miktarı

listen to the pronunciation of miktarı
Türkisch - Englisch
amount of

The road is inadequate for the amount of traffic which it carries. - Yol taşıdığı trafik miktarı için yetersizdir.

The amount of smoke that comes out of an electronic cigarette isn't bad at all. - Elektronik sigaradan çıkan duman miktarı hiç fena değil.

miktar
number

A number of books were stolen. - Bir miktar kitap çalındı.

Tom's computer crashed and he lost a number of important documents. - Tom'un bilgisayarı çöktü ve o bir miktar önemli belgeleri kaybetti.

miktar
quantity

It is quality, not quantity that counts. - Önemli olan miktar değil kalitedir.

However, the quantity was not correct. - Ancak, miktar doğru değildi.

miktar
{i} amount

Regardless of the amount, Brian wants the correct, entire amount by next week. - Miktarı göz önünde bulundurmaksızın,Brian gelecek haftaya kadar doğru,tam miktar istiyor.

They need to eat double that amount. - O miktarın iki katını yemeliler.

minimum hava miktarı
minimum air quantity
minimum sipariş miktarı
(Ticaret) minimum order unit
minumum hava miktarı
minimum air quantity
miktar
{i} supply

Between meals, he usually manages to stow away a generous supply of candy, ice cream, popcorn and fruit. - Yemekler arasında genellikle bol miktarda şekerleme, dondurma, patlamış mısır ve meyve yiyebiliyor.

We have a plentiful supply of water. - Bol miktarda suyumuz var.

iş miktarı
turnover
miktar
deal

I can get you a deal. - Sana bir miktar alabilirim.

The project requires a great deal of money. - Proje büyük miktarda para gerektiriyor.

miktar
quantum
zarar miktarı
write off
alacak miktarı
amount due
alkol miktarı
(Kimya,Teknik) alcohol content
avans miktarı
advance amount
avans miktarı
(Bilgisayar) advance
bulut miktarı
(Askeri,Meteoroloji) cloud amount
enerji miktarı
energy amount
faiz miktarı
(Ticaret) rate of interest
fatura miktarı
(Bilgisayar) billing amount
gider miktarı
(Ticaret) allowance
giren madde miktarı
(Tıp) input
kredi miktarı
loan amount
miktar
body

A human body consists of a countless number of cells. - Bir insan vücudu sayısız miktarda hücreden oluşur.

miktar
quantite
miktar
extent

I accept what you say to some extent. - Söylediğini bir miktar kabul ediyorum.

miktar
quantities

Daffodils contain a toxic alkaloid that may even be lethal when ingested in high quantities. - Fulyalar, yüksek miktarlarda yutulduğu zaman öldürücü bile olabilen zehirli bir alkali madde içerir.

Japan used to trade silk in large quantities. - Japonya büyük miktarda ipek ticareti yapardı.

miktar
(Kanun) consideration
miktar
(Bilgisayar) qty
miktar
content

Bananas are slightly radioactive due to their potassium content. - Muzlar potasyum içeriğinden dolayı az miktarda radyoaktiftirler.

miktar
(Kanun) bulk
miktar
level
miktar
doorbell
miktar
(Ticaret) measures
miktar
stock
miktar
abundance
miktar
yield
miktar
redundance
miktar
ration
miktar
gage
miktar
(Bilgisayar) amounts are in
nem miktarı
moisture content
oksijen miktarı
oxygen content
rutubet miktarı
(Askeri,Kimya) moisture content
avlanan hayvan miktarı
take
miktar
lot

He kicked in a lot of money. - O, çok miktarda para bağışladı.

Tom taught Mary a lot of useful French. - Tom Mary'ye çok miktarda faydalı Fransızca öğretti.

miktar
bit
miktar
dose
miktar
measure

Harvard scientists have measured the amount of male hormone in the saliva of 58 single and married men with or without children. - Harvard'ın bilim adamları, çocuk sahibi olan veya olmayan 58 bekâr ve evli erkek tükürüğündeki erkek hormon miktarını ölçtü.

miktar
{i} proportion

You get paid in proportion to the amount of the work you do. - Yaptığınız işin miktarı ile orantılı olarak para alırsınız.

