durdurmak

listen to the pronunciation of durdurmak
Türkisch - Englisch
stop

What should I do to stop hiccoughs? - Hıçkırığı durdurmak için ne yapmalıyım?

John drinks too much these days. We have to stop him from drinking any more. - John bu günlerde çok içiyor. Biz onu artık içmemesi için durdurmak zorundayız.

halt
cease
interrupt
call off
land
plug
do away with
stand
inactivate
abolish
shutdown
pause
(Kanun) estop
retain
choke
inhibit
waylay
shut down
conclude
(Dilbilim) chuck up
set up
supress
freeze
suspend
paralyze
stem the tide of
shut
throw up
stall
call a halt to
(Ticaret) quit
keep back
cushion
embar
crimp
intercept
choke down
check
jugulate
to stop, to cease, to quit, to arrest, to halt, to discontinue; to detain; to stem, to staunch
shut off
arrest
intermit
bring short
give over
lock
hold back
jam
discontinue
abort , stop
hold up
collar
block
abort
deactivate
baulk
choke back
(at) pull-in
choke off
call a halt
to stop, bring to a stop
put a stop to
{f} suppress
drop
pull up
draw up
pack it in
break sth up
abandon
durdurmak durdur
(Bilgisayar) stop
durdurmak (araba
v. V
durdurmak (kanı)
stanch
dur
{f} stand

These two are standing abreast. - Bu ikisi yan yana duruyor.

He always stands off when people are enthusiastic. - İnsanlar çoşkuluyken, o her zaman uzak durur.

durdurma
{i} check
çubuk sokarak durdurmak
spoke
durdurma
{i} arrest
dur
(Bilgisayar) end

Once the complaining starts, it never ends. - Bir defa şikayet etmeye başladığında asla durmaz.

It rained for several days on end. - Birkaç gün durmadan yağmur yağdı.

durdurma
(Ticaret) suspention
durdurma
laying off
durdurma
(Bilgisayar) forced abort
durdurma
(Çevre) shutdown
durdurma
abortion
durdurma
disconnected
durdurma
cut out
dur
{f} standing

I'm worn out, because I've been standing all day. - Bütün gün ayakta durduğum için yoruldum.

Someone is standing behind the wall. - Birisi duvarın arkasında duruyor.

dur
conk out
durdurma
stop

I tried to stop him, but he left me behind. - Onu durdurmaya çalıştım, ama beni geride bıraktı.

Jane must stop giving way to her desire for chocolate. - Jane çikolataya olan tutkusunu durdurmalıdır.

durdurma
interception
durdurma
{i} intercepting
durdurma
abeyance
durdurma
to cease
faaliyetini durdurmak
shut down
geri durdurmak
Back stop
Durdurma
pause
akılını durdurmak
(for something) to make (someone) unable to think straight
arabayı durdurmak
gong
aşamalı olarak durdurmak
phase out
bayrakla işaret vererek durdurmak
flag down
dur
hold on
dur
stall

A stalled car impedes traffic in the left lane. - Durmuş bir araba sol şeritte trafiği engelliyor.

He pushed the stalled car with all his might. - O, bütün gücüyle durmuş arabayı itti.

dur
halt

Halt! Stay right where you are or I'll shoot! - Dur! Olduğun yerde kal, yoksa vururum!

They were unanimous that the war should be brought to a halt. - Onlar savaşın durdurulması gerektiği konusunda aynı fikirdeydiler.

dur
whoa
dur
stop

Were the earth to stop revolving, what do you suppose would happen? - Dünya dönmeyi durdursa,ne olacağını tahmin edersin?

At the Battle of Verdun, French forces stopped a German attack. - Verdun Savaşında,Fransız güçleri bir Alman saldırısını durdurdu.

dur
hold it
dur
{ü} hist
dur
hold

When riding the escalator, please hold the handrail and stand inside the yellow line. - Yürüyen merdivene binerken lütfen tırabzanı tut ve sarı çizginin içinde dur.

I wonder how Tom is holding up. - Acaba Tom'un durumu nasıl?

dur
nix
durdurma
{i} suspension
durdurma
shutoff
durdurma
stopping (something or someone)
durdurma
{i} stopping

How about stopping the car and taking a rest? - Arabayı durdurmaya ve biraz dinlenmeye ne dersin?

The police were intent on stopping the criminal. - Polis suçluyu durdurmaya niyetliydi.

durdurma
stoppage
durdurma
suppression
durdurma
hold
durdurma
stop, shutoff, interception
durdurma
retention
durdurma
tackle
durdurma
(Hukuk) cessation
durdurma
interruption
durdurma
holdup
durdurma
intercept
gemiyi faça edip durdurmak
lay to
işi durdurmak
shut down
kalabalığı durdurmak için kurulan barikat
crush barrier
kanı durdurmak için sarılan sargı
tourniquet
titremesini durdurmak
steady
yayını durdurmak
sign off
ödemeyi durdurmak
stop payment
Englisch - Englisch

Definition von durdurmak im Englisch Englisch wörterbuch

DUR
Durango, a state of Mexico
dur
Duration How long the spell lasts, usually expressed in turns (T)
dur
Drug utilization review (DUR) is a process which evaluates particular drugs for use by a specific member This process is conducted using specific edits-designed by the health plan and our Pharmacy and Therapeutics (P&T) committee-which are programmed into RxWEST claims processing computer Examples of DUR edits include: pregnancy, therapeutic duplication, and age precautions, dose range, drug interaction precautions, and gender compliance
dur
Drug utilization review
dur
Major; in the major mode; as, C dur, that is, C major
dur
Said of a wine which is too acidic
dur
a kingdom on the Va'andao sea, capital Baianch
dur
Drug Use/Utilization Reviews
dur
Durham 1: 43 hm Canada
dur
see- DRUG UTILIZATION REVIEW
Türkisch - Türkisch
Durmasını sağlamak: "Elini kaldırarak otobüsü durdurdu."- R. N. Güntekin
Durmasını sağlamak
(Osmanlı Dönemi) RÜBUD
kesmek
eğlemek
Durdurma
tevkif
durdurma
Durdurmak işi
Englisch - Türkisch

Definition von durdurmak im Englisch Türkisch wörterbuch

dur
(Bilgisayar) süre

Amerika'da kaldığı süredeki deneyimlerini bize anlatmaya başladı. Biz dikkat kesildik. - He started to tell us his experiences during his stay in America. We were all ears.

Fiyatlar son on yıl boyunca sürekli arttı. - Prices have risen steadily during the past decade.

durdurmak
Favoriten