sevgi

listen to the pronunciation of sevgi
Türkçe - İngilizce
(isim) Love

'Philosophy' is a Greek word that means the love of wisdom. - ' Felsefe ' bilgelik sevgisi anlamına gelen Yunanca bir kelimedir.

Maternal love is the greatest thing. - Anne sevgisi en muhteşem şeydir.

affection

Children need affection and love. - Çocukların şevkat ve sevgiye ihtiyacı var.

She has a great affection for her parents. - Onun anne ve babasına büyük sevgisi var.

attachment

I feel a strong attachment to this house. - Bu eve güçlü bir sevgi bağı hissediyorum.

dilection
spot
favor
fondness
affinity
dearness
sympathy

You often find that sympathy turns into love. - Sempatinin sevgiye dönüştüğüne sık sık rastlarsınız.

compassion
affections

The world needs more affections. - Dünyanın daha fazla sevgiye ihtiyacı var.

Kisses, hugs, affections... it was all fake. - Öpücükler, sarılmalar, sevgiler ... hepsi sahteydi.

sympathies
piety
love, affection
{i} woo
predilection
endearment

In Russian, the words for caress, endearment and least weasel are homonymous and possibly related etymologically. - Rusçada okşamak, sevgi ile bayağı gelincik sözcükleri eşsesli ve muhtemelen etimolojik olarak ilişkilidirler.

agape
love all
ın love
{i} liking
sevgi bağı
attachment

I feel a strong attachment to this house. - Bu eve güçlü bir sevgi bağı hissediyorum.

sevgi belirtisi
endearment
sevgi beslemek
love
sevgi dolu
loving

I have a loving family. - Sevgi dolu bir ailem var.

Tom's family is close-knit and loving. - Tom'un ailesi sıkı fıkı ve sevgi doludur.

sevgi dolu
exorable
sevgi dolu
fond

Tom has fond memories of Mary. - Tom'un Mary ile ilgili sevgi dolu anıları var.

sevgi dolu
warmhearted
sevgi dolu
affectionate

She is always very affectionate with her relatives. - O her zaman akrabalarına karşı çok sevgi doludur.

He sent me an affectionate letter. - Bana sevgi dolu bir mektup gönderdi.

sevgi dolu
warm
sevgi dolu bir halde
warmly
sevgi dolu bir halde
adoringly
sevgi duymak
love
sevgi duymak
bear
sevgi ifadesi
endearment
sevgi seli
A flood of love
sevgi beslemek
hold in esteem
sevgi dolu
soft
sevgi dolu
adoring
sevgi dolu
full of love
sevgi dolu
warm-hearted
sevgi dolu bakışlar
adoring glances
sevgi dolu bir şekilde
dotingly
sevgi dolu olma
warmheartedness
sevgi dolu sözler
words of endearment
sevgi duymak
bear love
sevgi gösteren
affectionate
sevgi gösterilerinde bulunmak
cheer over
sevgi gösterisi
display of endearment
sevgi gösterisi
demonstration of love
sevgi gösterisi
gush
sevgi gösterisi
demonstration of affection
sevgi gösterisinde bulunan tip
gusher
sevgi herşeydir
love is everything
sevgi ile
lovingly

They embraced lovingly. - Onlar sevgi ile kucaklaştı.

sevgi ile muamele etmek
cherish
sevgi ilişkileri
sympathetic contacts
sevgi tavrı
lovingness
derin sevgi
deep love
geçici sevgi
passing fancy
öz-sevgi
(Pisikoloji, Ruhbilim) self-love
sevgi dolu
warm hearted
karşılıksız sevgi
unrequited love
sevgiler
loves

istanbuldan sevgiler.

sevgiler
luv
büyük sevgi beslemek
hold in high esteem
karşılıklı sevgi
mutual love
platonik sevgi
platonic love
rubin sevgi ölçeği
(Pisikoloji, Ruhbilim) rubin's love scale
Türkçe - Türkçe
İnsanı bir şeye veya bir kimseye karşı yakın ilgi ve bağlılık göstermeye yönelten duygu: "Sevgi ve dostluk şu dünyada o kadar az bulunan şeyler ki."- H. Taner
İnsanı bir şeye veya bir kimseye karşı yakın ilgi ve bağlılık göstermeye yönelten duygu
muhabbet
sevgi seli
Sevginin yoğun olarak sergilenmesi
sevgi soysal
Tante Rosa, Yenişehir'de Bir öğle Vakti, şafak gibi öykü ve romanlarıyla tanınmış yazarımız
sevgi