hızla

listen to the pronunciation of hızla
Türkisch - Englisch
swiftly

Dan swiftly grabbed the pitbull by the neck and threw it off the roof. - Dan hızla pitbulu boynundan tuttu ve onu çatıdan attı.

Tom swiftly approached Mary and snatched her purse from her. - Tom hızla Mary'ye yaklaştı ve cüzdanını ondan kapkaç yaptı.

quickly

He acted quickly and put out the fire. - O hızla hareket etti ve yangını söndürdü.

The argument quickly got out of control. - Tartışma hızla kontrolden çıktı.

rapidly

The announcer can talk rapidly. - Spiker hızla konuşabilir.

Electronic commerce began to spread rapidly. - Elektronik ticaret hızla yayılmaya başladı.

fast

The world is changing fast. - Dünya hızla değişiyor.

He had not swum more than a few yards before one of the skulking ground sharks had him fast by the upper part of the thigh. - Saklanan zemin köpek balıklarından biri onu uyluğun üst kısmından hızla yakalamadan önce o birkaç yardadan daha fazla yüzmemişti.

rapidly, speedily
apace
loudly

The birds chirp loudly while flying rapidly. - Kuşlar hızla uçarken yüksek sesle cıvıltı yaparlar.

at a good clip
slap
speedily
fast, rapidly
swimmingly
like a streak of lightning
with momentum
double quick!
slap bang
quick

She was aging quickly. - O, hızla yaşlanıyordu.

The argument quickly got out of control. - Tartışma hızla kontrolden çıktı.

by leaps and bounds
by leaps
forcefully, powerfully, violently
in double time
speedy
like a shot
in nothing flat
pronto
promptly
hard

Software is getting slower more rapidly than hardware becomes faster. - Yazılım donanımın hızlanmasından daha hızlı yavaşlıyor.

Since the student has worked very hard, he is making rapid progress. - Öğrenci sıkı çalıştığından beri hızla ilerliyor.

(deyim) like hell
at the rate of
at speed
speedly
posthaste
like wildfire
fastly
{i} double quick
steep
at a clip
tantivy
hız
velocity

The velocity of light is about 186,000 miles per second. - Işık hızı saniyede yaklaşık 186.000 mildir.

Light travels at a velocity of 186,000 miles per second. - Işık saniyede 186.000 millik bir hızla hareket eder.

hız
speed

Come on, Arianna, speed up or we'll never get there! - Haydi Arianna, hızlan, yoksa asla oraya ulaşamayacağız!

In towns, speed is limited to 50 km/h. - Şehirlerde hız sınırı 50 km / h dir.

hızla çarpmak
bang
hızla büyümek
mushroom
hızla dönmek
twirl
hızla çevirmek
twirl
hızla alçalıp avına vurmak
(şahin vb.) stoop
hızla geri dönmek
double back
hızla geçen
flying
hızla geçip gitmek
chase
hızla geçip gitmek
rip
hızla geçmek
shoot
hızla geçmek
shoot ahead of
hızla geçmek
zip by
hızla hareket etmek
scud
hızla inişe geçmek
nosedive
hızla kaçma
scurry
hızla kaçmak
scurry
hızla koşmak
tear
hızla ve sessizce önünden geçmek
flicker
hızla vurmak
swipe
hızla yayılmak
sweep
hızla çıkarmak
whisk
hızla çıkmak
high tail
hız
{i} expedition
hız
pace

Tom needs a change of pace. - Tom'un hız değişikliğine ihtiyacı var.

I can describe China, especially in relation to big cities like Beijing, in one sentence - China is a country whose pace of life is both fast and leisurely. - Ben, özellikle Pekin gibi büyük şehirler ile ilgili olarak Çin'i tek bir cümleyle açıklayabilirim. - Çin, yaşam hızı hem hızlı hem de keyifli bir ülkedir.

hız
{i} rate

His synchronizing rate left nothing to be desired. - Onun senkronizasyon hızı arzulanan bir şey bırakmadı.

