şekillendirme

listen to the pronunciation of şekillendirme
Türkçe - İngilizce
forming
designing
{i} reconfigure
{i} shaping
shapers
şekillendirmek
{f} shape
şekil
{i} figure

This figure is a mirror of the decrease in imports of crude oil. - Bu şekil ham petrol ithalatının azaldığının bir göstergesidir.

I can't make out these figures. - Bu şekilleri anlayamam.

şekil
mold
şekillendirmek
form
şekil
shape

The old house was in bad shape. - Eski ev kötü bir şekildeydi.

Our political system was shaped by feudal traditions. - Siyasi sistemimiz feodal gelenekler tarafından şekillendirilmişti.

şekil
image
şekil
mould
şekil
form

Buddha, impressed by the rabbit's efforts, raised him unto the moon and set him in that form forever more. - Tavşanın çabalarından etkilenen Buddha onu aya kadar yükseltti ve onu sonsuza kadar bu şekilde bıraktı.

I formulated it wrongly. - Onu yanlış şekilde formüle ettim.

şekil
pattern

Patterns of married life are changing a lot. - Evlilik yaşam şekilleri çok değişiyor.

şekil
{i} contour
şekillendirmek
{f} formalize
şekillendirmek
give form
şekillendirmek
image
şekillendirmek
style
patlama yoluyla şekillendirme
(Mekanik) explosive forming
şekil
printing
şekil
(Tıp) forme
şekil
vein
şekil
cast
şekil
format
şekil
delineate
şekillendirmek
frame
şekillendirmek
structure
şekillendirmek
give shape to
şekil
line

The refugee crossed the line safely. - Mülteciler güvenli bir şekilde sınır çizgisini geçtiler.

At the bus stop, people waited in orderly lines, but as soon as the bus pulled up, the line broke up. - Otobüs durağında,insanlar düzgün bir şekilde sırada beklediler.Filhakika otobüs durur durmaz sıra bozuldu.

şekil
outline
şekil
face

Mary laid on her bed, crying with her face buried into her pillow. - Mary yatağına uzandı, yüzü yastığına gömülü şekilde ağladı.

His face is distorted by pain. - Onun yüzü acıdan şekil değiştirmişti.

şekil
conformation
şekil
diagram
şekil
configuration
Soğuk şekillendirme
(Metal İşleme) Cold forming
şekil
{i} wise

A wise man would not act in that way. - Akıllı bir adam bu şekilde hareket etmezdi.

elektriksel şekillendirme
(Havacılık) electro-forming
kendi kendine şekillendirme
(Pisikoloji, Ruhbilim) autoshaping
yeniden şekillendirme
restatement
şekil
shadow
şekil
turn

Hanako turned out to be a surprisingly nice person. - Hanako'nun şaşırtıcı şekilde hoş bir insan olduğu ortaya çıktı.

Tom doesn't know how things turned out this way. - Tom şeylerin bu şekilde ortaya nasıl çıktığını bilmiyor.

şekil
figure , shape
şekil
way, manner
şekil
diagram, figure, illustration
şekil
semblance
şekil
kind, sort, variety
şekil
morpho
şekil
condition, state
şekil
illustration
şekil
shape, form; diagram, figure; way, manner
şekil
(Hukuk) modality
şekil
eidolon
şekil
effigy
şekil
figuration
şekil
model
şekil
feature
şekil
species
şekillendirmek
give shape
şekillendirmek
{f} develop
şekillendirmek
{f} figure
şekillendirmek
stamp out
şekillendirmek
throw
şekillendirmek
to shape, give shape to
şekillendirmek
to shape, to form, to give shape (to)
Türkçe - Türkçe
Şekillendirmek işi, biçimlendirme
ŞEKİL
(Osmanlı Dönemi) Şebih ve misil
ŞEKİL
(Osmanlı Dönemi) (Şekl) Biçim, dış görünüş. Çehre. Tarz. Formül
ŞEKİL
(Osmanlı Dönemi) Geo: Bir veya daha fazla hudut vasıtasiyle mahdut ve mahsur olan şey
ŞEKİL
(Osmanlı Dönemi) Bir adamın tab' ve hevasına muvafık olan şey
ŞEKİL
(Osmanlı Dönemi) Gr: Yazıya nokta, hareke ve i'rab koymak
ŞEKİL
(Osmanlı Dönemi) Suret. Surette benzerlik
ŞEKİL
(Osmanlı Dönemi) Hey'et
ŞEKİL
(Osmanlı Dönemi) Muhtelif, müşkil işlerin her biri
ŞEKİL
(Osmanlı Dönemi) Edb: Aruz ıstılahında mısraların sayısına ve kafiyelerin sırasına göre ortaya çıkan şekil
ŞEKİL
(Osmanlı Dönemi) Birşeyin gerek hissedilen ve gerek mevhum sureti
Şekil
(Osmanlı Dönemi) BÂB
şekil
motif
şekil
Davranış biçimi, tutum, yol, tarz
şekil
Bazı matematiksel varlıkların gösterilmesine yarayan resim
şekil
Bir kavramın, düşüncenin, olayın veya işin değişik oluş biçimi
şekil
Bir kavramın, düşüncenin, olayın veya işin değişik oluş biçimi: "Yalnızlığın şekilleri vardır, kimsesiz bir yerde yalnızlık, sosyete ve kalabalık içinde yalnızlık."- R. N. Güntekin
şekil
Bir nesnenin dış çizgileri bakımından niteliği, dıştan görünüşü, biçim: "Dünyayı alıp avcuna bir gün Tanrım / Avcunda bu dünyaya bir şekil ver."- A. N. Asya
şekil
Toplumsal bir bütünün kuruluş biçimi
şekil
Bir nesnenin dış çizgileri bakımından niteliği, dıştan görünüşü, biçim
şekil
Biçim
şekil
Bir konuyu açıklamaya yarayan resim
şekil
Anlatım biçimi: "Ne yapıp yapmış, bu havai konuşmayı röportaj şekline sokmuştu."- Y. K. Karaosmanoğlu
şekil
Olma biçimi, durum, hâl
şekil
Anlatım biçimi
şekillendirmek
Biçimlendirmek
şekillendirme