arasına

listen to the pronunciation of arasına
Türkçe - İngilizce
between

When meeting a person for the first time, be sure to pay attention to the distance placed between yourself and your partner. - Birisiyle ilk kez karşılaştığında, kendinle arkadaşın arasına konulan mesafeye kesinlikle dikkat et.

Tom tried to squeeze in between Mary and John. - Tom Mary ve John'un arasına sığışmaya çalıştı.

{e} among

The boy sat among the girls. - Çocuk kızların arasına oturdu.

The young couple included their parents among their Thanksgiving guests. - Genç çift Şükran Günü konuklarının arasına anne babalarını dahil etti.

amongst
amid
1. between. 2. among
betwixt
in the middle
amidst
between, among
under
ara
{i} recess

May we have a short recess? - Kısa bir ara verebilir miyiz?

The judge called for a recess of two hours. - Yargıç iki saat ara verdi.

ara
{s} intermediary
ara
{i} break

The thief used a screwdriver to break into the car. - Hırsız arabaya girmek için bir tornavida kullandı.

She spoke for 30 minutes without a break. - O, ara vermeden 30 dakika boyunca konuştu.

arasına karışmak
mix between
arasına koymak
inset
arasına sokmak
interpolate
arasına sıkıştırmak
sandwich in
arasına sıkıştırmak
sandwich
ara
{i} space

Leave more space between the lines. - Hatlar arasında daha fazla boşluk bırakın.

Today’s spacecraft use rockets and rockets use large quantities of propellant. - Bugünün uzay araçları roketler kullanıyor ve roketler büyük miktarda itici yakıt kullanıyor.

ara
{f} search

Search and rescue operations began immediately. - Arama ve kurtarma operasyonları hemen başladı.

You can search words, and get translations. But it's not exactly a typical dictionary. - Sözcükleri arayabilir ve çevirileri alabilirsiniz. Ama o, tam olarak tipik bir sözlük değildir.

ara
interval

The meetings were held at intervals. - Toplantılar belli aralıklarla gerçekleştirildi.

The volcano erupts at regular intervals. - Volkan düzenli aralıklarla püskürür.

ara
gap

The gap between them has narrowed. - Onlar arasındaki aralık daraldı.

There is a wide gap in the opinions between the two students. - İki öğrenci arasında fikirlerde büyük bir uçurum vardır.

ara
distance, space; break, breather; break, playtime; interval, pause, cessation, intermission; interlude; half time; relation, terms, footing; intermediate, intermediary; middle
ara
sought

They all sought for the lost child. - Onların hepsi kayıp çocuğu aradı.

They sought shelter from the rain. - Yağmurdan dolayı sığınak aradılar.

ara
seek

Everybody has the right to seek happiness. - Herkesin mutluluk arama hakkı vardır.

The only useful knowledge is that which teaches us how to seek what is good and avoid what is evil. - Tek yararlı bilgi iyi olanı nasıl arayacağımızı ve kötü olandan nasıl kaçınacağımızı öğretendir.

ara
interim

In the interim, please send all communications to Tom. - Ara sıra lütfen tüm iletileri Tom'a gönderin.

ara
look for

Tom went out to look for something to eat. - Tom yiyecek bir şey aramak için dışarı çıktı.

Tom began to look for a job three months before he graduated from college. - Tom, üniversiteden mezun olmadan üç ay önce bir iş aramaya başladı.

ara
time, point in time
ara
time out

Let's take time out to elaborate a strategy. - Bir stratejiyi özenle hazırlamak için ara verelim.

ara
middle

I'm in the middle of a meeting. Could I call you back later? - Bir toplantının ortasındayım. Sizi daha sonra tekrar arayabilir miyim?

Tom threw rocks at Mary's window in the middle of the night to get her attention, but he ended up breaking her window instead and Mary's father called the cops. - Tom onun dikkatini çekmek için gecenin ortasında Mary'nin penceresine taşlar attı fakat bunun yerine onun camını kırarak sonuçlandı ve Mary'nin babası polisi aradı.

ara
relation

How are relations between the two of them going? - Onların ikisi arasındaki ilişkiler nasıl gidiyor?

I don't see any relation between the two problems. - O iki problem arasında herhangi bir yakınlık görmüyorum.

ara
buffer

Motorists must leave at least a metre-wide buffer when passing cyclists. - Motorlu araç kullananlar, bisikletlileri geçerken en az bir metre emniyet mesafesi bırakmak zorundalar.

ara
footing
ara
leg

Tom is the legal owner of this piece of land. - Tom bu arazinin yasal sahibidir.

