temizlemek

listen to the pronunciation of temizlemek
Türkçe - İngilizce
clean

Tom doesn't want to clean his room. - Tom odasını temizlemek istemiyor.

It took me three days to clean the room. - Odayı temizlemek üç günümü aldı.

clean up

I'm the one who has to clean up this mess. - Bu pisliği temizlemek zorunda olan kişi benim.

I don't wanna clean up dog shit. - Ben köpek boku temizlemek istemiyorum.

mop up
scavenge
kill
give something a sweep
wipe off
remove the contamination
(Argo) liquidate
wash

I hate doing the washing up, even more than cleaning the toilet. - Bulaşık yıkamaktan nefret ederim, hatta tuvalet temizlemekten daha çok.

scour out
refine
defecate
disinfect
swob down
pick
wash out
scrub
deterger
wipe away
wipe out
brush
(Denizbilim) scrape

You can use a tongue scraper to clean your tongue. - Dilinizi temizlemek için bir dil kazıyıcı kullanabilirsiniz.

deterge
clear away
absterge
remove dirt
scour
swab
pay something off
sanitise
tidy out
tidy

Isn't it easier to find your stuff when your room's tidy? I don't care. I don't want to clean my room. - Odan düzenli olduğunda eşyanı bulmak daha kolay değil mi? Umurumda değil. Odamı temizlemek istemiyorum.

batten
buffer
(deyim) make good
make clean
wash away
(deyim) keep clear of
clear

I have to clear the garden. - Bahçeyi temizlemek zorundayım.

We have to clear the snow from the roof. - Çatıdan kar temizlemek zorundayız.

gut
to purify (water, air, etc.)
clear up
cleanse

The Europeans hired an exorcist to cleanse their continent of demons. - Avrupalılar iblislerin kıtasını temizlemek için bir cinci hoca tuttu.

rub out
swab down
clean out

It shouldn't take us long to clean out the garage. - Garajı temizlemek çok zaman almamalı.

bump off
do out
slang to kill, bump (someone) off, put (someone) away
rid
to clean, gut, or dress (fish, game, etc.)
(Konuşma Dili) to eat up, polish off, put away (food)
depurate
houseclean
get rid of
purify
excise
expurgate
do
decontaminate
sweep
slang to clean (someone) out, take all of (someone's) money (during a poker game, etc.)
clarify
(Konuşma Dili) to finish
slang to rob, clean out
clear , flush (buffer etc.) , purge
purge
erase
to clean, to clean sth up; to cleanse; to pick; to tidy, to do out; to purify; to clear away; to rid; (borç) to pay sth off; to kill, to bump off, to rub out, to do away with, to rub sb out
temizleme
wipe

Mary needs a whole roll of toilet paper to wipe her ass clean. - Mary'nin kıçını temizlemek için bir rulo tuvalet kağıdına ihtiyacı var.

I used my windshield wiper to clean the snow on my window. - Camımdaki karı temizlemek için cam sileceğimi kullandım.

kazıyarak temizlemek
scrape
yıkayıp temizlemek
wash
tepeden tırnağa temizlemek
clean down
silip temizlemek
wipe out
temizle
{f} clean

We clean our classroom after school. - Okuldan sonra sınıfımızı temizleriz.

Now that you are here, you can help do the cleaning. - Şimdi buradaysan, temizlemeye yardım edebilirsin.

temizleme
{i} purge
(keten) temizlemek
batten
temizle
(Bilgisayar) wash out
temizle
(Bilgisayar) clear log
temizle
(Bilgisayar) erase
temizle
(Bilgisayar) cleanup

Cleanup will cost millions of dollars. - Temizleme, milyonlarca dolara mal olacak.

temizleme
sweeping
temizleme
scrubbing
temizleme
(Biyokimya,Teknik) decontamination
temizleme
expurgating
temizleme
nettoyage
temizleme
swabbing
temizleme
clearing

I need your help clearing this table. - Bu tabloyu temizlemede yardımına ihtiyacım var.

