benzerlik

listen to the pronunciation of benzerlik
Türkçe - İngilizce
resemblance

Do you see a resemblance? - Bir benzerlik görüyor musun?

She bears a striking resemblance to Ingrid Bergman, one of the great cinema beauties. - O, büyük sinema güzelliklerinden biri olan Ingrid Bergman'a şaşırtıcı bir benzerlik taşımaktadır,

similarity

This video is a harmless joke and is in no way meant to insult anyone. Any similarity with real characters or events is coincidental. - Bu video zararsız bir şakadır ve hiçbir şekilde kimseye hakaret etmek anlamına gelmez. Gerçek karakter veya olaylarla olan herhangi bir benzerlik tesadüftür.

The similarity is pretty vague. - Benzerlik oldukça belirsiz.

parallel
identity
affinity
uniformity
alikeness
similarities

I see the similarities. - Benzerlikler görüyorum.

Do you see any similarities? - Sen herhangi bir benzerlik görüyor musun?

same
correspondence
(İstatistik) likelihood
conformability
analogousness
approximation
semblance
selfsameness
congeniality
approach
analogy

I see no analogy between your problem and mine. - Problemlerimiz arasında benzerlik görmüyorum.

propinquity
similar

Do you see any similarities? - Sen herhangi bir benzerlik görüyor musun?

What are some similarities among ethnic groups? - Etnik guruplar arasındaki bazı benzerlikler nedir?

conformity
community
comparison
similarity, resemblance, likeness, similitude, sameness, comparison, affinity, correspondence, analogy, identity
parity
kinship
likeness
mimicry
sameness
parallelism
similitude
similarity, resemblance
congruence
benzer
similar

Modern bridges are similar in shape. - Modern köprüler şekil olarak benzer.

In his essay Esperanto: European or Asiatic language Claude Piron has shown the similarities between Esperanto and Chinese, thereby putting to rest the notion that Esperanto is purely eurocentric. - Esperanto: Avrupa veya Asya dili denemesinde Claude Piron, Esperanto ve Çince arasındaki benzerliği gösterdi ve Esperanto'nun yalnızca Avrupa merkezli olduğunu ortaya koydu.

benzerlik dönüşümü
(Kimya) similarity transformation
benzerlik göstermek
resemble
benzerlik araştırması
availability search
benzerlik bulmak
liken
benzerlik ilişkileri
similarity relations
benzerlik ilkesi
(Pisikoloji, Ruhbilim) similarity principle
benzerlik kanunu
(Askeri) similarity law
benzerlik kurmak
make an analogy
benzerlik merkezi
(Matematik) center of similitude
benzerlik merkezi
centre of similarity
benzerlik yasaları
similarity laws
benzerlik yasası
(Pisikoloji, Ruhbilim) law of similarity
benzerlik önyargısı
(Pisikoloji, Ruhbilim) similarity bias
benzerlik özeği
(Matematik) centre of similarity
ben-benzerlik
(Pisikoloji, Ruhbilim) egomorphism
benzer
{i} like

The twin brothers are as like as two peas. - İkiz erkek kardeşler iki bezelye kadar benzer.

Incidentally, this room doesn't have anything like an air conditioner. All it has is a hand-held paper fan. - Sırası gelmişken, bu odada klimaya benzer bir şey yok. Onun sahip olduğu tek şey elle tutulan kağıt yelpaze.

benzer
{s} same

I don't want you to make the same mistake I made. - Yaptığıma benzer bir yanlışı yapmanı istemiyorum.

If you feel there are several possible translations, note that for the same sentence, you can add several translations in the same language. - Birkaç olası çeviri olduğunu anlarsanız benzer cümleleri not edin, çünkü aynı dilde birkaç çeviri ekleyebilirsiniz.

benzer
analogous
benzer
mock
benzer
similar, like, resembling, alike, akin (to), analogous (to/with)
benzer
closely
benzer
{s} allied
benzer
{i} match

We shall never see her match. - Biz onun benzerini asla görmeyeceğiz.

Tom and Mary bought matching shirts. - Tom ve Mary benzer gömlekler satın aldılar.

benzer
counterpart
benzerlikler
similarities

I see the similarities. - Benzerlikler görüyorum.

