katma

listen to the pronunciation of katma
Türkisch - Englisch
additional
infusion
adding
added
addition, adding
incorporation
admixture
annexed
(Hukuk) add
addition
supplementary
affiliation
annextion
annexation
supplemental
adding, addition; added, additional
ling. adjunction
(Biyokimya) insertion
(Kanun) acquisition
input
(Denizbilim) addiction
annex
(Bilgisayar) embed
inclusion
excess
(İnşaat) additive
adscititious
attachment
added in
{i} mixture
katmak
include
kat
{i} storey

All storeys of the house are made of wood. - Evin tüm katları ahşaptan yapılmıştır.

I live on the top floor of a six storey apartment block. - Altı katlı bir apartmanın en üst katında yaşıyorum.

katmak
add
kat
{i} fold

Tom folded his clothes and put them in his suitcase. - Tom giysilerini katladı ve onları valizine koydu.

He was sitting with his arms folded. - Kolunu katlamış oturuyordu.

katma değerli hizmetler
(Ticaret) Value-added services
katma suyu
(Mühendislik) make up water
katma bütçe
supplementary budget
katma değer
added value
katma değer
(Hukuk) added value, value-added
katma değer
vergisi value-added tax
katma değer vergisi
value added tax, VAT
katma gelirler
(Hukuk) additional revenues
katma vergi
supertax
katma vergi
supertax, surtax
katma vergi
surtax
katma yolu
(Hukuk) incorporation
kat
{i} floor

A fire broke out on the fifth floor. - Beşinci katta bir yangın patlak verdi.

The library is on the 4th floor. - Kütüphane 4. kattadır.

kat
story

I live in a two story house. - Ben iki katlı bir evde yaşarım.

The photo he showed added color to his story. - Onun gösterdiği fotoğraf onun hikayesine renk kattı.

katmak
{f} join
kat
ply
katmak
affiliate
kat
stair

The young woman, after running up the stairs, opened the door of the house. - Genç kız, üst kata çıktıktan sonra, evin kapısını açtı.

Tom's knee hurts when he walks up or down stairs. - Yukarı veya alt kata yürürken Tom'un dizi acıyor.

hesaba katma
allowance

You must make allowance for his lack of experience. - Onun tecrübe eksikliğini hesaba katmalısın.

You must make allowance for his inexperience. - Onun deneyimsizliğini hesaba katmalısın.

hesaba katma
taking into account
hesaba katma
account

You must take his state of health into account. - Sen sağlık durumunu hesaba katmalısın.

We must take his youth into account. - Biz onun gençliğini hesaba katmalıyız.

kat
{i} fall

Sami falls into that category of people. - Sami o kategorideki insanlar arasında yer alır.

Church participation has fallen. - Kilise katılımı düştü.

katmak
incorparate
katmak
{f} incorporate
katmak
to add; to mix in, to mingle; to incorparate, to include; to count sb/sth in; to send with; to annex
katmak
annex
kat
(Tekstil) layer (fabric)
kat
(Bilgisayar) cube
kat
film

I watched the film named Texas Chainsaw Massacre with my girlfriend yesterday. She was very afraid. - Dün kız arkadaşımla birlikte Teksas Motorlu testere Katliamı adında bir film izledim. O çok korktu.

kat
(Jeoloji) horizon
kat
times

A is 5 times as long as B. - A, B'nin 5 katı kadar uzundur.

She knows ten times as many English words as I do. - O benimkinin on katı fazla ingilizce kelime biliyor.

kat
slab
kat
flight

Tom walked down a flight of stairs. - Tom bir kat aşağıya yürüdü.

I carried Tom down two flights of stairs. - Tom'u iki kat aşağıya taşıdım.

kat
(Bilgisayar) embed
kat
(Tekstil) fabric
katmak
(İnşaat,Teknik) admix
katmak
count in
katmak
integrate into
katmak
put on
katmak
incorporate in
katmak
impart
katmak
entrain
katmak
(deyim) put to
katmak
interfuse
katmak
put in
katmak
inject
katmak
work into
katmak
send with
katmak
embody
katmak
incorporate into
katmak
(İnşaat) dope
katmak
mix in
katmak
eke out
katmak
work in
katmak
attach to
katmak
mix into
katmak
(Bilgisayar) embed
katmak
commingle
kendine katma
absorption
kat
admix
kat
layer

Baklava are sweet pastries made from layers of filo dough filled with chopped nuts. - Baklava kıyılmış fındık ile dolu filo hamur katmanları yapılan tatlı hamurdur.

Since it was getting even hotter, Tom peeled off another layer of clothing. - Hava dahada ısındığı için, Tom bir kat elbise daha çıkardı.

kat
stratum
kat
flat

Do you have a flat or a house? - Bir katınız mı yoksa bir eviniz mi var?

My flat is on the third floor. - Benim dairem üçüncü katta.

kat
covering
kat
convolution
kat
pucker
kat
multiple
kat
coating
kat
crease
kat
tier
kat
coat

The house needs a new coat of paint. - Evin yeni bir kat boyaya ihtiyacı var.

The house looked wonderful with its fresh coat of paint. - Ev taze boya katıyla harika görünüyordu.

kat
multitude
katmak
mingle
katmak
lend
katmak
compound
katmak
amalgamate
katmak
{f} ally
kat
by the times
deneyimli işçilerin arasına niteliksizleri katma
dilution of labor
etil katma
ethylate
hesaba katma
count

We had to count on our strength only. - Sadece gücümüzü hesaba katmalıydık.