gaz miktarı
The amount of gas
zarar miktarı
amount of loss
alkol miktarı
alcoholic strenght
altın ihraç miktarı
bullion point
artış miktarı
accrual
azami harekat radyasyon miktarı
(Askeri) operational exposure guide
beklenen yok satma miktarı
expected sell-out rate
bildirim miktarı
(Politika, Siyaset) reference quantity
ceza miktarı
(Kanun) amount of penalty
denge miktarı
equilibrium quantity
dizayn sağanak miktarı
design-storm rainfall
doluluk miktarı
charge
elektrik miktarı
quantity of electricity
erişim kontrol listesi; müsaade edilebilir yük miktarı
(Askeri) access control list; allowable cabin load
gelir miktarı
(Ticaret) size of income
gerekli malzeme miktarı
(Çevre) significant quantity
giden bayt miktarı
(Bilgisayar) outgoing bytes
gres yağı miktarı
quantity of grease
hareket miktarı
quantity of motion
hasar miktarı
(Sigorta) amount of damage
hava miktarı
air quantity
hesaptaki para miktarı
credit
hizmete hazır araç miktarı
(Askeri) vehicle availability
içerik miktarı
content
kar yağışı miktarı
snowfall
karbon miktarı
carbon content
karbon miktarı ölçümüyle madde yaşının tesbiti
carbon dating
karma miktarı
amount of mixing
klor miktarı
chlorine content
kolektif radyasyon miktarı
(Çevre) collective dose
kronik maruz kalma miktarı
(Çevre) chronic radiation dose
kronik referans miktarı
(Çevre) chronic reference dose
kullanılmaz enerji miktarı
entropy
mahsul miktarı
(Hukuk) yields
malzeme miktarı
material quantity
mesafe düzeltme miktarı
(Askeri) range corrector setting
mevcut ikmal miktarı
(Askeri) available supply rate
miktar
smart
miktar
{i} volume

The river carries a huge volume of water. - Nehir çok büyük miktarda su taşır.

miktar
quanta
miktar
portion
miktar
{i} sum

She deposited a large sum of money in the bank. - O bankaya büyük miktarda bir para yatırdı.

He demanded a large sum of money from me. - O, benden büyük miktarda para talep etti.

miktar
portion, part; group
miktar
quantity, amount; extent
miktar
quantity, amount, number
miktar
quantitative
miktar
dosage (of a medicine)
nominal para miktarı
(Ticaret) nominal quantity of money
olumlu oy miktarı
content
optimum nem miktarı
(Çevre) optimum moisture content
patlayıcı miktarı
blast
piyasadaki para miktarı
circulation
salt okunur bellek; tahmini sipariş miktarı
(Askeri) read-only memory; rough order of magnitude
sediment taşınım miktarı
sediment transport rate
sermaye miktarı
capitalization
stok miktarı
(Ticaret) amount of stock
sızıntı miktarı
leakage
talep miktarı
demand amount
toplam sapma miktarı
total indicator reading
toplanan ürün miktarı
pick
tortu miktarı
(Otomotiv) sludge merit
tutulan balık miktarı
take
tuzluluk miktarı
(Askeri) salinity content
tuzluluk miktarı oranı
(Askeri) salinity content rate
vat miktarı
wattage
yağ miktarı
fat content
yağış miktarı
snowfall
yağış miktarı
rainfall
çekilen balık miktarı
haul
çektiği sıvı miktarı
soakage
ödeme miktarı
disbursement
üretim miktarı
(ton) tonnage
ısı miktarı
quantity of heat
Türkisch - Türkisch

Definition von miktarı im Türkisch Türkisch wörterbuch

miktar
Bir şeyin ölçülebilen, sayılabilen veya azalıp çoğalabilen durumu, nicelik
Miktar
misil
Miktar
(Osmanlı Dönemi) GIRAR
Miktar
(Osmanlı Dönemi) TAVIR
Miktar
(Osmanlı Dönemi) ZEVV
Miktar
(Osmanlı Dönemi) NAHV
Miktar
(Osmanlı Dönemi) SECİHA
Miktar
(Osmanlı Dönemi) ZÜHA'
Miktar
(Osmanlı Dönemi) NÜHA
miktar
Ölçü
miktar
Bir şeyin ölçülebilen, sayılabilen veya azalıp çoğalabilen durumu, nicelik. Ölçü
teşehhüt miktarı
Çok kısa bir süre
miktarı
Favoriten