özel

listen to the pronunciation of özel
Türkisch - Englisch
specific

When I was little, my grandmother would put out a small bowl of milk specifically for hedgehogs. - Ben küçükken, anneannem özellikle kirpi için küçük bir kase süt koyardı.

I wish I could be more specific. - Keşke daha özel olabilsem.

exclusive

We have exclusive rights to Tom's invention. - Tom'un buluşu için özel haklara sahibiz.

It's one of the most exclusive addresses in the city. - Bu, şehirdeki en özel adreslerden biri.

especial

We want Kylie Minogue to come to Turkey, especially Gaziantep. - Kylie Minogue'nun Türkiye'ye, özellikle Gaziantep'e gelmesini istiyoruz.

Some of the ingredients are harmful, especially if you are pregnant. - Maddelerin bazıları, özellikle eğer hamile iseniz, zararlıdır.

particular

I don't think Tom is particularly handsome. - Tom'un özellikle yakışıklı olduğunu sanmıyorum.

I am pleased with this vivid portrait in particular. - Ben özellikle bu canlı portreden memnunum.

confidential
personal

Personal life of Larry Ewing was shared in a website. - Bir web sayfasında, Larry Ewing'in özel hayatı paylaşıldı.

They asked me to leave because they were going to have a personal talk. - Benden gitmemi istediler çünkü özel bir konuşma yapacaklardı.

private

The press is interested in his private life. - Basın onun özel hayatıyla ilgileniyor.

My boss called me down for making private calls on the office phone. - Patronum ofis telefonundan özel görüşme yaptığım için beni azarladı.

special

Motherhood and childhood are entitled to special care and assistance. All children, whether born in or out of wedlock, shall enjoy the same social protection. - Ana ve çocuk özel ihtimam ve yardım görmek hakkını haizdir. Bütün çocuklar, evlilik içinde veya dışında doğsunlar, aynı sosyal korunmadan faydalanırlar.

Do you have any special reason why you want to go to America? - Amerika'ya gitmek için özel bir nedenin var mı?

special; exceptional
(Latin) ad hominem
dedicated

Tom is a dedicated teacher. - Tom özel bir öğretmendir.

Tom is a very dedicated student. - Tom çok özel bir öğrenci.

esoterical
privacy

Please respect my privacy. - Lütfen özel yaşamıma saygı gösterin.

special risk
teteatete
(Bilgisayar) custome
magnify
one-off
airs
proper

Superconductivity is a physical property. - Üstüniletkenlik fiziksel bir özelliktir.

It's a very large property. - Bu çok büyük bir özellik.

extraordinary
state

The private colleges and universities of the United States are autonomous. - ABD'nin özel kolejleri ve üniversiteleri özerktir.

private; personal; special; particular; specific; distinctive
distinctive

Japan has many distinctive traits. - Japonya'nın pek çok ayırt edici özellikleri vardır.

The Japanese language has many distinctive characteristics. - Japon dilinin birçok ayırt edici özellikleri var.

very

Tom is a very dedicated student. - Tom çok özel bir öğrenci.

Laura is very particular about her clothes. - Laura elbiseleri hakkında çok özel.

esoteric
peculiar

Each language has its peculiarities. - Her dilin özellikleri vardır.

express

As my watch was slow, I missed the special express. - Saatim geri kaldığı için özel ekspresi kaçırdım.

We would like to eat. Could you serve us expressly? We need to be on our way before half past one. - Yemek yemek istiyoruz. Özellikle bize hizmet eder misiniz? bir buçuktan önce yolda olmalıyız.

sole
closet
intimate
self

Generosity is an important trait in today's selfish society. - Cömertlik bugünün bencil toplumunda önemli bir özelliktir.

privy
ad hoc
(Askeri) senior officer present afloat (USN) - mevcut kıdemli subay (denizde) SO-peculiar special operations-peculiar - özel harekat
proprietary
individual
custom , private , special
magistral
protected
specific to
specific of
custom, private, special
teteàtete
özel öğretmen
tutor

I don't need a tutor! - Bir özel öğretmene ihtiyacım yok!

I've hired a private tutor to help me practice my German conversation. - Ben benim Alman konuşmamı pratik etmeme yardım etmesi için özel öğretmen tuttum.

özel ders almak
tutor
özel ders vermek
tutor
özel durum
occasion

Tom never drinks except on special occasions. - Özel durumlar dışında Tom asla içki içmez.

He never drinks except on special occasions. - Özel durumlar dışında asla içmez.

özel dikilmiş
tailored
özel durum
incident
özel yaşam
privacy

Please respect my privacy. - Lütfen özel yaşamıma saygı gösterin.

özel ürün
specialty

What's Tom's specialty? - Tom'un özel ürünü nedir?

özel araba yolu
driveway

Tom's car was in the driveway. - Tom'un arabası özel araba yolundaydı.

Tom's car is still in the driveway. - Tom'un arabası hâlâ özel araba yolunda.

özel bir önem vermek
(Politika, Siyaset) pay special attention
özel borç
(Ticaret) private debt
özel bütçe
(Ticaret) special budget
özel görev
(Askeri) special assignment
özel görev
(Askeri) special duty
özel görevli bilgisayar
(Bilgisayar) dedicated computer
özel indirim
special

Your initial order is subject to a special discount of 5%. - İlk siparişiniz% 5 oranında özel indirime tabidir.