Tom got up and began clearing the table. - Tom kalktı ve masayı temizlemeye başladı.

temizleme
purging
temizleme
cleanup

Cleanup will cost millions of dollars. - Temizleme, milyonlarca dolara mal olacak.

temizleme
refinement
temizleme
clean-up
temizleme
scrub
temizleme
degreasing
temizleme
cleansing
temizleme
depuration
temizleme
sanitization
temizleme
(Gıda) clarifying
temizleme
(Denizbilim) decantamination
temizleme
effacing
temizleme
disinfestation
yara temizlemek
clean a wound
temizle
remove the contamination
temizle
{f} expurgating
temizle
remove dirt
temizle
make clean
temizle
{f} swabbing
temizle
{f} purging
temizle
cleanse

The Europeans hired an exorcist to cleanse their continent of demons. - Avrupalılar iblislerin kıtasını temizlemek için bir cinci hoca tuttu.

He cleansed the wound before putting on a bandage. - O bir bandaj koymadan önce yarayı temizledi.

temizle
{f} clearing

Thank you for clearing the backyard. - Arka bahçeyi temizlediğin için teşekkürler.

Tom resumed clearing the table. - Tom masayı temizlemeye devam etti.

temizle
expurgate
temizle
{f} swab

I clean my ears using cotton swabs. - Pamuklu çubuklar kullanarak kulaklarımı temizlerim.

temizle
scour out
temizleme
ablution
temizleme
purgation
temizleme
clearance
temizleme
expurgation
temizleme
purification
temizle
cleaning

Tom said that he had been cleaning the house all day. - Tom bütün gün boyunca evi temizlediğini söyledi.

Now that you are here, you can help do the cleaning. - Şimdi buradaysan, temizlemeye yardım edebilirsin.

Temizle
clean up

I'll do your shopping, clean up the house, and cook your dinner for you. - Ben, sizin için alışveriş yapacağım, evi temizleyeceğim, ve akşam yemeği pişireceğim.

If you want to have parties in my house, clean up everything afterwards, and don't break anything, or else pay for the damage. - Benim evimde partiler vermek istiyorsanız, daha sonra her şeyi temizleyin ve bir şey kırmayın, ya da zarar için ödeme yapın.

temizle
{f} clear

Meg cleared her desk. - Meg kendi masasını temizledi.

He cleared the road in front of his house of snow. - O, evinin önündeki yolun karını temizledi.

temizle
hoover
temizle
flush

Tom forgot to flush the toilet. - Tom tuvaleti temizlemeyi unuttu.

Some toilets waste a lot of water every time they are flushed. - Bazı tuvaletler her zaman temizlendiği için çok su israf ediyorlar.

ahırın gübresini temizlemek
muck out a stable
asitle temizlemek
pickle
bitten temizlemek
delouse
bokunu temizlemek
to clean up the mess (another) has caused
borcu temizlemek
wipe off the debt
borcu temizlemek
wipe out the debt
borcu temizlemek
clear the debt
boğazını temizlemek
hawk
boğazını temizlemek
clear one's throat
boğazını temizlemek
hawk up
buldozer ile temizlemek
bulldoze
cabin cruiser; halatları fora ederek açmak ve temizlemek
(Askeri) cabin cruiser; cast off and clear
diş taşlarını temizlemek
scale
döverek temizlemek
scutch
düşmanı temizlemek
to mop up
elektrik süpürgesi ile temizlemek
hoover
elektrik süpürgesiyle temizlemek
to vacuum
elektrikli süpürgeyle temizlemek
to hoover
ev temizlemek
houseclean
gırtlağını temizlemek
clear one's pipe
havayı temizlemek
to air-condition
hesabını temizlemek
to pay one's account
hesapı temizlemek
to pay one's account
ilaçlı pamuk ile temizlemek
swab down
istenmeyen kişilerden temizlemek
purge
iyice temizlemek
clean down
içini temizlemek
eviscerate
içini temizlemek
disembowel
kazantaşını temizlemek
to descale
kazıyarak temizlemek
scale
kiliseyi yeniden temizlemek
reconcile
kuru temizlemek
dry-clean
kurutma kâğıdıyla temizlemek
to blot
köklerden temizlemek
stub
makyaj temizlemek
remove the make-up
makyaj temizlemek
take off the make-up
makyajını temizlemek
a) to remove the make-up from, to take the make-up off b) to take one's make-up off, to remove one's make-up
nehir dibini köklerden temizlemek
snag
odayı temizlemek
do a room
ot ve kökleri temizlemek
grub
otları temizlemek
weed

