aynı zamanda

listen to the pronunciation of aynı zamanda
Türkisch - Englisch
at the same time

Don't all speak at the same time. - Hepiniz aynı zamanda konuşmayın.

Tom goes to bed at the same time every night. - Tom her gece aynı zamanda yatmaya gider.

1. at the same time, simultaneously: Alp ve Aslan aynı zamanda doğdu. Alp and Aslan were born at the same time. 2. at the same time, yet, however, nevertheless: O hafta briç turnuvasına katıldı, aynı zamanda bütün sınavlarını büyük bir başarıyla verdi. That week he played in the bridge tournament, at the same time he passed all his exams with high marks
therewithal
while
as well

What I have learnt is not just the Chinese language, but something about the country itself as well. - Sadece Çince dilini değil ama aynı zamanda ülkenin kendisi hakkında da bir şeyler öğrendim.

That's the deepest part of the lake as well. - O aynı zamanda gölün en derin kısmı.

the while
syn-
yet
{f} too

It's not just Tom that has to study. I have to study, too. - Sadece Tom değil aynı zamanda ben de çalışmak zorundayım.

Not only are you wrong, but I am wrong too. - Sadece siz değil aynı zamanda ben de hatalıyım.

simultaneously

He is a scholar and a musician simultaneously. - O bir bilim adamı ve aynı zamanda bir müzisyen.

also

Not only you but I also was to blame. - Sadece sen değil aynı zamanda ben de suçlanacaktım.

Apart from English, he also teaches math. - İngilizcenin dışında, aynı zamanda matematik öğretir.

in the same time
at once

You can't do two things at once. - Aynı zamanda iki şeyi yapamazsın.

both

Tom and Mary were both talking at the same time. - Tom ve Mary her ikisi de aynı zamanda konuşuyordu.

You can't do both at the same time. - İkisini aynı zamanda yapamazsın.

but only
also of
therewith
syn
contemporaneously
aynı zamanda olan
simultaneous
aynı zamanda olma
simultaneity
aynı zamanda olmayan
asynchronous
aynı zamanda yaşamış olan kimse
contemporary
fakat aynı zamanda
but at the same time
aynı yerde aynı zamanda
at the same time, same place
aynı yerde aynı zamanda
same time same place
hepsi aynı zamanda
all in unison
Türkisch - Türkisch
Hem de, bununla birlikte
aynı zamanda
Favoriten