hayranlık

listen to the pronunciation of hayranlık
Türkçe - İngilizce
{i} admiration

He looks to me with much admiration. - O bana büyük bir hayranlıkla bakıyor.

Who can read the heroic deeds of brave men without a feeling of respect and admiration? - Kim saygı ve hayranlık hissi duymadan cesur insanların kahramanca eylemlerini okuyabilir?

reverence
compliment
love
wondering admiration
adoration
enthusiasm
wonder
infatuation with
predilection
worship

Hero worship is a dangerous thing. - Taparcasına hayranlık duymak tehlikeli bir şey.

entrancement
craze
hayran
{i} admirer

I heard that you've got a secret admirer. - Gizli bir hayranın olduğunu duydum.

I know who your secret admirer is. - Senin gizli hayranının kim olduğunu biliyorum.

hayran
fan

I'm a big fan of Getter Jaani. - Getter Jaani'nin büyük bir hayranıyım.

I am fan of football. - Ben futbol hayranıyım.

hayranlık belirten
complimentary
hayranlık duymak
to feel admiration (for)
hayranlık duymak
think the world of
hayranlık ifade eden
admiring
hayranlık ifadesi
tribute of admiration
hayranlık uyandıran
admirable

Tom has done an admirable job. - Tom hayranlık uyandıran bir iş yaptı.

hayranlık uyandıran şey
admiration
hayranlık uyandırmak
to evoke admiration
hayran
{i} enthusiast

Tom is a member of a motor enthusiasts' club. - Tom motor hayranları kulübünün bir üyesidir.

Thanks to Facebook, stalking is no longer the bastion of a few devoted enthusiasts, but a highly automated task convenient enough even for the busy housewife. - Facebook sayesinde, sinsice izlemek artık birkaç özverili hayranın kalesi değildir ama yoğun ev kadını için bile oldukça uygun bir yüksek otomasyonlu görevdir.

hayran
hanger on
hayran
enamoured
hayran
admiring

I was admiring his new car. - Ben onun yeni arabasına hayran oluyordum.

I cannot help admiring your new car. - Benim yeni arabana hayran olmamam elimde değil.

hayran
booster
hayran
potty about
hayran
wonder-struck
hayran
ecstatic
hayran
nut

Tom is nuts about squirrels. - Tom sincaplara hayran.

hayran
filled with admiration
hayran
follower
hayran
admirer, fan, lover, devotee; filled with admiration, potty about sb/sth
hayran
admirer; fan
hayran
lover
hayran
{i} devotee
hayran
{i} idolater
hayran
wonderstruck
hayran
potty
kendine hayranlık
self love
kendine hayranlık
egomania
kendine hayranlık
egotism
kendine hayranlık
narcissism
saygı ve hayranlık göstermek
do smb. the compliment
yaşanılan yere hayranlık
civic pride
Türkçe - Türkçe
Tutku, aşırı istek: "Gençliğin, hiç olmazsa gençliğin ruhundan bu mal, bu süs, bu lüks hayranlığını sökelim."- P. Safa
Tutku, aşırı istek
Hayran olma durumu
(Osmanlı Dönemi) ARES
(Osmanlı Dönemi) ARAS
HAYRAN
(Osmanlı Dönemi) Takdirkârlığından dolayı şaşa kalmış. Çok takdir etmiş. Çok beğenmi
hayran
Birini beğenen, hayranlık duyan kimse
hayran
Çok beğenen, hayranlık duyan
hayran
Çok beğenen, hayranlık duyan (kimse): "El işi olmasına rağmen el değmeden yapılmış hissini veren bu nadide sanat eserine hayrandı."- C. Uçuk
hayranlık