ince

listen to the pronunciation of ince
Türkisch - Englisch
slim

I'm not as slim as my older sister. - Ben ablam kadar ince değilim.

He was very tall and slim, with long arms and legs. - Uzun kolları ve bacakları olan, çok uzun boylu ve ince idi.

slender

Young girls really want to be slender. - Genç kızlar gerçekten ince olmak istiyor.

Tom has a slender body. - Tom'un ince bir vücudu var.

fine

She was a girl with finely chiseled features. - O, ince yontulmuş özelliklere sahip bir kızdı.

Try on that shirt. It's made of fine cotton. - O gömleği deneyin; ince pamuktan yapılmıştır.

thin

Fiber-optic cables are made up of tiny glass fibers which are as thin as human hairs. - Fiber-optik kablolar insan kılları kadar ince minik cam elyafından oluşur.

There are subtle differences between the two things. - İki şey arasında ince farklar var.

bland
high-pitched (voice)
front (vowel)
(Dilbilim) front
elegant
(Dilbilim) front vowel
(Dilbilim) clear
chivalrous
exact
wafer
cultivate
weazen
paper

Tom is in his office looking over papers. - Tom ofisinde evrakları inceliyor.

The teacher is busy looking over the examination papers. - Öğretmen sınav kağıtlarını incelemekle meşgul.

thinner

His hair got thinner and thinner. - Saçı gittikçe inceldi.

As we go up higher, the air becomes thinner. - Biz yukarıya giderken hava incelir.

hooly
thinnish
(Biyokimya) ultra
light

This laptop is thin and light. - Bu dizüstü bilgisayar ince ve hafif.

To be good, pâte brisée should be light and flaky. - İyi olması için pâte brisée ince ve dilimler hâlinde olmalıdır.

tender
finely

Peel and finely chop the horseradish. - Bayırturpunu soy ve ince ince doğra.

She was a girl with finely chiseled features. - O, ince yontulmuş özelliklere sahip bir kızdı.

(Tıp) gracilis
gentle
sophisticated
tricky
spare

He examined the spare parts one after another. - Yedek parçaları peşpeşe inceledi.

He examined the spare parts one by one. - Yedek parçaları birer birer inceledi.

genteel
accurate
(Muzik) High

As you go up higher, the air becomes thinner. - Daha yukarıya giderken hava incelir.

As we go up higher, the air becomes thinner. - Biz yukarıya giderken hava incelir.

whensoever
nice

It's nice of you to see me off. - Beni yolcu etmeye gelmeniz bir inceliktir.

delicate, intricate
gracious
whenever
keen
sharp
tenuous
delicate
trickish
sylphlike
civilized
precision
(iş) tricky
(espri) Attic
fragile
thin; slim; slender; fine; delicate; courteous, refined, graceful, elegant; sensitive; slight; subtle;finely
polite

It is polite of her to write me back at once. - Bana hemen yanıt yazması inceliktir.

Japanese people in general are polite. - Japonlar genellikle incedirler.

slender, slim
dainty
sensitive, delicate
refined
tricksy
sylphish
subtile
subtle

I cannot appreciate the subtleties of the subject. - Ben konunun inceliklerini kavrayamam.

Subtle differences in tone discriminate the original from the copy. - Tondaki ince farklar orijinali fotokopiden ayırt eder.

slight
brittle
gracile
attenuate
scarious
as soon as
(kumaş) vaporous
graceful

Laura danced gracefully. - Laura incelikle dans etti.

Latinos can't promote themselves gracefully, kowtowing to others! - Latinler başkalarına el pençe divan dururken, kendilerini incelikle tanıtamaz!

courteous
fine, in small pieces, small
lean

Mary has a lean body. - Mary ince bir gövdeye sahip.

Mary is lean and tall. - Mary ince ve uzun boyludur.

sylphy
ince zekâ
wit

I don't have your wit. - Ben senin ince zekana sahip değilim.

ince espri
wit

Wit gives zest to conversation. - İnce espri konuşmaya lezzet verir.

The person who wrote that book is possessed of both humour and wit, isn't he? - O kitabı yazan kişi hem mizah hem de ince espriye sahiptir, değil mi?

ince düşünceli
tactful
ince fark
nuance
ince ruhlu
tactful
ince çizgi
fine line
ince alay
irony

Tone of voice can indicate anger and irony. - Ses tonu öfke ve ince alayı gösterebilir.

ince ayar
vernier tuning
ince ayar
fine control
ince ayar
trimming
ince ayar
fine tune
ince ayar
(Askeri) precision adjustment
ince bir dalla dövmek
switch
ince dal
stick
ince dal
wicker
ince etli
thin-walled
ince fark
subtlety
ince film
thin-film
ince güzel
sylphlike
ince ince
finely

Peel and finely chop the horseradish. - Yabanturpunu soy ve ince ince doğra.

