increase

listen to the pronunciation of increase
İngilizce - Türkçe
artmak

Dünyanın nüfusu bir yılda yüzde iki oranında artmaktadır. - The population of the world increases at a rate of two percent a year.

Trafik kazalarının sayısı artmaktadır. - There has been an increase in the number of traffic accidents.

çoğalmak
arttırmak

Fiyatı arttırmak isterim. - I would like to increase the price.

Şirket kâr payını arttırmak için ucuz iş gücü kullanıyor. - This company uses cheap labor to increase its profit margins.

artırmak

Bu, pazar payımızı artırmak için büyük bir fırsat. - This is a great opportunity to increase our market share.

Bu makale, kelime hazinesini artırmak isteyenler için öneriler içerir. - This article contains tips for those who are eager to increase their vocabulary.

çoğaltmak
{i} artma

Dünyanın nüfusu bir yılda yüzde iki oranında artmaktadır. - The population of the world increases at a rate of two percent a year.

Yıldan yıla üretim artmaya devam etti. - Year after year, production continued to increase.

artış

Yoksulluğun nedeni nüfus artışıydı. - It was the increase in population that caused the poverty.

Ben harçlıkta bir artış hakkında babamla görüştüm. - I approached my father about an increase in allowance.

{f} yükseltmek

Kârlarımızı yükseltmek için ne yapabiliriz? - What can we do to increase our profits?

yükseliş

İthalatın ani yükselişine şaşırdık. - We were surprised by a sudden increase in imports.

Günümüzde Avrupa ülkelerinin çoğunluğu sosyal demokratlar tarafından yönetilir ama aşırı sağda gözle görülür bir yükseliş var. - Nowadays, the majority of European countries is ruled by social democrats, but there is a noticeable increase of right-wing extremism.

geliştirmek
{i} üreme
Arttır / çoğalt
{i} yükselme

Dünya nüfusu yükselme eğilimindedir. - The world's population tends to increase.

{f} arttır

Bağımlılık yapan bütün ilaçlar, beyinde dopamin salgılanmasını arttırır. - All drugs of addiction increase the release of dopamine in the brain.

Onlar Tom'un dozajını arttırdılar. - They've increased Tom's dosage.

{i} yavrulama
gelişme göstermek
zam

Gelecek yıl maaşlara zam yapılacak ama enflasyon yüzünden zammın çoğu eriyecek. - Next year, the wages do increase, but most of the increase will disappear due to inflation.

Son zamanlarda, Japonya'da çalışan ya da okuyan yabancıların sayısı arttı. - Recently, the number of foreigners working or studying in Japan has increased.

tırmanmak
çoklaşmak
sayısı artmak

Yurtdışına giden öğrencilerin sayısı artmaktadır. - The number of students going abroad is on the increase.

Arabaların sayısı artmakta. - The number of cars is on the increase.

fazlalaşmak
artışa geçmek
artış göstermek
(Bilgisayar) çoğalt
artış sağlamak
kabarmak
yükselmek
artmak,çoğalmak yükselmek
{f} arttir
on the increase gittikçe artmakta
increasinglygittikçe art
{i} çoğaltma
art/artır
{f} üremek
{f} büyümek, gelişmek; verimli olmak; büyütmek, geliştirmek
döl
hasllât
{f} artır

Kelime haznemi artırmak istiyorum. - I want to increase my vocabulary.

O, maaşının artırılmasını talep etti. - He demanded that his salary be increased.

{f} zam yapmak
artım
meydan almak
arttıran
çoğalma
büyümek
büyüme

Fiyat artışları reel ve nominal büyüme oranları arasındaki farkı açıklar. - Price increases explain the difference between the real and nominal growth rates.

increased
artmış

1895 yılında kayıt tutmaya başlanmasından bu yana ABD'de ortalama sıcaklık 1.3 ° F ila 1.9 ° F artmıştır; bu artışın çoğu 1970 yılından bu yana meydana geldi. - U.S. average temperature has increased by 1.3°F to 1.9°F since record keeping began in 1895; most of this increase has occurred since about 1970.

Son zamanlarda bu ürün için talep arzdan daha hızlı artmıştır. - Recently the demand for this product has increased faster than the supply.

increasing
{s} çoğalan
increasing
artan

Son zamanlarda, bilgisayar kullanımında artan çeşitlilik, ofis alanlarının çok ötesine uzandı. - Recently, the increasing diversity of computer use has extended far beyond the realms of the office.