Everybody in the car said they wanted to get out and stretch their legs. - Arabaki herkes arabadan çıkmak ve bacaklarını germek istediğini söyledi.

ara
pitch

The car went out of control and pitched headlong into the river. - Araba kontrolden çıktı paldır küldür nehre düştü.

ara
(Mimarlık) partition

There were Jews in Arab countries before the partition of Palestine. - Arap ülkelerinde Filistin'in bölünmesinden önce Yahudiler vardı.

ara
(Mekanik) clearance
ara
(Bilgisayar) place call
ara
half

Tom called about half an hour ago. - Yaklaşık bir saat önce Tom aradı.

Tom noticed a half-eaten hamburger on the dashboard of Mary's car. - Tom Mary'nin arabasının torpido gözünde yarısı yenmiş bir hamburger fark etti.

ara
(Bilgisayar) place a call
ara
terms

We are on good terms with them. - Onlarla aramız iyidir.

They're on good terms with their neighbors. - Onların komşularıyla arası iyi.

ara
(Bilgisayar) lookup
ara
margin

There is only a marginal difference between the two. - İkisi arasında sadece marjinal bir fark var.

This car dealership has very thin profit margins. - Bu araba bayiliğinin çok ince kar marjları var.

ara
stop

A car stopped at the entrance. - Girişte bir araba durdu.

How about stopping the car and taking a rest? - Arabayı durdurmaya ve biraz dinlenmeye ne dersin?

ara
meanwhile

Meanwhile, I want to draw your attention to a point. - Bu arada, bir noktaya daha dikkatinizi çekmek istiyorum.

Meanwhile, we depict aliens doing really weird stuff. - Bu arada, Biz garip şeyler yapan uzaylıları tanımlıyoruz.

ara
range

They're just out of my price range. - Onlar benim fiyat aralığının dışında.

Prices range from one to five dollars. - Fiyatlar bir dolarla beş dolar arasında değişir.

ara
cease

The U.S. Secretary of State is trying to broker a ceasefire between the warring parties. - ABD Dışişleri Bakanı, savaşan taraflar arasındaki ateşkes konusunda aracılık yapmaya çalışıyor.

ara
comma

Please put a comma between the two main clauses. - Lütfen iki ana cümlenin arasına virgül koyun.

Do you know how to use these command line tools? - Bu komut satırı araçlarının nasıl kullanılacağını biliyor musunuz?

ara
half time
ara
interstice
ara
{f} searching

I thought you'd be out searching for Tom. - Tom'u aramak için dışarıda olacağını düşündüm.

Tom spent the whole evening searching the Web for photos of famous people. - Tom bütün akşamı ünlü kişlerin fotoğrafları için Web'i araştırmakla geçirdi.

ara
pause

We should sometimes pause to think. - Düşünmek için bazen ara vermeliyiz.

Let's take a pause. I cannot continue any longer. - Bir ara verelim! Daha fazla devam edemem.

ara
interlude
ara
{f} seeking

I came here seeking justice. - Buraya adalet aramak için geldim.

Tom isn't seeking asylum. - Tom sığınma aramıyor.

ara
lapse
ara
{f} call

Call me again in two days. - İki gün içinde beni yeniden ara.

Tom called me yesterday at nine in the morning. - Tom beni dün sabah saat dokuzda aradı.

ara
interm

She can't put together three words in Spanish, and she claims she's intermediate. - İspanyolca üç kelimeyi bir araya getiremiyor, ve orta düzey olduğunu iddia ediyor.

It's almost intermission. - Gösterim arası olmak üzere.

ara
seek for
ara
look up

I often look up words in that dictionary. - O sözlükte sık sık kelimeler ararım.

It is a good habit to look up new words in a dictionary. - Yeni kelimeleri sözlükte aramak iyi bir alışkanlıktır.

ara
discontinuance
ara
scrabble
ara
discontinuation
ara
{f} ransacking
ara
interspace
ara
{f} dial

The mobile phone you have dialed is either switched off or outside the coverage area, please try again later. - Aradığınız telefon ya kapalı ya da kapsama alanı dışında, lütfen daha sonra tekrar deneyiniz.

