Goodness does more than violence.
- İyilik, şiddetten daha fazlasını yapar.
Wisdom and goodness to the vile seem vile.
- Alçak için bilgelik ve iyilik iğrenç görünüyor.
Can you do me a favor?
- Bana bir iyilik yapar mısın?
In return for helping you with your studies, I'd like to ask a small favor of you.
- Çalışmalarınızda size yardım karşılığında, ben sizden küçük bir iyilik rica ediyorum.
Justice and kindness are virtues.
- Adalet ve iyilik erdemlerdir.
Kindness is the only way to bring peace to this planet.
- İyilik bu gezegene barış getirmenin tek yoludur.
Can you do me a favour?
- Bana bir iyilik yapabilir misin?
Would you mind doing me a favour?
- Bana bir iyilik yapar mısın?
He did me a good turn.
- O bana bir iyilik yaptı.
With every increase of scientific knowledge, man's power for evil is increased in the same proportion as his power for good.
- Bilimsel bilginin her artışıyla insanın kötülük için gücü iyilik için gücü gibi aynı oranda artırılır.
A word spoken at the wrong time can do very much more harm than good.
- Yanlış zamanda konuşulan bir söz iyilikten çok daha fazla zarar yapabilir.
Tom got a decent grade on the test he took last week.
- Tom geçen hafta girdiği sınavda iyi bir not aldı.
Tom can't seem to find a decent job.
- Tom iyi bir iş bulamıyor gibi görünüyor.
Copper conducts electricity well.
- Bakır elektriği iyi iletir.
My mom doesn't speak English very well.
- Annem İngilizce'yi çok iyi konuşamaz.
Good evening, how are you?
- İyi akşamlar, nasılsın?
I haven't a very good dictionary.
- Benim çok iyi bir sözlüğüm yok.
Fine, thank you. And you?
- İyiyim, teşekkürler. Ya siz?
He became the finest actor on the American stage.
- O, Amerikan sahnesinde en iyi aktör oldu.
I can't stand those goody-goody types.
- Şu iyilik timsali tiplere dayanamam.
I can't thank you enough for your kindness.
- Ben senin iyiliğin için ne kadar teşekkür etsem azdır.
I'll never forget your kindness as long as I live.
- İyiliğini yaşadığım sürece unutmayacağım.
He, just like you, is a good golfer.
- O, tam senin gibi, iyi bir golfçü.
The small house had come to look shabby, though it was just as good as ever underneath.
- Küçük ev, şimdiye kadar tıpkı altındaki kadar iyi olmasına rağmen,eski püskü görünmeye başladı.
Mr. Ford is all right now.
- Bay Ford şimdi iyidir.
Cheer up! It will soon come out all right.
- Neşelen! Yakında her şey iyi olacak.
I need someone to hold me and tell me everything will be alright.
- Beni tutacak ve bana her şeyin iyi olacağını söyleyecek birine ihtiyacım var.
Tom, are you feeling alright?
- Tom, kendini iyi hissediyor musun?
Sometimes you have to choose between looking good and being comfortable.
- Bazen iyi görünme ve rahat olma arasında seçim yapmak zorundasın.
It is better for an animal to live a comfortable life in a zoo than to be torn apart by a predator in the wild.
- Bir hayvanın bir hayvanat bahçesinde rahat bir hayat yaşaması vahşi doğada bir vahşi hayvan tarafından parçalanmasından daha iyidir.
Bob and I are great friends.
- Bob ve ben çok iyi arkadaşlarız.
Good health is a great blessing.
- İyi sağlık büyük bir nimettir.
His eyes searched my face to see if I was talking straight.
- Doğru söyleyip söylemediğimi anlamak için beni iyice süzdü.
This is a good book, but that is better.
- Bu iyi bir kitaptır ama şu daha iyidir.
Nakido is better than Twitter.
- Nakido, Twitter'dan daha iyidir.
One can hardly find a more suitable climate.
- Bundan daha iyi bir ortam bulunamaz.
Tom doesn't treat Mary very nicely.
- Tom Mary'ye çok iyi davranmaz.
Tom didn't treat Mary very nicely.
- Tom Mary'ye çok iyi davranmadı
This translation is not quite up to snuff.
- Bu çeviri oldukça iyi değil.
Relations with Canada remained correct and cool.
- Kanada ile ilişkiler doğru ve iyi kaldı.
I always thought Tom was so cool.
- Ben hep Tom'un çok iyi olduğunu düşündüm.
A good doctor is sympathetic to his patients.
- İyi bir doktor hastalarına sempatiktir.
Benjamin Harrison's campaign was well-organized.
- Benjamin Harrison'un kampanyası iyi organize edilmişti.
The man is well-known all over the village.
- Adam köyün her yerinde iyi tanınmıştır.
Happy is a man who marries a good wife.
- İyi bir eş ile evlenen bir adam mutludur.
Happy birthday, Muiriel!
- İyi ki doğdun, Muiriel!
If you eat well, you're likely to live longer.
- İyi beslenirseniz muhtemelen daha uzun yaşarsınız.
Tom said that he thought the economy was likely to get better.
- Tom ekonominin muhtemelen iyileşeceğini düşündüğünü söyledi.
Cheer up! Everything will soon be all right.
- Neşelen! Yakında her şey iyi olacak.
Cheer up! It will soon come out all right.
- Neşelen! Yakında her şey iyi olacak.
Tom did fairly well on the test he took yesterday.
- Tom dün girdiği sınavda oldukça iyi yaptı.
Tom can dance fairly well, can't he?
- Tom oldukça iyi dans edebilir, değil mi?
The table in that room is very nice.
- Şu odadaki masa çok iyi.
She's a really nice girl.
- O gerçekten iyi bir kız.
Tom is pretty good at playing piano by ear.
- Tom notasız piano çalmada oldukça iyidir.
Tom can speak French pretty well.
- Tom Fransızcayı oldukça iyi konuşabilir.
A friend is always ready to do a favor.
- Bir arkadaş bir iyilik yapmak için her zaman hazırdır.
Tom didn't do well enough on the driver's test to get a driver's license.
- Tom sürücü belgesini almak için sürücü testinde yeterince iyi yapamadı.
I know it well enough.
- Ben onu yeterince iyi tanıyorum.
That sounds good to me.
- O bana iyi görünüyor.
Tom certainly looked and sounded better than he did last month when we visited him.
- Tom kesinlikle geçen ay onu ziyaret ettiğimizde göründüğünden daha iyi görünüyordu ve sesi daha iyi çıkıyordu.
Tom did okay on the test.
- Tom sınavda iyi yaptı.
I hope everything is okay.
- Umarım her şey iyidir.
Tom agreed that Mary's suggestions were good ones.
- Tom Mary'nin önerilerinin iyi olanlar olduğunu kabul etti.
Oysters don't agree with me.
- İstiridye bana iyi gelmiyor.
A handsome man is a good reason to go to hell.
- Yakışıklı bir adam, cehenneme gitmek için iyi bir nedendir.
He is not handsome, to be sure, but he is good-natured.
- O yakışıklı değil, şüphesiz, fakat o iyi huyludur.
Karam is the best student in the whole school.
- Karam, bütün okuldaki en iyi öğrencidir.
Swimming is good exercise for the whole body.
- Yüzme vücudun bütünü için iyi bir egzersizdir.
Attendance should be good provided the weather is favorable.
- Hava güzel olması koşuluyla, katılım iyi olmalı.