Ken iş yerinde artan miktarda zaman harcıyor. - Ken spends an increasing amount of time at work.

increase (in price)
bindirim
increase by
artırma
increase in price
fiyat artışı
increase in value
değerlenmek
increase in value
değeri artmak
increase indent
(Bilgisayar) girintiyi artır
increase the price
pahalandırmak
increase in length
boy uzaması
increase in size
büyüme
increase in volume
hacim büyümesi
increase in wages
vergin artışı
increase of capital
sermaye artışı
increase of value
değer artışı
increase by a factor of three
üç oranında artış
increase by a large amount
büyük miktarda artış
increase by working
çalışarak artış
increase housing
artış konut
increase in
'da artış
increase in density
yoğunluğundaki artış
increase in height; elevation; rise
yükseklik artış; yükseklik; artış
increase in weight
ağırlık artışı
increase of
artış
increase of stock
stokunun artış
increase so.'s pace
artış çok. 'ayak s
increase the amplitude
genlik artışı
increase the force of an assault
bir saldırı gücü artırmak
increase the speed
hızını artırmak
increase to
artırmak için
increase, enlarge
artış, Ayrıntı
increase, enlarge, add to, augment
artış, büyütmek, çoğaltmak ekle
increase, enlarge, augment
artış, büyütmek çoğaltmak
increase, growth, expansion
artış, büyüme, genişleme
increase, intensification
artış, yoğunlaştırma
increase, proliferate
artış, prolifere
increase a lot
daha fazla artmak
increase considerably
önemli oranda artmak
increase decimal
(Bilgisayar) ondalık artır
increase dramatically
önemli oranda artmak
increase duty
(Ticaret) artan gümrük resmi
increase efficiency
verimi arttırmak
increase enormously
önemli oranda artmak
increase font size
(Bilgisayar) yazıtipi boyutunu artır
increase font size
(Bilgisayar) yazıtipi boyutunu büyüt
increase in cash
(Ticaret) nakit artışı
increase in demand
(Ticaret) talep eğrisinde kayma
increase in intensity
yoğunluğunu artırmak
increase in load
yükteki artma
increase in load
yük artması
increase in number
sayısal olarak artmak
increase in numbers
üremek
increase in pay
(Ticaret) ücret artışı
increase in pressure
basınç yükselmesi
increase in pressure
basınç artımı
increase in supply
(Ticaret) arz eğrisinde kayma
increase in supply
(Ticaret) arz artışı
increase in volume
hacim artması
increase in volume
hacimce büyüme
increase magrin
(Ticaret) artırım payı
increase much
daha fazla artmak
increase numerically
sayısal olarak artmak
increase of assets
(Ticaret) aktif artışı
increase of capital
(Ticaret) sermayenin çoğaltılması
increase of capital
(Ticaret) sermayenin yükseltilmesi
increase of pressure
basıncın artması
increase of pressure
basınç artışı
increase of pressure
basıncın yükselmesi
increase of prices
fiyatların tırmanması
increase of prices
fiyatların yükselmesi
increase of strain
deformasyon artması
increase of stress
gerilme artımı
increase of taxation
(Ticaret) vergi artışı
increase of tension
gerilimin yükselmesi
increase of tension
voltaj yükselmesi
increase of wealth
servet artışı
increase one's salary
maaşına zam yapmak
increase one's salary
maaşını arttırmak
increase one's speed
hızını arttırmak
increase share
pay artırmak
increase the capital
sermayeyi arttırmak
increase the cost
maliyeti yükseltmek
increase the cost
maliyet artırmak
increase the cost
maliyet arttırmak
increase the cost
maliyeti artırmak
increase the cycle
devri yükseltmek
increase the number
sayıyı artırmak
increase the point size
Puntoyu büyült
increase the speed
hız arttırmak
increase the tempo
tempoyu artırmak
intrinsic rate of increase
(Denizbilim) içsel artış oranı
increasingly
gitgide artarak
on the increase
artış halinde
salary increase
maaş zammı
wage increase
maaş zammı
employment increase
(Ticaret) istihdam artışı
enormous increase
aşırı yükseliş
enormous increase
aşırı yükselme
extreme increase
aşırı yükseliş
extreme increase
aşırı yükselme
increased
yükseltilmiş
increased
arttırılmış

