katılma

listen to the pronunciation of katılma
Türkisch - Englisch
{i} attendance

Attendance is compulsory for all members. - Katılmak bütün üyeler için zorunludur.

In Japan, attendance at elementary and junior high school is compulsory. - Japonya'da ilk ve orta okula katılmak zorunludur.

addition
participation
joining

We have no objection to your joining us in our club. - Kulübümüzde bize katılmanıza itirazımız yok.

Tom talked Mary into joining our band. - Tom Mary'yi grubumuza katılması için ikna etti.

being added, addition; joining, participation
agreement, agreeing
convulsion
entry
rise
(Hukuk) access, accession, adhesion
admission
merging
being added
merger
(Denizbilim) integration
inclusion
contributing
(Biyokimya) insertion
accretion
accession
amalgamation
{i} communion
convulse
katılmak
attend

I will be happy to attend your party. - Ben partine katılmaktan mutlu olacağım.

Tom went to Boston to attend a conference. - Tom konferansa katılmak için Boston'a gitti.

kat
{i} storey

I live on the top floor of a six storey apartment block. - Altı katlı bir apartmanın en üst katında yaşıyorum.

All storeys of the house are made of wood. - Evin tüm katları ahşaptan yapılmıştır.

katılmak
{f} join

Would you like to join us for a game of cards? - Kart oyunu için bize katılmak ister misiniz?

Would you like to join our team? - Bizim takıma katılmak ister misin?

katılmak
participate

He wants to participate in the contest. - O, yarışmaya katılmak istiyor.

They want to participate in the Olympic Games. - Onlar Olimpiyat Oyunları'na katılmak istiyorlar.

kat
{i} fold

Tom took a folded piece of paper out of his shirt pocket. - Tom gömlek cebinden bir parça katlanmış kağıt çıkardı.

Tom folded his clothes and put them in his suitcase. - Tom giysilerini katladı ve onları valizine koydu.

katılma antlaşması
(Hukuk) accession treaty
katılma bileşiği
addition compound
katılma hakkı
(Hukuk) right of access
katılma işlemi
additive process
katılma polimerizasyonu
addition polymerization
katılma tepkimesi
addition reaction
kat
{i} floor

My flat is on the third floor. - Benim dairem üçüncü katta.

A fire broke out on the fifth floor. - Beşinci katta bir yangın patlak verdi.

kat
story

The photo he showed added color to his story. - Onun gösterdiği fotoğraf onun hikayesine renk kattı.

I live in a two story house. - Ben iki katlı bir evde yaşarım.

kat
ply
katılmak
{f} subscribe
kat
stair

Tom fell down two flights of stairs and is now in the hospital. - Tom iki kat merdiven düştü ve şimdi hastanede.

The young woman, after running up the stairs, opened the door of the house. - Genç kız, üst kata çıktıktan sonra, evin kapısını açtı.

katılmak
to be added (to); to mingle; to join, to come in on sb/sth, to amalgamate; (yarışma, sınav) to go in for sth; to attend, to be absent; to agree with, to go along with sb/sth; (suça) to abet
kat
{i} fall

Church participation has fallen. - Kilise katılımı düştü.

Sami falls into that category of people. - Sami o kategorideki insanlar arasında yer alır.

katılmak
participate in

I have been selected to participate in this program. - Bu programa katılmak için seçildim.

I don't want to participate in the ceremony. - Törene katılmak istemiyorum.

katılmak
affiliate with
kat
(Bilgisayar) embed
kat
flight

Tom walked down a flight of stairs. - Tom bir kat aşağıya yürüdü.

I carried Tom down two flights of stairs. - Tom'u iki kat aşağıya taşıdım.

kat
(Bilgisayar) cube
kat
(Tekstil) layer (fabric)
kat
slab
kat
(Jeoloji) horizon
kat
(Tekstil) fabric
kat
times

A is 5 times as long as B. - A, B'nin 5 katı kadar uzundur.

Light travels around the earth seven and a half times a second. - Işık dünyanın etrafında bir saniyenin 7.5 katı hızında seyahat eder.

kat
film

I watched the film named Texas Chainsaw Massacre with my girlfriend yesterday. She was very afraid. - Dün kız arkadaşımla birlikte Teksas Motorlu testere Katliamı adında bir film izledim. O çok korktu.

katılmak
agree

Tom has agreed to attend. - Tom katılmak için anlaştı.

I'm afraid I have to agree with Tom's analysis. - Korkarım Tom'un analizlerine katılmak zorundayım.

katılmak
come in on
katılmak
absent
katılmak
incorporate
katılmak
(deyim) make up
katılmak
agree with

I'm afraid I have to agree with Tom's analysis. - Korkarım Tom'un analizlerine katılmak zorundayım.