Tom hadn't counted on this. - Tom bunu hesaba katmamıştı.

hesaba katma
considering
kat
double

Your book is double the size of mine. - Senin kitabın benimkinin boyutunun iki katı kadar.

His revenue doubled after retirement. - Onun geliri, emekli olduktan sonra iki katına çıktı.

kat
layer, stratum; fold
kat
deck

The gift shop is on the second deck. - Hediyelik eşya mağazası ikinci katta.

kat
lap
kat
story, floor, Brit. storey
kat
floor; storey, story; layer, stratum; covering; fold; coat, coating; multiple; time(s)
kat
(Matematik) multiple
kat
time(s)
kat
(dokuma) pile
kat
set (of clothes)
kat
superinduce
kat
presence, the presence of a distinguished personage
kat
thicknesses
katmak
weight
katmak
{f} superadd
katmak
run in
katmak
mix
katmak
inosculate
katmak
{f} append
katmak
merge
katmak
(Hukuk) annexe
katmak
weave
katmak
{f} tack
katmak
{f} tinge
katmak
adjoin
katmak
to annex (something) (to)
katmak
to add, mix in
katmak
to mate (a male animal) to (a female); to turn (a male animal) into (a flock)
katmak
{f} load
katmak
integrate
katmak
{f} interpolate
katmak
{f} number
sermayeye katma
capitalization
topraklarına katma
annexation
zehir katma
envenoming
zehir katma
envenomisation
önüne katma
drive
Englisch - Englisch

Definition von katma im Englisch Englisch wörterbuch

Kat
A short form of the female given names Katharine and Katherine

During her childhood she was a romanticized Katherine, dressed by her misty-eyed, fussy mother in dresses that looked like ruffled pillowcases. By high school she'd shed the frills and emerged as a bouncy, round-faced Kathy - - - At university she was Kath, blunt and no-bullshit in her Take-Back-the-Night jeans and checked shirt - - - When she ran away to England, she sliced herself down to Kat. It was economical, street-feline, and pointed as a nail.

kat
alternative spelling of khat
kat
An Arabian shrub (Catha edulis) the leaves of which are used as tea by the Arabs
kat
the leaves of the shrub Catha edulis which are chewed like tobacco or used to make tea; has the effect of a euphoric stimulant; "in Yemen kat is used daily by 85% of adults"
Türkisch - Türkisch
ip, bağ
Katılmış, eklenmiş, ulanmış, munzam
Kıldan veya yünden yapılmış ip, sicim
Katmak işi, ilhak
Sicim
katma bütçe
Özel gelirleri olan ve genel bütçe dışında kalan bütçe, mülhak bütçe
katma değer vergisi
Satın alınan mal ve yiyecekten alınan peşin vergi
Kat
misil
Kat
nezt
Kat
(Osmanlı Dönemi) MİRRE
Katmak
zammetmek
kat
(Osmanlı Dönemi) tabaka
kat
Bükülen ya da kıvrılan bir şeyin her kıvrımı
kat
Giyeceklerde takım: "Birer kat elbise ile kalacağız."- A.Gündüz
kat
Tekrarlanan bir sayının toplamı
kat
Ressam tarafından kullanılan boya hacmi
kat
Takım
kat
Sonuca bağlama, bitirme
kat
Makam, mevki
kat
Daire. Ön, yan: "Salim, Sait Faik'in Yaşar Nabi katındaki telif ücretini artırmakta büyük rol oynamıştır."- S. Birsel
kat
Bir yüzey üzerine az veya çok kalın bir biçimde, düzgün olarak yayılmış bulunan şey; üst üste konulmuş şeylerden her biri, tabaka
kat
Bir yapıda iki döşeme arasında yer alan daire veya odaların bütünü: "Yemekten sonra evin üst katında, ocaklı bir odaya çıktık."- S. F. Abasıyanık
kat
Kesme, kesilme
kat
Yemen ve Etyopya'da yetişen, yaprakları uzun süre çiğnenince sarhoşluk veren bir ağaççık
kat
Daire
kat
Bir yüzey üzerine az veya çok kalın bir biçimde, düzgün olarak yayılmış bulunan şey. Üst üste konulmuş şeylerden her biri, tabaka
kat
Huzur
kat
Etyopya ve Yemen'de yetişen, yaprakları uzun süre çiğnenince sarhoşluk veren ağaççık
kat
Kesme
kat
İlgiyi kesme
kat
Jeoloji zamanlarından bir dönem içinde oluşmuş katmanlı kayaçlar
kat
Bir yapıda iki döşeme arasında yer alan daire veya odaların bütünü
kat
Kesme, kesilme. İlgiyi kesme
kat
Nicelikçe kez, defa, misil
kat
(Osmanlı Dönemi) kesme; yol alma
kat
Kez, defa, misil
kat
Ön, yan
kat
Bükülen veya kıvrılan bir şeyin her kıvrımı
katmak
Birlikte göndermek
katmak
Birbirine düşürmek, aralarını bozmak
katmak
Bir şeyin içine, üstüne veya yanına, niteliğini değiştirmek veya niceliğini artırmak için başka bir şey eklemek, karıştırmak, ilave etmek
katmak
Bir araya getirmek: "Fadime, bu yavru bolluğu arasında kuzuları çocuklara ve çocukları kuzulara katarak en olgun bir saadet içinde yaşamış."- H. E. Adıvar
katmak
Düzenini bozmak
katmak
Döllenmeyi sağlamak için erkek hayvanı dişinin yanına salmak
katma
Favoriten