Fransız parfümleri üzerindeki vergiler, ABD'de arttırılmıştır. - Taxes on French perfumes have been increased in the United States.

increasing
artırıcı
increasing
yükseltme
increasing
(Kimya) artma

O, atmosferdeki karbon dioksit miktarlarının artmasından dolayı Dünyanın ısınmasını tanımlamak için kullanılan bir terimdir. - It is a term used to describe the warming of the earth due to increasing amounts of carbon dioxide in the atmosphere.

Öğrenim yapmak için yurtdışına giden öğrenci sayısı her yıl artmaktadır. - The number of students going abroad to study is increasing each year.

increasing
artağan
increasingly
artan biçimde
increasingly
artan oranda
increasingly
giderek artan bir şekilde
increasingly
gitgide

Tom arkadaş çevresinden gitgide soyutlanmıştı. - Tom was increasingly isolated of his circle of friends.

increasingly
çoğalarak
performance increase
performans artışı
population increase
nüfusun artması
reflect the price increase
zammı yansıtmak
wage increase
maaş artışı
capital increase
sermaye artırımı
increased
{f} arttır

Fransız parfümleri üzerindeki vergiler, ABD'de arttırılmıştır. - Taxes on French perfumes have been increased in the United States.

İş gücümüzü arttırdık. - We've increased our manpower.

increasing
{f} art

Yurt dışına çıkan Japon sayısı yıldan yıla artmaktadır. - The number of Japanese going overseas has been increasing year by year.

O, atmosferdeki karbon dioksit miktarlarının artmasından dolayı Dünyanın ısınmasını tanımlamak için kullanılan bir terimdir. - It is a term used to describe the warming of the earth due to increasing amounts of carbon dioxide in the atmosphere.

increasing
{i} artış
increasingly
gittikçe

Bu bilgi çağıdır, ve bilgisayarlar günlük hayatımızda gittikçe önemli rol oynuyorlar. - This is the age of information, and computers are playing an increasingly important role in our everyday life.

Şöhretler gelip geçici. Sadakatler değişken. Yönetim ekipleri gittikçe elemanlarından daha kopuk. - Reputations are volatile. Loyalties are fickle. Management teams are increasingly disconnected from their staff.

increasingly
giderek daha çok

O, giderek daha çok kaygılanıyordu. - He was getting increasingly anxious.

tax increase
vergi artışı
temperature increase
sıcaklık artışı
a increase
a artmak
an increase
artış
be on the increase
artış olmak
become abundant; increase rapidly
bol olur; artış hızla
increaser
arttırıcı
increases
artırır
increasing
artarak
rate of increase
artış oranı
rise in prices, increase in costs
fiyatlarındaki artış, maliyetlerin artması
salary increase
maaş artışı
ıncrease
artış
increasing
{i} artırma

Ne yazık ki kavşaklardaki trafik sinyallerinin sayısını artırmak trafik kazalarının sayısın azaltmaya yardımcı olmadı. - Unfortunately, increasing the number of traffic signals at intersections didn't help decrease the number of traffic accidents.

increasing
(sıfat) çoğalan
increasing
(isim) artırma
increasingly
artan bir şekilde

Artan bir şekilde yardımına ihtiyacım var. - I increasingly need your help.

increasingly
giderek

Avrupa'da bir kamusal alan eksikliği giderek şiddetle hissedilmektedir. - The lack of a public sphere in Europe is being felt increasingly keenly.

