özel

listen to the pronunciation of özel
Türkçe - İngilizce
specific

The lecturer spoke generally about American literature and specifically about Faulkner. - Konferansçı genel olarak Amerikan edebiyatı ve özellikle Faulkner hakkında konuştu.

When I was little, my grandmother would put out a small bowl of milk specifically for hedgehogs. - Ben küçükken, anneannem özellikle kirpi için küçük bir kase süt koyardı.

exclusive

This is a very exclusive club. - Bu çok özel bir kulüp.

It's one of the most exclusive addresses in the city. - Bu, şehirdeki en özel adreslerden biri.

especial

Some of the ingredients are harmful, especially if you are pregnant. - Maddelerin bazıları, özellikle eğer hamile iseniz, zararlıdır.

Dachshund sausages first became popular in New York, especially at baseball games. - Dachshund sosisleri ilk olarak New York'ta popüler oldu, özellikle beyzbol oyunlarında.

particular

Why did you choose that particular subject? - Bu özel konuyu neden seçtiniz?

I don't think Tom is particularly handsome. - Tom'un özellikle yakışıklı olduğunu sanmıyorum.

confidential
personal

They asked me to leave because they were going to have a personal talk. - Benden gitmemi istediler çünkü özel bir konuşma yapacaklardı.

I don't know much about Tom's personal life. - Tom'un özel hayatı hakkında çok şey bilmiyorum.

private

The press is interested in his private life. - Basın onun özel hayatıyla ilgileniyor.

My boss called me down for making private calls on the office phone. - Patronum ofis telefonundan özel görüşme yaptığım için beni azarladı.

special

Do you have any special reason why you want to go to America? - Amerika'ya gitmek için özel bir nedenin var mı?

The television show was interrupted by a special news report. - Özel haber nedeniyle televizyon programı kesildi.

special; exceptional
dedicated

Tom is a dedicated teacher. - Tom özel bir öğretmendir.

The dedicated bike zone is most often at the rear of the train. - Özel bisiklet bölgesi çoğunlukla trenin arkasındadır.

esoterical
(Latin) ad hominem
privacy

Please respect my privacy. - Lütfen özel yaşamıma saygı gösterin.

special risk
teteatete
(Bilgisayar) custome
magnify
one-off
airs
very

She wants something very special for her birthday. - Doğum günü için çok özel bir şey istiyor.

Laura is very particular about her clothes. - Laura elbiseleri hakkında çok özel.

private; personal; special; particular; specific; distinctive
distinctive

Japan has many distinctive traits. - Japonya'nın pek çok ayırt edici özellikleri vardır.

The Japanese language has many distinctive characteristics. - Japon dilinin birçok ayırt edici özellikleri var.

state

The private colleges and universities of the United States are autonomous. - ABD'nin özel kolejleri ve üniversiteleri özerktir.

proper

You are trespassing on private property. - Özel mülkiyete izinsiz giriyorsunuz.

You are not allowed here. This is private property. - Buraya giremezsin. Bu özel bir mülkiyet.

esoteric
extraordinary
peculiar

Each language has its peculiarities. - Her dilin özellikleri vardır.

express

As my watch was slow, I missed the special express. - Saatim geri kaldığı için özel ekspresi kaçırdım.

We would like to eat. Could you serve us expressly? We need to be on our way before half past one. - Yemek yemek istiyoruz. Özellikle bize hizmet eder misiniz? bir buçuktan önce yolda olmalıyız.

sole
proprietary
ad hoc
closet
(Askeri) senior officer present afloat (USN) - mevcut kıdemli subay (denizde) SO-peculiar special operations-peculiar - özel harekat
privy
individual
intimate
self

Generosity is an important trait in today's selfish society. - Cömertlik bugünün bencil toplumunda önemli bir özelliktir.

custom , private , special
magistral
protected
specific to
specific of
custom, private, special
teteàtete
özel öğretmen
tutor

I've hired a private tutor to help me practice my German conversation. - Ben benim Alman konuşmamı pratik etmeme yardım etmesi için özel öğretmen tuttum.

I don't need a tutor! - Bir özel öğretmene ihtiyacım yok!

özel ders almak
tutor
özel ders vermek
tutor
özel durum
occasion

He never drinks except on special occasions. - Özel durumlar dışında asla içmez.

I only wear a tie on special occasions. - Ben sadece özel durumlarda kravat takarım.

özel dikilmiş
tailored
özel durum
incident
özel yaşam
privacy

Please respect my privacy. - Lütfen özel yaşamıma saygı gösterin.

özel ürün
specialty

What's Tom's specialty? - Tom'un özel ürünü nedir?

özel araba yolu
driveway

Tom's car was in the driveway. - Tom'un arabası özel araba yolundaydı.

Why is Tom's car parked in our driveway? - Niçin Tom'un arabası bizim özel araba yolumuza park ediliyor?

özel bir önem vermek
(Politika, Siyaset) pay special attention
özel borç
(Ticaret) private debt
özel bütçe
(Ticaret) special budget
özel görev
(Askeri) special assignment
özel görev
(Askeri) special duty
özel görevli bilgisayar
(Bilgisayar) dedicated computer
özel indirim
special

Your initial order is subject to a special discount of 5%. - İlk siparişiniz% 5 oranında özel indirime tabidir.

