temelini

listen to the pronunciation of temelini
Türkçe - İngilizce
lay foundation
temel
basis

Compassion is the basis of all morality. - Merhamet tüm ahlakın temelini oluşturmaktadır.

Everything starts from the basis. - Her şey temelden başlar.

temel
foundation

A house is built on top of a solid foundation of cement. - Bir ev, çimentodan yapılmış sağlam bir temel üstüne inşa edilmiştir.

This house has a solid foundation. - Bu evin sağlam bir temeli vardır.

temel
{s} basic

Studies show that once the basic needs of shelter and food are met, additional wealth adds very little to happiness. - Araştırmalar, temel barınma ve gıda ihtiyaçları karşılanır karşılanmaz, ilave zenginliğin mutluluğa çok az şey kattığını gösteriyor.

Tom easily learned the basic rules of the game. - Tom oyunun temel kurallarını kolaylıkla öğrendi.

temel
base

Baseless speculations. - Temelsiz spekülasyonlar.

Nothing is more contemptible than respect based on fear. - Hiçbir şey korku temelli saygıdan daha aşağılık değil.

temelini bozmak
sap
temelini atmak
found
temelini oluşturmak
underlie
temel
essential

Gathering information is one of the essentials of travel. - Bilgi toplamak, gezinin temellerinden biridir.

Tom was essentially right. - Tom temel olarak haklıydı.

temel
fundamental

There is a fundamental difference between your opinion and mine. - Senin fikrinle benimki arasında temel bir fark vardır.

The government must make fundamental changes. - Hükümet temel değişiklikler yapmalı.

temel
{s} elementary

Education shall be free, at least in the elementary and fundamental stages. - Eğitim, en azından ilk ve temel aşamalarda parasızdır.

This is an elementary error of reasoning. - Bu akıl yürütme ile ilgili temel bir hatadır.

temel
{s} underlying

We still have to solve the underlying problem. - Biz hâlâ temel sorunu çözmek zorundayız.

temel
constitutive
temel
ground

The house burned to the ground. - Ev temele kadar yandı.

The party gained ground rapidly. - Parti hızla temel kazandı.

temel
bedrock
temel
{s} staple

Instant noodles are a staple among college students. - Anlık şehriyeler üniversite öğrencileri arasında temel bir yemektir.

Cassava is a drought-tolerant crop and consequently a major staple food for millions of people. - Manyok kuraklığa dayanıklı bir ekindir ve bu nedenle milyonlarca insan için önemli bir temel gıdadır.

temel
(Kanun) grounds
temel
parent
temel
foundation; basis; base; ground, groundwork; main, chief, basic, fundamental, principal, primary, elementary
temel
basics

These are the basics. - Bunlar temel öğelerdir.

You have to learn the basics first. - Önce temel öğeleri öğrenmelisin.

temel
(Bilgisayar) primitives
temel
radix
temel
bases
temel
hypostasis
temel
back drop
temel
abecederian
temel
ultimate

So ultimately, with Tatoeba we are only building the foundations… to make the Web a better place for language learning. - Yani sonuçta, Web'i dil öğrenmede daha iyi bir yer yapmak için biz Tatoeba ile sadece temelleri inşa ediyoruz.

temel
(Ticaret) structure
temel
precept
temel
primary

Electronic news media is our primary source of information. - Elektronik haber medya temel bilgi kaynağımızdır.

Honesty is the primary reason for his success. - Dürüstlük onun başarısı için temel nedendir.

temel
rudimentary
temel
profound
temel
mainstream
temel
primitive
temel
cornerstone

Freedom of speech is the cornerstone of democracy. - Konuşma özgürlüğü, demokrasinin temel taşıdır.

Make solidarity and equal rights the cornerstone of public policy. - Dayanışma ve eşit haklar kamu politikasının temel taşını oluşturur

temel
essential for
temel
(İnşaat) matrix
temel
central

Bravery is a central principle of Hanukkah. - Cesaret, Hanuka'nın temel bir ilkesidir.

temel
substruction
temel
socle
temel
fundament

The government must make fundamental changes. - Hükümet temel değişiklikler yapmalı.

There is a fundamental difference between your opinion and mine. - Senin fikrinle benimki arasında temel bir fark vardır.

temel
rudiments
temel
footing
temel
stereobate
temel
substructure
temel
keynote
temel
guiding
temel
baselined
temel
grounding
temel
basement
temel
baseline
temel
leading
temel
main

Marriage is the main cause of all divorces. - Bütün boşanmalarının temel nedeni evliliktir.

The main crop of Japan is rice. - Japonyanın temel ürünü pirinçtir.

temel
{i} backdrop
temel
simple
temel
foundational
temel
basic to
temel
bread-and-butter
temel
based

Don't discriminate against people based on nationality, gender, or occupation. - İnsanlara milliyet, cinsiyet veya meslek temelinde ayrımcılık yapmayın.

Nothing is more contemptible than respect based on fear. - Hiçbir şey korku temelli saygıdan daha aşağılık değil.

Temel
(isim) Foundation; basis; principal, chief
temel
bread and butter
temel
{i} abecedarian
temel
{i} groundwork
temel
{i} substratum
temel
{i} backbone
temel
{i} bottom

I need to get to the bottom of this. - Bunun temeline inmeliyim.

I'm getting to the bottom of this. - Bunun temeline iniyorum.

temel
{s} working
temel
ground form
temel
{i} pedestal
temel
{s} elemental
temel
{i} fortification
temel
{s} principal

The principal goal of NASA's Juno mission is to understand the origin and evolution of Jupiter. - NASA'nın Juno misyonunun temel hedefi Jüpiterin kökeni ve evrimini anlamaktır.

This is one of the principal arguments against your plan. - Bu, senin planına karşı temel argümanlardan biridir.

temel
{s} rudimental
temel
{i} root

We must get to the root of the problem. - Problemin temeline gitmeliyiz.

temel
bed
temel
{s} basal
temel
basic, fundamental
temel
grass roots
temel
hard pan
temel
corner stone
temel
(Hukuk) basic, foundation, fundamental
temel
basis; basic principle; ground, groundwork
temel
keystone
temel
rationale
temel
principal, chief, main, most important
temel
foundations

Weak foundations caused the house to subside. - Zayıf temeller evin çökmesine yol açtı.

So ultimately, with Tatoeba we are only building the foundations… to make the Web a better place for language learning. - Yani sonuçta, Web'i dil öğrenmede daha iyi bir yer yapmak için biz Tatoeba ile sadece temelleri inşa ediyoruz.

Türkçe - Türkçe

temelini teriminin Türkçe Türkçe sözlükte anlamı

temel
En önemli, belli başlı, ana, esas, asıl, baz: "Devletin temel kanununun adı Anayasa'dır."- B. Felek
temel
Bir şeyin gelişimi için gereken ilk ögeler: "Temelde sıradan bir Fransız vodviline dayanırdı oynadıkları oyun."- N. Cumalı
temel
Bu bölümleri yapmak için kazılan çukur
temel
Bir yapının toprak altında kalan ve yapıya dayanak olan duvar, taban vb. bölümlerinin tümü: "Evin temelleri sökülüyor gibi sarsılıyor."- H. E. Adıvar
Temel
çizgi
temel
Bir şeyin gelişimi için gereken ilk ögeler
temel
Bir yapının tabanını oturtmak için kazılan çukur
temel
En önemli, belli başlı, ana, esas, asıl, baz
temel
Bir yapının toprak altında kalan ve yapıya dayanak olan duvar, taban vb. bölümlerinin tümü
temel
En önemli, bellibaşlı
temelini