Sevmek ve sevilmek en büyük mutluluk.
- To love and to be loved is the greatest happiness.
Cennette sevmek için bekleyebilirim.
- I can wait to love in heaven.
Aşk onu rüyalarında görmektir.
- Love is seeing her in your dreams.
Sen benim hayatımın aşkısın.
- You're the love of my life.
Yoksulluk kapıdan içeri girdiğinde, sevgi pencereden dışarı uçar.
- When poverty comes in at the door, love flies out the window.
' Felsefe ' bilgelik sevgisi anlamına gelen Yunanca bir kelimedir.
- 'Philosophy' is a Greek word that means the love of wisdom.
Maury Povich'e gelen insanlar genellikle sevgililerinin onları aldattıkları ile ilgili önemli iddialarda bulunmaktadırlar.
- The people who come on the Maury Povich show often make pretentious claims about their lovers cheating on them.
Sevgili kız kardeşim, seni seviyorum.
- I love you, dear sister.
Beni seven bir arkadaşım var.
- I have a friend who loves me.
Üzgünüm, seni seviyorum.
- I'm sorry, I love you.
Tom bir aşk mektubu yazmasına yardım etmemi istedi.
- Tom asked me to help him write a love letter.
Sana yardım etmek isterim ama çok fazla meşgulüm.
- I'd love to help you out, but I'm terribly busy.
Senin ona aşık olduğun kadar, onun sana aşık olduğunu bilmiyorsan; birine aşık olmak zordur.
- It's hard to love somebody when you don't know whether they love you as much as you love them.
Âşık olmak biraz zaman alır.
- Falling in love takes some time.
Sen benim hayatımın aşkısın.
- You're the love of my life.
Hayatımın geri kalanı boyunca seni seveceğim.
- I'll love you for the rest of my life.
Sizinle yaşamayı seviyorum.
- I love living with you.
Üzgünüm, seni seviyorum.
- I'm sorry, I love you.
Cennette sevmek için bekleyebilirim.
- I can wait to love in heaven.
Hiç kimse onun onu sevip sevmediğini bilmiyor.
- No one knows if he loves her or not.
Biz birbirimizi seviyoruz ancak artık sevişmiyoruz.
- We love each other, but we don't make love anymore.
Gerçeği söylüyorum ve sevişmek istiyorum.
- I tell the truth and I want to make love.
Her nezaman böyle güzel bir yağmurumuz olsa, ben yıllar öncesini, ikimizi hatırlıyorum.
- Whenever we have such lovely rain, I recall the two of us, several years ago.
Biz güzel bir yemek yedik.
- We had a lovely meal.
Seninle sevişmek istiyorum.
- I want to make love with you.
Gerçeği söylüyorum ve sevişmek istiyorum.
- I tell the truth and I want to make love.
Bu aşk şarkısını severim.
- I like this love song.
Tom, Mary'ye bir aşk şarkısı söyledi.
- Tom sang Mary a love song.
Çok ihtiraslı bir aşk macerasıydı.
- It was a very passionate love affair.
Dün gece bir aşk mektubu yazdım.
- I wrote a love letter last night.
O bana bir aşk mektubu yazdı.
- He wrote me a love letter.
Gerçek bir aşk hikayesi asla bitmez.
- A true love story never ends.
Ben alışılmadık bir yere aşık oldum.
- I fell in love in an unlikely place.
Tom Almanya'da aşık oldu.
- Tom fell in love in Germany.
O sevimli genç bir adam.
- He's a lovely young man.
Bir çocuk ne kadar aptalsa o kadar sevimlidir.
- The stupider the child, the more lovely.
Bütün arkadaşlarıma ve sevgilime Mutlu Yıllar diliyorum.
- Wish all my friends and loved one Happy New Year.
Tüm öğretmenler gençtiler ve öğretmeyi sevdiler.
- All our teachers were young and loved teaching.
Eğer sevilmek istiyorsan, sev!
- If you want to be loved, love!
Ve yolun her adımında benim arkamda olan sevgili karım Kate'e teşekkür etmeliyim.
- And I must thank my lovely wife, Kate, who was behind me every step of the way.