I have to agree with this. - Buna katılmak zorundayım.

katılmak
added

Tom added his name to the list of people who wanted to attend the dance. - Tom adını dansa katılmak isteyenlerin listesine ekledi.

katılmak
amalgamate
katılmak
come into
katılmak
affiliate
katılmak
abet
katılmak
to be added
katılmak
turn
katılmak
finger
katılmak
get involved in

I want to get involved in politics. - Siyasete katılmak istiyorum.

katılmak
be in on
katılmak
be absent
katılmak
get out of breath
katılmak
fall about laughing
katılmak
partake in
katılmak
be added
katılmak
get

We don't like to get involved. - Katılmaktan hoşlanmıyoruz.

I want to get involved in politics. - Siyasete katılmak istiyorum.

katılmak
go in for something
katılmak
partaken
katılmak
to be absent
kat
convolution
kat
layer

Baklava are sweet pastries made from layers of filo dough filled with chopped nuts. - Baklava kıyılmış fındık ile dolu filo hamur katmanları yapılan tatlı hamurdur.

This morning there was a thick layer of frost. - Bu sabah kalın bir don katmanı vardı.

kat
covering
kat
flat

My flat is on the third floor. - Benim dairem üçüncü katta.

Do you have a flat or a house? - Bir katınız mı yoksa bir eviniz mi var?

kat
pucker
kat
crease
kat
tier
kat
multitude
kat
stratum
kat
coating
kat
coat

They put a coat of paint on the chair. - Onlar sandalyeye bir kat boya sürdüler.

The house needs a new coat of paint. - Evin yeni bir kat boyaya ihtiyacı var.

kat
multiple
kat
admix
katılmak
mingle
katılmak
take part in

Everyone has the right to take part in the government of his country, directly or through freely chosen representatives. - Her şahıs, doğrudan doğruya veya serbestçe seçilmiş temsilciler vasıtasıyla, memleketin kamu işleri yönetimine katılmak hakkını haizdir.

Tom doesn't want to take part in the ceremony. - Tom törene katılmak istemiyor.

katılmak
share in
katılmak
contribute
katılmak
enter into
katılmak
play at
kat
by the times
katılmak
partook
katılmak
stand in
katılmak
adhere
Amerika birleşik devletlerine katılma günü
Admission day
antlaşmaya katılma
(Hukuk) accession
davaya katılma hakkı
(Hukuk) right to intervene
kat
double

We'll have to double our budget for next year. - Gelecek yıl için bütçemizi ikiye katlamak zorunda kalacağız.

Your book is double the size of mine. - Senin kitabın benimkinin boyutunun iki katı kadar.

kat
layer, stratum; fold
kat
deck

The gift shop is on the second deck. - Hediyelik eşya mağazası ikinci katta.

kat
lap
kat
story, floor, Brit. storey
kat
floor; storey, story; layer, stratum; covering; fold; coat, coating; multiple; time(s)
kat
(Matematik) multiple
kat
time(s)
kat
(dokuma) pile
kat
set (of clothes)
kat
presence, the presence of a distinguished personage
kat
superinduce
kat
thicknesses
katılmak
to be added (to), be mixed (with)
katılmak
sit for
katılmak
share
katılmak
take part

For myself, I would like to take part in the game. - Ben şahsen oyuna katılmak istiyorum.

Tom doesn't want to take part in the ceremony. - Tom törene katılmak istemiyor.

katılmak
be out of breath
katılmak
{f} range
katılmak
chip in
katılmak
ally oneself
katılmak
be out of the swim
katılmak
be a party to
katılmak
attach oneself to
katılmak
subscribe to
katılmak
{f} number

A number of students said they would be happy to take part in the contest. - Birkaç öğrenci yarışmaya katılmaktan mutlu olacağını söyledi.

katılmak
be superadded
katılmak
affiliate#
katılmak
contract in
katılmak
{f} ally
katılmak
accompany
katılmak
club

Whoever wants to join our club will be welcome. - Kulübümüze katılmak isteyen herkes kabul edilecek.