In case of fire, you should dial 119 immediately. - Yangın durumunda, hemen 119'u aramanız gerekir.

ara
search for

The water was so murky that the police divers had to search for the body by feel. - Su o kadar bulanıktı ki polis dalgıçlar vücudu dokunarak aramak zorunda kaldı.

Do not search for people's weaknesses, but for their strengths. - İnsanların zayıf yönlerini araştırmayın ama güçlü yönlerini araştırın.

ara
look#for
ara
ıntermediate
ara
{i} lull
ara
{i} spacing

Tom is always spacing out in class. - Tom her zaman derse ara veriyor.

ara
{i} recreation

Every now and then, I play tennis for recreation. - Ara sıra eğlence için tenis oynarım.

ara
breathing space
ara
{i} distance

There is a distance of four fingers between the eyes and the ears. - Gözler ve kulaklar arasında dört parmaklık bir mesafe vardır.

I heard that the distance between Tokyo and Osaka is about 10 km. - Tokyo ve Osaka arasındaki mesafe yaklaşık 10 kilometreymiş diye duydum.

ara
forage
ara
surcease
ara
{i} chasm
ara
drive

Sometimes she drives to work. - O bazen işe arabayla gider.

In America cars drive on the right side of the road. - Amerika'da arabalar yolun sağ tarafını kullanırlar.

ara
rootle
ara
{i} check

Check and adjust the brakes before you drive. - Araba sürmeden önce frenleri kontrol edin ve ayarlayın.

The policeman was checking the cars one-by-one. - Polis, arabaları tek-tek kontrol ediyordu.

ara
{s} intermediate

Please bring your intermediate examination certificate with you to the first day of class. - Lütfen ara sınav belgesini sınıfın ilk gününe kadar yanınızda getirin.

She can't put together three words in Spanish, and she claims she's intermediate. - İspanyolca üç kelimeyi bir araya getiremiyor, ve orta düzey olduğunu iddia ediyor.

ara
{s} mediate

He mediated between the two parties. - O iki parti arasında aracılık yaptı.

Interpreters mediate between different cultures. - Çevirmenler farklı kültürler arasında aracılık ederler.

ara
bye
ara
tween
ara
time lag
ara
discontinuity
ara
recessional
ara
{i} respite
ara
meso
ara
idle
ara
time between two events, interval
ara
interruption
ara
space, spacing
ara
interlocutory
ara
break (in a game); interlude; intermission
ara
intermission

It's almost intermission. - Gösterim arası olmak üzere.

When is the intermission? - Perde arası ne zaman?

ara
intermediary, intermediate
ara
distance (between two things)
ara
cessation
ara
relations (between people)
ara
interregnum
ara
distance; break
ara
quest

I called you because I need to ask you a question. - Seni aradım çünkü sana bir soru sormam gerekiyor.

Buying such an expensive car is out of the question. - Böylesine pahalı bir araba almak söz konusu değil.

ara
breather
ara
{i} spread

Snorri Sturluson's stories tells, among other things, how Christianity was spread in Norway by force. - Snorri Sturluson'un hikayeleri diğer şeylerin arasında Hristiyanlığın Norveç'te nasıl zorla yayıldığını anlatır.

ara
abscission
ara
{i} truce
ara
short break; discontinuance
ara
idler
ara
(Nükleer Bilimler) interstitial
deneyimli işçilerin arasına niteliksizleri katma
dilution of labor
deneyimli işçilerin arasına niteliksizleri katmak
dilute labor
iki telin arasına koyulan tahta
spreader
satır arasına yazılan yazı
interlineation
satır arasına yazılmış
interlinear
İngilizce - İngilizce

