davranmak

listen to the pronunciation of davranmak
Türkisch - Englisch
act

Quit acting like a child. - Çocuk gibi davranmaktan vazgeç.

The strong yen is acting against Japan's export industry. - Güçlü yen Japonya'nın ihracat endüstrisinin aleyhine davranmaktadır.

treat

It doesn't seem very fair to treat him like this. - Ona böyle davranmak adil değil.

It's shameful to treat a child so cruelly. - Bir çocuğa çok zalimce davranmak utanç verici.

behave

He must be crazy to behave like that. - O öyle davranmak için çıldırmış olmalı.

My mother told me I have to behave myself. - Annem bana terbiyeli davranmak zorunda olduğumu söyledi.

bestir oneself
lunge
cut up
do to
comport oneself
do
reach for
do by
do to; use
demean oneself
proceed
bear oneself
comport oneself; cut up
deport oneself
conduct oneself
to act, behave; to treat, behave towards
to make a move, move. Davranma! Don't stir!/ Don't move!
to reach for (something): Silaha davrandı. He reached for the gun
to act, to behave, to conduct, to treat; to bestir oneself; to reach for
to get ready to, prepare to (do something)
conduct
{f} use
daha akıllıca davranmak
outsmart
daha duyarlı davranmak
clamp down
kötü davranmak
abuse
aptalca davranmak
caper
davranma
conduct
görgülü davranmak
behave
küçümseme ile davranmak
condescend
anne gibi davranmak
mother
kötü davranmak
serve
aceleci davranmak
hasten
aceleci davranmak
speed up
aceleci davranmak
be quick
adil bir şekilde davranmak
do justice
adil davranmak
treat fairly
kendisi gibi davranmak
be oneself
önce davranmak
anticipate
davran
behave

He behaves well in school but at home he causes problems. - O okulda iyi davranıyor ama evde sorunlara neden oluyor.

If you are a student, behave as such. - Eğer bir öğrenci isen, öyle davran.

dikkatsiz davranmak
nod
davranma
to behave
esnek davranmak
be flexible
hassas davranmak
to be meticulous
hassas davranmak
to be careful
hassas davranmak
to be exact

bu konuda hassas davranmalısın.