What club would you like to join? - Hangi kulübe katılmak istersiniz?

katılmak
(for someone) to agree with
katılmak
club together
katılmak
(Hukuk) to incorporate
katılmak
join in

Please feel free to join in. - Lütfen katılmak için çekinmeyin.

katılmak
go with
katılmak
enter
katılmak
(görüşe) weigh in with
katılmak
sit in
katılmak
team up
katılmak
{f} precondition
katılmak
be in the swim
katılmak
put in an appearance
katılmak
take a share in
katılmak
to join (a group); to enter into, participate in (an activity)
katılmak
go in for
katılmak
identify oneself with
katılmak
{f} partake
katılmak
play ball
organize bir suç örgütüne katılma
(Hukuk) membership of, participation in a criminal organisation
rosin katılma ürünü
(Kimya) rosin adduct
Englisch - Englisch

Definition von katılma im Englisch Englisch wörterbuch

Kat
A short form of the female given names Katharine and Katherine

During her childhood she was a romanticized Katherine, dressed by her misty-eyed, fussy mother in dresses that looked like ruffled pillowcases. By high school she'd shed the frills and emerged as a bouncy, round-faced Kathy - - - At university she was Kath, blunt and no-bullshit in her Take-Back-the-Night jeans and checked shirt - - - When she ran away to England, she sliced herself down to Kat. It was economical, street-feline, and pointed as a nail.

kat
alternative spelling of khat
kat
An Arabian shrub (Catha edulis) the leaves of which are used as tea by the Arabs
kat
the leaves of the shrub Catha edulis which are chewed like tobacco or used to make tea; has the effect of a euphoric stimulant; "in Yemen kat is used daily by 85% of adults"
Türkisch - Türkisch
Katılmak işi
İletişim veya ortak davranışta bulunma yoluyla belirli bir toplumsal duruma girme süreci, iştirak
iştirak
iltihak
(Hukuk) İLHAK
Kat
nezt
Kat
(Osmanlı Dönemi) MİRRE
Kat
misil
Katılmak
kavuşmak
Katılmak
iştirak etmek
Katılmak
paylaşmak
Katılmak
iltihak etmek
kat
Makam, mevki
kat
(Osmanlı Dönemi) tabaka
kat
Giyeceklerde takım: "Birer kat elbise ile kalacağız."- A.Gündüz
kat
Tekrarlanan bir sayının toplamı
kat
Ressam tarafından kullanılan boya hacmi
kat
Sonuca bağlama, bitirme
kat
Kesme
kat
Daire. Ön, yan: "Salim, Sait Faik'in Yaşar Nabi katındaki telif ücretini artırmakta büyük rol oynamıştır."- S. Birsel
kat
Bükülen ya da kıvrılan bir şeyin her kıvrımı
kat
Bir yüzey üzerine az veya çok kalın bir biçimde, düzgün olarak yayılmış bulunan şey; üst üste konulmuş şeylerden her biri, tabaka
kat
Kesme, kesilme
kat
Yemen ve Etyopya'da yetişen, yaprakları uzun süre çiğnenince sarhoşluk veren bir ağaççık
kat
Daire
kat
Bir yüzey üzerine az veya çok kalın bir biçimde, düzgün olarak yayılmış bulunan şey. Üst üste konulmuş şeylerden her biri, tabaka
kat
Huzur
kat
Bir yapıda iki döşeme arasında yer alan daire veya odaların bütünü: "Yemekten sonra evin üst katında, ocaklı bir odaya çıktık."- S. F. Abasıyanık
kat
İlgiyi kesme
kat
Jeoloji zamanlarından bir dönem içinde oluşmuş katmanlı kayaçlar
kat
Bir yapıda iki döşeme arasında yer alan daire veya odaların bütünü
kat
Takım
kat
Kesme, kesilme. İlgiyi kesme
kat
Nicelikçe kez, defa, misil
kat
(Osmanlı Dönemi) kesme; yol alma
kat
Kez, defa, misil
kat
Ön, yan
kat
Bükülen veya kıvrılan bir şeyin her kıvrımı
kat
Etyopya ve Yemen'de yetişen, yaprakları uzun süre çiğnenince sarhoşluk veren ağaççık
katılmak
Bir topluluğa girmek, iştirak etmek
katılmak
Bir topluluğa girmek, iştirak etmek: "Üç dört ev ötedeki boş arsada çocukların oyunlarına katıldım."- N. Cumalı
katılmak
Ortak olmak, benimsemek
katılmak
Ortak olmak, benimsemek: "Her konuya kibar bir ses ve bir iki sözcükle katılmak özenindeydi."- Ç. Altan
katılmak
Aşırı derecede gülmek, ağlamak, gıdıklanmak, korkmak gibi tepkiler sırasında, solunum kaslarının kasılması üzerine soluk kesilmek
katılmak
Aşırı derecede gülmek, ağlamak, gıdıklanmak, korkmak gibi tepkiler sırasında, solunum kaslarının kasılması üzerine soluk kesilmek: "Babam biraz surat astı, anam katıldı gülmekten."- F. R. Atay
katılmak
Katma işi yapılmak
katılma
Favoriten