Suyla vaftiz etmem için beni gönderen kişinin bana söylediğinin haricinde...
- Except that the one who sent me to baptize with water told me...
Bir kedi haricinde ev boştu.
- The house was empty except for a cat.
Pazartesi hariç herhangi bir gün olur.
- Any day will do except Monday.
Pazar günleri hariç her gün çalışırım.
- I work every day except for Sundays.
İnsanların yiyecek için avlanmanın dışında yapacakları çok az şeyleri vardı.
- The men had little to do except hunt for food.
Ben onun bir piyanist olması dışında onun hakkında hiçbir şey bilmiyorum.
- I know nothing about her except that she is a pianist.
Geçen hafta ayrıldığından başka bir şey bilmiyorum.
- I know nothing except that she left last week.
Ona katlanmaktan başka seçimimiz yoktu.
- We had no choice except to put up with it.
Bu saati satın alırdım fakat çok pahalı.
- I would buy this watch, except it's too expensive.
Her kural için istisnalar vardır.
- Every rule has its exceptions.
Bu istisnai bir durumdur.
- This is an exceptional case.
Suyla vaftiz etmem için beni gönderen kişinin bana söylediğinin haricinde...
- Except that the one who sent me to baptize with water told me...
Evimiz otobüs durağına uzak olmasının haricinde oldukça tatminkardır.
- Our house is quite satisfactory except that it is rather a long way to the bus stop.
Fevkalade sabır gereklidir.
- Exceptional patience is required.
Her kural için istisnalar vardır.
- Every rule has its exceptions.
Bu kuralın istisnaları yoktur.
- This rule has no exceptions.
Bu istisnai bir durumdur.
- This is an exceptional case.
Çok yakışıklı bir prens istisnai güzel bir prensesle tanıştı.
- A very handsome prince met an exceptionally beautiful princess.
Biz hariç herkes gitti.
- Everyone left, except for us.
O hariç herkes buradadır.
- Everyone is here except for him.
Bazı değişiklikler hariç olmak üzere, proje onaylandı.
- Except for some modifications, the project was approved.
Fırtına olmasaydı daha erken varırdım.
- Except for the storm, I would have arrived earlier.
Baş ağrım olmasaydı giderdim.
- I would go except for my headache.
siber sözlük.
Ben onun bir piyanist olması dışında onun hakkında hiçbir şey bilmiyorum.
- I know nothing about her except that she is a pianist.
Geçen hafta gitmesinin dışında bir şey bilmiyorum.
- I know nothing except that she left last week.
Sherlock Holmes'ün olağanüstü problem çözme becerileri vardı.
- Sherlock Holmes had exceptional problem-solving skills.
Olağanüstü bir şey yapmadım.
- I've done nothing exceptional.
Bir kedi haricinde ev boştu.
- The house was empty except for a cat.
Mary'nin haricinde hepimiz Tom'un partisine gittik.
- All of us went to Tom's party except for Mary.
Bazı özel durumlarımız olacak.
- We'll have some exceptions.
Tom hiç kimse için ayrım yapmaz.
- Tom doesn't make exceptions for anyone.
Genç adam kuralları biliyor ama yaşlı adam kural dışı durumları biliyor.
- The young man knows the rules, but the old man knows the exceptions.
Kural yok, ama bazı istisnalar var.
- There is no rule, but there are some exceptions.
Bu kuralın istisnaları yoktur.
- There are no exceptions to this rule.
İstisnasız kural yoktur.
- There are no rules without exceptions.
İstisnasız hiçbir kural yoktur.
- There is no rule without exception.
Bu istisnai bir durumdur.
- This is an exceptional case.
Çok yakışıklı bir prens istisnai güzel bir prensesle tanıştı.
- A very handsome prince met an exceptionally beautiful princess.
O mağaza son derece pahalı.
- That store is exceptionally expensive.
Mary son derece güzel bir kız.
- Mary is an exceptionally beautiful girl.
Bazı özel durumlarımız olacak.
- We'll have some exceptions.
Offensive wars, except the cause be very just, I will not allow of.
I never made fun of her except teasingly.
he was a great lover of music, and perhaps, had he lived in town, might have passed for a connoisseur; for he always excepted against the finest compositions of Mr Handel.
There was nothing in the cupboard except a tin of beans.
But this must have been a provocation, as the emperor Antoninus Pius later acknowledged by excepting the Jews.
Nothing was to be sacrosanct or sacred, excepting reason itself.
The quality of the beer was exceptional.
... purpose computer that runs all the programs except for the one that pisses me off?" [laughter] ...
... except something that will honor whatever business rules came along with it. You have ...