çeşitlilik

listen to the pronunciation of çeşitlilik
Türkçe - İngilizce
variety

Variety is the spice of life. - Çeşitlilik hayatın lezzetidir.

The mountains in this part of the country are full of variety. - Ülkenin bu bölümündeki dağlar çeşitlilikle doludur.

range
diversity

This forest is full of diversity. - Bu orman çeşitlilik açısından zengindir.

Knowledge of other cultures fosters a respect and tolerance for diversity. - Diğer kültürlerin bilgisi çeşitlilik için saygı ve hoşgörüyü besler.

assortment
variation
multiplicity
variety, diversity
diversification
variety, diversity, variation
distinctness
(Hukuk) diversification, diversity
variegation
nonuniformity
variedness
multifariousness
diversify
various
çeşit
kind

I read three kind of newspapers in order to keep abreast with the times. - Gelişmeleri takip etmek için üç çeşit gazete okurum.

What kinds of meat dishes do you serve? - Ne çeşit et yemeklerini servis yapıyorsunuz?

çeşit
{i} variety

There was a great variety of dishes on the menu. - Menünün içinde büyük bir çeşit yemek vardı.

You can get to her house in a variety of different ways. - Çeşitli farklı yollardan onun evine gidebilirsin.

çeşit
sort

How do you take off the shell of a boiled egg cleanly? Is there some sort of trick? - Kaynamış bir yumurtanın kabuğunu temiz bir şekilde nasıl çıkarırsın? Bir çeşit hile var mı?

What sort of house do you have? - Ne çeşit bir evin var?

çeşit
{i} cast
çeşit
type

Every type of socialization requires a lie. - Her çeşit sosyalleşme bir yalana gereksinim duyar.

There are 10 types of people in the world: those who understand binary, and those who don't. - Dünya üzerinde 10 çeşit insan vardır: ikilik sistemi anlayanlar ve anlamayanlar.

çeşit
sort of

What sort of television programs are on today? - Bugün ne çeşit televizyon programları var?

How do you take off the shell of a boiled egg cleanly? Is there some sort of trick? - Kaynamış bir yumurtanın kabuğunu temiz bir şekilde nasıl çıkarırsın? Bir çeşit hile var mı?

çeşit
denomination
çeşit
style

Part of the charm of a big city lies in the variety of styles that can be seen in the architecture of its buildings. - Büyük bir şehrin cazibesinin bir kısmı onun binalarının mimarisinde görülebilen stillerin çeşitliliğine bağlıdır.

çeşit
{i} item
çeşit
{i} genre
çeşit
{i} species

Cabbage, cauliflower, broccoli, and Brussels sprouts are all cultivars of the same species. - Lahana, karnabahar, brokoli ve brüksellahanası aynı türün çeşitleridir.

çeşit
variation
çeşit
(Spor) make

She knows how to make more than a hundred types of bread. - O, yüz çeşitten fazla ekmek yapmasını bilir.

What make of computer do you use? - Hangi çeşit bilgisayar kullanıyorsun?

çeşit
(Ticaret) line
çeşit
version
çeşit
flavor
çeşit
hue
çeşit
breed
çeşit
rate
çeşit
run

Oil is necessary to run various machines. - Yağ çeşitli makinelerin çalıştırılabilmesi için gereklidir.

çeşit
class
çeşit
nature
çeşit
order

In order to study computational linguistics it's necessary to know various languages, however, one also has to be familiar with the use of computers. - Bilişimsel dil bilimi eğitimi yapmak için çeşitli dilleri bilmek gerekli, ancak, insan bilgisayarların kullanımı da bilmelidir.

I read three kind of newspapers in order to keep abreast with the times. - Gelişmeleri takip etmek için üç çeşit gazete okurum.

çeşit
description
çeşit
assortment

A clocktower is full of an assortment of doodads and doohickies. - Saat kulelerinin içi çeşit çeşit zamazingoyla doludur.

We also have lentils in our assortment. - Ayrıca çeşitlerimizde mercimeğimiz var.

çeşit
form

There are several kinds of cloud formations. - Çeşitli bulut oluşum türleri vardır.

Even after I get a job, I think I'll still want to continue some form of music. - Ben bir iş bulduktan sonra bile hala bir çeşit müziğe devam etmek isteyeceğimi düşünüyorum.

çeşit
sample
biyolojik çeşitlilik
Biological diversity
çeşit
range

A buyers' market is a market in which goods are plentiful, buyers have a wide range of choices, and prices are low. - Bir alıcı piyasası malların bol olduğu, alıcıların çok çeşitli seçimlere sahip olduğu, ve fiyatların düşük olduğu bir piyasadır.

We discussed a wide range of topics. - Çok çeşitli konular tartıştık.

çeşit
kind, sort, variety
çeşit
biol. variety
çeşit
{i} ilk
çeşit
{i} stripe
çeşit
kind, sort, description, cast, breed; variety; assortment; sample
çeşit
{i} manner
çeşit
(Hukuk) brand
Türkçe - Türkçe
Çeşidi çok olma durumu, tenevvü
Çeşidi çok olma durumu, tenevvü: "Onun gülüşünü ve gülüşlerindeki mana çeşitliliğini bilmesi gereken ve bildiğini sandığı üç beş kişiden biri."- T. Buğra
yelpaze
Çeşit
tür
çeşit
Türlü
Çeşit
(Osmanlı Dönemi) BÂC
Çeşit
kalem
çeşit
Aynı türden olan şeylerin bazı özelliklerle ayrılan öbeklerinden her biri, tür, nevi
çeşit
Aynı türden olan şeylerin bazı özelliklerle ayrılan öbeklerinden her biri, tür, nevi: "Her çeşit insanı kavrayacak bir sunuş tarzı vardı."- H. Taner
çeşit
Canlıların bölümlenmesinde, bireylerden oluşan, türden daha küçük birlik
çeşit
Türlü: "Bu camilerin her biri başka planda başka çeşittir."- Y. K. Beyatlı
çeşit
tevür
çeşitlilik