Peel and finely chop the horseradish. - Bayırturpunu soy ve ince ince doğra.

ince
affair
ince
tricky
ince kum
silt
ince kül
fly ash
ince kıl
tentacle
ince ses
squawk
ince tel
thread
ince tül
(Tekstil) gauze
ince tüy
down
ince tüy
floss
ince zar
film
ince zar
(Pisikoloji, Ruhbilim) pia mater
ince ünlü
(Dilbilim) front vowel
ince-yapı
(Kimya) fine-structure
ince gömlek
zephyr
ince bağırsak
Small intestine
ince bulgur
fine bulgur
ince düşünmek
Think Thin
ince fikirli
small-minded
ince inşaat
interior phase/work of a construction
ince kamış
thin reed
ince kesim
thin sections
ince perde
Thin screen
ince sac
thin sheet
ince talaş
thin chips
ince taneli
fine grained
ince yağan yağmur
fine rain
ince, yuvarlak kesilerek kızartılmış patates
small, round cut fried potatoes
ince Ethernet
thin Ethernet
ince agregat
fine aggregate
ince alay etmek
pick holes in
ince altın
gold foil
ince artı imleci
crosshair cursor , hair cross cursor
ince ayar
fine adjustment
ince bağırsak iltihabına ait
enteric
ince bağırsağın üst kısmı
jejunum
ince belli
waspish
ince belli
slim
ince belli
slender waisted
ince belli
slender

The girl has grown into a slender woman. - Kız ince belli bir kadın haline geldi.

