ana

listen to the pronunciation of ana
Türkçe - İngilizce
essential
mother

I can speak Esperanto as if it's my mother tongue. - Esperanto'yu ana dilim gibi konuşabiliyorum.

French is their mother tongue. - Onların ana dili Fransızca.

{s} primary

The primary cause of his failure is laziness. - Onun başarısızlığının ana nedeni tembelliktir.

The three primary colors are the basis of all the other colors. - Üç ana renk, diğer bütün renklerin temelidir.

basic

Dan didn't even take basic anatomy classes. - Dan temel anatomi derslerine bile girmedi.

main

The main streets of many small towns have been all but abandoned thanks, in large part, to behemoths like Wal-Mart. - Birçok küçük kasabaların ana yolları büyük ölçüde Wal-Mart gibi büyük devlerin sayesinde neredeyse bırakılmaktadırlar.

In English there are eight main parts of speech: noun, verb, adjective, adverb, pronoun, preposition, conjunction and finally interjection. - İngilizcede dilin sekiz ana bölümü vardır:isim,fiil,sıfat,zarf,zamir,edat,bağlaç ve son olarak ünlem.

capital

Capital, land and labor are the three key factors of production. - Sermaye, toprak ve iş gücü üretiminin üç ana faktörüdür.

mom

My mom had to lend me her keys. - Annem bana anahtarlarını ödünç vermek zorunda kaldı.

He doesn't like to wait until the last moment to do something. - Bir şey yapmak için son ana kadar beklemeyi sevmez.

fundamental

The separation of church and state is one of the fundamental principles of the Constitution. - Kilise ve devletin ayrılması, anayasanın temel ilkelerinden biridir.

main part

The trunk is the main part of a tree. - Gövde bir ağacın ana parçasıdır.

In English there are eight main parts of speech: noun, verb, adjective, adverb, pronoun, preposition, conjunction and finally interjection. - İngilizcede dilin sekiz ana bölümü vardır:isim,fiil,sıfat,zarf,zamir,edat,bağlaç ve son olarak ünlem.

staple

Coffee is one of the staples of Brazil. - Kahve, Brezilya'nın ana ürünlerinden biridir.

mother, ma , mum , mama , mom , momma , mammy; maternal; main, principal, basic, fundamental, chief, primary, cardinal
principle, main, fundamental, basic
cardinal

The cardinal directions are: north, south, east, and west. - Ana yönler kuzey, güney, doğu ve batıdır.

matron
protector, patroness
principle; head
(Finans)capital, stock; principal. A
chief
key

I have left my car keys behind. - Araba anahtarlarımı unuttum.

It goes without saying that honesty is the key to success. - Başarının anahtarı olan dürüstlük söylenilmediği taktirde sürer

master

They say that that man has a master key which opens all the doors of the city. - Onlar bu adamın şehrin tüm kapılarını açan, usta bir anahtara sahip olduğunu söylüyor.

Tom has turned off the master switch. - Tom ana şalteri kapattı.

mother (The form anne is preferred in Istanbul)
mother animal, dam
appellation of respect for elderly women or female saints (used after a name)
principal

Self-confidence is the principal element of any great endeavor. - Bir büyük girişimin ana elemanı kendine güvendir.

main , master , major
core
{i} principle

The separation of church and state is one of the fundamental principles of the Constitution. - Kilise ve devletin ayrılması, anayasanın temel ilkelerinden biridir.

Water is the principle of all things; all comes from water, and to water all returns. - Su her şeyin anasıdır; her şey sudan gelir, ve suya döner.

{i} head

Our headquarters are in Boston. - Ana merkezlerimiz Boston'da.

base

We found it very hard going back to our base camp in the blizzard. - Kar fırtınasında ana kampımıza geri dönmeyi çok zor bulduk.

(Bilgisayar) home

The Second Solar System War devastated the home planet. - İkinci Güneş Sistemi Savaşı ana gezegeni harap etti.

His home country is Germany. - Onun anavatanı Almanya'dır.

nominal
(Bilgisayar) parent is
rudimentary
mama

The children called Tom a mama's boy. - Çocuklar Tom'a anasının kuzusu dediler.

Her son is a mama's boy. He has to be with her all the time. - Onun oğlu bir ana kuzusu. O her zaman onunla olmak zorunda.

arterial
momma
central

Envy is the central fact of American life. - Kıskançlık, Amerikan yaşamının ana gerçeğidir.

The American Civil War is the central theme of the book. - Amerikan İç Savaşı, kitabın ana temasıdır.

mammy
primal
parent

Tom respects his parents. - Tom, ana-babasına saygı duyar.