arasına teriminin İngilizce İngilizce sözlükte anlamı

ARA
Applied Research Associates
ARA
Automotive Recyclers Association
ARA
Awards and Recognition Association
ARA
Australasian Railway Association
ARA
Aracruz Cellulose S.A
ARA
Australian Retailers Association
ARA
A prefix applied to ships operated by the Armada de la República Argentina (ARA)
Ara
A constellation of the southern sky, said to resemble an altar
Ara
An appraisal designation for Accredited Rural Appraiser awarded by the American Society of Farm Managers and Rural Appraisers
Ara
AppleTalk Remote Access, a protocol developed by Apple to allow PowerBook and Macintosh users to connect to an AppleTalk network over phone lines
Ara
a foot, (as a verb) to go
Ara
Apple Remote Access, a program to allow full access to the UVA network including IP and AppleTalk services (Novell file Servers) over a phone line from a Macintosh computer
Ara
Apple Remote Access A software program from Apple Computer that allows one Mac to dial another Mac via a modem and, through AppleShare and/or Personal File Sharing, access local or network resources available to the "answering" Mac (Common resources include shared directories, servers, and printers ) Although I don't cover the issue much in this book, you can do some neat things with ARA and MacTCP
Ara
a constellation in the southern hemisphere near Telescopium and Norma
Ara
macaws
Ara
AppleTalk Remote Access A protocol (and product) that provides system-level support for dial-in (modem) connections to an AppleTalk network With ARA, you can call your desktop Mac from a PowerBook and remotely access all the available services - files, printers, servers, e-mail, etc
Ara
Accounting Research Association
Ara
AppleTalk Remote Access Protocol that provides Macintosh users direct access to information and resources at a remote AppleTalk site
Ara
Appleshare Remote Access
Ara
(Amateur Rowing Association) The governing body for rowing in England, responsible for organising the National Championships (NatChamps) http: //www ara-rowing org
Ara
Apple Remote Access, a protocol allowing network access from Macintosh systems via dialup Now almost entirely obsolete
Ara
The physical body
Ara
AppleTalk Remote Access With ARA, you can call your desktop Mac from a PowerBook and remotely access all the available files, printers, servers, e-mail, and so on
Ara
AppleTalk Remote Access
ara
The Altar; a southern constellation, south of the tail of the Scorpion
ara
A name of the great blue and yellow macaw (Ara ararauna), native of South America
ara
macaws a constellation in the southern hemisphere near Telescopium and Norma
Türkçe - Türkçe

arasına teriminin Türkçe Türkçe sözlükte anlamı

ARÂ
(Osmanlı Dönemi) Komşuluk
ARÂ
(Osmanlı Dönemi) Mıntıka, bölge
ARÂ
(Osmanlı Dönemi) Avlu
ARÂ
(Osmanlı Dönemi) Geniş, çıplak arazi
ARÂ
(Osmanlı Dönemi) Çıplaklık
Ara
antrakt
Ara
(Hukuk) FASILA
Ara
(Osmanlı Dönemi) MESAFE
Ara
(Hukuk) MABEYN
Ara
mabeyin
ara
Kişilerin veya toplulukların birbirine karşı olan durumu veya ilgisi: "Aralarına yabancı sokmak, nezaketsizlik olur."- M. Yesarî
ara
Bir etkinliğin geçici olarak durdurulduğu süre
ara
Futbol oyununun kırk beşer dakikalık iki devresi arasında verilen on beş dakikalık dinlenme süresi, haftaym
ara
Toplu bulunan nesnelerin veya kimselerin içi: "Aralarında anası babası ile Binnaz'ın da bulunduğu on sekiz işçiydiler."- N. Cumalı
ara
(Osmanlı Dönemi) fâsıla
ara
Papağan türleri
ara
iri gövdeli bir papağan türü
ara
Göz alıcı parlak renkleri olan bir papağan
ara
Basketbol ve voleybolda takımların dinlenmek, taktik almak ve oyun alanlarını değiştirmek için kullandıkları süre
ara
İki olguyu, iki olayı birbirinden ayıran zaman, fasıla
ara
Kişilerin veya toplulukların birbirine karşı olan durumu veya ilgisi
ara
İki şeyi birbirinden ayıran uzaklık, açıklık, aralık, boşluk, mesafe
ara
Bir oyunda, bir filmde dinlenme süresi, antrakt
ara
Sunak takımyıldızının Latince adı
ara
Toplu jimnastik dizilmelerinde, sıradakilerin birbirlerinden yanlamasına olan uzaklıkları
ara
İki şeyi birbirinden ayıran uzaklık, açıklık, aralık, boşluk, mesafe. İki olguyu, iki olayı birbirinden ayıran zaman, fasıla
ara
Aralık
ara
Fasıla
ara
Güney Amerika'da yaşayan bir cins papağan
ara
Roma mimarlığında üzerinde kurban kesilen sunak
ara
Toplu bulunan nesnelerin veya kimselerin içi
ara
Samimiyet
ÂRÂ
(Osmanlı Dönemi) f. Süsleyen. Bezeyen
İngilizce - Türkçe

arasına teriminin İngilizce Türkçe sözlükte anlamı

Ara
Sunak (takımyıldızı)
ara
sunak
ara
ar
arasına