Son yıllarda elektronik bilgisayarlar giderek önemli olmuştur. - In recent years electronic computers have become increasingly important.

increasingly
z. gittikçe artarak: become increasingly difficult gittikçe zorlaşmak
İngilizce - İngilizce
to become larger
An amount by which a quantity is increased
To make (a quantity) larger
For a quantity, the act or process of becoming larger
{i} growth, expansion; addition; enlargement; escalation; reproduction
a change resulting in an increase; "the increase is scheduled for next month"
If something increases or you increase it, it becomes greater in number, level, or amount. The population continues to increase Japan's industrial output increased by 2% The company has increased the price of its cars decrease
If something is on the increase, it is happening more often or becoming greater in number or intensity. Crime is on the increase. if you increase something, or if it increases, it becomes bigger in amount, number, or degree   decrease, reduce reduce (encreistre, from increscere, from crescere )
{f} enlarge, add to, augment; multiply; raise, heighten, intensify
a quantity that is added; "there was an addition to property taxes this year"; "they recorded the cattle's gain in weight over a period of weeks"
If there is an increase in the number, level, or amount of something, it becomes greater. a sharp increase in productivity = rise decrease
become bigger or greater in amount; "The amount of work increased
In insurance, an accounting term meaning a surplus of new business and renewals after subtracting the chargeable lapses
to be more or have more -- "What was her increase in acting roles?" (184)
To augment or make greater in bulk, quantity, extent, value, or amount, etc
To become more nearly full; to show more of the surface; to wax; as, the moon increases
a process of becoming larger or longer or more numerous or more important; "the increase in unemployment"; "the growth of population"
To become greater or more in size, quantity, number, degree, value, intensity, power, authority, reputation, wealth; to grow; to augment; to advance; opposed to decrease
To multiply by the production of young; to be fertile, fruitful, or prolific
the amount by which something increases; "they proposed an increase of 15 percent in the fare"
That which is added to the original stock by augmentation or growth; produce; profit; interest
become bigger or greater in amount; "The amount of work increased"
the act of increasing something; "he gave me an increase in salary"
Generation
aumentar
to add to; to extend; to lengthen; to enhance; to aggravate; as, to increase one's possessions, influence
make bigger or more; "The boss finally increased her salary"; "The university increased the number of students it admitted"
the act of increasing something; "he gave me an increase in salary" the amount by which something increases; "they proposed an increase of 15 percent in the fare" a change resulting in an increase; "the increase is scheduled for next month" a process of becoming larger or longer or more numerous or more important; "the increase in unemployment"; "the growth of population" make bigger or more; "The boss finally increased her salary"; "The university increased the number of students it admitted" become bigger or greater in amount; "The amount of work increased
Addition or enlargement in size, extent, quantity, number, intensity, value, substance, etc
The period of increasing light, or luminous phase; the waxing; said of the moon
To multiply a quantity of stock seed through a generation of production
augmentation; growth
Any children that an individual may have in the future
new plants which begin as white waxy looking pointed buds on the sides of the rhizome (sometimes known in some regions as toes) Increases provide an exact clone of the original mother plant
Progeny; issue; offspring
increasement
inc
increase amount of loan guarantees
enlarge the total surety placed for a loan
increase housing
enlarge housing options
increase in unemployment
rise in the rate of people unable to find work
increase of index rate
increase of the rate of inflation
increase of quotas
raising the required amount; raising the permitted maximum
increase one's efforts
work harder, try harder
increase one's pace
move faster
increase reparations
increase the total of compensation, increase damage payments
increasable
Pertaining to something that can be increased
increasingly
increasing in amount or intensity
ıncrease
{v} to grow, make more or greater, raise
ıncrease
{n} an augmentation, addition, produce
An increase
increasement
increasable
{s} may be enlarged; may be added to; may be increased
increasable
Capable of being increased
increased
{s} enlarged, added to; raised, heightened, intensified; multiplied
increased
past of increase
increased
made greater in size or amount or degree
increaser
{i} person or thing which makes greater, person or thing which causes something to grow
increaser
One who, or that, increases
increases
plural of increase
increases
third-person singular of increase
increasing
becoming greater or larger; "increasing prices"
increasing
{s} becoming greater, expanding, growing
increasing
{i} enlarging, expanding, growing
increasing
present participle of increase
increasingly
More and more

I need your help more and more. - I increasingly need your help.

increasingly
advancing in amount or intensity; "she became increasingly depressed
increasingly
You can use increasingly to indicate that a situation or quality is becoming greater in intensity or more common. He was finding it increasingly difficult to make decisions Increasingly, their goals have become more radical. more and more all the time
increasingly
advancing in amount or intensity; "she became increasingly depressed"
increasingly
to an increasing degree, more and more
Türkçe - İngilizce

increase teriminin Türkçe İngilizce sözlükte anlamı

increase of productivity
verimliliği arttırma
increase