Tom and Mary adopted two children whose parents had been killed by a suicide bomber. - Tom ve Mary ana-babası bir intihar bombacısı tarafından öldürülmüş iki çocuğu evlat edindiler.

kavunun ana yurdu

sf.

{s} grand
mainline
{s} governing
{s} broad

The main street is very broad. - Ana cadde çok geniştir.

housemother
{s} guiding
{s} leading
elemental
ana okulu
kindergarten

Can you remember your kindergarten teacher's name? - Ana okulu öğretmeninin adını hatırlayabiliyor musun?

Tom and I have been friends since we were in kindergarten. - Tom ve ben ana okuludaykenden beri arkadaşız.

ana fikir
point

The answer misses the point. - Cevap ana fikirden uzaktır.

ana baba
parents

Some parents worry unnecessarily about their children. - Bazı ana babalar çocukları hakkında gereksiz yere endişelenirler.

He just moved into an apartment he inherited from his parents. - Ana babasından miras kalan bir apartmana henüz taşındı.

ana kapı
oak
ana başlıklar
headlines
ana fikir
heading
ana hat
outline

He sketches the outline of the machine. - O, makinenin ana hatlarını kısaca anlatır.

I need to trace the outline. - Ana hattı izlemeliyim.

ana hatlarıyla belirtmek
outline
ana çerçeve
mainframe
ana ülke
(Ticaret) home country
ana üretim
main production
ana ürün
main crop
ana ürün
(Ticaret) staple
ana nota
prime
ana bilim
master of science
ana bilim dalı
Major Field of Study
ana dal
majors
ana duygu
leitmotif, theme, plot
ana düşünce
Main idea
ana karnı
the main abdominal
ana kart
main board
ana kent
main cities
ana madde
main article
ana muhalefet
The main opposition
ana para korumalı fon
(Ekonomi) Capital protected fund
ana plan
Master plan
ana sayfa
(Bilgisayar) (Internet) main page
ana toptancı
main wholesaler
ana vatan
homeland
ana yemek
Main course, main dish, piece de resistance
ana yemek
main course

The small fork is for your salad, and the large one is for the main course. - Küçük çatal salata için ve büyük olan ana yemek içindir.

ana yemek
piece de resistance
ana çocuk sağlığı ve aile planlaması merkezi
mother and child care and family planning center
ana şebeke
home network
Ana Savunma Kuvvetleri (NATO); ana dağıtım terminali
(Askeri) Main Defense Forces (NATO); main distribution frame
ana karakter
(Tiyatro) protagonist
ana kuzusu
sucking
ana sayfa
(Bilgisayar) home page
ana fikir
{i} burden
ana bilim
(Eğitim) department
ana bilim dalı
(Edebiyat,Eğitim) department of
ana dil
native

My native language is Japanese. - Benim ana dilim Japonca'dır.

Italian is my native language. - İtalyanca benim ana dilimdir.

ana fikir
main idia
ana hat
(Kanun) guideline
ana hat
distribution line
ana kuzusu
spoilt child
ana sayfa
(Bilgisayar) master page
ana sayfa
(Bilgisayar) home
ana yemek
(Gıda) main dish

After the entrée comes the main dish. - Başlangıç yemeğinden sonra ana yemek gelir.

After the main dish comes the dessert. - Ana yemekten sonra tatlı gelir.

ana yemek
(Gıda) entrée

What do you want for an entrée? - Bir ana yemek olarak ne istersiniz?

In many restaurants in Turkey, kebab is the main entree. - Türkiye'deki çoğu restoranda kebap ana yemektir.

ana fikir
gist
ana fikir
burthen
ana hat
base line
ana hat
trunk line
ana hat
trunk route
ana okulu
infant school
Ana dil
mother tongue

Italian is my mother tongue. - İtalyanca benim ana dilimdir.

French is her mother tongue. - Fransızca, onun ana dilidir.