There are similarities between the Indonesian and Polish flags. - Endonezya ve Polonya bayrakları arasında benzerlikler vardır.

benzer
{s} indistinguishable
benzer
look-alike
benzer
stand-in
benzer
uniform
benzer
homo-
benzer
(Kanun) quasi
benzer
much of a muchness
benzer
para-
benzer
congener
benzer
fetch
benzer
as such
benzer
(Havacılık) araloque
benzer
(Bilgisayar) similar to

I think it's unlikely that aliens similar to what we see in the movies have ever visited our planet. - Filmlerde gördüklerimize benzer uzaylıların şu ana kadar gezegenimizi ziyaret etmiş olmalarının olası olmadığını düşünüyorum.

My opinion is similar to yours. - Benim görüşüm seninkine benzer.

benzer
in common with
benzer
corresponding
benzer
duplicate
benzer
comparable
benzer
homeo-
benzer
analogous with
benzer
spurious
benzer
(Biyokimya) analog

I see no analogy between your problem and mine. - Problemlerimiz arasında benzerlik görmüyorum.

benzer
alike

Great minds think alike. - Büyük akıllar benzer düşünürler.

Ken and his brother are very much alike. - Ken ve erkek kardeşi birbirine çok benzer.

benzer
of a piece with
benzer
semblable
benzer
(Matematik) congruent
benzer
akin
benzerlikler
analogies
birbirine benzerlik
uniformity
benzer
fellow
benzer
look alike

All those flowers look alike. - Bütün bu çiçekler benzer görünüyor.

Tom's children all look alike. - Tom'un çocuklarının hepsi benzer görünüyor.

benzer
congruent with
benzer
conformable
benzer
parallel
benzer
homo
benzerlik kur
make an analogy
benzerlik kur
made an analogy
benzer
phane
benzer
analagous
benzer
congeneric
benzer
analogical
benzer
kindred
benzer
similar, like, resembling
benzer
vicinal
benzer
homoeo [Brit.]
benzer
homologous
benzer
correlative
benzer
of a piece
benzer
approximate
benzer
in common

We have many things in common: hobbies, educational background, and so on. - Bizim ortak çok şeyimiz var: hobiler, öğretim durumu, ve benzeri.

benzer
similar thing
benzer
simulant
benzer
congenerous
benzer
congenerical
benzer
homeo
benzer
image

They are the spitting image of one another. - Onlar birbirlerinin benzeri.

benzer
congruence
benzer
suchlike
benzer
{s} analogic
benzer
{i} double
benzer
cin. stand-in, double
benzer
para
benzer
stand in
benzer
analogue
benzer
connate
benzer
vicinsl
benzer
homoeo
benzer
congruous
benzer
kin

Each kind of atom has a certain unique number of particles called protons, neutrons, and electrons in it. - Her tür atomun içinde protonlar, nötronlar ve elektronlar denilen belirli benzersiz parçacıkları vardır.

The kind of jokes you tell are very similar to the kind Tom tells. - Anlattığın fıkraların türü Tom'un anlattığı türe çok benzer.

dinamik benzerlik
dynamic similarity
geometrik benzerlik
(Geometri) geometrical similarity
hayal meyal benzerlik
simulacrum
tele benzerlik
wiriness
yakın benzerlik
close resemblance
Türkçe - Türkçe
İki üçgende köşelerinin eşlenmesine göre karşılıklı açıların eş ve karşılıklı kenarların orantısından doğan durum
Benzer olma durumu
Benzer olma durumu: "Türk işleri ile Roma ve Bizans işleri arasında benzerlik bulunamaz."- F. R. Atay. İki üçgende köşelerinin eşlenmesine göre karşılıklı açıların eş ve karşılıklı kenarların orantısından doğan durum
paralellik
Benzer
emsal
Benzer
(Osmanlı Dönemi) MÂİL
benzer
Nitelik, görünüş ve yapı bakımından bir başkasına benzeyen veya ona eş olan (şey), müşabih, mümasil: "Baksana kız, paşaya benzer yerim var mı benim?"- H. Taner
benzer
Bazı önemsiz veya tehlikeli sahnelerde asıl oyuncunun yerine çıkan, yapı ve yüz bakımından bu oyuncuyu andıran kimse, dublör
benzer
Benzeşim
benzer
Nitelik, görünüş ve yapı bakımından bir başkasına benzeyen veya ona eş olan (şey), müşabih, mümasil
benzerlik