düzmek

listen to the pronunciation of düzmek
Türkisch - Englisch
knock off
prepare
to arrange, compose; to prepare, bring together
to arrange, to compose; to prepare; to make up, to invent" " uydurmak; to fuck, to screw, to lay
slang to rape
to invent (a story); to fake, forge
fuck [sl.]
{f} fuck
make up
concoct
arrange
(Argo) screw
compose
invent
düz
smooth

The opening statement went smoothly. - Açılış konuşması düzgünce gitti.

Mary smoothed her hair. - Mary saçını düzeltti.

düz
plain

Try to write in plain English. - Düz İngilizce ile yazmaya çalış.

Ms. Yamada translated the fascinating fairy tale into plain Japanese. - Bayan Yamada büyüleyici Japon masalını düz Japoncaya çevirdi.

düz
straight

Lidia has blonde straight hair. - Lidia'nın sarı düz saçları var.

I want to go straight. - Ben düz gitmek istiyorum.

düz
flat

The earth is round, not flat. - Dünya yuvarlaktır, düz değil.

He gave me a flat answer. - O bana düz bir cevap verdi.

düz
{s} even

Tom has been calling me regularly every evening. - Tom her akşam düzenli olarak beni arıyor.

Tom organized the event. - Tom etkinliği düzenledi.

düz
erect
düz
in plane
düz
(Tıp) planum
düz
glacé
düz
offset
düz
(Dilbilim) unrounded
düz
nonstriated
düz
clear-cut
düz
marble
düz
upright
düz
(Bilgisayar) solid
düz
(Tekstil) glace
düz
limit
düz
(Bilgisayar) regular

Washing your hands regularly is a good way to prevent catching some diseases. - Ellerinizi düzenli olarak yıkama bazı hastalıklara yakalanmayı önlemek için iyi bir yoldur.

There is no regular boat service to the island. - Adaya düzenli bir tekne servisi yoktur.

düz
(Otomotiv) flat base
düzme
sham
düz
flattened
düz
right

I can't think straight right now. - Şu anda düzgün düşünemiyorum.

Cheer up! Everything will soon be all right. - Neşelen! Her şey yakında düzene girecek.

düz
glabrous
düz
horizontal
düz
level

Her acting is on the level of a professional. - Onun oyunculuğu profesyonel düzeydedir.

I'm going to raise my English level. - İngilizce düzeyimi yükselteceğim.

düz
direct
düzme
spurious
düzme
pseudo
düz
levigate
düz
the plain
düz
straight through
düz
flat of
düz
straight on

Go straight on, and you will find the store. - Düz gidin ve mağazayı bulacaksınız.

düz
flatwise
düz
slick
düz
flatways
düz
a grape raki
düz
unflavoured Turkish rakı duziko
düz
plane

The sum of the angles of a triangle on a spherical plane is more than 180 degrees. - Küresel bir düzlemde bir üçgenin açılarının toplamı 180'den dereceden daha fazladır.

We were arguing on different planes to the last. - Biz farklı düzlemler üzerinde tartışıyorduk.

düz
flush

The toilet doesn't flush properly. - Tuvaletin sifonu düzgün çalışmıyor.

düz
platy
düz
form

Form a straight line! - Düz bir sıra oluşturun.

düz
rectus
düz
lank
düz
plat

He set the table with cups, saucers, plates and chargers. - O, masayı fincanlarla, çay bardağı tabaklarıyla, tabaklarla ve büyük düz tabaklarla donattı.

Where are the plates arranged? - Plakalar nerede düzenlenmiş?

düz
forehand
düz
running
düzme
arranging, composing; false, forged, fake, sham, spurious sahte, düzmece
düzme
arranging, arrangement; collecting, collection
düzme
false, fake; forged
düzme
phony
düzme
bogus
düzme
factitious
kılık kıyafeti düzmek
to renew one's wardrobe, fit oneself out with new clothes
mersiye düzmek
elegise
nevaleyi düzmek
to provide the food
nevaleyi düzmek
to get some food together, obtain some provisions
sandık düzmek
(for a young woman) to accumulate things for her hope chest
tüylerini düzmek
1. (for a bird) to preen. 2. (for a quadruped) to smooth its hair, coat, or fur. 3. to start to dress well, take on a smart appearance
çeyiz düzmek
to put together a trousseau
çulu düzmek/düzeltmek
1. to become well-dressed. 2. to become well-off
düzmek
Favoriten