Ana dil
mother language
Ana karakter
title character
ana fikir
{i} substance
ana hat
baseline
ana kuzusu
Mother's boy, mother's pet
analar
Mothers
ana fikir
root idea
ana fikir
main theme
ana fikir
central topic
ana fikir
central theme
ana fikir
main idia, central theme
ana fikir
subject matter
ana fikir
distillation
ana fikir
governing idea
ana hat
trunk
ana hat
main line, outline, trunk line
ana hat
main line, trunk line
ana hat
main line

The main line runs through Boston. - Ana hat Boston'dan geçiyor.

ana kuzusu
mother's darling
ana kuzusu
tied to one's mother's apron strings
ana kuzusu
1. very small baby. 2. mother's pet, sissy
ana kuzusu
a) baby-in-arms b) spoilt child
ana sayfa
homepage
analar
motherhood
İngilizce - İngilizce
American Nurses Association
All Nippon Airways
Afghan National Army
anti-nuclear antibody
Anorexia
Of each; an equal quantity; as, wine and honey, ana (or contracted to aa), / ij. (that is, of wine and honey, each, two ounces)
A collection of things associated with a person or place, especially a personal collection of anecdotes or conversations at table

Jefferson was aware of the literary tradition of anas, which extended back at least as far as Athenaeus's Dipnosophistarum, a delightful collection of table talk from ancient times covering a variety of subjects including law, literature, medicine, and philosophy.

American Numismatic Association, the national organization for coin collectors
Hole
(NPC) Sudibin Had message for the "man of the turtles" With the "El Ouhdians"
Short for "American Numismatic Association "
Assign network address
automated network analyzer Used to measure S-parameters of a network
Association of National Advertisers
Association of National Advertisers An association whose members are advertisers, i e , companies that advertise their products or services
– Established in 1910 to represent the interests of advertisers
cave
mother of the ancient Irish gods; sometimes identified with Danu
lab test for presence of antibodies against one's own cells
season
Article Numbering Association
adv?: only, alone 22, 35
non
(SeeAssociation of National Advertisers)
a collection of anecdotes about a person or place
Automatic Network Analyzer - A computer-controlled test system that measures microwave devices in terms of their small signal S-parameters The use of this instrument by both engineering and production permits quick and accurate characterization of the input and output impedance, gain, reverse isolation of individual units and the degree of match between units
a collection of anecdotes about a person or place mother of the ancient Irish gods; sometimes identified with Danu
A prefix in words from the Greek, denoting up, upward, throughout, backward, back, again, anew
Of each; an equal quantity; as, wine and honey, ana (or, contracted, aa), &?; ij
that is, of wine and honey, each, two ounces
American union of medical nurses
A suffix to names of persons or places, used to denote a collection of notable sayings, literary gossip, anecdotes, etc
{i} collection of items (especially that typifies a certain area or person, etc.); anthology, analects; one part of a collection, one item out of an anthology
Thus, Scaligerana is a book containing the sayings of Scaliger, Johnsoniana of Johnson, etc
ana-
again
ana-
up
ana-
on
ana-
apiece
Anas
type genus of the Anatidae: freshwater ducks
anas
A genus of water fowls, of the order Anseres, including certain species of fresh-water ducks
Türkçe - Türkçe
Alacağın veya borcun, faizin dışında olan bölümü
Temel, esas
Valide
Çocuğu olan kadın, anne
Temel, asıl, esas: "Geçen yıl ana işlerden hiçbiri bitirilip bir sonuca varılamamıştır."- M. Ş. Esendal. Çizgilerden herhangi birini anlatan kelimeye sıfat olarak geldiğinde o çizginin, belirli bir kural altında hareket ederek bir yüzey oluşturmaya yaradığını anlatır
Çizgilerden herhangi birini anlatan kelimeye sıfat olarak geldiğinde, o çizginin, belirli bir kural altında hareket ederek bir yüzey oluşturmaya yaradığını anlatır
Temel, asıl, esas
Dince aziz sayılan bazı kadınlara verilen sayg ünvanı
Dince aziz tanınan bazı kadınlara verilen saygı unvanı
Velinimet
Yavrusu olan dişi hayvan
Çocuğu olan kadın, anne: "Gözyaşları döken hanım herhâlde gelinin anası olacaktı."- H. Taner
Yaşlı kadınlara saygılı bir seslenme sözü
Lütfi Akad'ın bir filmi
Gece yarısı vakitleri
(Osmanlı Dönemi) (Ani. C.) Gece yarısı vakitleri
(Hukuk) VALİDE
Ana bilim dalı
kürsü
Ana fikir
asli düşünce
ana bilim dalı
Üniversitelerde bölümlerin alt bilim veya uzmanlık dalları
ana dil
Başka diller veya lehçeler türetmiş olan dil
ana fikir
Belirli bir konuda bir yazının temeli olan düşünce
ana kuzusu
Sıkıntıya, güç işlere alışmamış, nazlı büyütülmüş çocuk veya genç
ana kuzusu
Pek küçük kucak çocuğu
İngilizce - Türkçe
ana