görevde

listen to the pronunciation of görevde
Türkçe - İngilizce
on duty

The guard was on duty all night. - Güvenlik görevlisi gece boyunca görevdeydi.

The policeman is on duty. - Polis memuru görevde.

(Ticaret) on the job
in charge

I'm in charge of this mission. - Bu görevden ben sorumluyum.

Tom is still officially in charge. - Tom hâlâ resmî olarak görevde.

görev
job

My job is dull and boring. - Benim görevim donuk ve sıkıcı.

What are his official job duties? - Onun resmî iş görevleri nelerdir?

görev
task

The trainee could hardly bear the burden of the task. - Stajyer, görevin yüküne dayanamadı.

I must go through the task by tomorrow. - Yarına kadar görevi gözden geçirmeliyim.

görev
{i} duty

One must do one's duty. - İnsan görevini yapmalı.

Each person has a duty to do. - Her insanın yapacak bir görevi vardır.

görev
assignment

I was abroad on an assignment. - Ben bir görev için yurt dışındaydım.

I have another assignment for you. - Senin için başka bir görevim var.

görev
work

Tom worked as a gas station attendant. - Tom bir benzin istasyonu görevlisi olarak çalıştı.

The social worker was asked to follow up the information about the Stevenson family. - Sosyal görevliden Stevenson ailesi hakkındaki bilgiyi takip etmesi istedi.

görevde bulunmak
on duty

üniversite hayatım boyunca fakülte başkanlığı gibi görevlerde bulundum.

görevde kalmak
(Hukuk) to remain in office
görevde olmak
be in office
görev
mission

Tom couldn't understand what the purpose of the mission was. - Tom görevin amacının ne olduğunu anlayamadı.

Tom and Mary accomplished their mission without any difficulty. - Tom ve Mary herhangi bir zorluk olmadan görevlerini tamamladı.

görev
{i} function

We can't function like this. - Böyle görev yapamayız.

görev
office

The politician was removed from office. - Politikacı görevden alındı.

The police officer on duty sensed an elderly man coming up behind him. - Görevli memur arkasından yaşlı bir adamın geldiğini hissetti.

görev
(Havacılık) subtask
görev
trust

The Board of Trustees voted to divest the organization's overseas holdings. - Mütevelli Yönetim kurulu yurt dışı holdingleri görevden almak için oy kullandı.

görev
engagement
görev
(Ticaret) ministry
görev
official duty
görev
labour
görev
employ

He is employed in a bank. - O, bir bankada görevlidir.

While employed at the bank, he taught economics at college. - Bankada görevlendirildiğinde ,kolejde ekonomi öğretti.

görev
obligation
görev
berth
görev
vocation
görev
post

The president appointed each man to the post. - Genel müdür her bir adamı görevine atadı.

He resigned his post on account of illness. - O, hastalık nedeniyle görevinden istifa etti.

görev
competence
görev
capacity
görev
commission

A friend of mine commissioned a well-known artist to paint a portrait of his wife. - Arkadaşlarımdan biri iyi-tanınmış bir sanatçıyı onun karısının portresini yapması için görevlendirdi.

He has received a commission as a naval officer. - O bir deniz subayı olarak bir görev aldı.

görev
position

He is seeking a new position. - Yeni bir görev arıyor.

My elder brother got a position in a big business. - Ağabeyim büyük bir ticari kuruluşta görev yapıyor.

görev
part

I try to do my part to help the community. - Topluma yardımcı olmak için görevimi yapmaya çalışıyorum.

I plan on doing my part. - Görevimi yapmayı planlıyorum.

görev
onus
görev
(Dilbilim) tasks

For certain tasks, my computer can be very useful. - Belli görevler için bilgisayarım çok yararlı olabilir.

Tom has a great talent for the assignment of tasks. - Tom'un görev dağılımı için büyük bir yeteneği var.

görev
service

Sami finished his two years of military service. - Sami iki yıllık askerlik görevini bitirdi.

I had my military service in Ankara. - Askerlik görevimi Ankara'da yaptım.

görev
place

You must put up with your new post for the present. I'll find you a better place one of these days. - Şu an için yeni görevinize katlanmalısın. Sana bugünlerden birinde daha iyi bir yer bulacağım.

bir görevde rütbece eskilik
seniority rank on a mission
görev
appointment
görev
{i} employment
görev
{i} incumbency
görev
{i} stint
görev
piece of work
görev
{i} business

My elder brother got a position in a big business. - Ağabeyim büyük bir ticari kuruluşta görev yapıyor.

görev
physiol., gram., (Matematik) function
görev
{i} devoir
görev
(Hukuk) office, task
görev
workings
görev
law jurisdiction
görev
duty, task, assignment, charge; appointment; mission, service, commission; function
görev
situation
görev
official work, office
görev
{i} billet
görev
job, employment, function
görev
charge

Tom is still officially in charge. - Tom hâlâ resmî olarak görevde.

Even if you do not like it, you must take charge of it. - Sevmesen bile bu görevi almalısın.

ömür boyu görevde kalan
perpetual
Türkçe - Türkçe

görevde teriminin Türkçe Türkçe sözlükte anlamı

görev
Resmî iş, vazife
Görev
vazife
Görev
fonksiyon
görev
Bir nesne veya bir kimsenin yaptığı iş; iş görme yetisi, fonksiyon
görev
Bir organ veya hücrenin yaptığı iş
görev
Bir nesne veya bir kimsenin yaptığı iş. İş görme yetisi, fonksiyon
görev
Bir cümlede bir dil biriminin öbür birimlerle ilişkisi aracılığıyla yerine getirdiği iş
görev
Bir değerin başka değerlerle olan ilişkisi
görev
Resmî iş, vazife: "Cavit Bey, görevi ona verdiği gün, Abdi Bey çok sevinmişti."- A. İlhan
görevde