geriye

listen to the pronunciation of geriye
Türkçe - İngilizce
behind

Tom heard a noise behind him and turned around. - Tom arkasında bir ses duydu ve geriye döndü.

Tom leaned back in his chair and put his hands behind his head. - Tom koltuğunda geriye doğru yaslandı ve ellerini başının arkasına koydu.

backwards

Tom is walking backwards. - Tom geriye doğru yürüyor.

Why is it easier to park the car backwards than forwards? - Arabayı geriye doğru park etmek neden ileriye doğru park etmekten daha kolaydır?

aback
retro

In retrospect, Tom wishes he had spent more time studying. - Geriye dönüp bakıldığında, Keşke Tom çalışarak daha fazla zaman harcasaydı.

In retrospect, maybe I shouldn't have posted that photo in my blog. - Geriye dönüp bakıldığında, belki de o fotoğrafı benim bloğa koymamalıydım.

reversible
backward

The actress fell backward over the stage. - Aktris, sahne üzerinde geriye düştü.

Tom is walking backwards. - Tom geriye doğru yürüyor.

back, backward(s), towards the back
astern
re
back, backward
back

The actress fell backward over the stage. - Aktris, sahne üzerinde geriye düştü.

She regretted deeply when she looked back on her life. - Hayatında geriye baktığında, o derin üzüntü duymuştur.

around

She turned around when she heard his voice. - Onun sesini duyduğunda geriye döndü.

Please turn around and look at me. - Lütfen geriye dön ve bana bak.

about

I can count from 1 to 100 in French now. Wow, that's great. How about counting backwards from 100 to 1? No, that's still impossible for me. - Ben şimdi Fransızca 1'den 100'e kadar sayabilirim. Vay bu harika. Peki 100'den 1 kadar geriye doğru saymaya ne dersin? Hayır, o benim için hala imkansız.

I ate about half of it and left the rest on my plate. - Yaklaşık onun yarısını yedim ve geriye kalanını tabağımda bıraktım.

reverse
geriye kalmak
remain
geri
back

He isn't back yet. He may have had an accident. - O henüz geri gelmedi. Kaza geçirmiş olabilir.

Ask her when she comes back. - O geri döndüğünde ona sor.

geriye doğru
backwards

Tom is walking backwards. - Tom geriye doğru yürüyor.

Tom took a step backwards. - Tom, geriye doğru bir adım attı.

geriye doğru
backward

Tom took a step backward. - Tom geriye doğru bir adım attı.

Tom bends over backwards to please Mary. - Tom Mary'yi memnun etmek için geriye doğru eğilir.

geriye ok açısı
sweepback
geriye doğru sürmek
back up
geriye dönmek
(Askeri) about-face
geriye dönmek
about-turn
geriye götürmek
back
geriye yönelik
regressive
geriye doğru sürmek
back
geriye dönmek
turn about
geriye akan
refluent
geriye almak
(saat) set back
geriye almak
put back
geriye atmak
to postpone
geriye atmak
retroject
geriye aşınma
headward erosion
geriye bakmak
look back

I don't tend to look back and regret what I've done. - Bende geriye bakmak ve yaptıklarım için pişman olmak eğilimi yoktur.

geriye doğru
rearward
geriye doğru
rearwards
geriye doğru
downward
geriye doğru bükme
retortion
geriye doğru döndürmek
reverse
geriye doğru giden
regressive
geriye doğru giden
back
geriye doğru işleme
(hukuk) retroaction
geriye doğru olma
backwardness
geriye dön!
mil . About face!
geriye döndürmek
turn about
geriye döndürmek
turn around
geriye dönmek
face about
geriye dönmek
turn around
geriye dönük
retroactive
geriye dönüş
about turn!
geriye dönüş
flashback
geriye dönüş
countermarch
geriye dönüş
about face!
geriye düzeltici
demodifier
geriye etkili
retroactive
geriye eğme
retortion
geriye giden
retrogressive
geriye gitme
return
geriye gitme
retrogression
geriye gitme
retrogadation
geriye gitme
retrocession
geriye gitme
going back
geriye gitmek
retrogress
geriye gönderme
(Hukuk) remission
geriye göç
remigration
geriye hareket
retrograde motion
geriye itmek
move back
geriye kalan
surviving
geriye kalmak
survive
geriye katlanmış
turned back
geriye meyilli
sweepback
geriye meyilli olma
sweepback
geriye okuma denetimi
read-back check
geriye oluk
backward channel
geriye sayma
countdown
geriye saymak
to count down
geriye saymak
count down
geriye sayım
countdown
geriye taranmış
backswept
geriye yatık
backswept
geriye yönelik
retroactive
geriye yönelik bellek
(Pisikoloji, Ruhbilim) retrospective memory
geriye yürüme
(Hukuk) retroaction
geriye çekmek
step back
geriye çevirme
retroversion
geriden geriye
secretly, covertly
gerisin geriye gitmek
to return, to go back
geri
{i} rest

My interest is in the future because I'm going to spend the rest of my life there. - Merakım gelecekte çünkü hayatımın geri kalanını orada geçireceğim.