özel sektör
(Askeri) private sector (organization)
özel sözlük
(Bilgisayar) glossary
özel sözlük
(Bilgisayar) customized dictionary
özel yük
(Askeri) special cargo
özel çözüm
(Bilgisayar,Matematik) particular solution
özel üretim
special production
özel ders ile ilgili
tutorial
Özel Maliyet bedeli
leasehold improvements amount
özel araba sahibi
private car owner
özel isim
Proper noun
özel lise
(Eğitim) Private college
özel tüketim vergisi
Private consumption tax
özel şey
special thing
özel uygulama harekatı / özel uygulama programı
(Askeri) special enforcement operation/special enforcement program
özel efekt
special effect
özel ders
tutorial
özel durum
exception

We'll have some exceptions. - Bazı özel durumlarımız olacak.

özel durum
special condition
özel ilgi
special attention
özel mülkiyet
personal property
özel bölüm
private parts
özel durum
special case
özel eğitim
special education
özel görüşme
tete a tete
özel ilişki
private corporation
özel isim
proper name
özel jüri
special jury
özel meclis
privy council
özel mülkiyet
private property
özel sekreter
girl friday
özel sekreter
confidential secretary
özel tüketim vergisi
excise duty
özel yetenek
flair
özel şirket
private company

Is this a public or private company? - Bu bir kamu ya da özel şirket mi?

özel hayat
private life
özel hukuk
private law
özel ilgi
especial interest
özel ilgi
particular interest
özel ilgi
special interests
özel mülkiyet
private ownership
özel okul
(Eğitim) private school

Tom's parents worked hard to send him to private school. - Tom'un ebeveynleri onu özel okula göndermek için çok çalıştı.

I have a son in private school. - Özel okulda bir oğlum var.

özel sekreter
confident secretary
özel sektör
private sector

Businesses have created more than 9.7 million private sector jobs in the past 52 months. - İşletmeler, son 52 ay içinde 9.7 milyondan fazla özel sektör istihdamı yarattılar.

özel öğretmen
private tutor
Hava Kuvvetleri Özel Harekat Komutanlığı; Hava Kuvvetleri özel harekat unsuru
(Askeri) Air Force Special Operations Command; Air Force special operations component
deniz kuvvetleri özel harekat komutanlığı; deniz kuvvetleri özel harekat unsuru;
(Askeri) naval special operations command; naval special operations component; naval special warfare special operations component; Navy special operations component
ÖZEL EĞİTİM
(Askeri) tutoring
özel ders
private tuition

Mary gives private tuition in English, so that she can finance her studies. - Mary, özel derslerini ingilizce olarak verir, böylece çalışmalarını finanse edebilir.

özel ders
{i} coaching

We need some coaching. - Biraz özel derse ihtiyacımız var.

özel ders
private lesson

Private lessons are also available. - Özel dersler de mevcuttur.

özel durum
{i} spirit
özel durum
special occasion

I only wear a tie on special occasions. - Ben sadece özel durumlarda kravat takarım.

Tom never drinks except on special occasions. - Özel durumlar dışında Tom asla içki içmez.

özel efekt
special effects

The special effects are excellent. - Özel efektler mükemmel.

özel eğitim
(Eğitim) special training
özel gün
special occasion

We have lobsters only on special occasions. - Sadece özel günlerde ıstakoz yeriz.

On special occasions, some people wear jewels. - Özel günlerde, bazı insanlar mücevher takar.

özel gün
special day

Today's your special day. - Bugünün senin özel günün.

özel gün
field day
özel ilgi
speciality
özel okul
public school
özel sektör
private sector özel kesim
özel öğretmen
private teacher, tutor, coach
özel öğretmen
{i} coach
özel öğretmen
(bayan) tutoress
özel şirket
(Ticaret) particular partnership
özel şirket
private corporation
Türkçe - Türkçe
Yalnız bir kişiye, bir şeye ait veya ilişkin olan
Dikkatle değer, istisnai
Devlete değil, kişiye ait olan, hususi, resmî karşıtı
Bir kişiyi ilgilendiren veya kişiye ait olan, hususi, zati: "Özel bir diyeceği varmış gibi koluma girdi sokakta."- N. Cumalı
Bir kişiyi ilgilendiren veya kişiye ait olan, hususî, zatî
Her zaman görülenden, olağandan farklı
Yalnız bir kişiye, bir şeye ait veya ilişkin olan: "Kendisini özel olarak görmek istediğini söyledi."- F. R. Atay
hususi
mahsus
Özel hayat
özel yaşam
Özel isim
(Osmanlı Dönemi) ALEM
özel hayat
Kişinin kendine özgü yaşayışı, yaşama tarzı kendisini ilgilendiren tutum ve davranışı
özel mülkiyet
Kişinin sahip olduğu menkul veya gayrımenkul
özel okul
Devlet yönetiminden ayrı mülkiyeti kişiye veya bir özel kuruluşa ait eğitim öğretim yeri
özel sektör
Özel teşebbüs
İngilizce - Türkçe

özel teriminin İngilizce Türkçe sözlükte anlamı

özel ad
Proper noun
special özel, siradan olmayan, olagandisi; ekstra, ek, özel
özel herhangi bir şey