ettirmek

listen to the pronunciation of ettirmek
Türkçe - İngilizce
have smth. done
administer
get smth. done
get

Tom went to the barbershop near the hospital to get his hair cut. - Tom saçını tıraş ettirmek için, hastanenin yakınındaki berbere gitti.

I'm going to have to get the others to help us. - Diğerlerini bize yardım ettirmek zorunda kalacağım.

to have (someone) do or make (something)
get sth done
devam ettirmek
continue
et
{i} meat
rezerve ettirmek
reserve
terfi ettirmek
promote
et
{i} flesh
devam ettirmek
maintain
devam ettirmek
sustain
et
{i} beef
devam ettirmek
keep up
sigorta ettirmek
insure

I would like to insure this package. - Bu koliyi sigorta ettirmek istiyorum.

devam ettirmek
retain
beraat ettirmek
acquit
devam ettirmek
prolong
hareket ettirmek
wag
isabet ettirmek
to hit
tahliye ettirmek
evict
yavaş yavaş hareket ettirmek
inch
et
{f} cost
acele ettirmek
hustle
devam ettirmek
keep going
elle hareket ettirmek
manipulate
et
idler
et
carve
et
dice
ettirme
(Dilbilim) causing
hareket etmek / ettirmek
move
hile ile kabul ettirmek
impose on
hile ile kabul ettirmek
impose upon
istop ettirmek
stop
itiraf ettirmek
extract
mahsup ettirmek
set-off
stop ettirmek
stall
tahakkuk ettirmek
realize
tahakkuk ettirmek
actualize
tahakkuk ettirmek
assess
terfi ettirmek
step up
vekalet ettirmek
substitute
yemin ettirmek
administer
yemin ettirmek
swear in
et
pulp
beraat ettirmek
Acquit, exonerate
ettirme
to be
ettirme
{i} administration
isyan ettirmek
to revolt
yukarı doğru hareket ettirmek
move up
acele ettirmek
to hasten, to hustle, to rush
acele ettirmek
rush smb. off one's feet
beraat ettirmek
to acquit
beraat ettirmek
to acquit, to exonerate
dans ettirmek
dance
devam ettirmek
keep smth. going
devam ettirmek
carry on
devam ettirmek
keep

It's difficult to keep traditions in different contexts. - Gelenekleri farklı bağlamlarda devam ettirmek zordur.

I'll do whatever it takes to keep my children in school. - Çocuklarımı okula devam ettirmek için ne gerekiyorsa yapacağım.

devam ettirmek
uphold
devam ettirmek
extend
devam ettirmek
wage
devam ettirmek
to continue, to maintain, to keep up, to sustain, to perpetuate
dünyadan nefret ettirmek
embitter
et
meat; flesh; pulp
et
{i} salmagundi
et
fleshy part of fruit, pulp, sarcocarp
hareket ettirmek
stir
hareket ettirmek
motivate
hareket ettirmek
budge
hareket ettirmek
to move
hareket ettirmek
drive
hayret ettirmek
mystify
hayret ettirmek
astound
hayret ettirmek
dumbfound
hayret ettirmek
wow
hayret ettirmek
astonish
hayret ettirmek
flabbergast
hayret ettirmek
dumfound
hayret ettirmek
bewilder
hayret ettirmek
surprise
hayret ettirmek
gravel
her iki yöne hareket ettirmek
traverse
iflas ettirmek
bankrupt
iflas ettirmek
bust
iflas ettirmek
to bankrupt
iflas ettirmek
ruin
ikamet ettirmek
domicile
ikamet ettirmek
domicil
iktiza ettirmek
to necessitate; to require
infilak ettirmek
to explode
intibak ettirmek
to acclimatize
iptal ettirmek
defeat
isabet ettirmek
hit the mark
ispatsız olarak kabul ettirmek
postulate
ittifak ettirmek
confederate
kabul ettirmek
sell smb. on
kabul ettirmek
to get (something) accepted by
kafasına dank ettirmek
to bring sth home to sb
kavga ettirmek
(deyim) bring to blows
kendini zorla kabul ettirmek
impose oneself on
kimseye söylemeyeceğine yemin ettirmek
swear smb. to secrecy
kişiliğini kabul ettirmek
win one's spurs
nefret ettirmek
disgust
nefret ettirmek
revolt
pes ettirmek
(deyim) bring someone to his knees
rahat ettirmek
snug
rahat ettirmek
make comfortable
rahat ettirmek
snug down
rahat ettirmek
comfort

Tom did his best to comfort Mary. - Tom, Mary'yi rahat ettirmek için elinden gelenin en iyisini yaptı.

