durdurmak

listen to the pronunciation of durdurmak
Türkçe - İngilizce
stop

What should I do to stop hiccoughs? - Hıçkırığı durdurmak için ne yapmalıyım?

Tom certainly made no attempt to stop the fight. - Tom döğüşü durdurmak için kesinlikle hiçbir girişimde bulunmadı.

halt
cease
interrupt
call off
land
keep back
freeze
do away with
stand
inactivate
abolish
shutdown
plug
choke
supress
(Dilbilim) chuck up
conclude
shut down
waylay
inhibit
pause
retain
(Kanun) estop
set up
suspend
paralyze
shut
call a halt to
embar
cushion
(Ticaret) quit
stall
throw up
stem the tide of
abort , stop
deactivate
hold up
collar
block
abort
jam
baulk
to stop, bring to a stop
call a halt
choke back
lock
(at) pull-in
choke off
discontinue
hold back
jugulate
choke down
bring short
give over
intermit
arrest
shut off
to stop, to cease, to quit, to arrest, to halt, to discontinue; to detain; to stem, to staunch
check
crimp
intercept
put a stop to
drop
break sth up
pull up
pack it in
abandon
{f} suppress
draw up
durdurmak durdur
(Bilgisayar) stop
durdurmak (araba
v. V
durdurmak (kanı)
stanch
dur
{f} stand

These two are standing abreast. - Bu ikisi yan yana duruyor.

The balance at the bank stands at two million yen. - Bankadaki bakiye 2 milyon yende duruyor.

durdurma
{i} check
çubuk sokarak durdurmak
spoke
durdurma
{i} arrest
dur
(Bilgisayar) end

Let's wait for the rain to end! - Yağmurun durmasını bekleyelim!

Once the complaining starts, it never ends. - Bir defa şikayet etmeye başladığında asla durmaz.

durdurma
(Çevre) shutdown
durdurma
disconnected
durdurma
abortion
durdurma
(Bilgisayar) forced abort
durdurma
laying off
durdurma
(Ticaret) suspention
durdurma
cut out
dur
conk out
dur
{f} standing

Someone is standing behind the wall. - Birisi duvarın arkasında duruyor.

I'm worn out, because I've been standing all day. - Bütün gün ayakta durduğum için yoruldum.

durdurma
stop

John drinks too much these days. We have to stop him from drinking any more. - John bu günlerde çok içiyor. Biz onu artık içmemesi için durdurmak zorundayız.

I tried to stop him, but he left me behind. - Onu durdurmaya çalıştım, ama beni geride bıraktı.

durdurma
interception
durdurma
abeyance
durdurma
{i} intercepting
durdurma
to cease
faaliyetini durdurmak
shut down
geri durdurmak
Back stop
Durdurma
pause
akılını durdurmak
(for something) to make (someone) unable to think straight
arabayı durdurmak
gong
aşamalı olarak durdurmak
phase out
bayrakla işaret vererek durdurmak
flag down
dur
hold on
dur
stop

A car stopped at the entrance. - Girişte bir araba durdu.

My house is close to a bus stop. - Evim otobüs durağına yakın.

dur
halt

Halt! Stay right where you are or I'll shoot! - Dur! Olduğun yerde kal, yoksa vururum!

It was because of the storm that the trains were halted. - Fırtınadan dolayı trenler durduruldu.

dur
hist
dur
hold it
dur
nix
dur
hold

Hold up, what do you think you're doing? - Dur bakalım, Sen ne yaptığını düşünüyorsun?

When riding the escalator, please hold the handrail and stand inside the yellow line. - Yürüyen merdivene binerken lütfen tırabzanı tut ve sarı çizginin içinde dur.

dur
whoa
dur
stall

A stalled car impedes traffic in the left lane. - Durmuş bir araba sol şeritte trafiği engelliyor.

You've stalled the engine. - Sen motoru durdurdun.

durdurma
tackle
durdurma
retention
durdurma
stop, shutoff, interception
durdurma
hold
durdurma
suppression
durdurma
(Hukuk) cessation
durdurma
suspension
durdurma
stoppage
durdurma
interruption
durdurma
stopping (something or someone)
durdurma
shutoff
durdurma
holdup
durdurma
{i} stopping

There was no stopping Tom. - Tom'u durdurmanın imkanı yoktu.

How about stopping the car and taking a rest? - Arabayı durdurmaya ve biraz dinlenmeye ne dersin?

durdurma
intercept
gemiyi faça edip durdurmak
lay to
işi durdurmak
shut down
kalabalığı durdurmak için kurulan barikat
crush barrier
kanı durdurmak için sarılan sargı
tourniquet
titremesini durdurmak
steady
yayını durdurmak
sign off
ödemeyi durdurmak
stop payment
İngilizce - İngilizce

durdurmak teriminin İngilizce İngilizce sözlükte anlamı

DUR
Durango, a state of Mexico
dur
Duration How long the spell lasts, usually expressed in turns (T)
dur
Drug utilization review (DUR) is a process which evaluates particular drugs for use by a specific member This process is conducted using specific edits-designed by the health plan and our Pharmacy and Therapeutics (P&T) committee-which are programmed into RxWEST claims processing computer Examples of DUR edits include: pregnancy, therapeutic duplication, and age precautions, dose range, drug interaction precautions, and gender compliance
dur
Drug utilization review
dur
Major; in the major mode; as, C dur, that is, C major
dur
Said of a wine which is too acidic
dur
a kingdom on the Va'andao sea, capital Baianch
dur
Drug Use/Utilization Reviews
dur
Durham 1: 43 hm Canada
dur
see- DRUG UTILIZATION REVIEW
Türkçe - Türkçe
İngilizce - Türkçe

durdurmak teriminin İngilizce Türkçe sözlükte anlamı

dur
(Bilgisayar) süre

Yazılım şirketi ekonomik durgunluk sürecinde büyük başarısızlığa uğradı. - The software company collapsed during the recession.

Onlar buluşmaları süresince kayak yapmaya gittiler. - They went skiing during their date.

durdurmak