It's his job to pull the weeds in the garden. - Onun görevi bahçeden kötü otları temizlemektir.

ovarak temizlemek
rub off
ovarak temizlemek
scour away
ovarak temizlemek
scour
ovarak temizlemek
scour off
pisliği temizlemek
cleanse the Augean stables
pürüz ayıklamak/temizlemek
to smooth away the obstacles (to something); to get rid of the snags (in something)
ruhen temizlemek
circumcise
silip temizlemek
whisk
silip temizlemek
give smth. a wipe
suda çalkalayarak temizlemek
swill out
suyla temizlemek
swob down
suyla temizlemek
wash
suyla temizlemek
swab down
süngerle temizlemek
sponge out
süpürüp temizlemek
sweep up
tampon ile temizlemek
tampon
tarakla temizlemek
dredge
tartarlarını temizlemek
scale
temizle
{f} purge
temizle
decontaminate
temizle
disinfest
temizle
fillet
temizle
cleansed

He cleansed the wound before putting on a bandage. - O bir bandaj koymadan önce yarayı temizledi.

temizle
scour#out
temizle
delouse
temizle
cleaned

I have just cleaned my room. - Ben az önce odamı temizledim.

She cleaned her room before her guests arrived. - Misafirleri gelmeden önce, o odasını temizledi.

temizle
cleansing
temizle
scourout
temizleme
sweep

The children were assigned to sweep the room. - Çocuklara odayı temizleme görevi verildi.

temizleme
clearout
temizleme
{i} clarification
temizleme
purifying
temizleme
clean

Now that you are here, you can help do the cleaning. - Şimdi buradaysan, temizlemeye yardım edebilirsin.

She helped her mother clean the house. - Annesinin evi temizlemesine yardımcı oldu.

temizleme
{i} cleaning

All of us were busy cleaning the room. - Hepimiz odayı temizlemekle meşguldük.

For the lack of something better to do, Tom started cleaning his room. - Tom yapacak daha iyi bir şey olmadığı için, odasını temizlemeye başladı.

temizleme
cleaning; purification
tüylerini yakarak temizlemek
singe off
vajinayı temizlemek için uygulanan sıvı
vaginal douche
yabani otları temizlemek
weed
yarayı temizlemek
drain
yıkayıp temizlemek
wash out
yıkayıp temizlemek
wash off
yıkayıp temizlemek
wash away
çöp temizlemek
scavenge
ıslak süngerle temizlemek
sponge down
Türkçe - Türkçe
Sakıncalı, pürüzlü bir işi olumlu sonuçlandırmak
Arıtmak: "Yeşil alanların, parkların, koruların klorofili kirli havayı süzer, temizler."- H. Taner
Vücudunu ortadan kaldırmak, öldürmek, yok etmek
Temiz duruma getirmek, paklamak, arıtmak
Bir yara veya dokunun sağlam olmayan bölümlerini neşter veya bıçakla kesmek
Bitirmek, tüketmek
Kumar oyunlarında öbür oyuncuların bütün paralarını almak
Vücudunu ortadan kaldırmak, öldürmek, yok etmek: "İntihar etmeden önce de yargıcı temizleyecekti."- Ç. Altan
paklamak
arıtmak
almak
temizlik yapmak
Temizleme
(Osmanlı Dönemi) MUTAHERE
Temizleme
(Hukuk) TATHİR
temizleme
Temizlemek işi
temizleme
Yüzeylere yapışmış leke ve kirlerin giderilmesi, çözelti veya asıltı durumuna getirilmesi olayı
temizlemek