I only wanted to make you comfortable. - Ben sadece seni rahat ettirmek istedim.

sigorta ettirmek
indemnify
sigorta ettirmek
to insure, to assure
stop ettirmek
stop
stop ettirmek
a) to stop b) to stall
tahliye ettirmek
spring
tamir ettirmek
have something repaired
tarama ateşi ettirmek
enfilade
tebarüz ettirmek
to make (something) clear, show (something) clearly
tedai ettirmek
(for one thing) to make (someone) think of (something else)
tedavül ettirmek
circulate
terfi ettirmek
to promote
terfi ettirmek
upgrade smb.'s status
terfi ettirmek
upgrade
yemin ettirmek
administer an oath
yemin ettirmek
swear
yemin ettirmek
put smb. on his oath
yemin ettirmek
attest
yemin ettirmek
put smb. to his oath
yemin ettirmek
tender an oath to smb
yemin ettirmek
swear smb. to
yemin ettirmek
to have (someone) swear an oath, administer an oath to; to swear (someone) in
yemin ettirmek
administer an oath to smb
zorla kabul ettirmek
dictate
zorla kabul ettirmek
obtrude
zorla kabul ettirmek
push
zorla kabul ettirmek
drub smth. into smb
çaktırmadan kabul ettirmek
insinuate
İngilizce - İngilizce

ettirmek teriminin İngilizce İngilizce sözlükte anlamı

ET
Eastern Time (synonyms: EST, Eastern Standard Time, EDT. Eastern Daylight Time)
ET
extraterrestrial
et
and
et
Simple past tense and past participle of eat

Something I et?.

et
latin. and so forth
Et
{i} basic chemical element
et
Employment Tribunal
et
Estimated Time (3)
et
The two-character ISO 3166 country code for ETHIOPIA
et
a past tense of eat OF - coming from YO - used to call attention
et
endotrachial tube
et
EvapoTranspiration - This is a measure of the amount of moisture lost from the ground during the day The moisture is lost in two ways, by direct Evaporation from the ground, and byTranspiration from leaves
et
Error Throwing
et
[Latin] and
et
and - both
et
Enemy Tank -
et
And, in Latin and French
et
Exchange Termination is the ISDN Exchange where Layer 2 ( for example, LAPD ) information will be terminated
et
Fuse link designed for use on a 38kV distribution system The ET fuse link exhibits the same time current characteristics as the T link
et
environmental test
et
variant of ate or eaten
et
an extraterrestrial being; alien
et
Exchange termination (ISDN, SS#7)
et
Equivalent Training
et
A noun suffix with a diminutive force; as in baronet, pocket, facet, floweret, latchet
et
Ethiopia (in Internet addresses). Conservatoire des Arts et Métiers La Vérendrye Pierre Gaultier de Varennes et de peine forte et dure Montesquieu Charles Louis de Secondat baron de La Brède et de
et
Event table; describes all events appearing in a business model
et
embedded training
et
and, both
et
Student transferred from another grade within the same school
et
CPS's fuse link designed for use on a 38kV distribution system The ET fuse link exhibits the same time current characteristics as the T link
et
Educational Technology
et
Endotracheal Tube
et
(Japan) Eagle Technologies
Türkçe - Türkçe
Sebep olmak
İşi başkasının yapmasını sağlamak
DİKTE ETTİRMEK
(Hukuk) Yazdırmak, bazı hükümleri zorla kabul ettirmek, bir görüşü empoze ettirmek
Et
(Osmanlı Dönemi) KİDNE
Et
(Osmanlı Dönemi) KIŞM
Et
lahm
Et
(Osmanlı Dönemi) ARİN
Et
(Osmanlı Dönemi) KÜŞTAR
Et
(Osmanlı Dönemi) BADİ'
et
Ten
et
Kasaplık hayvanlardan sağlanan kaslardan oluşmuş besin maddesi: "Bu, kurumuş pastırma renginde bir et parçası idi."- H. Taner
et
İnsanlarda, hayvanlarda deri ile kemik arasındaki kas ve yağdan oluşan tabaka
et
Kasaplık hayvanlardan sağlanan kaslardan oluşmuş besin maddesi
et
Meyvelerde çekirdekle deri arasındaki bölüm
et
(Osmanlı Dönemi) lâhm
ettirme
Ettirmek işi
İngilizce - Türkçe

ettirmek teriminin İngilizce Türkçe sözlükte anlamı

et
cik
et
(Anatomi) ve
ettirmek