Gündüz
dönmek
Belirli bir yerde dolaşmak
dönmek
Sınıfta kalmak. İnanç, din veya düşüncesini değiştirmek: "... annesinin İtalyan Yahudisi iken döndüğünü söylemişti."- Ö. Seyfettin
dönmek
Geri gelmek, geri gitmek
dönmek
Durumdan duruma geçmek, değişmek, olduğundan daha değişik bir durum almak, benzemek: "Erkekler tekaüt olunca çocuğa dönüyorlar."- R. N. Güntekin
dönmek
Sapmak: "Gülümseyerek bir köşeyi döndü."- P. Safa
dönmek
Kendi ekseni üzerinde veya başka bir şeyin dolayında hareket etmek: "İçeride anahtarın acı bir gıcırtısıyla döndüğünü duydum."- Y. Z. Ortaç
dönmek
Durumdan duruma geçmek, değişmek, olduğundan daha değişik bir durum almak, benzemek
dönmek
Yönetilmek, düzene konulmak, çekip çevrilmek
dönmek
Hileyle, gizlice yapılmak
dönmek
Bir şeyi andıracak duruma girmek, benzemek
dönme
Favoriten