ince belli
wasp waisted
ince belli
slim waisted
ince benekli kır renkte
flea bitten
ince beyaz keten
cambric
ince bez
scrim
ince bir tabaka ile kaplamak
film
ince boru
minibore
ince boru
capillary
ince boya
washing
ince boya tabakası
wash
ince buz kaplaması
verglass
ince buz tabakası
cat ice
ince büküm
fine spinning
ince dal
sprig
ince dal
vimen
ince dal
switch
ince dal
rod
ince dal gibi
viminal
ince damarlı
(ağaç) close grained
ince davranış
sophistication
ince derili
thin skinned
ince dilimler halinde
flaky
ince dilinmiş kuru sığır eti
chipped beef
ince diş
fine thread
ince doku
light case
ince dokuma
marquisette
ince doğramak
mince
ince döküm
fine casting
ince dış örtü
tissue
ince el işi
fancywork
ince el yazısı
copperplate
ince elemek
to pass through a fine sieve
ince eleyip sık dokuma
scrutiny
ince eleyip sık dokuma
subtlety
ince eleyip sık dokumak
scrutinize
ince eleyip sık dokumak
to split hairs
ince eleyip sık dokumak
split
ince eleyip sık dokumak
sift
ince eleyip sık dokumak
refine
ince eleyip sık dokumak
niggle
ince eleyip sık dokumak
pick over
ince eleyip sık dokumak
fuss
ince eleyip sık dokumak
be too particular
ince eleyip sık dokumak
be too fussy
ince eleyip sık dokuyan
picky
ince eleyip sık dokuyan kimse
refiner
ince eleyip/eğirip sık dokumak
to work meticulously, do a very thorough job
ince espri
swift wit
ince espri
attic wit
ince eğe
super fine file
ince eğrilmiş
fine spun
ince fark
shade
ince farklara dikkat etmek
subtilize
ince film
thin film
ince filtre
fine filter
ince floş
marabou
ince görüşlü
quick, keen, sharp-witted
ince hamur
thin crust
ince hastalık
incehastalık
ince ince
subtly; imperceptibly
ince ince
flaked
ince ince yarmak
(kösele) skive
ince ince çizmek
hatch
ince ipek
ninon
ince iplik
tread
ince
fine work
ince
delicate matter
ince
(love) affair
ince
elbow grease
ince
craftsmanship
ince
1. delicate piece of workmanship. 2. work which demands both skill and delicacy. 3. delicate task, job which requires careful handling, job which requires finesse
ince işe yatkın
natty
ince kaplama tahtası
clapboard
ince kesim thin and slightly built
(person)
ince kesmek
sliver
ince keten
scrim
ince keten ipek kumaş
foulard
ince kimyasal maddeler
fine chemicals
ince kireç
meager lime
ince kopya kâğıdı
flimsy
ince kum
fine sand
ince kumaş
tissue
ince kâğıt
tissue paper
ince kâğıt
tissue
ince kök
rootlet
ince kömür
fine coal, small coal
ince kılıç
rapier
ince kıyılmış sert tütün
shag
ince kıyılmış şey
fine cut
ince kıyım tütün
bird's eye
Türkisch - Türkisch
Kendi cinsinden olanlara göre, dar ve uzun olan, kalınlığı az olan, kalın karşıtı
Düşünce, duygu veya davranış bakımından insanın sevgi ve saygısını kazanan, zarif, kaba karşıtı
Tiz, pes karşıtı
Zayıf: "Sarışın, kuru, ince bir kadındı."- Y. K. Beyatlı
Akışkanlığı çok olan, yoğun ve koyu olmayan (sıvılar)
Küçük ayıntıları çok olan, aşırı özen gerektiren, kaba karşıtı
İyiden iyiye, enikonu, ayrıntılı
Kendi cinsinden olanlara göre, dar ve kalınlığı az olan, kalın karşıtı
Taneleri ufak, iri karşıtı
Hafif, gücü az
Tiz (ses), pes karşıtı: "İnce bir çocuk sesinin hırçınlaştığı, ağladığı işitildi."- R. N. Güntekin
Hafif, gücü az: "Hiçbir hareket bu gülüş kadar belirsiz ve ince değildir."- S. F. Abasıyanık. İyiden iyiye, enikonu, ayrıntılı: "Benim hasta olduğum günlerde her şey uzun uzun düşünülmüş, ince hesaplarla hazırlanmıştı."- R. N. Güntekin
Akışkanlığı çok olan, yoğun ve koyu olmayan
(Osmanlı Dönemi) zarif
ince bağırsak
Sindirim borusunun mideden kalın bağırsağa kadar olan yiyeceklerin sindirilmesi görevini yapan bölümü
ince espri
nükte
ince ayrım
En küçük ayrıntısına kadar inme, çalar, nüans
ince ağrı
Verem
ince burun
Anadolu'nun kuzeydeki en uç noktası olan burun
ince donanma
Hafif gemilerden kurulmuş donanma
ince gül yağı
Su buharı dağıtmasıyla elde edilen soluk sarı renkli, gül kokulu bir sıvı
ince
Özenli ve hesaplı davranış
ince
Nakış
ince kesim
Kemikleri ince ve zayıf
ince saz
Türk müziğinde keman, ney, tambur, kemençe, ut, kanun, daire gibi çalgılardan ve okuyuculardan oluşan fasıl yapan topluluk
ince ses
Titreşim sayısı çok olan ses; tiz ses
ince tutkal
Uygun sıvılarla akıcılığı artırılmış sıvı tutkal
ince yapılı
Narin, nazik, zayıf
ince yağ
Yakıt olarak veya yağlamada kullanılan akışkan nitelikteki mineral yağ
ince zar
Beyni, omur iliği saran zarların en altta olanı
İNCE DONANMA
(Osmanlı Dönemi) Tar: Hafif gemilerden meydana gelen donanma. Bunun yerine "Hafif Donanma" da denilir. Bunların en meşhurları: Uçurma, varna, beş çifteleri, karamürsel, aktarma, üstüaçık, çiftekayığı, brolik, celiyye, çamlıca, kütük, at kayığı, kancabaş, âyaska, işkampaviya, şahtur, çekelve, kırlangıç, firkate, kalite, pergandi, mavna, grıp, kadırga, baştarde vb. dir.Buharın icadından ve zırhlı harp gemileri yapıldıktan sonra hafif kruvazör ve gambotlardan teşekkül eden deniz kuvvetine "İnce Donanma" denmeğe başlanmıştır
ince ruhlu
rakik
ince ses
safir
İnce
(Osmanlı Dönemi) NEHHAT
İnce belli
(Osmanlı Dönemi) EHDAM
İnce belli
(Osmanlı Dönemi) EKABB
İnce ince
kıyım kıyım
İnce ses
(Osmanlı Dönemi) HULABİS
İnce ses
yüksek ses
İnce uzun
(Osmanlı Dönemi) HÎK