Definition von favoured im Englisch Türkisch wörterbuch
- {s} ayrıcalıklı
- tercih
- görünüşlü/iltimaslı
- benze/kayır/onayla
- {s} kayırılan
- {s} özellikli
- {s} avantajlı
- favour
- iyilik etmek
- favour
- kayırmak
- favor
- iyilik etmek
- favor
- iyilik
Bana bir iyilik yapar mısın?
- Could you do me a favor?
Çalışmalarınızda size yardım karşılığında, ben sizden küçük bir iyilik rica ediyorum.
- In return for helping you with your studies, I'd like to ask a small favor of you.
- favour
- iyilik
Bana bir iyilik yapabilir misin?
- Can you do me a favour?
Bana bir iyilik yapar mısınız, lütfen?
- Could you do me a favour please?
- favor
- lütuf
- favour
- lütuf
- favor
- benzemek
- favor
- {f} desteklemek
- favor
- {i} kayırma
- favor
- {i} ayrıcalık
- favor
- iltimas
- favor
- yardım
Bir yardıma ihtiyacım olduğu için seni aradım.
- I called you because I need a favor.
Çalışmalarınızda size yardım karşılığında, ben sizden küçük bir iyilik rica ediyorum.
- In return for helping you with your studies, I'd like to ask a small favor of you.
- favor
- cinsi münasebet için müsaade etme
- favour
- (Hukuk) tarafını tutma
- favor
- {i} beğenilme
- favor
- {i} teveccüh
- favor
- tarafını tutmak
- favor
- dikkat göstermek
- well favoured
- {s} güzel
- favor
- onay
- favor
- taltif
- favor
- onaylama
- favor
- inayet
- favor
- sempati
- favor
- beğenme
- favor
- hediye sürpriz
- favor
- destek
- favor
- sevgi
- favor
- rozet
- favor
- lehte olmak
- favor
- tercih etmek
- favor
- onaylamak
- favor
- kabul etmek
- favor
- kurdele
- favour
- lütfetmek
- favour
- dostça davranış
- favour
- atiyye
- favour
- yüreklendirmek
- favour
- uygun görmek
- favour
- ata
- favour
- kayra
- favour
- onay
- favour
- yakınlık
- favour
- (Kanun) hoşgörmek
- favour
- (Kanun) kollamak
- favour
- güleryüz
- favour
- himmet
- favour
- destek
Ben önerini destekliyorum.
- I am in favour of your proposal.
- favour
- kerem
- favour
- taraf
- favour
- hediye sürpriz
- favour
- vermek
- favour
- (Kanun) taraf tutmak
- favour
- kabul etmek
- favour
- onaylamak
- less favoured area
- (Tarım) az tercih edilen bölge
- most favoured nation
- (Politika, Siyaset) en çok kayrılan ülke
- favor
- {f} lütfet
- favor
- bkz.favour
- favour
- desteklemek
- favour
- {f} lütfet
- favour
- kayırma
- favour
- iltimas
- favour
- yanında olmak
- favour
- yardım
- favour
- lehinde olmak
- favour
- onaylama
- favour
- {i} teveccüh
- favour
- iltimas etmek
- ill-favoured
- çirkin
- preferred
- {f} tercih et
Arkadaşlarımın çoğu İspanyolca yerine Almanca öğrenmeyi tercih etti.
- Many of my friends preferred to study German instead of Spanish.
Klas ve farklı olmak için Hawaii tişörtümü ve yeşil şortumu giymeyi tercih ettim, ama çabucak beyaz gömlek ve siyah pantolona alıştım.
- I preferred wearing my Hawaiian T-shirt and green shorts to be cool and different, but I quickly got used to the white shirt and black slacks.
- favor
- armağan
- favor
- leh
- hard favoured
- zor tercih
- preferred
- tercih edilmiş
- favor
- {i} taraftarlık [spor.]
- favor
- himaye
- favor
- {i} koruma
Eugenia yüzü temizlemek ve cildi korumak için en sevdiği yağları bizimle paylaştı.
- Eugenia shared with us her favorite oils for cleaning the face and protecting the skin.
- favor
- güleryüz gösterme
- favor
- kerem
- favor
- {i} (bir davete katılanlara verilen) ufak hediye
- favor
- bestow favors
- favor
- {f} tutmak
Tom'un en sevdiği şeylerden biri balık tutmaktır.
- One of Tom's favorite things to do is fishing.
- favor
- {f} yardımda bulunmak
- favor
- çehre
- favor
- {i} hediye (sürpriz)
- favor
- {f} 1. tarafını
- favor
- iltifat
- favor
- taraf tutma
- favor
- müsa
- favor
- himmet
- favor
- yüz
Alkollü içkileri her gün içmek istemiyordu. Fakat bira onun sevdiği içkisidir, bu yüzden o her gün alkolsüz bira içiyor.
- She didn't want to drink alcoholic drinks every day. However, beer is her favorite drink, so she drinks non-alcoholic beer every day.
Yüz, benim en sevdiğim sayıdır.
- One hundred is my favorite number.
- favor
- şeref nişanı
- favor
- yararlı bir yardım
- favor
- sima
- favor
- {f} şereflendirmek
- favor
- ufak hediye
- favor
- {f} kayırmak
- favor
- bkz
- favor
- {i} sevilme
- favor
- taraftarlık
- favour
- yardımda bulunmak
- favour
- şereflendirmek
- favour
- {i} hediye (sürpriz)
- favour
- i., f., İng., bak. favor
- favour
- {i} sevilme
- favour
- şeref nişanı
- favour
- dikkat göstermek
- favour
- benze/kayır/onayla
- favour
- {i} taraftarlık
- favour
- tutmak
- favour
- rozet/iltimas/onay
- favour
- {i} koruma
- favour
- benzemek
- favour
- {i} beğenilme
- favour
- {i} ayrıcalık
- ill favoured
- çirkin
- most favoured nation
- (Avrupa Birliği) (MFN) En Çok Kayrılan Ülke
- preferred
- {s} tercihli
- preferred
- {s} gözde
- preferred
- {s} öncelikli
Senin öncelikli dilin nedir?
- What's your preferred language?
- well favoured
- {s} yakışıklı