özel sektör
(Askeri) private sector (organization)
özel sözlük
(Bilgisayar) customized dictionary
özel sözlük
(Bilgisayar) glossary
özel yük
(Askeri) special cargo
özel çözüm
(Bilgisayar,Matematik) particular solution
özel üretim
special production
özel ders ile ilgili
tutorial
Özel Maliyet bedeli
leasehold improvements amount
özel araba sahibi
private car owner
özel isim
Proper noun
özel lise
(Eğitim) Private college
özel tüketim vergisi
Private consumption tax
özel şey
special thing
özel uygulama harekatı / özel uygulama programı
(Askeri) special enforcement operation/special enforcement program
özel efekt
special effect
özel ders
tutorial
özel durum
special condition
özel durum
exception

We'll have some exceptions. - Bazı özel durumlarımız olacak.

özel ilgi
special attention
özel mülkiyet
personal property
özel bölüm
private parts
özel durum
special case
özel eğitim
special education
özel görüşme
tete a tete
özel ilişki
private corporation
özel isim
proper name
özel jüri
special jury
özel meclis
privy council
özel mülkiyet
private property
özel sekreter
girl friday
özel sekreter
confidential secretary
özel tüketim vergisi
excise duty
özel yetenek
flair
özel şirket
private company

Is this a public or private company? - Bu bir kamu ya da özel şirket mi?

özel hayat
private life
özel hukuk
private law
özel ilgi
special interests
özel ilgi
especial interest
özel ilgi
particular interest
özel mülkiyet
private ownership
özel okul
(Eğitim) private school

Tom's parents worked hard to send him to private school. - Tom'un ebeveynleri onu özel okula göndermek için çok çalıştı.

Tom goes to a top private school. - Tom en iyi bir özel okula gidiyor.

özel sekreter
confident secretary
özel sektör
private sector

Businesses have created more than 9.7 million private sector jobs in the past 52 months. - İşletmeler, son 52 ay içinde 9.7 milyondan fazla özel sektör istihdamı yarattılar.

özel öğretmen
private tutor
Hava Kuvvetleri Özel Harekat Komutanlığı; Hava Kuvvetleri özel harekat unsuru
(Askeri) Air Force Special Operations Command; Air Force special operations component
deniz kuvvetleri özel harekat komutanlığı; deniz kuvvetleri özel harekat unsuru;
(Askeri) naval special operations command; naval special operations component; naval special warfare special operations component; Navy special operations component
ÖZEL EĞİTİM
(Askeri) tutoring
özel ders
coaching

We need some coaching. - Biraz özel derse ihtiyacımız var.

özel ders
private lesson

Private lessons are also available. - Özel dersler de mevcuttur.

özel ders
private tuition

Mary gives private tuition in English, so that she can finance her studies. - Mary, özel derslerini ingilizce olarak verir, böylece çalışmalarını finanse edebilir.

özel durum
spirit
özel durum
special occasion

Tom never drinks except on special occasions. - Özel durumlar dışında Tom asla içki içmez.

I only wear a tie on special occasions. - Ben sadece özel durumlarda kravat takarım.

özel efekt
special effects

The special effects are excellent. - Özel efektler mükemmel.

özel eğitim
(Eğitim) special training
özel gün
special occasion

We have lobsters only on special occasions. - Sadece özel günlerde ıstakoz yeriz.

On special occasions, some people wear jewels. - Özel günlerde, bazı insanlar mücevher takar.

özel gün
field day
özel gün
special day

Today's your special day. - Bugünün senin özel günün.

özel ilgi
speciality
özel okul
public school
özel sektör
private sector özel kesim
özel öğretmen
{i} coach
özel öğretmen
private teacher, tutor, coach
özel öğretmen
(bayan) tutoress
özel şirket
private corporation
özel şirket
(Ticaret) particular partnership
Türkisch - Türkisch
Yalnız bir kişiye, bir şeye ait veya ilişkin olan
Dikkatle değer, istisnai
Devlete değil, kişiye ait olan, hususi, resmî karşıtı
Bir kişiyi ilgilendiren veya kişiye ait olan, hususi, zati: "Özel bir diyeceği varmış gibi koluma girdi sokakta."- N. Cumalı
Bir kişiyi ilgilendiren veya kişiye ait olan, hususî, zatî
Her zaman görülenden, olağandan farklı
Yalnız bir kişiye, bir şeye ait veya ilişkin olan: "Kendisini özel olarak görmek istediğini söyledi."- F. R. Atay
hususi
mahsus
Özel hayat
özel yaşam
Özel isim
(Osmanlı Dönemi) ALEM
özel hayat
Kişinin kendine özgü yaşayışı, yaşama tarzı kendisini ilgilendiren tutum ve davranışı
özel mülkiyet
Kişinin sahip olduğu menkul veya gayrımenkul
özel okul
Devlet yönetiminden ayrı mülkiyeti kişiye veya bir özel kuruluşa ait eğitim öğretim yeri
özel sektör
Özel teşebbüs
Englisch - Türkisch

Definition von özel im Englisch Türkisch wörterbuch

özel ad
Proper noun
special özel, siradan olmayan, olagandisi; ekstra, ek, özel
özel herhangi bir şey