istediği gibi davranmak
wants to act like
kibarca davranmak
to behave politely
saygısızca davranmak
behave unrespectfully
tedbirli davranmak
Do something with caution, do something with care
tedbirli davranmak
Do something gingerly
tedbirli davranmak
to cautious
yanlı davranmak
Take sides, take a stand, side with
yanlı davranmak
Take sides with ...; support one person or cause against another or others
abartılı davranmak
dramatize
aceleci davranmak
high tail
adil davranmak
be just to smb
ahmakça davranmak
to play the fool
akıllı davranmak
to act wisely
amirane davranmak
lord it over
aptalca davranmak
goof
aptalca davranmak
tomfool
aptalca davranmak
act the fool
aptalca davranmak
to fool (around/about), to play the fool
aptalca davranmak
goof around
aptalca davranmak
fart around
aziz gibi davranmak
saint it
açgözlü davranmak
hog
ağır davranmak
to move slowly
ağır davranmak
dawdle
ağır davranmak
to act slowly, move slowly
aşırı hassas davranmak
sentimentalize
bayağı davranmak
camp it up
bildiği gibi davranmak
keep to one's course
birinden önce davranmak
(deyim) get the jump on one
cömert davranmak
to treat sb generously
davran
snap it up
davran
comport
davranma
manner of acting
davranma
behavior
davranma
elan
dostça davranmak
befriend
dostça davranmak
to be friendly
duruma göre davranmak
trim one's sails to every wind
duygularıyla davranmak
to act on one's feelings, behave according to one's feelings
dürüst davranmak
(Konuşma Dili) fly right
dürüst davranmak
level with smb
dürüst davranmak
treat honestly
dürüst davranmak
behave honestly
dürüst davranmak
act honestly
ekonomik davranmak
to economize, practice thrift
erkek gibi davranmak
play the man
erken davranmak
(deyim) beat to the punch
erken davranmak
(deyim) beat to the draw
erken davranmak
react early
erken davranmak
act early
erken davranmak
be quick on the draw
etik davranmak
behave ethically
farklı davranmak
(Konuşma Dili) be out of step
gaddarca davranmak
brutalize
gafil davranmak
1. to be unwary, be off one's guard. 2. to be careless; to be negligent. 3. to act absentmindedly
garip davranmak
behave oddly
gevşek davranmak
to be lax
geç davranmak
be slow to
gibi davranmak
to affect, to pretend
gizemli davranmak
enigmatize
göre davranmak
act on
göre davranmak
act upon
göre davranmak
go by
herzamankinden farklı davranmak
be off one's beat
hor davranmak
to snub
hoyrat davranmak
rough handle
hoşgörülü davranmak
give fair quarter
ihtiyatlı davranmak
to act prudently
ihtiyatlı davranmak
keep oneself close
ihtiyatlı davranmak
to be on the safe side
iki yüzlü davranmak
play fast and loose
insaflı davranmak
to have a heart
insaflı davranmak
pull one's punches
iyi davranmak
treat fairly
iyi davranmak
bear oneself well
iyi davranmak
treat well
kaba davranmak
to be rude (to sb)
kaba davranmak
snap at smb
kaba davranmak
knock around
kaba davranmak
knock about
kaba davranmak
rough handle
kadınsı ve yapmacıklı davranmak
(erkek) camp it up
kahramanca davranmak
heroize
kararsız davranmak
dicker
kardeşçe davranmak
fraternize
keyfi davranmak
act arbitrarily
keyfi davranmak
behave arbitrarily
kibirli davranmak
upstage
korkak davranmak
chicken
kral gibi davranmak
play rex
kraliçe gibi davranmak
queen it
kötü davranmak
maltreat
kötü davranmak
use smb. ill
kötü davranmak
mishandle
kötü davranmak
mistreat
kötü davranmak
ill-treat
kötü davranmak
outrage
kötü davranmak
rough
kötü davranmak
ride rough over
kötü davranmak
shit on [sl.]
kötü davranmak
misdemean
kötü davranmak
snub
kötü davranmak
tramp down
kötü davranmak
to maltreat, to walk over sb
kötü davranmak
discriminate against smb
mantıklı davranmak
reason
merhametsizce davranmak
brutalize
modern davranmak
(deyim) go with the tide
modern davranmak
(deyim) go with the times
olaylara göre davranmak
play it by ear
ortağı gibi davranmak
partner
resmi davranmak
stand on ceremony
resmi davranmak
prim
sabırsızca davranmak
flounce
samimi davranmak
let down one's hair
samimi davranmak
to let down one's hair
saygısızca davranmak
fly in the face of
sert davranmak
whale
sert davranmak
knock around
sert davranmak
knock about
sert davranmak
treat harsly
silaha davranmak
to go for a weapon, move to pull out or draw a weapon
silaha davranmak
to go for a weapon
silahına davranmak
to reach for one's gun
soğuk davranmak
frost
soğuk davranmak
to behave coldly (towards)
soğuk davranmak
keep smb. at a distance
soğuk davranmak
keep one's distance
soğuk davranmak
discountenance
soğuk davranmak
to give sb the cold shoulder
soğukkanlılıkla davranmak
play it cool
temkinli davranmak
reef
temkinli davranmak
walk on eggshells
terbiyesizce davranmak
cheek up
titiz davranmak
make tiny distinctions
titiz davranmak
stickle
tuhaf davranmak
(Konuşma Dili) cut a caper
tuhaf davranmak
act weird
tuhaf davranmak
behave oddly
uyumlu davranmak
play along
yapmacık davranmak
attitudinize
yavaş davranmak
be slow to
yumuşak davranmak
handle with kid gloves
çekimser davranmak
to refuse or to be reluctant to commit oneself
çekingen davranmak
to be shy; to act reluctantly, show reluctance
çok ciddi davranmak
prim
çok hassas davranmak
handle smb. with velvet gloves
ölçülü davranmak
to behave prudently
ölçülü davranmak
tread lightly
önce davranmak
take precedence of
Türkisch - Türkisch
Bir kimseye veya bir şeye karşı belli tavır takınmak
Bir şeye el atmak, girişmek
Bir işi yapmaya hazır olmak, hazırlanmak: "Kalbine bu üzüntü düşünce duramadı, ayağa kalkıp gitmeye davrandı."- R. H. Karay
Bir şeye el atmak, girişmek: "Polisi görünce kaçmaya davrandılar."- H. Taner
Bir işi yapmaya hazır olmak, hazırlanmak
Bir kimseye veya bir şeye karşı belli tavır takınmak: "Hiç gerekmezken dönüyor ve onu yeni görmüş gibi davranıyor."- T. Buğra
muamele etmek
etmek
hareket etmek
davranma
Davranmak işi
davranmak
Favoriten