yararlanmak

listen to the pronunciation of yararlanmak
Türkçe - İngilizce
benefit from
benefit
draw on
take advantage of

I wish to take advantage of your offer. - Teklifinden yararlanmak istiyorum.

We have to take advantage of this situation. - Bu durumdan yararlanmak zorundayız.

enjoy
impose
make use of
harness
avail oneself of
capitalize on
avail oneself of something
utilise
cash in
(deyim) play upon
refer
practice on
capitalize
practise on
turn to account
pass over
to make use of, to utilize, to benefit (from/by), to take advantage of, to cash in (on sth), to capitalize on sth, to avail oneself of, to draw on/upon sth, to utilize
put account
practice upon
parlay
profit
(Hukuk) to exploit, to avail, to enjoy, to resort to
rejoice in
practise upon
to benefit from, profit from, make good use of; to utilize
profit by
avail oneself of smth
pass up
use
avail
utilize
get round
yarar
profit

I hope the interview would be of profit. - Umarım mülakat yararlı olur.

I profited from reading this book. - Bu kitabı okuyarak yarar sağladım.

yarar
advantage

He often takes advantage of her ignorance. - O, sık sık onun cahilliğinden yararlanır.

He took advantage of the opportunity to visit the museum. - O,müzeyi ziyaret etme fırsatından yararlandı.

yarar
benefit

You will benefit by a trip abroad. - Yurt dışında bir gezi size yarar sağlayacaktır.

He's not my boyfriend, it's just platonic love with benefits! - O, benim erkek arkadaşım değil, sadece yararı olan platonik aşk.

yarar
{i} use

All my efforts turned out to be useless. - Tüm çabalarımın yararsız olduğu ortaya çıktı.

You had better make use of the opportunity. - Fırsattan yararlansanız iyi olur.

yarar
utility

Their furniture was chosen for utility rather than style. - Onların mobilyaları, tarz yerine yarar için seçildi.

yarar
gain

We're gonna make sure that no one is taking advantage of the American people for their own short-term gain. - Biz hiç kimsenin kendi kısa vadeli kazançları için Amerikan halkından yararlanmadıklarından emin olacağız.

en iyi şekilde yararlanmak
make the most of
yarar
point

She thinks her job is pointless. - O, işinin yararsız olduğunu düşünüyor.

We realized it was pointless. - Bunun yararsız olduğunu fark ettik.

yarar
(Biyokimya) availment
yarar
expediency
yarar
interest

It's in your best interest to testify against Sami. - Sami'ye karşı tanıklık etmeniz sizin yararınızadır.

This book isn't just interesting, but also useful. - Bu kitap sadece ilginç değil, aynı zamanda yararlı.

yarar
good

He put this information to good use. - O, bu bilgileri yararlı kullanıma sundu.

He put her savings to good use. - O, tasarruflarını yararlı şeylere yatırdı.

yarar
usefulness

Usefulness must be combined with pleasantness. - Yararlılık keyif ile birleştirilmelidir.

yarar
(Ticaret) boor
yarar
virtue
yarar
useful

All models are wrong, but some are useful. - Tüm modeller yanlış, ancak bazıları yararlı.

A cow is a useful animal. - İnek yararlı bir hayvandır.

yararlanma
(İnşaat) beneficial occupancy
yararlanma
injury
yarar
service
yarar
serviceability
yarar
behoof
yararlanma
utilization
yarar
{i} convenience

I urged Keiko to stop using people for her own convenience. - Kendi yararı için insanları kullanmayı bırakması için Keiko'ya baskı yaptım.

The public convenience should be respected. - Kamu yararına saygı duyulmalıdır.

iyilik görmek, yararlanmak
good to see, to take advantage
yarar
benefıt
fırsattan yararlanmak
to take advantage of an opportunity
olabildiğince yararlanmak
make the best of
sözlükten yararlanmak
refer to a dictionary
yarar
grist to the mill
yarar
efficacy
yarar
useful, serviceable; use, service; advantage, benefit, profit, interest
yarar
(Hukuk) interest, benefit, advantage
yarar
account
yarar
benefit, profit; advantage
yarar
avail

You had better avail yourself of this opportunity. - Bu fırsattan yararlansan iyi olur.

I availed myself of this favorable opportunity. - Bu olumlu fırsattan yararlandım.

yarar
(someone, something) who/which is useful to (someone); who/which is good for, who/which serves the purpose of
yarar
stead
yarar
serviceable
yararlanma
enjoyment
yararlanma
benefitting from; utilizing
yararlanma
resort
yararlanmak