hızla

listen to the pronunciation of hızla
Türkçe - İngilizce
swiftly

His fingers ran swiftly over the keys. - Parmakları klavyenin üzerinde hızla hareket etti.

Dan swiftly grabbed the pitbull by the neck and threw it off the roof. - Dan hızla pitbulu boynundan tuttu ve onu çatıdan attı.

quickly

The argument quickly got out of control. - Tartışma hızla kontrolden çıktı.

He acted quickly and put out the fire. - O hızla hareket etti ve yangını söndürdü.

rapidly

Her proficiency in English rapidly improved. - Onun İngilizcedeki yeterliliği hızla gelişti.

Time passed rapidly and the work didn't advance at all. - Zaman hızla geçti ve iş hiç ilerlemedi.

fast

The world is changing fast. - Dünya hızla değişiyor.

Christmas is fast approaching. - Noel hızla yaklaşıyor.

with momentum
speedily
slap
loudly

The birds chirp loudly while flying rapidly. - Kuşlar hızla uçarken yüksek sesle cıvıltı yaparlar.

at a good clip
swimmingly
apace
rapidly, speedily
like a streak of lightning
fast, rapidly
slap bang
double quick!
quick

The argument quickly got out of control. - Tartışma hızla kontrolden çıktı.

She was aging quickly. - O, hızla yaşlanıyordu.

by leaps and bounds
forcefully, powerfully, violently
in double time
by leaps
speedy
(deyim) like hell
at the rate of
pronto
hard

Since the student has worked very hard, he is making rapid progress. - Öğrenci sıkı çalıştığından beri hızla ilerliyor.

Software is getting slower more rapidly than hardware becomes faster. - Yazılım donanımın hızlanmasından daha hızlı yavaşlıyor.

like a shot
promptly
in nothing flat
posthaste
at speed
speedly
like wildfire
fastly
steep
{i} double quick
at a clip
tantivy
hız
velocity

Light travels at a velocity of 186,000 miles per second. - Işık saniyede 186.000 millik bir hızla hareket eder.

The velocity of light is about 186,000 miles per second. - Işık hızı saniyede yaklaşık 186.000 mildir.

hız
{i} speed

Come on, Arianna, speed up or we'll never get there! - Haydi Arianna, hızlan, yoksa asla oraya ulaşamayacağız!

In towns, speed is limited to 50 km/h. - Şehirlerde hız sınırı 50 km / h dir.

hızla çarpmak
bang
hızla büyümek
mushroom
hızla dönmek
twirl
hızla çevirmek
twirl
hızla alçalıp avına vurmak
(şahin vb.) stoop
hızla geri dönmek
double back
hızla geçen
flying
hızla geçip gitmek
rip
hızla geçip gitmek
chase
hızla geçmek
shoot
hızla geçmek
shoot ahead of
hızla geçmek
zip by
hızla hareket etmek
scud
hızla inişe geçmek
nosedive
hızla kaçma
scurry
hızla kaçmak
scurry
hızla koşmak
tear
hızla ve sessizce önünden geçmek
flicker
hızla vurmak
swipe
hızla yayılmak
sweep
hızla çıkarmak
whisk
hızla çıkmak
high tail
hız
{i} expedition
hız
pace

Tom needs a change of pace. - Tom'un hız değişikliğine ihtiyacı var.

I can describe China, especially in relation to big cities like Beijing, in one sentence - China is a country whose pace of life is both fast and leisurely. - Ben, özellikle Pekin gibi büyük şehirler ile ilgili olarak Çin'i tek bir cümleyle açıklayabilirim. - Çin, yaşam hızı hem hızlı hem de keyifli bir ülkedir.

hız
{i} rate

His synchronizing rate left nothing to be desired. - Onun senkronizasyon hızı arzulanan bir şey bırakmadı.

The growth rate of the Japanese economy will top 0.7% this year. - Japon ekonomisinin büyüme hızı bu yıl % 0.7'yi geçecek.

görünüp hızla kaybolmak
flash
son hızla
flat out
birden hızla çekmek
yank
hız
rush
hız
(Meteoroloji) sayisal
hız
(Biyokimya) velecity
hız
ratio

The application allows you to quickly calculate the ratio of body mass index - BMI. - Uygulama, vücut kütle indeks oranını hızlı bir şekilde hesaplamanı sağlıyor.

hız
momentum
hız
dispatch
hız
swiftness
hız
celerity
hız
impetus
hız
speeds

This ship can reach extremely high speeds. - Bu gemi, son derece yüksek hızlara ulaşabilir.

A category 5 hurricane can reach speeds of about 155 miles per hour. - Kategori 5 bir kasırga saatte yaklaşık 155 mil hıza ulaşabilir.

hız
speeded
alçak hızla tarama
low-velocity scanning
aynı hızla
pari passu
birden hızla yükselen
skyrocketed
birden hızla yükselme
skyrocketing
birden hızla çekme
yanking
birini hızla götürmek
whirl someone away
birini hızla götürmek
whirl someone off
bütün hızla
(Askeri) full steam
büyük bir hızla
at a great pace
büyük hızla
flat out
en son hızla
with all possible dispatch
hız
speed, rapidity, velocity
hız
career
hız
haste

Mary hastened back to her room. - Mary hızla odasına geri döndü.

The mistake hastened his retirement. - Hata onun emekliliğini hızlandırdı.

hız
force, strength, power, violence: Rüzgârın hızı kesildi. The wind's died down
hız
rapidness
hız
tilt
hız
enthusiasm, spiritedness, spirit, vigor, vitality, zest
hız
raciness
hız
bat

The battle quickly became fierce and bloody. - Savaş hızla şiddetli ve kanlı oldu.

hız
pelt
hız
rapidity
hız
quickness
hız
speed, velocity " sürat; impetus
hız
momentum, impetus
hız
lick
hız
speed , rate
hız
loudness
hız
range
meclisten hızla geçirmek
railroad
saatte yüz mil hızla giden motosikletliler
ton up boys
son hızla
at full tilt
son hızla
at full speed

On hearing the whistle, they started at full speed. - Onlar düdük sesini duyduklarında son hızla başladılar.

Away went the car at full speed. - Araba son hızla uzaklaştı.

son hızla
at full lick
taşrada hızla yükselen genç profesyonel
rumpie
Türkçe - Türkçe
Çabucak, çabuk, süratle
Çabucak, çabuk, sür'atle
hızla artan dizi
B=(b1, b2, b3, ...., bn) dizisinde, eğer her bi değeri kendinden önce gelen sayıların toplamından büyükse, bu diziye süper artan dizi denir
HIZ
(Osmanlı Dönemi) Fiz: Alınan yolun zamana oranı
HIZ
(Osmanlı Dönemi) Sür'at, çabukluk.* Gayret, şevk
Hız
şiddet
hız
Bir hareketten doğan güç, şiddet: "Yağmur şimdi hızını daha da arttırmıştı."- H. Taner. Çaba, güç, gayret, takat
hız
Çabukluk, sürat
hız
Çabukluk, sür'at
hız
Çaba, güç, gayret, takat
hız
Alınan yolun harcanan zamana oranı, sür'at
hız
Bir hareketten doğan güç, şiddet
hız
Alınan yolun harcanan zamana oranı, sürat: "Hikâyede baştan sona kadar hareket ve hız olmalıdır."- F. R. Atay
hız
(Osmanlı Dönemi) sürat
hızla