Sevmekte sevilmekten daha fazla zevk vardır.
- There is more pleasure in loving than in being loved.
Sevmek ve sevilmek en büyük mutluluk.
- To love and to be loved is the greatest happiness.
Linda çok sevecen bir anneydi.
- Linda was a very loving mother.
Kocam sevecen ve sempatik.
- My husband is loving and caring.
Tom sevgi dolu bir evde büyüdü.
- Tom grew up in a loving home.
Tom'un ailesi sıkı fıkı ve sevgi doludur.
- Tom's family is close-knit and loving.
O hoş bir sonbahar akşamı idi.
- It was a lovely autumn evening.
Eğer para kazanmak için buradaysan, Amerika bulunmak için hoş bir yer.
- America is a lovely place to be, if you are here to earn money.
Sevgi dolu yaşlı bir çifti izlemek keyifli.
- It is pleasant to watch a loving old couple.
Çocukların sevilmeye ihtiyacı vardır.
- Children need loving.
Hepsinin içinde en çok seni seviyorum.
- I love you the best of all.
Çirkinsin ama seni seviyorum.
- You're ugly... but I love you.
Noel gününde sevilen birini kaybetmeyi düşünemiyorum.
- I can't imagine losing a loved one on Christmas Day.
Sevilen birini incitme korkusundan daha kötü bir hapishane yoktur.
- There is no worse prison than the fear of hurting a loved one.
Adını öğrenmeden ve yüzünü görmeden önceleri de sana âşıktım.
- Twice and thrice had I loved thee before I knew thy face or name.
istanbuldan sevgiler.
Seven bir kalp, tüm bilginin başlangıcıdır.
- A loving heart is the beginning of all knowledge.
Tom'un seven ebeveynleri vardı.
- Tom had loving parents.
Sami'nin online bir aşk ilişkisi vardı.
- Sami had a love affair online.
O tek-taraflı bir aşk ilişkisiydi.
- It was a one-sided love affair.
Onun şefkatli bir ailesi var.
- She has a loving family.
Onun şefkatli bir ailesi vardı.
- He had a loving family.
Onlar sevgi ile kucaklaştı.
- They embraced lovingly.
Mold loves moist, dark places.
I love what you've done with your hair.
So that’s fifteen-love to Kournikova.
I know how difficult your position is, I said; but don't feel that you are alone. There is--is one here who--who would do anything in the world for you, I ended lamely. She did not withdraw her hand, and she looked up into my face with tears on her cheeks and I read in her eyes the thanks her lips could not voice. Then she looked away across the weird moonlit landscape and sighed. Evidently her new-found philosophy had tumbled about her ears, for she was seemingly taking herself seriously. I wanted to take her in my arms and tell her how I loved her, and had taken her hand from the rail and started to draw her toward me when Olson came blundering up on deck with his bedding.
I wish I could love her all night long.
You shall love the Lord your God with your whole heart, and your whole mind, and your whole soul; you shall love your neighbor as yourself. (Matt. 22:37-38).
Hello, love, how can I help you?.
I love the fact that the coffee shop now offers fat-free chai latte.
My love of cricket knows no bounds.
I met my love by the gasworks wall.
Your love is the most important thing in my life.
A mother’s love is not easily shaken.
Nobody ever came to see her, nobody spoke of her, nobody cared about her. Mr Brass had said once, that he believed she was a ‘love-child’ (which means anything but a child of love).
We never see each other, but have been sending love letters every Valentine's Day for 10 years.
He....jerked my legs apart and, while the unconscious old kraut's juice seeped from my love nest, buried his face in the moist crevice, sucking, licking and lapping with the energy of ten men.
I was just in my pajamas and slippers, and I blushed because she was looking at me. Then she whispered, Take off your jammies, and love me up good, Arlene. Please, I want you to..
love-egg use.
That girl's love handles are so cute....Damn look at those curves!.
The lovely castle garden enchants visitors with its lovely blooms and romantic follies.
his loving wife.
... in half. And this four ' I love this idea of 4 trillion (dollars) in cuts. You've found ...
... Do you love your job? ...