Do you want the rest of my sandwich? - Benim sandviçin geri kalanını istiyor musunuz?

geri
rear

Tom always looks in the rearview mirror before he backs up. - Tom her zaman geri gitmeden önce dikiz aynasına bakar.

geri
{s} reverse

Tom started the car and put it in reverse. - Tom arabayı çalıştırdı ve onu geri vitese aldı.

geriye kalan
remained

The wood was kindled, the flames arose, and a mouldering heap of ashes was soon all that remained of Mrs Askew and her fellow martyrs. - Koru yakıldı, alevler yükseldi, ve kısa sürede bayan Askew ve arkadaş şehitleriyle ilgili geriye kalan bütün şey dökülen bir küller yığınıydı.

geri
behind

Our company is going to be left behind too if we don't create an environment in which we can get instant Internet access. - Acil internet girişi olan bir çevre yaratmazsak, bizim şirketimizde geride kalacak.

I tried to stop him, but he left me behind. - Onu durdurmaya çalıştım, ama beni geride bıraktı.

geri
(Bilgisayar) back space
geri
undeveloped
geri
lag
geri
(Bilgisayar) previous
geri
remainder
geri
background
geri
aft
geri
(Bilgisayar) prev
geri
imbecile
geri
(Bilgisayar) back to
geri
arrears
geri
(Bilgisayar) bksp
geri
with-
geri
reclaim
geri
(Bilgisayar) backspace
geri
stupid
geri
provincial
geriye giden
regressive
geriye gitmek
reverse
geriye gitmek
back

I want to go back to being a baby. - Bir bebek olmak için geriye gitmek istiyorum.

Just how far back do you want to go? - Sadece ne kadar geriye gitmek istiyorsun?

geriye doğru
headward
geriye doğru
back

The dog walked backward. - Köpek geriye doğru yürüdü.

Tom bends over backwards to please Mary. - Tom Mary'yi memnun etmek için geriye doğru eğilir.

geriye doğru
aft
geriye dönük
backswept
geriye git
retrogress
Geriye doğru
postic
geri
to back
geri
reclaimed
geri
restored to
geri
back in

Tom is back in his office. - Tom ofisine geri döndü.

Tom told Mary to put the hammer back into the toolbox when she was finished using it. - Tom Mary'ye kullanmayı bitirdiğinde çekici alet çantasına geri bırakmasını söyledi.

geri
back from
geriye doğru
backwardly
geriye dönük
backward-looking
Geriye giden
(Tıp) retrocedent
antlaşmaların geriye yürümezliği ilkesi
(Hukuk) non-retroactivity of treaties
geri
the rest, remaining part, remainder, what's left
geri
reversing
geri
{s} posterior
geri
retro
geri
with

She will return within an hour. - O bir saat içinde geri dönecektir.

She will be back within a week. - O bir hafta içinde geri dönecek.

geri
re
geri
the past
geri
back, back side, rear, the space behind
geri
anus (of an animal)
geri
Back up!/Back!
geri
rearward
geri
aback
geri
slow

The clock is ten minutes slow. - Saat on dakika geri kalmış.

This watch is ten minutes slow. - Bu saat on dakika geridir.

geri
hind

In hindsight, this was a mistake. - Geriye dönüp baktığımda, bu bir hataydı.

geri
back, backward, to the rear
geri
back, rear, reverse; rest, remainder; back, hind; backward, undeveloped; (saat, vb.) slow; stupid, half-witted, imbecile; back, backward(s)
geri
outcome, result
geri
retarded, backward
geri
backward, behind in time or progress, behindhand
geri
backwards

Tom bends over backwards to please Mary. - Tom Mary'yi memnun etmek için geriye doğru eğilir.

Tom is walking backwards. - Tom geriye doğru yürüyor.

geri
pull away
geri
backward

Tom bends over backwards to please Mary. - Tom Mary'yi memnun etmek için geriye doğru eğilir.

The dog walked backward. - Köpek geriye doğru yürüdü.

geri
slow (timepiece)
geriye doğru
re
geriye doğru
retro
geriye dönmek
switch backward
geriye dönük
regardant
geriye dönük
retroflex
geriye dönük
retrorse
geriye dönük
retroverted
geriye gitmek
retrograde
geriye kalan
residual
geriye kalan
rest

Tom doesn't want to spend the rest of his life in jail. - Tom ömrünün geriye kalanını hapiste geçirmek istemiyor.

Tom has no intention of staying in Boston for the rest of his life. - Tom hayatının geriye kalan kısmında Boston'da kalmaya niyeti yok.

hikâyede geriye dönüş
cutback
hikâyede geriye dönüş yapmak
cut back
kendisi muhtac-ı himmet bir dede. (Nerde kaldı geriye himmet ede.)
(Konuşma Dili) You can't expect any help from him since he's in need of help himself
kıyıya çarpan dalgaların geriye gidişi
undertow
mineralin ısıtılmasından geriye kalan kül
calx
saati geriye almak
put the clock back
saati geriye almak
to set a clock/a watch back
saçımı geriye tarayın lütfen
Please comb my hair back from the forehead
yasaların geriye işlememesi
(Hukuk) non-retroactivity of laws
yüzüğü geriye çevirmek
to break off an engagement
İngilizce - İngilizce

geriye teriminin İngilizce İngilizce sözlükte anlamı

Geri
A diminutive of the female given name Geraldine, also used as a formal given name
geri
Kick
Türkçe - Türkçe
geriye