The growth rate of the Japanese economy will top 0.7% this year. - Japon ekonomisinin büyüme hızı bu yıl % 0.7'yi geçecek.

görünüp hızla kaybolmak
flash
son hızla
flat out
birden hızla çekmek
yank
hız
(Biyokimya) velecity
hız
rush
hız
ratio

The application allows you to quickly calculate the ratio of body mass index - BMI. - Uygulama, vücut kütle indeks oranını hızlı bir şekilde hesaplamanı sağlıyor.

hız
(Meteoroloji) sayisal
hız
momentum
hız
dispatch
hız
celerity
hız
swiftness
hız
impetus
hız
speeded
hız
speeds

The airplane is capable of supersonic speeds. - Uçak sesten hızlı hızlara ulaşabilir.

In the future, humans will use spaceships to travel around the galaxy at speeds faster than light. - Gelecekte, insanlar ışıktan daha hızlı hızlarda galaksi etrafında seyahat etmek için uzay gemileri kullanacaktır.

alçak hızla tarama
low-velocity scanning
aynı hızla
pari passu
birden hızla yükselen
skyrocketed
birden hızla yükselme
skyrocketing
birden hızla çekme
yanking
birini hızla götürmek
whirl someone off
birini hızla götürmek
whirl someone away
bütün hızla
(Askeri) full steam
büyük bir hızla
at a great pace
büyük hızla
flat out
en son hızla
with all possible dispatch
hız
force, strength, power, violence: Rüzgârın hızı kesildi. The wind's died down
hız
speed , rate
hız
haste

Mary hastened back to her room. - Mary hızla odasına geri döndü.

The mistake hastened his retirement. - Hata onun emekliliğini hızlandırdı.

hız
career
hız
speed, rapidity, velocity
hız
tilt
hız
pelt
hız
raciness
hız
bat

The battle quickly became fierce and bloody. - Savaş hızla şiddetli ve kanlı oldu.

hız
rapidity
hız
enthusiasm, spiritedness, spirit, vigor, vitality, zest
hız
quickness
hız
speed, velocity " sürat; impetus
hız
momentum, impetus
hız
lick
hız
rapidness
hız
loudness
hız
range
meclisten hızla geçirmek
railroad
saatte yüz mil hızla giden motosikletliler
ton up boys
son hızla
at full lick
son hızla
at full speed

Away went the car at full speed. - Araba son hızla uzaklaştı.

On hearing the whistle, they started at full speed. - Onlar düdük sesini duyduklarında son hızla başladılar.

son hızla
at full tilt
taşrada hızla yükselen genç profesyonel
rumpie
Türkisch - Türkisch
Çabucak, çabuk, süratle
Çabucak, çabuk, sür'atle
hızla artan dizi
B=(b1, b2, b3, ...., bn) dizisinde, eğer her bi değeri kendinden önce gelen sayıların toplamından büyükse, bu diziye süper artan dizi denir
HIZ
(Osmanlı Dönemi) Fiz: Alınan yolun zamana oranı
HIZ
(Osmanlı Dönemi) Sür'at, çabukluk.* Gayret, şevk
Hız
şiddet
hız
Bir hareketten doğan güç, şiddet: "Yağmur şimdi hızını daha da arttırmıştı."- H. Taner. Çaba, güç, gayret, takat
hız
Çabukluk, sürat
hız
Çabukluk, sür'at
hız
Çaba, güç, gayret, takat
hız
Alınan yolun harcanan zamana oranı, sür'at
hız
Bir hareketten doğan güç, şiddet
hız
Alınan yolun harcanan zamana oranı, sürat: "Hikâyede baştan sona kadar hareket ve hız olmalıdır."- F. R. Atay
hız
(Osmanlı Dönemi) sürat
hızla
Favoriten